20583/02

WyrokETPCz2007-11-29ECLI:CE:ECHR:2007:1129JUD002058302

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, trwającego ponad 13 lat i charakteryzującego się wielokrotnymi uchyleniami wyroków przez sąd kasacyjny, naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne, które trwało ponad 13 lat i nadal było w toku, przekroczyło rozsądny termin wymagany przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił, że wielokrotne uchylanie wyroków przez sąd kasacyjny i zwracanie sprawy do ponownego rozpoznania, wynikające z błędów proceduralnych i zmian legislacyjnych, świadczy o poważnych słabościach w krajowym systemie wymiaru sprawiedliwości. Fakt, że skarżący pozostawał w areszcie przez cały ten okres, nakładał na władze obowiązek szczególnej staranności.
Stan faktyczny
Skarżący, Şakir Akkurt, został aresztowany 2 maja 1994 roku pod zarzutem przynależności do PKK. Był sądzony przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa (DGM) i wielokrotnie skazywany na dożywocie na podstawie art. 125 tureckiego kodeksu karnego. Wyroki te były kilkukrotnie uchylane przez Sąd Kasacyjny z różnych powodów proceduralnych. Po zniesieniu DGM, sprawa trafiła do Sądu Karnego, który również skazał skarżącego. W sierpniu 2007 roku, po ponad 13 latach, sprawa nadal toczyła się przed Sądem Kasacyjnym.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził skarżącemu 5 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. 4. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ꢀAKĐR AKKURT -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢁvuru no:20583/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Kasım 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (20583/02) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaꢀı) ꢁakir   Akkurt’un(baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 30 Ocak 2002 tarihinde Temel   Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin   (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından F.Gümüꢀ tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran, 1970 doğumludur ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir.   PKK üyesi olduğundan ꢀüphelenilen baꢀvuran, 2 Mayıs 1994 tarihinde, yakalanmıꢀ ve Beꢀiri   Jandarma Komutanlığı’nda gözaltına alınmıꢀtır. Beꢀiri Cumhuriyet Baꢀsavcı tarafından   ifadesinin alınmasının ardından baꢀvuran, tutuklanmasına karar veren Beꢀiri Sulh Hakimi   önüne çıkarılmıꢀtır.   Haziran 1994 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   baꢀvuranı, silahlı eylemler aracılığıyla Devlet’in toprak bütünlüğüne saldırıda bulunmak ile   suçlamıꢀ ve baꢀvuran hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin uygulanmasını talep   etmiꢀtir.   Temmuz 1994 tarihinde, Diyarbakır 4 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde duruꢀmalara   baꢀlanmıꢀtır.   Nisan 1995 tarihinde, 1994/683 no’lu baꢀvuranın dosyası, Diyarbakır 3 No’lu Devlet   Güvenlik Mahkemesi’nde devam eden 1994/61 no’lu dava ile birleꢀtirilmiꢀtir.   ꢁubat 1996 tarihli bir karar ile DGM, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca   baꢀvuranı müebbet hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Ekim 1997 tarihinde Yargıtay sözkonusu kararı bozmuꢀ ve DGM’ye iade etmiꢀtir. Dava,   DGM’de 1997/426 no’lu dosya numarasıyla iꢀleme konulmuꢀtur.   Haziran 1999 tarihinde, Anayasa’nın 143. maddesinde yapılan düzenlemeyle Devlet   Güvenlik Mahkemeleri’nin oluꢀumundan askeri hakimler çıkarılmıꢀtır. Sözkonusu   mahkemelerin kuruluꢀuna iliꢀkin 22 Haziran 1999 tarihli yasaya getirilen düzenlemeler   uyarınca askeri hakimlerin yerini sivil hakimler almıꢀtır.   ꢁubat 2001 tarihinde, yeni heyet, baꢀvuranın dava dosyası ile diğer beꢀ sanığın 1997/426   no’lu dava dosyasını birleꢀtirilmiꢀ ve dava dosyasını 2001/99 dosya numarasıyla kaydetmiꢀtir.   Aralık 2001 tarihinde, DGM, baꢀvuranı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca   suçlu bulmuꢀ ve müebbet hapis cezasına çarptırmıꢀtır. DGM, kararını, baꢀvuranın polise   verdiği ifadesi, baꢀvuranın gözaltı sırasında kötü muameleye maruz kalmadığını gösteren adli   tıp raporları, ilgili sanıklar A.G. , S.F. , M.D. ve M.G.’nin tanıklıkları ve son olarak aralarında   iki kiꢀinin öldürülmesi ve iki bombalı saldırının da bulunduğu baꢀvurana atılı ꢀiddet eylemleri   hakkında yürütülen soruꢀturmalar çerçevesinde toplanan kanıt unsurları ile   gerekçelendirmiꢀtir.   Ekim 2002 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı, M.G’nin tanıklığı ile ilgili olarak   baꢀvuranın savunmasının alınmadığı ve otopsi tutanağının dosyaya eklenmediği gerekçesiyle   bozmuꢀtur.   Dava DGM’ye iade edilmiꢀ ve 2002/273 dosya numarasıyla yeniden kaydedilmiꢀtir.   Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni kaldıran 5190 sayılı yasanın 16 Haziran 2004 tarihinde   yürürlüğe girmesinin ardından baꢀvuranın davası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne   gönderilmiꢀtir.   Aralık 2004 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı Türk Ceza   Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca suçlu bulmuꢀ ve müebbet hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Haziran 2005 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı, Yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe   girmesinin sanıkların hukuki durumunda yeniden incelenme yapılmasını gerektirdiği   gerekçesiyle bozmuꢀtur.   Aralık 2006 tarihli bir karar ile Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı yeniden müebbet hapis   cezasına çarptırmıꢀtır.   Baꢀvuranın ifadelerine göre, 2007 yılının Ağustos ayında dava hala Yargıtay nezdinde devam   etmekteydi.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1. maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesine   riayet etmediğini iddia etmektedir.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğine dair iki bakımından itirazda bulunmaktadır.   Đlk olarak, AĐHM’ye baꢀvuruda bulunduğu sırada baꢀvuranın davası devam ettiğinden   baꢀvuran, iç hukuk yollarını tüketmemiꢀtir. Đkinci olarak ise baꢀvuran, yargılama süresinin   uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetini ulusal merciler nezdinde dile getirmemiꢀtir.   AĐHM, yargılama süresine iliꢀkin olarak baꢀvuranın davanın uzunluğuna dair gerekli   baꢀvuruları yapmıꢀ olması kaydıyla yargılama süresine iliꢀkin ꢀikayetlerin yargılama sona   ermeden kendisine sunulabileceği hakkındaki içtihadını hatırlatmaktadır (Poiss-Avusturya;   baꢀvuru no: 9816/82, Yakıꢀan-Türkiye; baꢀvuru no: 11339/03, 6 Mart 2007). Mevcut davada   iç hukuk yolunun bulunmasına iliꢀkin olarak ise AĐHM, Hükümet tarafından sunulan itiraz ve   argümanları daha önceki davalarda reddettiğini saptamaktadır ( Bkz. diğerleri arasından,   Tendik ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005 ve Ebru ve Tayfun Engin   Çolak-Türkiye, baꢀvuru no: 60176/00, 30 Mayıs 2006) ve mevcut davada farklı bir karar   almasını gerektirecek hiçbir neden görememektedir. AĐHM, sözkonusu itirazı reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Hükümet, dava koꢀulları göz önüne alındığında yargılama süresinin makul olmadığının   düꢀünülemez olduğu kanısındadır. Bu bağlamda Hükümet, birçok sanığı, baꢀvuran ve diğer   sanıklara yüklenen suçlamaların ciddiyetini ve tanıklıkların toplanması ile olayları bölgede   hala hüküm süren terörizm konjonktüründe ortaya koymanın güçlüğünü içeren davanın   karmaꢀıklığına dikkat çekmektedir. Hükümet, ayrıca, sanıkların ve temsilcilerinin bazı   duruꢀmalarda hazır bulunmadıklarını veya kendilerinden talep edilen belgeleri sunmadıklarını   da iddia etmektedir.   Baꢀvuran, ꢀikayetini yinelemektedir.   AĐHM, dikkate alınacak dönemin, baꢀvuranın yakalanmasıyla 2 Mayıs 1994 tarihinde   baꢀladığını not etmektedir. Halen devam eden yargılama, iki dereceden üç mahkemede on üç   yıl sürmüꢀtür; Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yerini alan   Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay. Sözkonusu bu mahkemeler, esasa iliꢀkin olarak yedi karar   vermiꢀlerdir.   AĐHM, bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, dava koꢀullarına göre ve baꢀta   davanın karmaꢀıklığı olmak üzere, AĐHM tarafından benimsenen kriterler ile baꢀvuran ve   yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatır (Bkz. diğerleri   arasından, Pélissier ve Sassi-Fransa, baꢀvuru no: 25444/94).   AĐHM, yetkili mahkemelerin bakmakta oldukları bir davada adaletin bir an önce tecelli etmesi   için gerekli ihtimamı göstermeleri gereken bütün bu yargı süreci boyunca baꢀvuranın tutukluluk   halinin devam ettiğini tespit etmektedir (Kalachnikov-Rusya, baꢀvuru no: 47095/99 ve Temel ve   Taꢀkın –Türkiye, baꢀvuru no: 40159/98, 30 Haziran 2005).   Yetkili makamların tutumlarına iliꢀkin olarak ise, AĐHM, mevcut davadaki yargılama   süresinin, birçok dosyanın birleꢀtirilmesi ve ayrılması, mevzuata getirilen değiꢀiklikler ve üst   mahkemeler tarafından ulusal mahkemelerin kararlarının iptal edilmesi ile açıklandığını tespit   etmektedir. AĐHM, ulusal mahkemelerin içtihatlarının kalitesini inceleyecek konumda olmasa   da, bir yargılamada sözkonusu kararların tekrar edilmesinin adalet sistemindeki ciddi bir   zayıflığı ortaya koyduğu görüꢀündedir. Hükümet, AĐHM’nin farklı bir sonuca ulaꢀmasını   sağlayacak hiçbir açıklamada bulunmamıꢀtır.   Daha önce buna benzer sorunları ortaya koyan birçok davalarda, AĐHM, AĐHS’nin 6/1.   maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır (Pélissier ve Sassi, Çetin Ağdaꢀ- Türkiye,   baꢀvuru no: 77331/01, 19 Eylül 2006).   Kendisine sunulan unsurların tamamını incelenmesinin ardından, AĐHM, Hükümet’in davanın   farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı   kanaatindedir. Konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alarak, AĐHM, mevcut davada, dava konusu   yargılama süresinin çok uzun olduğu ve “makul süre” gereğine riayet etmediği kanaatindedir.   Bu durumda AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 100.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, ihlal edilen tespit ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı   görememektedir ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın, AĐHM, hakkaniyete uygun   olarak, baꢀvurana 5.000 Euro tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 2.1001 Yeni Türk   Lirası talep etmektedir. Baꢀvuran, yapmıꢀ olduğu masrafların bir listesini sunmakla   yetinmektedir.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran yapmıꢀ olduğu masraf ve harcamaların geri ödemesini   ancak gerçekliliği, gerekliliği ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu sürece elde edebilir.   Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak   AĐHM, baꢀvuranın bu talebini reddetmektedir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana 5.000 Euro (beꢀ bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   Yaklaꢀık 1.000 Euro   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 29 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło