20872/02

WyrokETPCz2008-02-21ECLI:CE:ECHR:2008:0221JUD002087202

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego prowadzonego przeciwko skarżącym naruszyła ich prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne trwało nadmiernie długo, naruszając zasadę rozsądnego terminu z art. 6 ust. 1 Konwencji. Chociaż sprawa była złożona ze względu na liczbę oskarżonych i połączenie kilku postępowań, Trybunał stwierdził, że główną przyczyną opóźnień było zachowanie władz krajowych. W szczególności, sąd krajowy przez ponad cztery lata (od grudnia 1997 r. do maja 2002 r.) wielokrotnie odkładał rozprawy, powołując się na nieobecność jednego z oskarżonych, nie czyniąc znaczących postępów w sprawie. Trybunał podkreślił, że państwa-strony mają obowiązek zorganizować swój system sądownictwa w sposób zapewniający przestrzeganie wymogu rozsądnego terminu.
Stan faktyczny
Skarżący, Ş. Günsili i H. Yayık, byli działaczami związkowymi w Turcji. W 1995 roku firma Nak-Kargo zwolniła około czterdziestu związkowców, co doprowadziło do protestów. W wyniku tych protestów, przeciwko skarżącym i innym pracownikom wszczęto szereg postępowań karnych, zarzucając im m.in. utrudnianie wolności pracy. Sprawy te zostały połączone i toczyły się przez ponad sześć lat, zakończone uniewinnieniem wszystkich oskarżonych w maju 2002 roku.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza na rzecz każdego ze skarżących 3 600 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Odrzuca pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   GÜNSĐLĐ VE YAYIK - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:20872/02 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   ꢀubat 2008   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek   olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 20872/02 baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaꢀları ꢁükrü Günseli ve Hasan Yayık ve bir tüzel kiꢀi olan Tümtiꢀ Sendikası’nın   (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 17 Nisan 2002 tarihinde Temel   Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đzmir barosu avukatlarından   N. ve B. Değirmenci tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuranlar ꢁ. Günsili ve H. Yayık sırasıyla 1960 ve 1957 doğumludur ve Đstanbul ve   Đzmir’de ikamet etmektedir.   Olayların meydana geldiği dönemde ꢁ. Günsili 1949 yılında kurulan motorlu taꢀıt iꢀçileri   sendikası TÜMTĐꢁ’in (Türkiye Motorlu Taꢀıt Đꢀçileri Sendikası) genel sekreteri ve H. Yayık   sendikanın Đzmir ꢀubesi sekreteri idi.   yılında Đzmir’de bulunan taꢀımacılık ꢀirketi Nak-Kargo (ꢁirket) sendikalı kırk kadar   iꢀçiyi önceden haber vermeksizin ve iꢀ sonu tazminatı ödemeden iꢀten çıkarmıꢀtır.   Bu iꢀten çıkarılmaların ardından Aralık 1995, Ocak 1996 ve Mart 1996 aylarında sendikalı   iꢀçiler ꢁirketin önünde iꢀten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla ꢁirketin önünde gösteri   yapmıꢀlar veya baꢀka gruplaꢀmalara katılmıꢀlardır. Bu olaylar iꢀten çıkarılan iꢀçiler hakkında   bazı cezai iꢀlemlere yol açmıꢀtır. Baꢀvuranların da aralarında bulunduğu iꢀçiler bu süreçlerde   aynı avukat aracılığıyla temsil edilmiꢀtir.   A. 1995/1187 numaralı ceza davası   ve 5 Aralık 1995 tarihlerinde iꢀten çıkarılan iꢀçiler H. Yayık’la birlikte iꢀ yerinde toplanarak   kamyonların yük boꢀaltmasına engel olmuꢀlardır. Đꢀçilerin arasında ve ꢁirketin diğer iꢀçileri   arasında tartıꢀma yaꢀanmıꢀtır. Polis olaya müdahale etmiꢀ ve aralarında H. Yayık’ın da   bulunduğu yirmi altı iꢀçiyi karakola götürmüꢀtür.   Aralık 1995 tarihinde Bornova Asliye Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, aralarında H.   Yayık’ın da bulunduğu iꢀçiler ve H.D. isimli bir baꢀka sendika görevlisi hakkında TCK’nın   201/2 maddesinde ve devamında tanımlanmıꢀ olan iꢀ ve çalıꢀma hürriyetine engel olmak   suçundan ceza soruꢀturması baꢀlatmıꢀtır. Dava Bornova Asliye Ceza Mahkemesi’nde   1995/1187 dosya numarası ile kayda geçmiꢀtir.   Sanıklar aynı gün mahkemenin birinci dairesi önüne çıkarılmıꢀlardır. Hakim karꢀısında H.   Yayık ve H. D. suçlamaları reddetmiꢀtir. Adı geçenler orada sendika temsilcileri olarak   bulunduklarını dile getirmiꢀlerdir. Hakim H. Yayık’ın ve H. D.’nin serbest bırakılmasına   karar vererek tanıkların duruꢀması için baꢀka bir tarih belirlemiꢀtir.   Takip eden duruꢀma 8 Ocak 1996 tarihinde yapılmıꢀtır. Bornova Asliye Ceza Mahkemesi   ꢁirketin temsilcisinin müdahil taraf olarak yetkisinin olmadığını saptamıꢀtır. Bir sonraki   duruꢀma tarihi 8 ꢁubat 1996 olmuꢀtur.   ꢁubat 1996 tarihli duruꢀmada görgü tanıkları dinlenmiꢀtir.   Mart 1996 tarihli duruꢀmada tarafların avukatları dava dosyasını incelemek için süre talep   etmiꢀtir. Mahkeme duruꢀmayı 14 Mayıs 1996 tarihine almıꢀtır.   Mayıs 1996 tarihinde ꢁirketin avukatı, sözkonusu davanın Bornova Asliye Ceza   Mahkemesi’nde devam eden diğer ceza davalarıyla birleꢀtirilmesi talebinde bulunmuꢀtur.   Bornova Asliye Ceza Mahkemesi 28 Haziran 1996 tarihinde takip eden duruꢀmada dosyanın   birleꢀtirilmesi amacıyla incelenmesine karar vermiꢀtir.   Ağustos 1996 tarihinde yeni bir hakimin atanması nedeniyle dosyanın incelenmesi kararı   ertelenmiꢀtir.   B. 1996/117 numaralı ceza davası   Aralık 1995 tarihinde ꢁirket mahallinde iꢀten çıkarılan iꢀçiler ile diğer iꢀçiler arasında çıkan   kavgaya polis bir kez daha müdahale etmiꢀtir.   ꢁirket Bornova Cumhuriyet Savcılığına ꢀirketin iꢀleyiꢀini engellendiğini ve çalıꢀanlarının   tehdit edildiğini ileri sürerek ꢀikayette bulunmuꢀtur.   Cumhuriyet Savcısı 19 Ocak 1996’da aralarında H. Yayık ve H. D.’nin de bulunduğu yirmi   beꢀ sendikalı hakkında TCK’nın 201/2 ve devamındaki maddeler ile 2911 sayılı gösteri ve   toplanma yönetmeliğinin 28/1. maddesine dayalı olarak iꢀ ve çalıꢀma hürriyetine engel olmak   suçundan ceza davası açmıꢀtır. Bu yargı süreci Asliye Ceza Mahkemesi 1 no’lu dairesinde   görülmüꢀtür.   Ocak 1996 tarihinde ilk duruꢀma gerçekleꢀtirilmiꢀtir. Asliye Ceza Mahkemesi sanıkların   bir sonraki duruꢀmada hazır olmalarını istemiꢀtir.   ꢁubat 1996 tarihli duruꢀmaya sanıklar ve avukatları katılmamıꢀtır. Mahkeme davacı tarafın   görgü tanıklarını dinlemiꢀtir.   Mart 1996 tarihinde üç sanık haricinde bütün sanıklar dinlenmiꢀtir. H. Yayık ve H. D.   haklarında yapılan suçlamaları reddetmiꢀ ve olay yerinde iꢀten çıkarılan sendikalılara eꢀlik   etmek için toplandıklarını belirtmiꢀlerdir. Asliye Ceza Mahkemesi dosyada eksik bulunan   belgelerin tamamlanmasını talep ederek duruꢀma tarihini 14 Mayıs 1996’ya ertelemiꢀtir.   Mayıs 1996, 28 Haziran 1996 ve 13 Ağustos 1996 tarihli duruꢀmalara H. Yayık ve avukatı   katılmamıꢀtır. Asliye Ceza Mahkemesi bazı tanıkları dinlemiꢀ ve duruꢀmaya katılmayan   sanıkların çağrılması talebini yinelemiꢀtir.   C. 1995/1280 numaralı ceza davası   ꢁirket 26 Aralık 1995 tarihinde aralarında H. D.’nin de olduğu on altı iꢀçi hakkında yeniden   Savcılıkta ꢀikayette bulunmuꢀtur.   Savcılık 26 Aralık 1995 tarihinde ꢀirketin çalıꢀma düzenine engel olma, baꢀkasına ꢀiddet   uygulama suçları ile ilgili soruꢀturma baꢀlatmıꢀ ve sanıkları Asliye Ceza Mahkemesi   huzuruna çıkarmıꢀtır. 1995/1280 numaralı dosya ile kayda geçen davada sanık olarak   baꢀvuranların isimleri yer almamıꢀtır.   Aralık 1995 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesi ikinci dairesi H.D.’nin ve diğer sanıkların   dinlenmesi için bir duruꢀma düzenlemiꢀtir.   Bornova Asliye Ceza Mahkemesi 24 Aralık 1997 tarihinde TCK’nın 201/1 maddesi uyarınca   tehdit yoluyla ꢀirketin iꢀleyiꢀine engel olmak suçundan H. D.’yi ve beꢀ sanığı altı ay hapis   cezasına çarptırmıꢀ ve tecil etmiꢀtir. Diğer sanıklar beraat etmiꢀtir.   Baꢀvuranlara göre bu hüküm belirtilmeyen bir tarihte Yargıtay tarafından usul yönünden   bozulmuꢀ ve dava birinci derece mahkemesine iade edilmiꢀtir.   Eylül 1996 tarihinde Bornova Asliye Ceza Mahkemesi iade edilen davayı 1995/1187 kayıt   numaralı dosyayla birleꢀtirmiꢀtir.   D. 1996/168 numaralı ceza davası   ꢁirketin yetkilisi 3 Ocak 1996 tarihinde ꢀirketlerinin iꢀleyiꢀine engel oldukları gerekçesiyle   göstericiler hakkında ꢀikayette bulunmuꢀtur.   Bunun üzerine Bornova Asliye Ceza Mahkemesi’nde H. Yayık ve aralarında H. D.’nin de   olduğu diğer dört sanığın iꢀ ve çalıꢀma hürriyetine engel olmak suçu ile yargılanmasına   baꢀlanmıꢀtır.   Dava 1996/168 numara ile kaydedilmiꢀtir. Taraflar bu davaya iliꢀkin baꢀkaca bilgi   vermemiꢀlerdir.   E. 1996/222 numaralı ceza davası   Mart 1996 tarihinde ꢁ. Günsili sendika temsilcisi olarak ꢁirket önünde bir araya gelen iꢀten   çıkarılan sendikalı iꢀçileri ziyaret etmiꢀtir. Olay yerinde bulunan polisler ve bazı iꢀçiler   arasında kavga çıkmıꢀtır. Bunun üzerine bazı iꢀçiler polis karakoluna götürülmüꢀtür.   Aynı gün ꢁirketin yapmıꢀ olduğu ꢀikayet üzerine Cumhuriyet Savcısı ꢁ. Günsili ve H.D.’nin   de olduğu diğer beꢀ sendikalıyı toplantı ve gösteri kanununa muhalefet etmek, iꢀ ve çalıꢀma   hürriyetine engel olmak, iꢀçilerin iꢀe geri alınmaları için iꢀveren üzerinde baskı ve tehdit   oluꢀturmak suçları ile itham etmiꢀtir. Açılan ceza davası 1996/222 numara ile kayda   geçmiꢀtir.   