20606/04
WyrokETPCz2009-01-13ECLI:CE:ECHR:2009:0113JUD002060604
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie skarżącego własności nieruchomości położonej w pasie nadbrzeżnym, bez wypłaty odszkodowania, stanowiło naruszenie prawa do poszanowania mienia chronionego art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że pozbawienie własności bez wypłaty odszkodowania, lub z odszkodowaniem nieproporcjonalnym do wartości nieruchomości, stanowi zazwyczaj nadmierną ingerencję w prawo własności, która nie może być uzasadniona w świetle art. 1 Protokołu nr 1, chyba że zaistnieją wyjątkowe okoliczności. W niniejszej sprawie, choć sąd krajowy unieważnił akt własności skarżącego na podstawie przepisów prawa krajowego, rząd nie przedstawił żadnych wyjątkowych okoliczności uzasadniających całkowity brak odszkodowania za przejętą nieruchomość. W konsekwencji, Trybunał stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1.Stan faktyczny
Skarżący, Ali Berber, urodzony w 1931 roku i zamieszkały w Hatay, był właścicielem działki o powierzchni 307 m2 w pasie nadbrzeżnym w Samandağ. W 1995 roku Skarb Państwa wszczął postępowanie sądowe w celu unieważnienia jego aktu własności. Sąd Cywilny Pierwszej Instancji w Samandağ orzekł 11 czerwca 2002 roku o unieważnieniu aktu własności skarżącego i zarejestrowaniu nieruchomości na rzecz Skarbu Państwa, argumentując, że grunty w pasie nadbrzeżnym nie mogą być własnością prywatną. Decyzja ta została podtrzymana przez Sąd Kasacyjny 9 czerwca 2003 roku, a wniosek o sprostowanie został odrzucony 24 grudnia 2003 roku. Wartość nieruchomości, wraz z jednokondygnacyjnym domem betonowym, została oszacowana na około 50 300 euro w raporcie biegłego z 26 kwietnia 2004 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdził dopuszczalność skargi.
2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji.
3. Zasądził na rzecz skarżącego 50 300 euro tytułem szkody majątkowej, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami ustawowymi.
4. Odrzucił pozostałe żądania zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
BERBER - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 20606/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ocak 2009
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
T.C. vatandaꢀı Ali Berber’in (baꢀvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 30 Nisan tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin
(Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 20606/04 numaralı
baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Hatay barosu avukatlarından Z.
Emir tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran 1931 doğumlu olup Hatay’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran Samandağ ilçesinde kıyı kenar ꢀeridinde bulunan 1216 numaralı parselin 307
m2’sinin malikidir.
Hazine 4 Temmuz 1995 tarihinde baꢀvuranın tapusunun iptali istemiyle Samandağ Asliye
Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır.
Mahkeme 11 Haziran 2002 tarihli bir karar ile baꢀvuranın tapusunun iptal edilerek tapu
siciline Hazine adına kaydedilmesine karar vermiꢀ, kararında bilirkiꢀi incelemesi yapılan
sözkonusu taꢀınmazın kıyı kenar ꢀeridinde bulunması dolayısıyla özel bir ꢀahsın mülkiyetinde
olamayacağını ifade etmiꢀtir.
Yargıtay 9 Haziran 2003 tarihinde bu kararı onamıꢀtır.
Baꢀvuran 11 Temmuz 2003 tarihinde karar düzeltme baꢀvurusunda bulunmuꢀ ve
taꢀınmazından yoksun bırakıldığından ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Yargıtay 24 Aralık 2003 tarihli bir kararı ile bu talebi reddetmiꢀtir.
Baꢀvuran tapusu iptal edilen ihtilaf konusu taꢀınmazın değerinin tespiti için mahkemeye
baꢀvurmuꢀtur. Sözkonusu taꢀınmazın değerini tespit etmek için mahkeme tarafından
görevlendirilen bilirkiꢀi 26 Nisan 2004 tarihinde raporunu hazırlamıꢀtır, buna göre üzerinde
tek katlı betonarme ev bulunan taꢀınmazın değeri yaklaꢀık 50.300 Euro, 100.651.800.000
TL’dir.
HUKUK
I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
Baꢀvuran Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine aykırı olarak tazminat ödenmeksizin Hazine
adına kaydedilen taꢀınmazından yoksun kaldığından ꢀikayetçi olmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet baꢀvuranın tapusunun iptal edildiğini öne sürerek tazminat davası açabileceğini
savunmaktadır. Hükümet bu bağlamda, taꢀınmazları kıyı kenar ꢀeridinde yer alan ve tapuları
iptal edilen mülk sahiplerinin adli makamlardan telafi talep edebileceklerine dair Yargıtay’ın
Ekim ve Kasım 2007 tarihli kararlarına atıfta bulunmaktadır. Hükümet, özellikle, Yargıtay 4.
Dairesi’nin, Samandağ Asliye Mahkemesi’nin kıyı kenar ꢀeridinde yer alan taꢀınmazın
Hazine adına tescil edilmesi dolayısıyla açılan tazminat talebini reddettiği kararını,
Temmuz 2007 tarihli kararı ile bozduğunu ifade etmektedir. Yargıtay davayı incelenmek
üzere tekrar ilk derece mahkemesine göndermiꢀtir.
Baꢀvuran Hükümetin argümanlarına karꢀı çıkarak iç hukukta nihai hale gelen bir hükme karꢀı
ulusal merciler nezdinde baꢀvuruda bulunulabilecek ve tazminat talebini öne sürecek
müracaat yollarının mevcut olmadığını iddia etmektedir. Yargıtay’ın 9 Temmuz 2007 tarihli
kararına dair dava ise ilk derece mahkemesinde halen derdesttir.
AĐHM, Doğrusöz ve Aslan-Türkiye (no: 1262/02, 30 Mayıs 2006) kararında tapu kaydının
iptalinden kaynaklanan zararın telafisi için veya tazminat almak için dava açılabileceğine dair
Hükümetin itirazını, sözkonusu baꢀvuru yolunun tapu kaydının gayrımeꢀru ꢀekilde iptali
hallerinde geçerli olduğu gerekçesiyle reddittiğini hatırlatır. Oysa bu baꢀvuruda, Samandağ
Asliye Hukuk Mahkemesi kıyı kenar ꢀeridinde yer alan taꢀınmazların özel bir mülke ait
olamayacağına dair yasal bir hükme dayanarak baꢀvuranın tapu senedini iptal etmiꢀtir (Bkz.
Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye kararı no: 75606/01, 10 Mayıs 2007). Ayrıca Yargıtay’ın
AĐHM içtihadı ile uyumlu bu içtihadı baꢀvuranın ꢀikayetçi olduğu duruma geçmiꢀe dönük
olarak uygulanamamaktadır. Üstelik Hükümet henüz kıyı kenar ꢀeridinde yer alan
taꢀınmazların tapularının iptal edilmesiyle maliklerine tazminat ödenmesini öngören ve nihai
hale gelen herhangi bir karar sunmamıꢀtır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvuruların dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
Hükümet iç hukuktaki ilgili hüküm gereğince kıyı kenar ꢀeridinde yerleꢀik bir taꢀınmazın özel
mülkiyet adına tapu siciline tescil edilmesinin sözkonusu olamayacağını belirtmektedir. Bu
baꢀvuruda taꢀınmazın baꢀvuran adına kaydedilmesi olayların meydana geldiği dönemde
Anayasa’nın ve diğer ilgili yasaların ihlal edilmesiyle gerçekleꢀmiꢀtir. Bu nedenle Samandağ
Asliye Hukuk Mahkemesi baꢀvuranın tapu senedini iptal etmiꢀtir. Bu doğrultuda adı geçene
bir tazminat ödenmemiꢀtir.
AĐHM’ye göre baꢀvuranın mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale Ek 1 no’lu Protokol’ün 1.
maddesinin birinci bendinin ikinci paragrafı uyarınca mülkiyetten «yoksun bırakma» olarak
değerlendirilmektedir.
AĐHM baꢀvuranın bu baꢀvuruda öne sürdüğüne benzer bir ꢀikayeti daha önce de incelediğini
ve Ek 1 no’lu protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. sözü
edilen N.A. vd). AĐHM bunun yanı sıra taꢀınmazın değeri ile orantılı, makul bir meblağ
ödemeksizin mülkiyetten yoksun bırakmanın genel itibarıyla aꢀırı olarak nitelendirilebilecek
bir müdahaleyi oluꢀturduğunu ve toplam bir tazminatın eksikliğinin istisnai koꢀullarda Ek 1
no’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında meꢀru sayılamayacağını dile getirmektedir (Bkz.
Nastou-Yunanistan no: 2, no: 16163/02, 15 Temmuz 2005; Jahn vd-Almanya no: 46720/99,
72203/01 ve 72552/01 ve Manastır azizleri-Yunanistan kararı, 9 Aralık 1994). Mevcut
baꢀvuruda, baꢀvuranlar taꢀınmazlarının Hazine’ye devredilmesinden dolayı herhangi bir
tazminat almamıꢀlardır.
AĐHM Hükümetin hiç tazminat ödenmemesini meꢀru kılacak istisnai herhangi bir durumu
ortaya koymadığını not etmektedir.
Bu nedenle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran ihtilaf konusu taꢀınmazının geri verilmesini restitutio in integrum talep etmektedir.
Bunun gerçekleꢀmemesi halinde 26 Nisan 2004 tarihli bilirkiꢀi raporuna dayanarak 73.468
ABD Doları karꢀılığı yaklaꢀık 50.300 Euro maddi tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran ayrıca
uğradığı manevi zarar için 20.000 ABD Doları karꢀılığı 13.710 Euro manevi tazminat talep
etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır. Nisan 2004 tarihli bilirkiꢀi raporuna dayanarak ve hakkaniyete uygun olarak AĐHM
baꢀvurana maddi tazminat olarak 50.300 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
AĐHM bu davanın koꢀullarında ihlal tespitinin kendisinin baꢀvuranın uğradığı manevi zararın
giderilmesinde adil bir tatmini oluꢀturduğuna kanaat getirmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran iç hukukta yapmıꢀ olduğu yargı giderleri için 3.000 ABD Doları ve AĐHM önünde
yapmıꢀ olduğu giderler için 9.640 ABD Doları talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar
ıꢀığında baꢀvuranın ulusal merciler nezdinde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderlerine
iliꢀkin talebini reddetmektedir.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç
puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf
tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana maddi tazminat olarak 50.300 (elli
bin üç yüz) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 13 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło