19914/03

WyrokETPCz2009-06-16ECLI:CE:ECHR:2009:0616JUD001991403

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak pomocy prawnej w trakcie zatrzymania oraz nieujawnienie opinii prokuratora w postępowaniu odwoławczym naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 i 3 lit. c Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 i 3 lit. c Konwencji, odwołując się do swoich wcześniejszych wyroków w sprawach Salduz i Göç. W odniesieniu do braku pomocy prawnej w trakcie zatrzymania, Trybunał przypomniał, że osoby oskarżone o przestępstwa wchodzące w zakres jurysdykcji Państwowych Sądów Bezpieczeństwa nie miały prawa do pomocy prawnej w areszcie, co czyniło skorzystanie z tego prawa prawnie niemożliwym. Co do nieujawnienia opinii prokuratora, Trybunał powtórzył, że takie działanie narusza prawo do rzetelnego procesu. Rząd nie przedstawił żadnych przekonujących argumentów, które uzasadniałyby odmienne rozstrzygnięcie w niniejszej sprawie.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Tahir Güçler i Kasım Aslım, zostali zatrzymani 26 marca 2000 r. i skazani przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa 21 marca 2002 r. na karę pozbawienia wolności za członkostwo w zbrojnej organizacji Hizbullah. Sąd oparł swój wyrok m.in. na zeznaniach skarżących złożonych na policji w trakcie zatrzymania. 7 października 2002 r. Sąd Kasacyjny utrzymał wyrok w mocy, nie doręczając skarżącym pisemnej opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 i 3 lit. c Konwencji. 3. Zasądza każdemu ze skarżących po 1000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami ustawowymi za opóźnienie. 4. Oddala wszelkie pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   GÜLÇER ve ASLIM -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:19914/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Haziran 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (19914/03) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀları) Mehmet Tahir Güçler ve Kasım Aslım’ın (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne 2 Nisan 2003 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına   iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ   oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Özbekli tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Mart 2000 tarihinde, baꢀvuranlar yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. 21 Mart 2002 tarihli   bir kararla Devlet Güvenlik Mahkemesi, silahlı bir örgüt olan Hizbullah’a üye olmaktan   baꢀvuranları hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. Mahkeme, kararını verirken, diğerleri   meyanında baꢀvuranların gözaltı sırasında polis tarafından alınan ifadelerini de dikkate   almıꢀtır. 7 Ekim 2002 tarihli bir kararla, Yargıtay, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın yazılı   görüꢀü baꢀvuranlara tebliğ edilmeden itiraz edilen kararı onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, gözaltı sırasında avukat yardımından faydalanamamaktan ꢀikayetçidirler. Ayrıca   baꢀvuranlar, Yargıtay Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmemesinden de ꢀikayetçidirler.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı ve 3. paragrafının c)   bendi kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet’e göre, Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Yargıtay önündeki yargılama sırasında   avukat tarafından temsil edilmeleri nedeniyle baꢀvuranların adil yargılanma hakkı ihlal   edilmemiꢀtir.   AĐHM, Salduz kararında bu konuyu inceleme imkanı bulduğunu hatırlatmaktadır. Đꢀbu dava   çerçevesinde hiçbir ꢀey sözkonusu karardan farklı hareket etmeyi gerekli kılmamaktadır.   Ayrıca Hükümet, yakalanma tutanaklarına göre baꢀvuranların avukat yardımından yararlanma   isteklerini beyan etmediklerini savunmaktadır.   AĐHM, 18 Kasım 1992 tarihli 3842 sayılı yasanın 31. maddesi uyarınca Devlet Güvenlik   Mahkemeleri’nin yetki alanına giren suçları iꢀlemekle suçlanan kiꢀilerin gözaltında avukat   yardımı haklarının bulunmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla, ilgili haktan yararlanma   yasal olarak imkansızdır.   Bu gerekçelerden dolayı, AĐHM, Hükümet’in iddialarını reddetmektedir. AĐHM, baꢀvuruya   iliꢀkin olarak hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit edememektedir. Dolayısıyla baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   AĐHM, baꢀvuranların sunmuꢀ olduğu ꢀikayete benzer ꢀikayetleri daha önce incelediğini ve   Yargıtay Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin   (sözü edilen Göç) ve baꢀvuranların gözaltı sırasında avukat yardımından yoksun   bırakılmalarına iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin (sözü edilen Salduz) ihlal edildiği   sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır. AĐHM, iꢀbu davayı incelemiꢀ ve mevcut davada   Hükümet’in farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına   kanaat getirmiꢀtir.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 ve 6/3 c) maddesi ihlal edilmiꢀtir.   AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanmasına iliꢀkin olarak, baꢀvuranlar, maruz kaldıkları maddi   ve manevi zarar için 40.000 Euro talep etmektedirler. Yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin   olarak ise baꢀvuranlar hiçbir talepte bulunmamaktadırlar.   AĐHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte   ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Manevi tazminata iliꢀkin olarak ise AĐHM, baꢀvuranların   her birine 1.000 Euro yani toplamda 2.000 Euro ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ve 3. paragrafının c) bendinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü   vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvuranların her birine 1.000   Euro manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Fransızca olarak hazırlanan iꢀbu karar,16 Haziran 2009 tarihinde Strazburg’da Đnsan Hakları   Mahkemesi’nde karara bağlanmıꢀtır.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło