21213/03
WyrokETPCz2009-06-02ECLI:CE:ECHR:2009:0602JUD002121303
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy obecność sędziego wojskowego w składzie sądu naruszyła prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy długość tymczasowego aresztowania naruszyła art. 5 ust. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu przewlekłości postępowania karnego, które trwało około czternastu lat w dwóch instancjach, co było niezgodne z zasadą „rozsądnego terminu” wynikającą z ugruntowanego orzecznictwa. Skarga dotycząca obecności sędziego wojskowego w składzie sądu została uznana za niedopuszczalną, ponieważ Państwowe Sądy Bezpieczeństwa zostały zniesione, a ostateczny wyrok skazujący wydał skład trzech sędziów cywilnych, którzy zbadali wszystkie elementy faktyczne i prawne. Trybunał nie znalazł podstaw do kwestionowania niezawisłości i bezstronności sędziów. Skarga dotycząca długości tymczasowego aresztowania została uznana za niedopuszczalną z powodu jej złożenia po upływie terminu (ponad dziewięć lat po zakończeniu aresztu).Stan faktyczny
Skarżący, Yılmaz Bozkurt, został aresztowany 23 stycznia 1994 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji PKK i tymczasowo aresztowany. 30 lipca 1997 r. został skazany na dożywocie przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Diyarbakır. Wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny 1 marca 1999 r. Po zniesieniu Państwowych Sądów Bezpieczeństwa, sprawa skarżącego została przekazana do Sądu Karnego w Diyarbakır, który 9 marca 2007 r. skazał go na dwanaście lat i sześć miesięcy pozbawienia wolności. Sąd Kasacyjny podtrzymał ten wyrok 7 marca 2008 r.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga w zakresie długości postępowania jest dopuszczalna, a w pozostałym zakresie niedopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 10 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Zasądza na rzecz skarżącego 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
YILMAZ BOZKURT -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:21213/03)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Haziran 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (21213/03) no’lu davanın nedeni (T.C.
vatandaꢀı) 1958 doğumlu olan ve Diyarbakır’da ikamet eden Yılmaz Bozkurt’un (baꢀvuran)
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 20 Mayıs 2003 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel
Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS)
34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından F. Gümüꢀ tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI Ocak 1994 tarihinde, yasa dıꢀı bir örgüt olan PKK’ya üye olduğu gerekçesi ile baꢀvuran,
polis tarafından yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. 7 ꢁubat 1994 tarihinde, Cumhuriyet
Savcısı ve Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi tarafından baꢀvuranın ifadesi
alınmıꢀtır. 17 Mart 1994 tarihli iddianame ile Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi
tarafından baꢀvuran 30 Temmuz 1997 tarihinde ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmiꢀtir. Mart 1999 tarihinde baꢀvuranın davası ile baꢀka bir sanığın davası arasında bağlantı
olduğunu belirterek Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuꢀtur.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri hakkındaki kanunda yapılan düzenlemelerin ardından, 22
Haziran 1999 tarihinde, baꢀvuranın davasında askeri hakimin yerini sivil hakim almıꢀtır. 16
Haziran 2004 tarihli 5190 sayılı Kanunla Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kaldırılmasının
ardından baꢀvuranın dosyası, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmiꢀtir.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mart 2007 tarihli bir kararla baꢀvuranı on iki yıl altı ay
hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. 7 Mart 2008 tarihinde, Yargıtay, itiraz edilen kararı
onamıꢀtır.
HUKUK
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢁKĐN
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak baꢀvuran, gözaltı süresinden ꢀikayetçi olmaktadır.
AĐHM, gözaltı süresinin 7 ꢁubat 1994 tarihinde sona erdiğini ve baꢀvuranın baꢀvurusunu 20
Mayıs 2003 tarihinde yani gözaltının sona erdiği tarihten yaklaꢀık dokuz yıldan fazla bir
süreden sonra sunduğunu tespit etmektedir. Sözkonusu ꢀikayetin gecikmeli olarak yapıldığı ve
AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna
ulaꢀılmaktadır.
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, kendisini mahkum eden Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin oluꢀumunda askeri hakimin bulunması nedeniyle davasının hakkaniyete
uygun olarak bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından görülmemesinden ꢀikayetçidir.
AĐHM, 16 Haziran tarihli 5190 sayılı Kanun ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin
kaldırıldığını tespit etmektedir. Nihai mahkumiyet kararı, dava konusu olaylara ve hukuka
iliꢀkin unsurların tamamını inceleyen üç sivil hakimden oluꢀan bir kurul tarafından verilmiꢀtir
(bkz, aynı bağlamda, Yaꢀar-Türkiye, baꢀvuru no: 46412/99, 31 Mart 2005 ve Yılmaz-Türkiye,
baꢀvuru no: 62230/00, 20 Eylül 2005). Ayrıca AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde
görev yapan hakimlerin faydalandıkları anayasal ve yasal güvenceleri hatırlatmakta (bkz,
Đrmek-Türkiye, baꢀvuru no: 57175/00, 28 Ocak 2003) ve bu hakimlerin bağımsızlık ve
tarafsızlığını tartıꢀmalı hale sokacak nitelikte bir argümanın bulunmaması nedeniyle
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca sözkonusu ꢀikayeti reddetmektedir.
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, ceza davasının süresinden de ꢀikayetçi
olmaktadır. Hükümet, baꢀvuranın ꢀikayetlerini ulusal makamların bilgisine sunmadığına
kanaat getirerek iç hukuk yolunun tüketilmediğini belirtmektedir. AĐHM, Savunmacı
Hükümet tarafından ortaya konan benzer itirazları daha önce müteaddit defalar reddettiğini
hatırlatmaktadır (Tendik vd – Türkiye, baꢀvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005) ve mevcut
davada Hükümet’in görüꢀlerinin sözkonusu karardan farklı hareket etme imkanı
sağlamadığını tespit etmektedir. AĐHM, sözkonusu ꢀikayete iliꢀkin hiçbir kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla sözkonusu ꢀikayet kabuledilebilir
niteliktedir.
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, yargılama süresinin “makul süre” ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Hükümet,
sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.
Dikkate alınacak dönem 23 Ocak 1994 tarihinde baꢀlamıꢀ ve 7 Mart 2008 tarihinde sona
ermiꢀtir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaꢀık on dört yıl sürmüꢀtür.
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları müteaddit defalar
incelemiꢀ ve konuya iliꢀkin yerleꢀik içtihadından doğan kriterleri göz önüne alarak “makul
süre” ilkesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Pélissier ve Sassi – Fransa, baꢀvuru no:
25444/94).
Mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir neden göremeyen AĐHM, AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak baꢀvuran, 10.000 Euro maddi ve
manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Ayrıca baꢀvuran, yargılama masraf giderleri olarak
6.900 Türk Lirası (yaklaꢀık 3.450 Euro) talep etmekte ve belge olarak bazı faturalar
sunmaktadır. Hükümet, mesnetten yoksun bulduğu sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, maddi tazminatla mevcut davada tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı
bulunmadığından maddi tazminat talebini kabul edememektedir
Buna karꢀın AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç
puanlık bir atıꢀ eklenerek belirlenen gecikme faizi ile birlikte manevi tazminat olarak
baꢀvuranın talep ettiği miktarın tamamının ve yargılama masraf ve giderleri olarak ise 500
Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Baꢀvurunun yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin
kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı
Devlet tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;
(i)
manevi tazminat olarak her türlü vergiden muaf tutularak 10.000 Euro (on
bin Euro)
(ii)
yargılama masraf ve giderleri olarak her türlü vergiden muaf tutularak 500
Euro (beꢀ yüz) Euro
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve
3. paragraflarına uygun olarak 2 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło