20775/03

WyrokETPCz2008-12-02ECLI:CE:ECHR:2008:1202JUD002077503

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy aresztowanie i zatrzymanie skarżących, bez przedstawienia wystarczających dowodów uzasadniających podejrzenie popełnienia przestępstwa, naruszyło ich prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego (art. 5 ust. 1 Konwencji), a także czy mieli dostęp do skutecznych środków odwoławczych i prawa do odszkodowania (art. 5 ust. 4 i 5 Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał podkreślił, że 'uzasadnione podejrzenie' wymaga istnienia dowodów lub informacji, które przekonałyby obiektywnego obserwatora o możliwości popełnienia przestępstwa przez daną osobę. W sprawach dotyczących terroryzmu, choć państwa nie muszą ujawniać tajnych źródeł informacji, nie można rozszerzać pojęcia 'uzasadnionego podejrzenia' w sposób naruszający gwarancje art. 5 ust. 1 lit. c. W niniejszej sprawie rząd nie przedstawił żadnych dokumentów ani informacji, które uzasadniałyby podejrzenie udziału skarżących w ataku zbrojnym, a przeszukania ich domów nie przyniosły żadnych dowodów. W konsekwencji, zatrzymanie nie było oparte na uzasadnionym podejrzeniu. Trybunał również potwierdził, że krajowe środki odwoławcze (art. 128 dawnego Kodeksu Postępowania Karnego) nie były skuteczne w kwestionowaniu legalności zatrzymania, a prawo do odszkodowania na podstawie ustawy nr 466 nie obejmowało oceny zgodności pozbawienia wolności z art. 5 ust. 1-4 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, członkowie partii DEHAP, zostali aresztowani 28 stycznia 2003 r. w swoich domach w Idil i Şırnak przez policję antyterrorystyczną w związku z atakiem zbrojnym, w którym zginął żołnierz. Aresztowania dokonano na podstawie nakazu przeszukania, ale bez konkretnych dowodów łączących skarżących z atakiem. Podczas przeszukań znaleziono jedynie płyty CD z 'propagandą dyskryminacyjną' w domu jednego ze skarżących. Skarżący byli przesłuchiwani w areszcie, a ich zatrzymanie zostało przedłużone. Ostatecznie, prokurator w Diyarbakırze zdecydował o braku podstaw do wszczęcia postępowania karnego z powodu niewystarczających dowodów.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargi na podstawie art. 5 za dopuszczalne, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 1 Konwencji. 3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 5 ust. 3 Konwencji. 4. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji. 5. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 5 Konwencji. 6. Zasądził na rzecz każdego skarżącego 1 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz łącznie 900 EUR tytułem kosztów i wydatków. 7. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı   ADIRBELLĐ VE DĐĞERLERĐ/Türkiye*   Baꢀvuru No. 20775/03   Strazburg   Aralık 2008   ĐKĐNCĐ DAĐRE   USULĐ ĐꢁLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 20775/03 no’lu davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Yetgin Adırbelli, Havil Adırbelli, Gülek Adırbelli, Metin Goran, Mehmet Goran,   Ali Nas, Beꢀir Gasyak ve Resul (Malğaz) Kervanoğlu1’nun (“baꢀvuranlar”), Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne 12 Nisan 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler   Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından T. Elçi tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvurunun yapılmasına neden olan olayların gerçekleꢀtiği tarihte, baꢀvuranlar   ꢁırnak’taki Demokratik Halk Partisi’ne (DEHAP) mensuptu.   Ocak 2003’te Đdil’deki Đ kinci Hudut Tabur Komutanlığı’na yapılan silahlı saldırıda   bir asker öldürülmüꢀtür.   Olayı müteakiben, Đdil ve ꢁırnak Cumhuriyet Savcıları soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır.   Ocak 2003’te Đdil Cumhuriyet Savcısı, Đ dil Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, Ceza   Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca güvenlik güçlerine, baꢀvuranların   evini arama yetkisi vermesini talep etmiꢀtir.   Mahkeme aynı gün 2003/7 no’lu kararla, talebi kabul etmiꢀ ve güvenlik güçlerine,   delil toplama amacıyla baꢀvuranların evlerini gündüz arama yetkisi vermiꢀtir.   * D ı ꢀiꢀleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî Đꢀler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe’ye çevrilmiꢀ olup, gayrıresmî tercümedir.   Đdil Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, 23 Ocak 2004’te kesinleꢀen 11 Aralık 2003 tarihli kararı ile baꢀvuranın   soyismi, “Malğaz” yerine “Kervanoğlu” olarak değiꢀtirilmiꢀtir.   ____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Ç o k T a r a f l ı S i y a s î Đ ꢀ l e r G e n e l M ü d ü r l ü ğ ü   tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiꢀ olması   ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları   Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Ocak 2003’te, sabah 7 ila 8.30 arasında, baꢀvuranlar ve diğer on kiꢀi, Đdil ve ꢁırnak   polis karakollarının terörle mücadele ꢀubesi polis memurlarınca evlerinde yakalanmıꢀtır.   Arama, el koyma ve yakalama tutanaklarına göre, “silahlı saldırı nedeniyle ve Đdil Sulh   Hukuk Mahkemesi’nin kararına (2003/7 no’lu karar) uygun olarak” yakalanmıꢀlardır. Arama   sırasında güvenlik güçleri, Beꢀir Gasyak ve Resul Kervanoğlu’nun evlerindeki müzik   kompakt disklerine el koymuꢀtur. Beꢀir Gasyak’ın evinde bulunan disklerden bazıları, ayrımcı   propaganda içermiꢀtir. Diğer baꢀvuranların evlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen bir ꢀey   olmamıꢀtır.   Ocak 2003’te Đdil Emniyet Müdür yardımcısı, Đdil Cumhuriyet Savcısı’na bir yazı   göndererek baꢀvuranların gözaltında tutulma süresinin iki gün daha uzatılmasını talep   etmiꢀtir. Emniyet Müdür Yardımcısı yazısında, baꢀvuranların polise düzenlenen silahlı   saldırıda yer aldıklarının kabul edildiğini iddia etmiꢀtir. Đdil Cumhuriyet Savcısı aynı gün,   baꢀvuranların gözaltı süresini talep edildiği ꢀekilde uzatmıꢀtır.   Ali Nas ve Beꢀir Gasyak, 29 Ocak 2003’te; Havil Adırbelli, Resul Kervanoğlu ve   Metin Goran, 30 Ocak 2003’te; Yetgin Adırbelli, Gülek Adırbelli ve Mehmet Goran 31 Ocak   2003’te polise ifade vermiꢀtir. Kendilerine, 27 Ocak 2003’teki silahlı saldırıya dahil olup   olmadıkları sorulmuꢀtur. Beꢀir Gasyak, ayrıca evinde ele geçirilen müzik kompakt diskleri   hakkında da sorgulanmıꢀtır. Baꢀvuranların tamamı olay sırasında evlerinde olduklarını ve   silahlı saldırıya katılmadıklarını ileri sürmüꢀtür.   Havil Adırbelli, Metin Goran, Ali Nas, Beꢀir Gasyak ve Resul Kervanoğlu, talepleri   üzerine, polis tarafından gözaltında tutukları süre içerisinde 30 Ocak 2003’te yasal temsilcileri   Elçi ile görüꢀmüꢀlerdir. Yetgin Adırbelli, Gülek Adırbelli ve Mehmet Goran avukat talebinde   bulunmamıꢀlardır.   Đdil Emniyet amir yardımcısı, 31 Ocak 2003 tarihli bir yazı ile Đdil Cumhuriyet   Savcılığı’na polis operasyonu hakkında bilgi vermiꢀtir. Yazıda, polisin elinde altı baꢀvuran   hakkında dosya bulunduğu kaydedilmiꢀtir. 1980’lerde ve 1990’larda, yasadıꢀı bir örgüt olan   PKK’ya (Kürdistan Đꢀçi Partisi) yardım ve yataklık ettikleri ꢀüphesi ile Havil Adırbelli, Ali   Nas, Beꢀir Gasyak ve Gülek Adırbelli hakkında soruꢀturma düzenlenmiꢀtir. Ayrıca Yetgin   Adırbelli, silah taꢀıdığı ꢀüphesi ile yakalanmıꢀ ve Metin Goran hakkında, sahtecilik ꢀüphesi   ile soruꢀturma yürütülmüꢀtür.   Baꢀvuranlar aynı gün Đdil Cumhuriyet Savcısı önüne çıkarılmıꢀtır. Savcı, Yetgin   Adırbelli, Havil Adırbelli, Gülek Adırbelli, Mehmet Goran, Metin Goran, Ali Nas ve Resul   Kervanoğlu’nun serbest bırakılmasına ve Beꢀir Gasyak’ın, Đdil Sulh Hukuk Mahkemesi’nin   tek hakimine havale edilmesine karar vermiꢀtir. Hakim, Beꢀir Gasyak’ın serbest bırakılmasına   karar vermiꢀtir.   ꢁubat 2003’te Đdil Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi   Cumhuriyet Savcılığı lehine yetkisizlik kararı vererek soruꢀturmayı, sözkonusu savcılığa   havale etmiꢀtir.   Mart 2003’te Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   baꢀvuranlar aleyhinde cezai takibat baꢀlatmak için yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile   takipsizlik kararı vermiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 5/1 (c) maddesine dayanarak yakalanmalarının ve polis   tarafından gözaltında tutulmalarının kanuna aykırı olduğundan ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca,   AĐHS’nin 5/3 maddesine dayanarak, gözaltında tutuldukları süre boyunca, kendilerine   yalnızca silahlı saldırıya katılıp katılmadıklarına iliꢀkin sorular sorulması nedeniyle polis   gözetiminde gereğinden fazla tutulduklarını ileri sürmüꢀlerdir. Baꢀvuranlar son olarak   gözaltında tutulmalarının kanuna aykırılığı ve gereğinden uzun olması gerekçeleri ile   AĐHS’nin 5. maddesinin 4. ve 5. paragraflarının ihlal edildiğini ileri sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, baꢀvuranların AĐHS’nin 35/1 maddesi kapsamında mevcut olan iç hukuk   yollarını tüketmediklerini kaydetmiꢀtir. Bu bağlamda, baꢀvuranların eski Ceza Muhakemeleri   Usulü Kanunu’nun 128. maddesine dayanarak polis tarafından gözaltında tutulmalarına itiraz   edebileceklerini ileri sürmüꢀtür. Ayrıca baꢀvuranların 466 no’lu Kanun’a dayanarak kanuna   aykırı ꢀekilde yakalanmaları ya da gözaltında tutulmalarına karꢀı tazminat talep   edebileceklerini iddia etmiꢀtir.   AĐHM, daha önce de benzer davalarda Hükümet’in ön itirazlarını incelemiꢀ ve   reddetmiꢀ olduğunu gözlemlemektedir (bkz. Öcalan/Türkiye [BD], no. 46221/99, paragraflar   66-71, AĐHM 2005-IV; Ayaz ve Diğerleri/Türkiye, no. 11804/02, paragraflar 23-24, 22   Haziran 2006; Hacı Özen/Türkiye, no. 46286/99, 71. paragraf, 12 Nisan 2007). AĐHM,   sözkonusu davada yukarıda kaydedilen sonuçlardan farklı bir sonuca varmasına neden olacak   özel bir durum görememektedir.   AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında, Hükümet’in ön itirazlarını reddeder.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun bu kısmının   dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru, kabuledilebilir   niteliktedir.   B. Esas   1. Baꢀvuranların AĐHS’nin 5. maddesinin 1.(c) ve 3. paragrafları bağlamındaki ꢀikayeti   Baꢀvuranlar, yakalanmalarını gerektiren makul bir ꢀüphenin mevcut olmadığını   kaydetmiꢀtir. DEHAP’a üye olmaları nedeniyle gözaltına alındıklarını ve polisin, aleyhlerinde   delillere sahip olmadığını ileri sürmüꢀlerdir.   Hükümet, baꢀvuranların Đdil’deki Đkinci Hudut Tabur Komutanlığı’na yapılan ve bir   erin ölümü ile sonuçlanan silahlı saldırıya iliꢀkin soruꢀturma kapsamında yakalandıklarını   ileri sürmüꢀtür. Ayrıca, DEHAP’a üye olmalarına iliꢀkin sorgulanmadıklarını iddia etmiꢀtir.   AĐHM, “makul ꢀüphenin” mevcut olması için objektif bir gözlemciyi, ilgili kiꢀinin   sözkonusu suçu iꢀlemiꢀ olabileceğine ikna eden delillerin ve bilgilerin var olması gerektiğini   yineler (bkz. Fox, Campbell ve Hartley/Đngiltere, 30 Ağustos 1990, 32. paragraf, A Serisi no.   182). Ancak, ꢀüpheye yol açan delillerin, bir mahkumiyeti ya da cezai soruꢀturmanın sonraki   aꢀamasında yapılan bir suçlamayı haklı çıkaran deliller kadar açık olması gerekmemektedir   (bkz. Murray/Đngiltere, 28 Ekim 1994, 55. paragraf, A Serisi no. 300-A).   Bu çerçevede terör suçları belli bir sıkıntı yaratmaktadır çünkü polis, kamu güvenliği   gereği olarak, güvenilir olan ancak, ꢀüpheliye açıklandığı ya da mahkemeye sunulduğu   tardirde bilgiyi vereni tehlikeye düꢀürecek bir   bilgiye dayanarak, ꢀüpheli teröristi   yakalayabilir. Her ne kadar Sözleꢀmeye taraf devletlerden, ꢀüpheli teroristin tutuklanmasına   yol açan ꢀüphenin ne derece makul olduğunu göstermek için gizli bilgi kaynaklarını   açıklamaları istenemezse de, AĐHM, terör suçları ile mücadele gereği adına “makullük”   kavramının AĐHS’nin 5/1 maddenin (c) paragrafınca teminat altına alınan güvenceyi ihlal   edecek ꢀekilde geniꢀletilmesine izin veremez. Bu koꢀullar altında bile, Sorumlu Hükümet   AĐHM’ye, yakalanan kiꢀilerin iddia edilen suçu iꢀlediklerinden ꢀüphe etmenin makul   olduğuna dair en azından bazı deliller veya bilgiler sunmalıdır (bkz. Fox, Campbell ve   Hartley, 34. paragraf; O’Hara/Đngiltere, no. 37555/97, 35. paragraf, AĐHM 2001-X; Tuncer   ve Durmuꢀ/Türkiye, no. 30494/96, 48. paragraf, 2 Kasım 2004).   AĐHM mevcut davada, baꢀvuranların ilk olarak DEHAP üyesi olmaları nedeniyle   yakalandıklarını iddia ettiklerini ve Hükümet’in, sözkonusu iddiaya itiraz ettiğini kaydeder.   AĐHM, baꢀvuranların soruꢀturmanın hiçbir aꢀamasında sözkonusu siyasi parti üyeliğine   iliꢀkin sorgulanmadıklarını gözlemler. Dolayısıyla baꢀvuranların yakalanmalarına, DEHAP   üyesi olmalarının neden olup olmadığına iliꢀkin yorumda bulunmak, AĐHM’nin görevi   değildir.   AĐHM, Hükümet’in, iki kez talep edildiği halde, Đdil Emniyet Müdürlüğü Terörle   Mücadele ꢁubesi’nce yapılan ve baꢀvuranların yakalanmalarına yol açan değerlendirmeye   iliꢀkin belgeleri sunmadığını gözlemler. Ayrıca, Đdil Sulh Hukuk Mahkemesi’nin güvenlik   güçlerine, baꢀvuranların evlerini arama yetkisi verdiği kararında, güvenlik güçlerinin ve   Cumhuriyet Savcısı’nın, baꢀvuranların silahlı saldırıya dahil olduklarından ꢀüphe etme   sebeplerine iliꢀkin bilgi yer almamaktadır. Đdil Sulh Hukuk Mahkemesi’nin güvenlik   güçlerine, arama yetkisi verme amacı delil elde etmektir ve baꢀvuranların evlerinde, 27 Ocak   tarihli silahlı saldırıya katıldıklarına iliꢀkin deliller ele geçirilmemesine rağmen,   yakalanmıꢀlar ve polis tarafından gözaltına alınmıꢀlardır.   Hükümet’in, baꢀvuranların yakalanması ve gözaltına alınmasına iliꢀkin tatmin edici   bir açıklamada bulunmamasına rağmen, AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında,   baꢀvuranların silahlı saldırıda yer almıꢀ olabilecekleri konusunda objektif bir gözlemciyi ikna   edebilecek bır delilin ya da bilginin mevcut olmadığı kanısındadır. Bu nedenle, baꢀvuranların   AĐHS’nin 5. maddesinin 1.(c) paragrafı kapsamında gözaltına alınmalarının, suç iꢀlediklerine   iliꢀkin makul bir ꢀüpheye dayandığı sonucuna varmaz. Dolayısıyla, sözkonusu madde ihlal   edilmiꢀtir.   Baꢀvuranların yakalanmaları ve gözaltında tutulmalarının, AĐHS’nin 5. maddesinin   1.(c) paragrafı kapsamında “kanuna uygun” olmadığı sonucuna varan AĐHM, AĐHS’nin 5/3   maddesi bağlamındaki ꢀikayeti ayrıca incelemeye gerek görmemektedir (bkz., mutatis   mutandis, Emrullah Karagöz/Türkiye, no. 78027/01, 63. paragraf, AĐHM 2005-X (özetler);   Ječius/Litvanya, no. 34578/97, 75. paragraf, AĐHM 2000-IX).   2. Baꢀvuranların AĐHS’nin 5/4 maddesi bağlamındaki ꢀikayeti   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 5/4 maddesine dayanarak, yakalanmalarına ve polis tarafından   gözaltında tutulmalarına itiraz edebilecekleri iç hukuk yollarının mevcut olmadığını ileri   sürmüꢀtür.   Hükümet, sözkonusu tarihte yürürlükte olan CMUK’un 128. maddesinin, gözaltında   tutulmanın yasallığına itiraz etmek için etkili bir iç hukuk yolu ortaya koyduğunu ileri   sürmüꢀtür.   AĐHM, benzer hususların ortaya konduğu davalarda, Hükümet’in yukarıda kaydedilen   görüꢀlerini reddettiğini ve AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder (bkz.,   diğer hususlar meyanında, Öcalan, 76. paragraf; Özçelik/Türkiye, no. 56497/00, 34. paragraf,   ꢁubat 2007; Saraçoğlu ve Diğerleri/Türkiye, no. 4489/02, 46. paragraf, 29 Kasım 2007).   Mevcut davada sözkonusu baꢀvurularda vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasına   neden olan özel koꢀullar tespit etmemiꢀtir.   Sonuç olarak AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varır.   3. Baꢀvuranların AĐHS’nin 5/5 maddesi bağlamındaki ꢀikayeti   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafına dayanarak, yakalanmalarına ve   polis tarafından gözaltında tutulmalarına karꢀı tazminat isteme haklarının bulunmadığından   ꢀikayetçi olmuꢀtur.   Hükümet, Anayasa’nın 19. maddesi uyarınca hürriyeti kısıtlanan kiꢀinin, kısa sürede   durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen   serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine baꢀvurma hakkına sahip   olduğunu kaydetmiꢀtir. Kanuna aykırı ꢀekilde gözaltına alma durumlarında, kanun dıꢀı   yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat verilmesi hakkındaki 466 no’lu Kanun   bağlamında, tazminat talebinin birinci derece mahkemesinin nihai kararını vermesinden   itibaren üç ay içerisinde yapılabileceğini ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, 466 no’lu Kanun bağlamındaki tazminat davasının, diğer hususlar meyanında,   kiꢀinin kanuna aykırı ꢀekilde özgürlüğünden mahrum bırakıldığı (Madde 1/1) veya kanun   dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında kovuꢀturma yapılmasına veya   son soruꢀturmanın açılmasına yer olmadığına veyahut beraetine veya ceza verilmesine mahal   olmadığına karar verildiği (Madde 1/6) durumlarda açılabileceğini kaydeder.   AĐHM, baꢀvuranların polis gözetiminde tutulmasının, baꢀlangıçta iç hukuka uygun   olduğunu gözlemler. Dolayısıyla, 466 no’lu Kanun’un öngördüğü iç hukuk yolunu kullanarak   özgürlüklerinin kanuna aykırı olarak kısıtlanmasına karꢀılık tazminat talep edemezler (bkz.   Çetinkaya ve Çağlayan/Türkiye, no. 3921/02, 35003/02 ve 17261/03, 46. paragraf, 23 Ocak   2007).   AĐHM, ayrıca, baꢀvuranların 466 no’lu Kanun’un 1/6 maddesine dayanarak tazminat   davası açmalarının mümkün olduğunu gözlemler. Ancak ulusal mahkemelerin, 466 no’lu   Kanun hükümlerince tazminat ödenmesine karar verirken, yalnızca takipsizlik kararına   dayanarak değerlendirmede bulunduklarını ve özgürlükten mahrum bırakılmanın, AĐHS’nin   5. maddesinin ilk dört paragrafına aykırı olup olmadığını incelemediklerini kaydeder (bkz.   Sinan Tanrıkulu ve Diğerleri/Türkiye, no. 50086/99, 50. paragraf, 3 Mayıs 2007; Medeni   Kavak/Türkiye, no. 13723/02, 34. paragraf, 3 Mayıs 2007; Saraçoğlu ve Diğerleri/Türkiye,   no. 4489/02, 52. paragraf, 29 Kasım 2007).   AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında, baꢀvuranların özgürlüklerinin, 466 no’lu   Kanun hükümleri uyarınca, AĐHS’nin 5. maddesinin 1 ila 4. paragraflarını ihlal edecek   ꢀekilde kısıtlanmasına karꢀı, AĐHS’nin 5/5 maddesinin öngördüğü ꢀekilde icra edilebilen bir   tazminat hakkına sahip olmadıkları sonucuna varır.   Dolayısıyla AĐHS’nin 5/5 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin hiçbir maddesine dayanmadan, gözaltında tutuldukları ve Đdil   Cumhuriyet Savcısı önünde sorgulandıkları süre içerisinde adli yardım alamadıklarından   ꢀikayetçi olmuꢀtur.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin, AĐHS’nin 6. maddesinin 3. paragrafı (c) bendi   bağlamında incelenmesi gerektiği kanısındadır.   Hükümet, avukat yardımı talep eden baꢀvuranların, tutuklulukları sırasında yasal   temsilcileri ile görüꢀtüklerini kaydetmiꢀtir.   AĐHM, Havil Adırbelli, Metin Goran, Ali Nas, Beꢀir Gasyak ve Resul   Kervanoğlu’nun polis tarafından gözaltında tutuldukları süre boyunca, talepleri üzerine, yasal   temsilcileri ile görüꢀtüklerini ve Yetgin Adırbelli, Gülek Adırbelli ve Mehmet Goran’ın böyle   bir talepte bulunmadıklarını gözlemler.   AĐHM, bununla birlikte, kiꢀinin beraetine veya ceza verilmesine mahal olmadığına   karar verilen bir cezai yargılamada kiꢀinin, AĐHS’nin 6. maddesi kapsamındaki adil   yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri süremeyeceğini hatırlatır (bkz. Cahit   Demirel/Türkiye (karar), no. 18623/03, 11 Eylül 2007).   AĐHM, mevcut davada, Diyarbakır DGM Cumhuriyet Savcısı’nın 12 Mart 2003’te   baꢀvuranlar aleyhinde cezai takibat baꢀlatmamaya karar verdiğini gözlemler. Dolayısıyla   baꢀvuranlar, AĐHS’nin 34. maddesine dayanarak 6. maddenin 3. paragrafının (c) bendinin   ihlal edildiğini iddia edemezler.   Sonuç olarak, baꢀvurunun sözkonusu kısmı dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. paragrafları kapsamında reddedilmelidir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranların her biri, manevi tazminat olarak 6,000 Euro (EUR) talep etmiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranların taleplerine itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin 1., 4. ve 5. paragraflarının ihlal edildiğini tespit   etmiꢀtir. Bir yandan AĐHS’nin 5. maddesinin 1., 4. ve 5. paragraflarına iliꢀkin ihlal tespitinin,   baꢀvuranların maruz kaldığı manevi zarar için yeterli adil tazmin teꢀkil ettiği kanısındadır.   Diğer yandan, AĐHS’nin 5. maddesinin 1. paragrafının ihlal edilmesi sonucu maruz kaldıkları   manevi zararın, yalnızca ihlal bulgusu ile tazmin edilemeyeceği sonucuna varmaktadır.   Đçtihadını göz önünde bulunduran ve hakkaniyete dayanan bir değerlendirmede bulunan   AĐHM, baꢀvuranların her birine sözkonusu baꢀlık altında 1,500 Euro ödenmesine karar   vermiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar, AĐHM önünde yaptıkları masraflar için 1,566 Euro talep etmiꢀtir.   Taleplerine gerekçe olarak, yasal temsilcilerinin verdiği sekiz saat kırk dakikalık hizmeti   gösteren zaman çizelgesini ve AĐHM önünde temsil edilmeleri karꢀılığında yaptıkları   harcamaları gösteren tabloyu sunmuꢀtur.   Hükümet, baꢀvuranların bu baꢀlık altındaki taleplerinin dayanaktan yoksun olduğunu   ileri sürmüꢀtür.   AĐHM içtihadına göre, baꢀvuran ancak baꢀvurunun gerçekten ve gerekli olduğu için   yapıldığını ve miktarın makul olduğunu kanıtlaması durumunda masraflarının tazmin   edilmesine hak kazanır. Mevcut davada sahip olduğu bilgileri ve yukarıda kaydedilen   kriterleri göz önünde bulunduran AĐHM, baꢀvuranlara AĐHM önünde yaptıkları masraf ve   harcamalar için toplam 900 EUR tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvuranların AĐHS’nin 5. maddesi kapsamındaki ꢀikayetlerinin kabuledilebilir ve   baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 5/3 maddesi bağlamındaki ꢀikayeti ayrıca incelemenin gerekli olmadığına;   4. AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;   5. AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal edildiğine;   6. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Sorumlu Hükümet’in ulusal para birimine   çevrilmek üzere Sorumlu Devlet tarafından baꢀvuranlara aꢀağıda kaydedilen meblağların   ödenmesine;   (i) Manevi tazminat olarak her birine 1,500 EUR (bin beꢀ yüz Euro) ve ödenebilecek   her tür vergi;   (ii) Yargılama masraf ve giderleri için toplam 900 EUR (dokuz yüz Euro) ve   baꢀvuranlara uygulanabilecek her tür vergi;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   7. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 2 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   8

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło