20605/03

WyrokETPCz2008-10-07ECLI:CE:ECHR:2008:1007JUD002060503

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania katastralnego, trwającego ponad 16 lat, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość postępowania, wynosząca około 16 lat i 7 miesięcy w dwóch instancjach, była nadmierna i nie spełniała wymogu 'rozsądnego terminu' z art. 6 ust. 1 Konwencji. Chociaż sprawa dotyczyła nieruchomości i wiązała się z pewną złożonością (udział osób trzecich, zbieranie dokumentów, opinie biegłych), Trybunał stwierdził, że ta złożoność nie uzasadniała tak długiego okresu. Trybunał odrzucił argument rządu, że nieobecność skarżącego lub jego ojca na rozprawach była główną przyczyną opóźnienia, wskazując, że postępowanie mogło toczyć się w ich nieobecności, a adwokat skarżącego brał udział w niektórych rozprawach.
Stan faktyczny
W 1987 roku ojciec skarżącego, Ali Balıkçı, wszczął spór katastralny w Tunceli. Sprawa została przekazana do Sądu Katastralnego. Po śmierci ojca w 1999 roku, skarżący Kemal Balıkçı kontynuował postępowanie. Sąd Katastralny odrzucił jego roszczenie w 2003 roku, a Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję w grudniu 2003 roku. Całe postępowanie trwało około 16 lat i 7 miesięcy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził skarżącemu 12 092 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, wraz z odsetkami. 4. Odrzucił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KEMAL BALIKÇI - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 20605/03 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı   ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (20605/03) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Kemal Balıkçı’nın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 18 Nisan 2003   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, AĐHM önünde Tunceli Barosu avukatlarından B. Yıldırım tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   doğumlu olan baꢀvuran Tunceli’de ikamet etmektedir. Baꢀvuran Tunceli Barosu   avukatlarından B. Yıldırım tarafından temsil edilmektedir.   Mayıs 1987 tarihinde baꢀvuranın babası Ali Balıkçı, Tunceli ꢀehir merkezinde bulunan 15   no’lu parsele iliꢀkin olarak Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi önünde kadastro planına itiraz   etmiꢀtir.   Ali Balıkçı’nın da hazır bulunduğu 22 Ekim 1987 tarihli ikinci duruꢀmada Asliye Hukuk   Mahkemesi ratione materiae görevsizlik kararı vererek dosyayı Tunceli Kadastro   Mahkemesi’ne havale etmiꢀtir.   Kadastro Mahkemesi 6 Kasım 1987’de ilk duruꢀma tarihini tayin etmiꢀtir. 1993, 1994 ve 1996   yıllarında üç kiꢀi davaya müdahil taraf olarak katılmıꢀtır.   Ali Balıkçı’nın vefatının kayda geçirildiği 16 Nisan 1999 tarihli duruꢀmaya kadar mahkeme   altmıꢀ dört duruꢀma düzenlemiꢀtir. Bu duruꢀmaların yarısına yakını Ali Balıkçı’nın gıyabında   yapılmıꢀtır.   Mahkeme 16 Nisan 1999 tarihli duruꢀmada Ali Balıkçı’nın varislerinin aranması talimatı   vermiꢀtir.   Haziran 1999 tarihli duruꢀmada mahkeme, varislere davayı takip etme niyetinde olup   olmadıklarının sorulmasına karar vermiꢀtir.   Mahkemece verilen bir ekspertiz emri 10 Ekim 2000 tarihinde gerçekleꢀtirilmiꢀtir.   Kasım 2002 tarihinde bir ekspertiz daha yapılmıꢀtır. Bu ekspertiz sonucunda jeoloji ve   ziraat mühendisleri ile fen bilirkiꢀisi tarafından üç rapor hazırlanmıꢀtır.   Mirasçıların avukatlarının da hazır bulunduğu 12 Mart 2003 tarihli duruꢀmada mahkeme,   mahkemeye sunulan tapu kaydı örneğinin ihtilaf konusu taꢀınmaz malları ihtiva etmediği   gerekçesiyle baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir.   Hükmün açıklandığı tarihe kadar mahkeme yirmi yedi duruꢀma düzenlemiꢀtir. Bu   duruꢀmaların en az sekizinde Ali Balıkçı’nın varislerinden biri yahut avukatları hazır   bulunmuꢀtur. Baꢀvuran hiçbir duruꢀmaya ꢀahsen katılmamıꢀtır.   Baꢀvuran kadastro planının hatalı olduğu iddiasıyla 3 Nisan 2003 tarihinde temyize gitmiꢀtir.   Yargıtay 12 Aralık 2003 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır. Bu karar   baꢀvurana 5 Ocak 2004 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen ‘makul süre’ ilkesine   aykırı olduğunu iddia etmektedir.   Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.   Dikkate alınması gereken dönem 11 Mayıs 1987 tarihinde baꢀlayarak 12 Aralık 2003   tarihinde sona ermiꢀtir. Dolayısıyla yargılama iki dereceden mahkeme önünde yaklaꢀık 16 yıl   ay sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin   Hükümet iç hukuktaki baꢀvuru yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet   baꢀvuranın karar düzeltme isteminde bulunmadığını ve ꢀikayetlerini ulusal makamların   bilgisine sunmadığını iddia etmektedir.   Baꢀvuran bu sava itiraz etmektedir. Baꢀvuran Türk Hukuku’nda yargılama süresi yönünden   itirazda bulunmaya imkan sağlayan bir baꢀvuru yolu bulunmadığını kaydetmektedir.   AĐHM, ceza davalarının süresi yönünden yapılan ꢀikayetlere iliꢀkin olarak Hükümetin   gündeme getirdiği benzer itirazları baꢀvuranların iç hukuk düzleminde etkili bir baꢀvuru   yoluna sahip olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle daha evvel de reddetmiꢀtir (Tendik ve   diğerleri – Türkiye, no: 23188/02, prg. 36, 22 Aralık 2005, mutatis mutandis, Yağcı ve Sargın   – Türkiye, 8 Haziran 1995, prg. 44). Mevcut davada Hükümet tarafından sunulan görüꢀler bu   içtihattan ayrılmaya imkan vermemektedir.   Bu itibarla AĐHM Hükümetin itirazını reddeder.   Hükümet ayrıca, baꢀvuranın mağdur sıfatına itiraz etmektedir. Hükümet, baꢀvuranın, hiçbir   duruꢀmaya katılmadığı, avukatının ise sadece birkaç duruꢀmaya katıldığı cihetle AĐHM   önünde mağduriyet iddiasında bulunamayacağını savunmaktadır.   Baꢀvuran bu sava itiraz etmektedir. Bu çerçevede baꢀvuran 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun   29. maddesine atıfta bulunmaktadır.   AĐHM, baꢀvuran bu duruꢀmalardan hiçbirine katılmasa da avukatının bazı duruꢀmalara   katıldığını tespit etmektedir. Bu itibarla baꢀvuran vekili vasıtasıyla davayı ꢀu ya da bu   biçimde takip etmekteydi. Ayrıca ilgili yasada, davanın, tarafların gıyabında dahi devam   edebilmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla baꢀvuran uzun yargılama süresi nedeniyle   mağduriyet iddiasında bulunabilir.   Dolayısıyla Hükümetin bu itirazı da reddedilmelidir. Ayrıca mevcut baꢀvurunun baꢀka   herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını belirleyen AĐHM baꢀvuruyu   kabuledilebilir ilan eder.   B. Esasa iliꢁkin   Hükümet taꢀınmaz mallara iliꢀkin davaların diğer davalardan daha karmaꢀık olduğunu   savunmaktadır. Hükümete göre bu tür davalar taꢀınmaz malların cinsinin ve konumunun   incelenmesini gerektirmektedir. Bunun için mahkemenin sürecin her aꢀamasına iliꢀkin   belgeleri incelemesi gerekmektedir. Hükümet, baꢀvuranın ya da babasının belgelerin   toplanması konusunda katkı sağlamadığını dolayısıyla yargılamanın uzamasına neden   olduklarını ileri sürmektedir.   Bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığı, AĐHM içtihadıyla ortaya konulan   kıstaslara ve davanın koꢀullarına, bilhassa da davanın karmaꢀıklığına, baꢀvuranın ve yetkili   makamların tutumuna ve davanın ilgililer açısından arz ettiği öneme bakılarak değerlendirilir   (bkz., diğer birçokları arasında, Frydlender – Fransa, no: 30979/96, prg. 43).   Kendisine sunulan tüm unsurları inceleyen AĐHM baꢀvuranın, babasının ve avukatının   duruꢀmalarda hazır bulunmamasının mevcut dava koꢀullarında yargılama süresinin   uzamasının asıl nedeni olarak mütalaa edilemeyeceği kanaatindedir.   Duruꢀma tutanaklarından yargılama süresinin aslında davaya müdahil olan üçüncü ꢀahısların   katılımı, belgelerin toplanması, bilirkiꢀi raporlarının tanzim edilmesi gibi hususlara bağlı   olduğu anlaꢀılmaktadır. Bu nedenle davanın belli bir karmaꢀıklık arz ettiğini kabul etmek   gerekmektedir. Ancak bu karmaꢀıklık yargılamanın on altı yıl altı ay sürmesini haklı   çıkaracak düzeyde değildir.   Konuyla ilgili içtihadını ve yukarıda ifade olunanları göz önünde bulunduran AĐHM mevcut   davadaki ihtilaflı yargılama süresinin uzun olduğu ve “makul süre” koꢀulunu karꢀılamadığı   hükmüne varmaktadır.   Dolayısıyla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Maddi tazminata iliꢀkin herhangi bir talepte bulunmayan baꢀvuran maruz kaldığını iddia ettiği   manevi zararın tazmini için 25.000 YTL (12092 Euro) talep etmektedir.   Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.   AĐHM baꢀvuranın belli bir haksızlığa uğradığı kanaatindedir. Bu konuyla ilgili emsalleri göz   önünde bulunduran AĐHM talep edilen meblağın makul olduğu kanaatindedir. Bu itibarla   AĐHM talep ettiği meblağın tamamının baꢀvurana ödenmesine hükmeder.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran ayrıca, ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 3.000 YTL   talep etmektedir. Baꢀvuran AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için de 3.000 Euro   talep etmektedir. Baꢀvuran bu talepleriyle ilgili olarak herhangi bir belge sunmamıꢀtır.   Hükümet AĐHM’yi bu talepleri reddetmeye davet etmektedir.   AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran yaptığı masraf ve harcamaların iadesini ancak bu masraf   ve harcamaların gerçekliğini, gerekliliğini ve makul nispette olduğunu ispatladığı müddetçe   elde edebilir. Mevcut davada elindeki unsurları ve yukarıda anılan kıstasları göz önünde   bulunduran AĐHM baꢀvuranın yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin taleplerini reddeder.   C. Gecikme faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna ;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine ;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak manevi tazminat   baꢀlığı altında baꢀvurana 12.092 Euro (on iki bin doksan iki Euro) ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına ;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine ;   Karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 7 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło