19637/05;43197/06;39164/07
WyrokETPCz2009-10-13ECLI:CE:ECHR:2009:1013JUD001963705
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania oraz postępowania karnego, a także brak skutecznego środka odwoławczego w kwestii legalności aresztu, naruszyły prawa skarżących wynikające z art. 5 ust. 3, art. 5 ust. 4 i art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji, uznając, że tymczasowe aresztowanie skarżących, trwające odpowiednio około 11 lat i ponad 9 lat, było nadmierne i nieuzasadnione, pomimo powagi zarzucanych przestępstw. W odniesieniu do art. 5 ust. 4, Trybunał podtrzymał swoje ugruntowane stanowisko, że turecki system prawny nie zapewnia skutecznego i kontradyktoryjnego środka odwoławczego w celu zakwestionowania legalności aresztu. Co do art. 6 ust. 1, Trybunał uznał, że postępowania karne, trwające podobnie długo, były zbyt przewlekłe, a złożoność sprawy ani rzekome zachowanie skarżących nie usprawiedliwiały tych opóźnień. Skarga dotycząca nieludzkiego traktowania została uznana za niedopuszczalną z powodu niewyczerpania krajowych środków odwoławczych.Stan faktyczny
Trzech obywateli Turcji, Barış İnan, Muhabbet Kurt i Azimet Ceyhan, zostało aresztowanych w latach 1998-2000 w związku z zarzutami dotyczącymi prób obalenia porządku konstytucyjnego (członkostwo w organizacji MLKP). Wszyscy trzej byli przetrzymywani w areszcie tymczasowym przez wiele lat (odpowiednio ok. 11 lat i ponad 9 lat), a ich sprawy karne nadal się toczyły w momencie wydania wyroku. Muhabbet Kurt twierdziła również, że była ofiarą gwałtu i złego traktowania w areszcie, jednak jej skarga w tej kwestii została uznana za niedopuszczalną z powodu niewyczerpania krajowych środków odwoławczych.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
- uznał za dopuszczalne skargi dotyczące prawa do procesu bez aresztu (wszyscy skarżący), braku skutecznego środka odwoławczego w kwestii legalności aresztu (drugi skarżący) oraz prawa do rzetelnego procesu w rozsądnym terminie (drugi i trzeci skarżący);
- uznał pozostałe części skarg za niedopuszczalne;
- stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji w odniesieniu do wszystkich trzech skarżących;
- stwierdził naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji w odniesieniu do drugiego skarżącego, Muhabbet Kurt;
- stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do drugiego i trzeciego skarżącego, Muhabbet Kurt i Azimet Ceyhan;
- zasądził zadośćuczynienie pieniężne za szkody niemajątkowe oraz zwrot kosztów i wydatków;
- odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
OF EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no. 19637/05, 43197/06 ve 39164/07)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 19637/05, 43197/06 ve 39164/07 no’lu davaların
nedeni Barıꢀ Đnan, Muhabbet Kurt ve Azimet Ceyhan adlı üç T.C. vatandaꢀının
(“baꢀvuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) sırasıyla 30 Mayıs 2005, 13
Ekim 2006 ve 27 Ağustos 2007 tarihlerinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları üç
baꢀvurudur.
Birinci baꢀvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından F.N. Ertekin, K.
Öztürk, T. Ayçık, Đ.C. Halavurt ve F. Kılıçgün tarafından, ikinci baꢀvuran ise Đstanbul Barosu
avukatlarından E. Kanar tarafından temsil edilmiꢀtir.
AĐHM, 17 Haziran 2008 tarihinde baꢀvuruların birleꢀtirilmesine, baꢀvuruların kısmen
kabuledilemez olarak ilan edilmesine ve baꢀvuranların tutuksuz yargılanma hakkı, ikinci
baꢀvuranın gözaltında tecavüze uğradığı iddiası, yine ikinci baꢀvuranın tutukluluğunun yasaya
uygunluğuna itiraz edebileceği etkili bir iç hukuk yolu bulunmayıꢀına iliꢀkin ꢀikâyeti ve ikinci
ve üçüncü baꢀvuranın makul bir süre içinde adil yargılanma hakkına iliꢀkin ꢀikâyetlerinin
Hükümete tebliğ edilmesine karar vermiꢀtir.
OLAYLAR
DAVA KOꢁULLARI
A. Barıꢀ Đnan tarafından yapılan 19637/05 no’lu baꢀvuru
Barıꢀ Đnan adlı baꢀvuran 1973 doğumlu Türk vatandaꢀıdır ve halen Kandıra F tipi
cezaevinde tutukludur. 8 Eylül 1998 tarihinde MLKP örgütüne yönelik olarak yapılan bir
polis operasyonunda yakalanmıꢀ, 14 Eylül 1998 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nde tek hakim tarafından tutuklanmasına karar verilmiꢀtir.
Đstanbul DGM savcısı, 18 Eylül 1998 tarihli iddianame ile baꢀvuranı eski TCK’nın
146/1 maddesine dayanarak, Anayasal düzeni bozmaya teꢀebbüsle suçlamıꢀtır.
Taraflarca sunulan bilgilere göre baꢀvuran hakkındaki ceza davası Đstanbul Ağır Ceza
Mahkemesi’nde derdest olup baꢀvuran halen tutuklu durumdadır. Birinci derece mahkemeleri
baꢀvuranın tutukluluk halini her duruꢀma sonunda, kendi gerek görmeleri ya da baꢀvuranın
talebi üzerine gözden geçirmiꢀler ancak dava dosyası ve delillerin durumu nedeniyle her
seferinde tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀlerdir.
B. Muhabbet Kurt tarafından yapılan 43197/06 no’lu baꢀvuru
Muhabbet Kurt adlı baꢀvuran 1978 doğumlu Türk vatandaꢀıdır ve halen Gebze
cezaevinde tutukludur. 8 Eylül 1998 tarihinde MLKP örgütüne yönelik olarak yapılan bir
polis operasyonunda yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır. Baꢀvuran gözaltı sırasında kötü
muameleye uğradığını, polis memurlarının kendisine tecavüz ettiğini iddia etmiꢀtir. Eylül 1998 tarihinde baꢀvuran baꢀka 11 kiꢀi ile birlikte Đstanbul Adli Tıp
Kurumu’nda doktor muayenesinden geçmiꢀ ve hiçbirinin vücudunda herhangi bir darp ve
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
cebir izine rastlanmadığı belirtilmiꢀtir. Aynı tarihte baꢀvuran Đstanbul DGM savcısına verdiği
ifadesinde gözaltındayken iꢀkence gördüğünü belirtmiꢀtir. Baꢀvuran daha sonra Đstanbul
DGM’deki tek hakimin kararı ile tutuklanmıꢀtır.
Đstanbul DGM savcısı, 18 Eylül 1998 tarihli iddianame ile baꢀvuranı eski TCK’nın
146/1 maddesine dayanarak, Anayasal düzeni bozmaya teꢀebbüsle suçlamıꢀtır.
Đstanbul DGM’de yapılan yargılamanın 8 Aralık 1999 tarihli duruꢀmasında baꢀvuran,
gözaltındayken tecavüze uğradığı iddiasını dile getirmiꢀ, DGM, savcılığın sözkonusu iddia
hakkında bir soruꢀturma baꢀlatmasını talep etmiꢀtir. 20 Aralık 1999 tarihinde Đstanbul DGM
Savcılığı görevsizlik kararı vererek soruꢀturma dosyasını Fatih Savcılığı’na göndermiꢀtir. Temmuz 2000 tarihinde Fatih Cumhuriyet Savcısı, delil yetersizliği nedeniyle iddiayla
ilgili takipsizlik kararı vermiꢀtir. Savcı, baꢀvuranın gözaltı süresi bitiminde yetkililere
baꢀvurmayıp ꢀikâyetini 8 Aralık 1999 tarihinde dile getirdiğini, ayrıca gözaltından çıkıꢀta
düzenlenen tıbbi raporların baꢀvuranın vücudunda herhangi bir ꢀiddet izine iꢀaret etmediğini
belirtmiꢀtir. Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5190 sayılı yasa ile devlet güvenlik
mahkemeleri kaldırılmıꢀ, baꢀvuran ve diğer sanıklar hakkındaki dava dosyası Đstanbul Ağır
Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiꢀtir. Temmuz ve 24 Ekim 2007 tarihli duruꢀmalarda baꢀvuran gözaltındayken baskı altında
alınan ifadelerinin delil olarak kabul edilebilirliği ve güvenilirliğine itiraz etmiꢀ, tecavüze
uğradığı iddiasını sürdürmüꢀ ve mahkemeden kötü muamele iddialarının soruꢀturulması için
savcılığa talimat verilmesini talep etmiꢀtir. Birinci derece mahkemesi, baꢀvuranın kötü
muamele iddiaları hakkında daha önce soruꢀturma yapılmıꢀ olması gerekçesiyle talebi
reddetmiꢀtir.
Taraflarca sunulan bilgilere göre baꢀvuran hakkındaki ceza davası Đstanbul Ağır Ceza
Mahkemesi’nde derdest olup baꢀvuran halen tutuklu durumdadır. Birinci derece mahkemeleri
baꢀvuranın tutukluluk halini her duruꢀma sonunda, kendi gerek görmeleri ya da baꢀvuranın
talebi üzerine gözden geçirmiꢀler ancak dava dosyası ve delillerin durumu nedeniyle her
seferinde tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀlerdir. Bir defasında baꢀvuran birinci
derece mahkemesinin tutukluluk kararına itiraz etmiꢀ, ancak itirazı inceleyen ağır ceza
mahkemesi 23 Ağustos 2006 tarihinde itirazı reddetmiꢀtir.
C. Azimet Ceyhan tarafından yapılan 39164/07 no’lu baꢀvuru
Azimet Ceyhan adlı baꢀvuran 1970 doğumlu Türk vatandaꢀıdır ve halen Kandıra F tipi
cezaevinde tutukludur. 2000 yılında eski TCK’nın 146/1 maddesine dayanarak, Anayasal
düzeni bozmaya teꢀebbüsle suçlanmıꢀ, 21 ꢁubat 2000 tarihinde yakalanmıꢀ ve çıkarıldığı
DGM’deki tek hakim tarafından tutukluluk kararı verilmiꢀtir.
Taraflarca sunulan bilgilere göre baꢀvuran hakkındaki ceza davası Đstanbul Ağır Ceza
Mahkemesi’nde derdest olup baꢀvuran halen tutuklu durumdadır. Birinci derece mahkemeleri
baꢀvuranın tutukluluk halini her duruꢀma sonunda, gerek görmeleri ya da baꢀvuranın talebi
üzerine gözden geçirmiꢀler ancak dava dosyası ve delillerin durumu nedeniyle her seferinde
tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀlerdir.
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Đkinci baꢀvuran Muhabbet Kurt AĐHS'nin 3. maddesine dayanarak gözaltındayken
tecavüze uğradığını iddia etmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın 3 Temmuz 2000 tarihli kararına
itiraz etmemiꢀ olması nedeniyle AĐHS'nin 35/1 maddesi bağlamında mevcut iç hukuk
yollarını tüketmediğini öne sürmüꢀtür. Alternatif olarak, yukarıda belirtilen kararın
baꢀvuranın kötü muamele iddialarına iliꢀkin nihai karar olması sebebiyle baꢀvuranın
sözkonusu karardan itibaren altı ay içinde AĐHM'ye baꢀvurmadığını savunmuꢀtur. Hükümet
ayrıca baꢀvuranın iddialarının, hiçbir delille desteklenmemiꢀ olması nedeniyle dayanaktan
yoksun olduğunu savunmuꢀtur.
Baꢀvuran cevaben, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin 4 Temmuz ve 24 Ekim 2007
tarihli duruꢀmalarında ifade veren tanıkların beyanlarının, iddialarını destekleyen deliller
olduğunu, yetkililerin bunları dikkate almadıklarını veya psikolojik muayene yapılmasını
talep etmediklerini belirtmiꢀtir. Ayrıca iddialarını Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin
dikkatine ancak 2007 yılında sunabildiği için AĐHM'ye baꢀvurusunu zamanında yaptığını
belirtmiꢀtir.
AĐHM öncelikle savcıların kovuꢀturmaya yer olmadığı kararlarına karꢀı yapılan
itirazların ilke olarak AĐHS'nin 35/1 maddesi bağlamında etkili ve eriꢀilebilir bir hukuk yolu
teꢀkil ettiğini hatırlatır (bkz. Nurettin Aldemir vd. – Türkiye, no. 32124/02, 32126/02,
32129/02, 32132/02, 32133/02, 32137/02 ve 32138/02; Hıdır Durmaz – Türkiye, no.
55913/00; Saraç – Türkiye, no. 35841/97; Nuray ꢁen – Türkiye, no. 41478/98). AĐHM mevcut
davada baꢀvuranın Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın 7 Temmuz 2000 tarihli kararına itirazda
bulunmayarak sözkonusu hukuk yolundan yararlanmadığını ve bu hukuk yoluna
baꢀvurmamasına neden olan herhangi bir koꢀul öne sürmediğini gözlemler. Gözaltına
alınmasından sonra baꢀvuranın içinde bulunduğu koꢀulların kendisini savunmasız, güçsüz ve
devlet görevlilerinin tavırlarından endiꢀe eden bir hale getirdiği farz edilse dahi (bkz. Đlhan –
Türkiye [BD], no. 22227/93) AĐHM, baꢀvuranın hakkındaki kovuꢀturma süresince bir avukat
tarafından temsil edildiğini ve temsilcisinin savcının kararına itirazda bulunabileceğine iꢀaret
eder.
AĐHM ayrıca, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde Temmuz ve Ekim 2007’de verdikleri
ifadelerinde baꢀvuran ve temsilcilerinin öncelikle gözaltındayken alınan ifadelerinin
güvenilirliğine ve bunların delil olarak kabul edilmesine itiraz ettiklerini ve baꢀvuranın
gözaltından çıktıktan sonra sıkıntılı olduğunu belirten tanık ifadelerine dayandığını kaydeder.
Ayrıca ağır ceza mahkemesi, daha önce zaten yapılmıꢀ olması nedeniyle baꢀvuranın yeni bir
soruꢀturma yapılması talebini reddederken, baꢀvuranın, elinde yeni deliller bulunması halinde
savcılığa baꢀvurabileceğini de belirtmiꢀ, ancak baꢀvuran bunu yapmamıꢀtır.
Bu nedenlerle AĐHM, baꢀvuranın 7 Temmuz 2000 tarihli karara itiraz etmeyerek ve yılında kötü muamele iddialarını ulusal yargıda takip etmeyerek iç hukukta kendisine
tanınmıꢀ yolları tüketmediği görüꢀündedir. Bu nedenle Hükümetin itirazını kabul eder.
Dolayısıyla baꢀvurunun bu kısmı AĐHS'nin 35/1 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
II. AĐHS’NĐN 5 VE 6. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Her üç baꢀvuran haklarında yürütülen yargılama süresince tutuklu kalmalarının
AĐHS'nin 5/3 maddesinde öngörülen “makul süre” ꢀartını aꢀtığını öne sürmüꢀlerdir. Đkinci
baꢀvuran ayrıca AĐHS'nin 5/4 maddesine dayanarak birinci derece mahkemesinin tutukluluk
kararlarının hukuka uygunluğuna itiraz edebilecekleri etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını
savunmuꢀtur. Đkinci ve üçüncü baꢀvuranlar ayrıca haklarında yürütülen yargılamanın süresine
iliꢀkin olarak AĐHS'nin 6/1 maddesini dile getirmiꢀlerdir.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet sözkonusu ꢀikâyetlerin AĐHS'nin 35/1 maddesinde öngörüldüğü üzere, iç
hukuk yollarının tüketilmemiꢀ olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini belirtmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranların 466 sayılı “Kanun Dıꢀı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere
Tazminat Verilmesine Đliꢀkin Kanun” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141.
madde hükümleri uyarınca tazminat talep edebileceklerini savunmuꢀtur.
Baꢀvuranlar sözkonusu çarelerin mevcudiyet ve etkililiğine itiraz etmiꢀtir.
AĐHM benzer davalarda Hükümetin ön itirazını inceleyip reddetmiꢀtir (bkz. örneğin
Bayam – Türkiye, no. 26896/02; Barıꢀ – Türkiye, no. 26170/03). AĐHM sözkonusu davada bu
içtihadından ayrılmasını gerektirecek özel koꢀullar tespit etmemiꢀtir. Dolayısıyla Hükümetin
itirazını reddetmekte ve sözkonusu ꢀikâyetleri kabuledilebilir olduğunu tespit etmektedir.
B. Esas
1. AĐHS'nin 5/3 maddesi
Hükümet, baꢀvuranların tutukluluk sürelerinin makul olduğunu savunmuꢀtur. Özellikle
isnat edilen suçun ciddiyeti, kaçma tehlikesi ve davanın özel koꢀullarının tutukluluk halinin
devamının haklı gerekçeleri olduğunu ifade etmiꢀtir.
Baꢀvuranlar iddialarında ısrarcı olmuꢀtur.
AĐHM mevcut davada birinci ve ikinci baꢀvuranların tutukluluklarının gözaltına
alındıkları 8 Eylül 1998 tarihinde baꢀlayıp halen sürdüğünü gözlemler. Dolayısıyla
tutuklulukları yaklaꢀık 11 yıl sürmüꢀtür. Üçüncü baꢀvuranın tutukluluğu, yakalandığı 21
ꢁubat 2000 tarihinde baꢀlayıp halen devam etmektedir. Dolayısıyla 9 yıl 7 ayı aꢀkın süredir
tutuklu bulunmaktadır.
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AĐHS'nin
5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. örneğin Dereci – Türkiye, no. 77845/01;
Atıcı – Türkiye (no. 1), no. 19735/02; Çarkçı – Türkiye, no. 7940/05). Tarafına sunulan tüm
delilleri inceleyen AĐHM, somut davalarda farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici
hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Konu ile ilgili
içtihadını dikkate alarak baꢀvuranların tutukluluk sürelerinin aꢀırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3
maddesine uymadığı görüꢀündedir. Bu nedenle AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. AĐHS'nin 5/4 maddesi
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
Hükümet, tutukluluk durumuna itiraz edebileceği bir iç hukuk yolu bulunması nedeniyle
ikinci baꢀvuranın bu hükme dayalı ꢀikâyetinin temelden yoksun olduğunu ifade etmiꢀtir.
Baꢀvuran, iddiasında ısrarcı olmuꢀtur.
AĐHM, Türk hukuk sisteminin gerçek anlamda çekiꢀmeli ya da makul baꢀarı ꢀansı sunan
bir usul sağlamadığı yönündeki sabit içtihadını dikkate alır (bkz. örneğin Koꢀti vd., no.
74321/01; Bağrıyanık – Türkiye, no. 43256/04; Doğan Yalçın – Türkiye, no. 15041/03).
Somut davada sözkonusu tespitten sapmasını gerektiren özel bir gerekçe bulunmamaktadır.
Dolayısıyla ikinci baꢀvuran açısından da AĐHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğini tespit
etmiꢀtir.
3. AĐHS'nin 6/1 maddesi
Hükümet, mevcut dava koꢀullarında yargılama süresinin makul olarak değerlendirilmesi
gerektiğini savunmuꢀtur. Bu bağlamda terörle ilgili suçlardan yargılanan sanıkların sayısına
dikkat çekmiꢀtir. Hükümet ayrıca üçüncü baꢀvuran ve temsilcisinin bazı duruꢀmalara
katılmayarak yargılamanın uzamasına neden olduğunu belirtmiꢀtir. Son olarak yargılamada
yetkililere atfedilebilecek bir gecikme yaꢀanmadığını savunmuꢀtur.
Đkinci ve üçüncü baꢀvuranlar iddialarında ısrarcı olmuꢀtur.
Dikkate alınması gereken süreler, her ikisi de tek aꢀamalı yargıda olmak üzere; ikinci
baꢀvuran için yaklaꢀık 11 yıl, üçüncü baꢀvuran için ise 9 yıl 7 aydır. AĐHM, somut
baꢀvurulardakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AĐHS’nin 6/1 maddesinin
ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. örneğin, Sertkaya – Türkiye, no. 77113/01; Hasan Döner –
Türkiye, no. 53546/99; Uysal ve Osal – Türkiye, no. 1206/03). Mevcut davada AĐHM, ne
davanın karmaꢀıklığı ne de üçüncü baꢀvuranın iddia edilen tutumunun yargılamanın
yürütülmesindeki gecikmeleri açıklamaya yeteceği görüꢀündedir. Dolayısıyla AĐHM
yukarıdaki belirtilen davalardaki tespitlerinden ayrılmak için gerekçe görememektedir.
Dolayısıyla ikinci ve üçüncü baꢀvuranlar hakkında yürütülen yargılama süresinin aꢀırı
oluꢀu nedeniyle AĐHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Birinci baꢀvuran 34,400 Euro maddi, 30,000 Euro manevi tazminat ödenmesi talebinde
bulunmuꢀtur. Đkinci baꢀvuran 90,000 TL (yaklaꢀık 41,200 Euro) maddi, 100,000 TL manevi
tazminat ödenmesi talebinde bulunmuꢀtur. Son olarak üçüncü baꢀvuran 20,000 Euro maddi,
10,000 Euro manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuꢀtur.
Hükümet taleplere itiraz etmiꢀtir.
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
AĐHM, tespit edilen ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı
kuramamaktadır; bu nedenle talepleri reddeder. Ancak hakkaniyete uygun bir
değerlendirmeyle birinci baꢀvurana 9,000 Euro, ikinci baꢀvurana 13,500 Euro manevi
tazminat ödenmesini uygun bulmaktadır. AĐHM, üçüncü baꢀvurana ise aynı baꢀlık altında
talep ettiği miktarın tamamının ödenmesine hükmeder.
Ayrıca, taraflarca sunulan bilgilere göre baꢀvuranlar hakkında yürütülen yargılama halen
devam etmekte ve baꢀvuranlar hala tutuklu bulunmaktadır. Bu koꢀullar altında AĐHM, tespit
edilen ihlallere son verilmesinin uygun bir yolunun, adaletin düzgün iꢀletilmesinin gerekleri
dikkate alınarak baꢀvuranlar hakkında devam eden yargılamanın mümkün olan en ivedi
ꢀekilde sonuçlandırılması ve/veya baꢀvuranların sözkonusu yargılamada karar verilene kadar
tahliye edilmesi olacağı kanaatindedir (bkz. Mehmet Ali Çelik – Türkiye, no. 42296/07;
Yakıꢀan – Türkiye, no. 11339/03; Batmaz – Türkiye, no. 34497/06).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Birinci baꢀvuran ulusal mahkemeler önündeki masraf ve giderlere karꢀılık olarak 420
Euro, AĐHM önündeki masraf ve giderler için ise 8,479 Euro ödenmesini talep etmiꢀtir.
Baꢀvuran, taleplerini desteklemek üzere, avukatına kendisini AĐHM önünde temsil etmesi için
2,596 YTL (1,230 Euro) ödediğini gösteren bir makbuz ibraz etmiꢀtir. Ayrıca avukatlarıyla
imzaladığı, baꢀvuranın AĐHM tarafından hükmedilen tazminat miktarının % 25’ini
avukatlarına ödeyeceğinin belirtildiği bir avukatlık ücret sözleꢀmesi ibraz etmiꢀtir. Birinci
baꢀvuran son olarak posta ve tercüme masraflarına ait makbuzlar ibraz etmiꢀtir. Đkinci
baꢀvuran ulusal mahkemeler önündeki masraf ve giderler için 12,190 Euro, AĐHM önündeki
masraf ve giderler için 8,000 Euro talep etmiꢀ, ancak taleplerini desteklemek üzere belge ibraz
etmemiꢀtir. Üçüncü baꢀvuran tercüme giderleri için 47 YTL (24 Euro) talep etmiꢀ ve talebini
desteklemek üzere bir makbuz ibraz etmiꢀtir.
Hükümet taleplere itiraz etmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.
Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AĐHM,
ulusal yargılamadaki masraf ve giderlere iliꢀkin talebi reddeder. AĐHM önündeki masraf ve
harcamalar için birinci baꢀvurana 1,500 Euro, üçüncü baꢀvurana 24 Euro ödenmesini uygun
bulmaktadır. AĐHM son olarak ikinci baꢀvuranın bu baꢀlık altındaki taleplerini, belge
bulunmaması nedeniyle reddeder.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine
uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiꢀtir.
ĐNAN VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE KARARI
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Aꢀağıdaki ꢀikâyetlerin kabuledilebilir olduğuna:
-
-
baꢀvuranların tümünün tutuksuz yargılanma hakkına iliꢀkin ꢀikâyeti,
ikinci baꢀvuranın tutukluluğunun yasaya uygunluğuna itiraz edebileceği etkili bir iç
hukuk yolu bulunmayıꢀına iliꢀkin ꢀikâyeti,
-
ikinci ve üçüncü baꢀvuranın makul bir süre içinde adil yargılanma hakkına iliꢀkin
ꢀikâyeti;
2. Baꢀvuruların kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. Her üç baꢀvuran açısından AĐHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
4. Đkinci baꢀvuran Muhabbet Kurt açısından AĐHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;
5. Đkinci ve üçüncü baꢀvuranlar Muhabbet Kurt ve Azimet Ceyhan açısından AĐHS'nin 6/1
maddesinin ihlal edildiğine;
6. (a) Savunmacı devletin baꢀvuranlara, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına
çevrilmek üzere:
(i) Barıꢀ Đnan’a 9,000 (dokuz bin) Euro manevi tazminat;
(ii) Muhabbet Kurt’a 13,500 (on üç bin beꢀ yüz) Euro manevi tazminat;
(iii) Azimet Ceyhan’a 10,000 (on bin) Euro manevi tazminat;
(iv) Barıꢀ Đnan’a 1,500 (bin beꢀ yüz) Euro yargılama masraf ve giderleri;
(v) Azimet Ceyhan’a 24 (yirmi dört) Euro yargılama masraf ve giderleri;
(vi) bu miktarlara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
7. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları uyarınca 13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 22.07.2026. · Źródło