Yine 1 Mart 1996 tarihinde adı geçenler ivedilikle Bornova Asliye Ceza Mahkemesi Birinci   Dairesi hakimi karꢀısına çıkarılmıꢀlar. ꢁ. Günsili ve H.D. haklarında yapılan suçlamaları   reddetmiꢀ ve olay yerinde iꢀten çıkarılan sendikalılara destek vermek amacıyla bulunduklarını   belirtmiꢀlerdir. Hakim sanıkların serbest bırakılmalarına karar vermiꢀ ve adli sicil kayıtlarını   talep ederek avukatların yetkilerini düzenlemelerini istemiꢀtir.   Nisan 1996 tarihinde sanıkların duruꢀmaya katılmadıklarını tespit eden mahkeme   sanıkların ve görgü tanıklarının celbine karar vermiꢀtir.   Haziran 1996 tarihinde H.D. ve sanıkların avukatı hazır bulunmuꢀtur. Bornova Asliye   Ceza Mahkemesi görgü tanıklarını dinlemiꢀtir. Bir sonraki duruꢀma tarihi 13 Ağustos 1996   olarak belirlenmiꢀtir.   F. Baꢁvuranlar hakkında açılan ceza davalarının birleꢁtirilmesi   Eylül 1996 tarihinde Bornova Asliye Ceza Mahkemesi Birinci Dairesi aynı olaylara   dayanan ve benzer sanıkların yer aldığı, 1996/222, 1996/168/, 1996/117, 1995/1280 numaralı   dosyalarla açılan ceza davalarının 1995/1187 numaralı dosyada birleꢀtirilmesine karar   vermiꢀtir.   Kasım 1996 ve 7 ꢁubat 1997 tarihleri arasında çeꢀitli duruꢀmalar gerçekleꢀtirilmiꢀ, sanıklar   ve avukatları bunlara katılmamıꢀlardır.   Nisan 1997 tarihinde H. Yayık avukatının yokluğunda savunmasını yapmıꢀtır. Hakkında   yapılan zor kullanma suçlamasını reddederek olay yerinde iꢀten çıkarılan sendikalılara destek   vermek amacıyla bulunduğunu belirtmiꢀtir.   Haziran 1997 tarihinde hakim ikinci kez H. Yayık ve görgü tanığı G. K.’nın duruꢀmaya   çağrılmasını istemiꢀtir.   Ekim 1997 tarihinde H. Yayık mahkeme önünde önceki beyanlarını tekrar etmiꢀ ve   hakkında yapılan ꢀiddet kullanma ithamını reddetmiꢀtir. Hakim G. K.’nın daha önce   dinlendiğini ifade etmiꢀtir. Baꢀvuranların avukatı duruꢀmada hazır bulunmuꢀtur.   Eylül 1997 tarihinde baꢀvuranlar ve avukatları duruꢀmaya katılmamıꢀtır.   Aralık 1997 tarihinde mahkeme sanık H.D.’nin ve görgü tanığı M.K.’nın dinlenmesini   istemiꢀtir.   Eylül 1999 tarihinde baꢀvuranların avukatı mahkemeye H.D.’nin öldüğü bilgisini   vermiꢀtir. Mahkeme adıgeçenin nüfus kaydını istemiꢀtir.   Kasım 1999 tarihli duruꢀma H. D.’nin nüfus kaydının olmaması nedeniyle ertelenmiꢀtir.   Bornova Asliye Ceza Mahkemesi 31 Aralık 1999 tarihli duruꢀmada nüfus iꢀlerinden alınan   cevaba göre H.D.’nin hayatta olduğu bilgisini edinmiꢀtir. Mahkeme bunun üzerine adıgeçene   yapılan çağrının ve ihzar müzekkeresinin devamına karar vermiꢀtir.   H.D. 3 Ocak 2001 tarihinde yaꢀamını yitirmiꢀtir. Mahkeme ölüm kağıdını 10 Mayıs 2002’de   almıꢀtır. Bu duruꢀma sırasında baꢀvuranların avukatı son görüꢀlerini sunmak için ek süre talep   etmiꢀtir.   Aralık 1997’den 10 Mayıs 2002 tarihine dek uzanan bütün dönem boyunca Bornova Asliye   Ceza Mahkemesi her iki ayda bir duruꢀma gerçekleꢀtirmiꢀtir. Duruꢀmaların her biri H. D.’nin   mahkemeye gelmemesi nedeniyle ertelenmiꢀ, duruꢀma tutanakları baꢀka bir neden veya   gerekçe göstermeksizin «H.D.’nin duruꢀmaya gelmediği, adı geçen hakkında ihzar   müzekkeresi çıkarılması gerektiği» gibi birbirini tekrar eden ifadelerle sınırlı kalmıꢀtır.   Savcılık 31 Mayıs 2002 tarihinde bütün sanıkların serbest bırakılmasını talep etmiꢀtir. Aynı   gün mahkeme delil yokluğundan baꢀvuranların ve otuz yedi sendikalının beraatına karar   vermiꢀtir.   Bütün bu dönemin tamamında baꢀvuranlar ve avukatları 5 Mayıs 1998 ve 7 ꢁubat 2002   tarihleri arasında gerçekleꢀtirilen duruꢀmaların on yedisine katılmamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar yargılamanın uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»   ilkesinin ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder.   B. Esasa dair   Hükümet toplam otuz dokuz sanığın karıꢀtığı olayların tekerrür etmesi ve ilgili ceza dava   sayısının çokluğu nedeniyle davanın karmaꢀık bir yapısının bulunduğunu savunmaktadır.   Bundan dolayı beꢀ dosya 1995/1187 sayılı dosyada birleꢀtirilmiꢀtir. Hükümet baꢀvuranların   duruꢀmaların çoğunluğuna katılmamalarının davanın uzamasına yol açtığını vurgulamaktadır.   Baꢀvuranlar bu sava karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, dikkate alınması gereken dönemin baꢀvuranlara suçun isnat edilmesi ile baꢀladığını   gözlemlemektedir, bu durum sırasıyla H. Yayık için 1995/1187 dosya numaralı ceza davası   ile 7 Aralık 1995’te ve ꢁ. Günsili için 1996/222 dosya numaralı ceza davası kapsamında 1   Mart 1996 tarihinde ilk defa sözkonusu olmuꢀtur. Anılan bu dönem asliye ceza   mahkemesinde H. Yayık için altı yıl ve beꢀ aydan fazla ve H. Yayık için altı yıl iki ay geçen   bir sürenin ardından baꢀvuranların serbest bırakılmaları ile 31 Mayıs 2002 tarihinde   tamamlanmıꢀtır.   AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın ꢀartları ıꢀığında ve davanın karmaꢀıklığı,   baꢀvuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak   değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz. diğerleri yanında Pélissier ve Sassi – Fransa   [BD], 25444/94).   AĐHM öncelikli olarak sözkonusu sürecin yetkili mahkemelerin otuz dokuz sanığın yer aldığı   davayı yönetmek ve asliye ceza mahkemesinin birbiriyle bağlantılı pek çok davayı   birleꢀtirmek durumunda kalmaları ölçüsünde belirli karmaꢀık bir yapısının bulunduğunu not   etmektedir. Bu hal ve isnat edilen suçun niteliğinin aynı oluꢀu, kanıtların bir araya getirilmesi   ve tamamlanması, her bir kiꢀinin olaya karıꢀıp karıꢀmadığı ve kiꢀisel olarak suçun isnat edilip   edilemeyeceği hususu olayların yeniden yapılandırılmasında uzun bir çalıꢀmayı zorunlu   kılmıꢀtır. Bununla birlikte, bu koꢀullar tek baꢀına eleꢀtiri konusu sürenin uzunluğunu haklı   gösterememektedir.   AĐHM elde edilen unsurlara göre baꢀvuranların tutumuna iliꢀkin olarak H. Yayık’ın ve ꢁ.   Günseli’nin ceza davaları kapsamında Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dinlendiklerini   gözlemlemektedir. Farklı birçok ceza davasının birleꢀtirilmesinin ardından Asliye Ceza   Mahkemesi iki kez daha H. Yayık’ı dinlemiꢀ, ꢁ. Günseli avukatı tarafından temsil edilmiꢀtir.   Baꢀvuranların duruꢀmalara çoğunlukla katılmadıkları konusuna gelince, davanın seyri bu   durumdan etkilenmiꢀ görünmemektedir, zira bu gerekçeyle duruꢀmanın ertelendiği   tutanaklara geçmemiꢀtir. Aynı ꢀekilde baꢀvuranların avukatının savunmalarını sunmak için ek   süre istemesi aꢀırı bir gecikmeye yol açmamıꢀtır. Dava sürecinde kendilerine yüklenebilecek   herhangi bir gecikme sözkonusu değildir.   Yetkili mercilerin tutumu ile ilgili AĐHM, baꢀvuranların da bulunduğu olaylara karıꢀan iꢀçiler   hakkında açılan bütün ceza davalarının 12 Eylül 1996 tarihinde 1995/1187 numaralı dosyada   birleꢀtirildiğini tespit etmektedir. Bu tarihten itibaren Asliye Ceza Mahkemesi kararını beꢀ yıl   sekiz ayda vermiꢀtir. AĐHM’ye göre özellikle 9 Aralık 1997 ve 10 Mayıs 2002 tarihleri   arasında Asliye Ceza Mahkemesi H.D. adlı sanığın mahkemeye gelmemesi gibi tek bir   gerekçeye dayalı olarak tekerrür eder ꢀekilde duruꢀmaları ertelemiꢀtir. AĐHM bu süre boyunca   dava sürecinde kayda değer bir ilerlemenin sağlanamadığını not etmektedir.   AĐHM 6/1 maddesinin Sözleꢀmeci Devletlere kendi yargı sistemlerini, mahkemelerinin   özellikle makul süre de dahil, AĐHM’nin bütün gerektirdiklerini karꢀılayacak ꢀekilde gerekli   yükümlülüklerin her birini düzenlemesi görevini yüklediğini hatırlatmaktadır (Bkz. Djaid-   Fransa kararı, no: 38687/97, 29 Eylül 1999). AĐHM mevcut baꢀvuruda duruꢀmaların gereksiz   yere Asliye Ceza Mahkemesi tarafından defalarca ileri bir tarihe ertelendiği ve Hükümetin bu   gecikmeye iliꢀkin makul bir açıklama getirmediği saptamasını yapmaktadır.   Mahkemeye sunulan tüm delilleri incelemesinin ve mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik   içtihadını göz önüne almasının ardından AĐHM, sözkonusu sürecin uzunluğunun aꢀırı   olduğuna ve «makul süre» ile bağdaꢀmadığına itibar etmektedir.   Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranlar maruz kaldığı manevi zarar için 25.000 Euro tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmıꢀtır.   AĐHM baꢀvuranların belirli bir manevi zarara uğradıklarına itibar ederek hakkaniyete uygun   ꢀekilde baꢀvuranların her birine ayrı olarak 3.600 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranların avukatı masraflar için 400 Euro ve AĐHM önünde baꢀvurunun hazırlanması   için yapılan çalıꢀma saatlerine karꢀılık 6.000 Euro talep etmektedir. Bu taleplerle ilgili ispat   edici AĐHM’ye herhangi bir belge sunulmamıꢀtır.   Hükümet bu miktarlara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir (Bkz. Iatridis-Yunanistan (dostane çözüm) no:   31107/96, Nikolova-Bulgaristan no: 31195/96). Bu bağlamda AĐHM, baꢀvuranların AĐHM   önünde yapmıꢀ oldukları yargı giderlerine karꢀılık hiçbir belgeyi sunmadıklarını not   etmektedir. Bu nedenle baꢀvuranlara bu yönde herhangi bir ödeme yapılmamaktadır.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   a) AĐHS’nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflardan muaf olarak, ödeme tarihindeki döviz   kuru üzerinden Y.TL.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümetin gerçek kiꢀi baꢀvuranların   her birine 3.600 (üç bin altı yüz) Euro manevi tazminat ödemesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faizin uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   maddelerine uygun olarak 21 ꢁubat 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   9

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło