20400/03

WyrokETPCz2008-02-21ECLI:CE:ECHR:2008:0221JUD002040003

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy odmowa przyznania pomocy prawnej w postępowaniu cywilnym, skutkująca oddaleniem pozwu, naruszyła prawo dostępu do sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że prawo dostępu do sądu, choć nie jest absolutne i może podlegać ograniczeniom, wymaga, aby te ograniczenia były proporcjonalne i służyły uzasadnionemu celowi. W niniejszej sprawie, mimo że lokalny organ administracyjny uznał skarżącego za osobę ubogą, sąd krajowy ostatecznie odmówił mu pomocy prawnej bez uzasadnienia, żądając opłat sądowych w wysokości przekraczającej miesięczne minimalne wynagrodzenie. Trybunał uznał, że turecki system pomocy prawnej nie zapewniał wystarczających gwarancji proceduralnych, ponieważ decyzje o odmowie pomocy prawnej były ostateczne i nie podlegały odwołaniu, co pozbawiło skarżącego realnej możliwości dochodzenia swoich praw przed sądem. W konsekwencji, państwo przekroczyło swój margines oceny w regulowaniu prawa dostępu do sądu.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Hüsni Tunç, kucharz w Ministerstwie Edukacji Narodowej, w 1999 roku stracił palec w wypadku przy pracy. W 2002 roku wniósł pozew o odszkodowanie przeciwko Ministerstwu, jednocześnie ubiegając się o pomoc prawną. Początkowo sąd tymczasowo przyznał pomoc, jednak później ją cofnął, żądając od skarżącego uiszczenia opłat sądowych w wysokości 239 euro, mimo że lokalny organ administracyjny potwierdził jego ubóstwo. Wobec nieuiszczenia opłat, sąd oddalił jego pozew.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania zarzutu naruszenia art. 13 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 1500 euro tytułem kosztów i wydatków. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   TUNÇ -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:20400/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   ꢁubat 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (20400/03) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Mehmet Hüsni Tunç’un (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Haziran   tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Batman Barosu avukatlarından S. Toğluk ve C. Konakçı tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1963 doğumludur ve Batman’da ikamet etmektedir.   Haziran 1999 tarihinde, Batman’da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde aꢀçı olan baꢀvuranın   arızalı kıyma makinesi kullanırken orta parmağı kopmuꢀtur.   Ocak 2002 tarihinde, bir avukat tarafından temsil edilen baꢀvuran, iꢀ kazası nedeniyle,   Batman Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Milli Eğitim Bakanlığı hakkında tazminat davası   açmıꢀtır. Baꢀvuran ayrıca geliri olmadığından dolayı da adli yardım talebinde bulunmuꢀtur.   Hükümet’e göre, hakim, baꢀvuranın ekonomik ve sosyal durumu hakkında yürütülen   soruꢀturmayı beklerken, geçici olarak baꢀvuranın adli yardım talebini kabul etmiꢀtir.   ꢁubat 2002 tarihinde, baꢀvuranın sosyal ve ekonomik durumu hakkında yürütülen   soruꢀturma raporu, baꢀvuranın ev sahibi olduğunu, evli ve altı çocuk babası olduğunu,   ihtiyaçlarını kendi imkanları ile sağladığını, ancak, hiçbir gelirinin olmadığını göstermiꢀtir.   Dosyada aynı zamanda muhtarlıktan tarafından verilen fakirlik belgesi de bulunmaktadır.   Aralık 2002 tarihli duruꢀmada, mahkemenin oluꢀumunda değiꢀiklik olması nedeniyle   önceki tutanaklar okunmuꢀtur; mahkeme, baꢀvuranın sosyal ve ekonomik durumu hakkında   yürütülen soruꢀturma temelinde baꢀvurana adli yardım yapılması kararını iptal etmiꢀtir.   Ocak 2003 tarihli bir karar ile Batman Đl Đdare Kurulu, bu bağlamda yürütülen   soruꢀturmanın ardından ve baꢀvuranın mali durumunu göz önüne alarak, baꢀvuranın yoksul   olduğuna karar vermiꢀtir.   ꢁubat 2003 tarihli duruꢀmada, baꢀvuran, mahkemeye Đl Đdare Kurulu’nun kararını sunmuꢀ   ve mahkemeden, kendisine adli yardım yapılmasını reddeden kararını yeniden incelemesini   talep etmiꢀtir. Mahkeme, gerekçe göstermeksizin baꢀvuranın talebini reddetmiꢀ ve   baꢀvuranın, yargılama masraflarına tekabül eden 405.000.000 TL’yi (yaklaꢀık 239 Euro)   ödemesine karar vermiꢀtir.   Nisan 2003 tarihli bir karar ile Batman Asliye Hukuk Mahkemesi, baꢀvuranın, açıklanan   masrafları ödemediğini tespit etmiꢀ ve baꢀvuranın dava dilekçesini reddetmiꢀtir. Bu karar, 8   Nisan 2004 tarihinde kesin hüküm haline gelmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, adli yardım talebinin Batman Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilmesinin   AĐHS’nin 6/1. maddesince öngörülen mahkemeye eriꢀim hakkını ihlal ettiğini ileri   sürmektedir.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, baꢀvuranın, 18 Nisan 2003 tarihli Batman Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararına   Yargıtay nezdinde itiraz etmemesi nedeniyle iç hukuk yolları tüketilmediğinden   kabuledilemezliğe dair itirazını sunmuꢀtur.   AĐHM, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 469. maddesi uyarınca, adli yardım   yapılması ya da yapılmaması kararının nihai olduğunu tespit etmektedir. O halde AĐHM,   baꢀvuranın temyize baꢀvuracak durumda olmadığını belirtmektedir. Bu durumda AĐHM,   Hükümet’in itirazını reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Hükümet, hakimin, adli yardım yapılmasına karar vermesi yönünde bir zorunluluğun   bulunmadığını hatırlatmaktadır. Hakim, baꢀvuranın sağlık durumu gibi kanıt unsurlarını ve   dosyada bulunan diğer unsurları incelemesinin ardından, kararını vermektedir. Hükümet,   baꢀvuranın adli yardım talebinin reddedilmesinin, baꢀvuranın mahkemeye eriꢀim hakkını ihlal   etmediğini belirtmektedir. Hükümet’e göre, baꢀvuran, yaralanmasının sorumluları hakkında   ceza davası açma imkanına da sahipti. Bu durumda, baꢀvuran, yargılama masraflarından   sorumlu tutulmazdı.   Hükümet, ayrıca hiçbir ücret almadan bir kiꢀiye yardımda bulunan her avukatın bu durumdan   Baro’yu bilgilendirmesi gerektiğini ancak mevcut davada böyle bir durumun sözkonusu   olmadığını belirtmektedir. Hükümet, bu durumdan, baꢀvuranın avukatlık ücretini ödemek için   yeterli geliri olduğu o halde baꢀvuranın mahkeme masraflarını da ödeyebildiği sonucuna   ulaꢀmaktadır. Son olarak Hükümet, AĐHM, yerleꢀik içtihadı uyarınca davacının yoksulluğunu   kanıtlaması gerektiğini belirtmektedir. Hükümet’e göre, muhtar tarafından verilen fakirlik   belgesi yeterli değildir.   Baꢀvuran, Hükümet’in argümanlarına itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.   AĐHM, mahkemeye eriꢀim hakkının mutlak olmadığını ve zımnen kabul edilmiꢀ bazı   sınırlamalara tabi olabileceğini zira eriꢀim hakkının doğası gereği, devlet tarafından bir   düzenleme gerektirdiğini hatırlatmaktadır. AĐHS’nin 6/1. maddesi davacıların medeni hak ve   yükümlülüklerine iliꢀkin kararlar hakkında mahkemeye eriꢀim hakkını etkin bir biçimde   güvence altına almakta ise de bu hususta kullanılacak araçların seçimini devlete bırakır.   Ancak, Sözleꢀmeye taraf olan devletler, bu konuda belli bir takdir payına sahip olsalar da   AĐHS’nin gereklerine riayet edilip edilmediğine dair son karar AĐHM’ye aittir (Airey-Đrlanda,   Ekim 1979 tarihli karar ve Z ve diğerleri-Birleꢀik Krallık, baꢀvuru no: 29392/95).   Mahkemeye eriꢀim hakkı, davacının mahkemeye eriꢀim hakkının özüne halel getirecek   ꢀekilde ve düzeyde sınırlandırılamaz. Mahkemeye eriꢀim hakkına getirilen kısıtlama, meꢀru   bir amaç taꢀıdığı ve kullanılan araçlarla amaç arasında makul bir orantılılık iliꢀkisi mevcut   olduğu sürece, AĐHS’nin 6/1. maddesine uygun düꢀer (Bellet-Fransa, 4 Aralık 1995 tarihli   karar).   Sözkonusu sınırlama maddi nitelikli olabilir (Kreuz-Polonya, baꢀvuru no: 28249/95). AĐHM,   sadece adaletin iyi ꢀekilde tecelli etmesi menfaatinin, bir kiꢀinin mahkemeye eriꢀim hakkına   maddi kısıtlamalar getirilmesini haklı kılabileceğini hiçbir zaman göz ardı etmemiꢀtir   (Tolstoy-Miloslavsky- Birleꢀik Krallık, 13 Temmuz 1995 tarihli karar). Hukuk mahkemelerine   yapılan taleplere iliꢀkin masrafların ödenmesinin istenmesi, AĐHS’nin 6/1. maddesi anlamında   mahkemeye eriꢀim hakkının sınırlaması olarak kabul edilemez (Kreuz ve sözü edilen Mehmet   ve Suna Yiğit).   Bununla birlikte, baꢀvuranın ödeme gücü dahil, bir davanın özel koꢀulları ıꢀığında   değerlendirilen masrafların tutarı ve sözkonusu sınırlamayı gerektiren yargılama safhası,   ilgilinin, mahkemeye eriꢀim hakkından yararlanıp yararlanmadığının ve “davasının bir   mahkeme tarafından görülüp görülmediğinin” belirlenmesinde dikkate alınacak etkenlerdir   (Kreuz, Weissman ve diğerleri- Romanya, baꢀvuru no: 63945/00, Iorga-Romanya, baꢀvuru no:   4227/02, 25 Ocak 2007 ve Bakan).   Mevcut davada AĐHM, ilk baꢀta hakimin, baꢀvuranın durumunun incelenmesi kaydıyla   baꢀvurana geçici olarak adli yardım yapılmasını kabul ettiğini gözlemlemektedir. Bu karar,   yetkili mahkeme tarafından baꢀvuranın davasının incelenmesi ile sonuçlanmıꢀtır. Ancak ikinci   aꢀamada, yargılama masraflarının ödenmemesi, Asliye Hukuk Mahkemesi’ni baꢀvuranın   talebinin kabul edilmez olduğu yönünde düꢀünmeye sevk etmiꢀtir. Böylece ilk derece   mahkemesi önündeki yargılamanın ilk safhasına kısıtlama getirilmektedir. AĐHM, asgari   ücret, 181 Euro civarında iken açıklanan yargılama masraflarının tutarının 239 Euro olduğunu   not etmektedir. Dosyada bulunan unsurlara göre, baꢀvuranın herhangi bir geçim kaynağı   mevcut değildi.   AĐHM, devletin kamu kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım   yapmak istemesinin meꢀru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Bununla birlikte, Hükümet’in   savunduğunun aksine, dava olaylarından, Batman Đl Đdare Kurulu’nun, baꢀvuranın mali   durumunu ve bu bağlamda yürütülen soruꢀturmayı göz önüne alarak, baꢀvuranın yoksul   olduğuna karar verdiği sonucu çıkmaktadır. Batman Đl Đdare Kurulu kararından, baꢀvuranın   yoksul olduğu sonucu çıkmasına rağmen baꢀvuranın adli yardım talebinin reddinin hiçbir   ꢀekilde gerekçelendirilmediğini tespit etmek gerekmektedir. Bu bağlamda AĐHM, Türk   yasama erki tarafından yürürlüğe konan adli yardım sisteminin, yargılanabilir kiꢀileri   keyfilikten koruyacak nitelikte yargılamaya iliꢀkin gerekli tüm güvenceleri sunmadığını   belirtmektedir. Bu görevin adli makamlara, daha açık olarak asıl talep üzerinde karar vermek   için toplanan mahkemeye tevdi edildiği doğruysa da Türk hukuku, talebin yerindeliği   hususunda mahkemelerin takdirine itiraz imkanı sunmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Usulü   Kanunu’nun 469. maddesinin hükümlerine göre, adli yardım talebine iliꢀkin karar nihaidir ve   temyize konu olamaz. Bu nedenle, adli yardım talebi taraflarca yargılama esnasında sunulan   yazılı belgeler temelinde yapılan tek bir incelemenin konusu olmaktadır. Taraflar, duruꢀma   sırasında muhtemelen dinlenmemektedir ve itirazlarını sunma imkanına sahip değillerdir   (sözü edilen Balkan).   Bu durumda AĐHM, adli yardım talebinin reddinin, baꢀvuranı, davasının bir mahkeme   tarafından görülmesi imkanından tamamen yoksun bıraktığını tespit etmektedir.   Dava koꢀullarının tamamını dikkate alarak AĐHM, baꢀvuranın, Batman Asliye Hukuk   Mahkemesi nezdinde, somut ve etkili bir ꢀekilde mahkemeye eriꢀim hakkından   yararlanamadığı sonucuna varmıꢀtır. Böylece Devlet, AĐHS’nin 6/1. maddesinin gereklerine   uygun olarak mahkemeye eriꢀim hakkını düzenleme yükümlülüklerini yerine getirmemiꢀtir ve   bu alanda kendisine tanınan takdir payını aꢀmıꢀtır.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1. maddesi kapsamındaki ꢀikayetini sunmak için iç hukukta baꢀvuru   yolunun bulunmadığını ileri sürmektedir. Baꢀvuran, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta   bulunmaktadır.   Hükümet, bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin, yukarıda geçen ꢀikayetle ilgili olduğunu ve kabuledilebilir   nitelikte olduğunu belirtmektedir.   AĐHS’nin 6/1. maddesi ile ilgili tespiti göz önüne alarak AĐHM, mevcut davada ihlal edilmiꢀ   olsa dahi sözkonusu hükmün ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir (Bakan ve   Mehmet ve Suna Yiğit).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASU HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, maruz kaldığı maddi ve manevi zararlar için hiçbir talepte bulunmamıꢀtır. Bu   nedenle AĐHM, baꢀvurana bu bağlamda ödeme yapılmasına gerek olmadığı kanaatindedir.   AĐHS’nin 6/1. maddesine aykırı olarak, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle bir   baꢀvuranın, mahkemeye eriꢀim hakkından yararlanmadığı sonucuna ulaꢀtığında, AĐHM, tespit   edilen ihlalin telafi edilmesi için prensip olarak en uygun yolun, ilgilinin isteği üzerine, yeni   bir dava açılması ya da yargılamanın yeniden yapılması olacağı kanaatindedir (Mehmet ve   Suna Yiğit).   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri   için 3.443,50 YTL talep etmektedir. Baꢀvuran, avukatlık ücret sözleꢀmesini, ücret makbuzunu   ve çeviri masraflarının bir suretini belge olarak sunmaktadır.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini   gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu sürece elde edebilir. Mevcut   davada, sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AĐHM, tüm   masraflar için baꢀvurana 1.500 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 13. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetin ayrı olarak incelenmesine gerek   olmadığına;   4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana yargılama   masraf ve giderleri için 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro) ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 21 ꢁubat 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło