21316/05

WyrokETPCz2010-06-08ECLI:CE:ECHR:2010:0608JUD002131605

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego o rejestrację nieruchomości, trwającego ponad 36 lat, naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Europejskiej Konwencji Praw Człowieka?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie krajowe, które trwało ponad 36 lat i nadal było w toku, przekroczyło rozsądny termin wymagany przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Podkreślono, że jurysdykcja Trybunału ratione temporis obejmuje okres od 28 stycznia 1987 r., ale Trybunał musi wziąć pod uwagę stan sprawy w tym momencie. Trybunał odrzucił argument rządu o złożoności sprawy i przyczynianiu się stron do opóźnień, stwierdzając, że rząd nie przedstawił dowodów uzasadniających tak długi czas trwania postępowania. Stwierdzono, że skarga jest dopuszczalna, ponieważ skargi dotyczące długości postępowania mogą być wnoszone, zanim sprawa zostanie zakończona na poziomie krajowym.
Stan faktyczny
Pięcioro tureckich obywateli (Züleyha Biçer, Birsen Ergünhan, Ahmet Karaçakıl, Hacer Dalgıç i Hayriye Savruk) złożyło skargę dotyczącą przewlekłości postępowania sądowego o rejestrację nieruchomości. Postępowanie zostało wszczęte przez ich matkę w 1972 roku i dotyczyło rejestracji kilku działek gruntu. Po śmierci matki w 1984 roku, skarżący przystąpili do sprawy jako spadkobiercy. Pomimo wielu etapów, w tym uchylenia orzeczenia przez Sąd Kasacyjny, postępowanie nadal toczyło się przed Sądem Katastralnym w Gönen w czerwcu 2009 roku, trwając ponad 36 lat.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza, aby państwo pozwane zapłaciło skarżącym wspólnie, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, 15 600 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, wraz z odsetkami za zwłokę. 4. Oddala pozostałą część roszczeń skarżących o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   BĐÇER VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 19441/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.   ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 19441/04 no’lu davanın nedeni, Züleyha Biçer,   Birsen Ergünhan, Ahmet Karaçakıl, Hacer Dalgıç v Hayriye Savruk (“baꢀvuranlar”) adlı beꢀ   Türk vatandaꢀının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Mayıs 2004 tarihinde, Đnsan   Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (“Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar Đstanbul Barosu avukatlarından S.E. Altaꢀ ve N. Altaꢀ tarafından temsil   edilmiꢀlerdir.   OLAYLAR   Sırasıyla 1933, 1938, 1952, 1948 ve 1945 doğumlu baꢀvuranlar, Balıkesir ve   Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Aralık 1972 tarihinde, baꢀvuranların annesi, Hazine ve Paꢀaçiftlik Muhtarlığı   aleyhine 117, 130, 135, 168, 274, 438, 494, 497 ve 578 sayılı parsellerin adına tescil edilmesi   için Gönen Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır. Altı kiꢀi daha aynı parsellerle ilgili hak   talebinde bulunarak davaya müdahil olmuꢀtur.   Mart 1977 tarihinde, Gönen Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı vermiꢀ, davayı   Gönen Kadastro Mahkemesi’ne devretmiꢀtir.   Baꢀvuranların annesi belirlenemeyen bir tarihte vefat etmiꢀtir. Baꢀvuranlar 24 Ekim   tarihinde, ilk derece mahkemesine, mirasçı olarak davaya taraf olmak istediklerini   bildirmiꢀlerdir.   Mahkeme 18 Mart 2005 tarihinde, baꢀvuranların davasını reddetmiꢀ, arazinin   müdahillerin mirasçıları adına tescil edilmesine karar vermiꢀtir.   Yargıtay, 22 Haziran 2006 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuꢀtur.   Đlk derece mahkemesi 4 Mart 2007 tarihinde, Yargıtay’ın iade etmesinin ardından,   davanın incelenmesine yeniden baꢀlamıꢀtır.   Ocak 2009 tarihinde son duruꢀma yapılmıꢀtır.   yılının Haziran ayında dava dosyasına eklenen bilgiye göre, yargılama Gönen   Kadastro Mahkemesi’nde derdest haldedir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar davanın süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde belirtilen “makul süre”   koꢀuluyla örtüꢀmediğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur.   Hükümet davanın karmaꢀık olduğunu savunmuꢀtur.   Göz önünde bulundurulacak zaman baꢀvuranların annesinin Gönen Hukuk   Mahkemesi’nde dava açtığı 8 Aralık 1972 tarihinde baꢀlamıꢀtır. Dava halen Gönen Kadastro   Mahkemesi’nde derdest haldedir. Dolayısıyla dava 36 yıldan fazla sürmüꢀtür.   AĐHM’nin yargı yetkisi ratione temporis yalnızca, Türkiye’nin Avrupa Đnsan Hakları   Komisyonu’na bireysel baꢀvuru hakkını tanıyan deklarasyonun teminatını verdiği tarih olan   Ocak 1987 tarihinden sonraki 23 yıllık süreyi göz önünde bulundurmasına izin verir.   Bununla beraber, davanın o zamanki durumunu göz önünde bulundurmalıdır (bkz. ꢁahiner –   Türkiye, 29279/95). O önemli tarihte, dava zaten 14 yıldan fazla süre önce açılmıꢀtı.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet öncelikle baꢀvurunun tamamının ratione temporis AĐHM’nin yetkisi dıꢀında   olduğunu belirtmiꢀtir.   AĐHM, yukarıda belirtilen noktalardan ayrı olarak, ꢁahiner kararında benzer bir itirazı   reddettiğini kaydeder. Mevcut davada bu bulgudan sapmasını gerektirecek özel bir durum   tespit etmemiꢀtir. Buna göre AĐHM bu itirazı reddeder.   AĐHM ayrıca, dava ilk derece mahkemesinde derdest halde olduğu için, baꢀvuranın   tüm iç hukuk yollarını tükettiği biçiminde değerlendirilemeyeceğini savunmuꢀtur.   AĐHM, içtihadına göre, davanın süresine iliꢀkin ꢀikayetlerin, sözkonusu davanın   sonuca bağlanmadan önce kendisine sunulabileceğini kaydeder (diğerlerinin yanı sıra bkz.   Plaksin – Rusya, 14949/02). Buna göre, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmediğine   iliꢀkin itirazı reddedilmelidir. Ayrıca baꢀvurunun bu kısmının diğer bakımlardan da   kabuledilemez olmadığını kaydeder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir olarak ilan   edilmelidir.   B. Esas   Hükümet, davanın süresinin makul süre koꢀulunu aꢀmadığını belirtmiꢀtir.   Baꢀvuranların davası karmaꢀıktır, pek çok müdahili vardır ve hak sahipleri belirlenecek arazi   mevcuttur. Hükümet ayrıca tarafların tutumlarının davada aꢀırı gecikmelere sebebiyet   verdiğini ifade etmiꢀtir.   Baꢀvuranlar iddialarını sürdürmüꢀlerdir.   AĐHM sıklıkla, AĐHS’nin mevcut baꢀvurudakine benzer konuları elen alan davalarda   6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Ezel Tosun – Türkiye, 33379/03).   Kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri göz önünde bulundurduğunda, AĐHM, Hükümet’in   mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀılmasına imkan verecek hiçbir delil ya da görüꢀ   sunmadığı kanısındadır. AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alarak, davanın süresinin   haddinden uzun olduğu ve “makul süre” koꢀuluyla örtüꢀmediği sonucuna varır. Buna göre 6/1   madde ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   Baꢀvuranlar 200.000 Euro maddi, 300.000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀlerdir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   görememektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Öte yandan, hakkaniyete uygun surette,   baꢀvuranlara, ortaklaꢀa1, 15.600 Euro manevi tazminat ödenmesine karar verir.   Ayrıca, tarafların sunduğu bilgiye göre, dava ilk derece mahkemesinde derdest   haldedir. Bu koꢀullarda, AĐHM, sözkonusu davayı, bir yandan adaletin de doğru iꢀlemesini   sağlayacak koꢀulları göz önünde bulundurarak olabildiğince hızlı bir biçimde sonuca   bağlamanın, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalinin sona erdirilmesi için uygun bir araç olacağı   kanısına varır (bkz. mutatis mutandis, Yakıꢀan – Türkiye, 11339/03).   Baꢀvuranlar mahkeme masrafları için 20.000 Euro, posta masrafları için 68 Türk   Lirası (TL)2 talep etmiꢀtir. Baꢀvuranlar taleplerini desteklemek üzere, ulusal mahkemelerde   meydana gelen masrafların makbuzları ile posta masraflarıyla ilgili faturalar sunmuꢀlardır.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir. AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak   gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde baꢀvurana geri   ödenir. Bu davada, AĐHM, sahip olduğu bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ıꢀığında,   hakkaniyete uygun surette, baꢀvuranlara, ortaklaꢀa, yargılama giderleri için 500 Euro tazminat   ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıꢀtır.   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiꢀtir.   AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) Savunmacı Devlet’in, baꢀvuranlara, AĐHS’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca   kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur   üzerinden izleyen meblağları ödemesine;   (i)   uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber, 15.600 Euro (on beꢀ bin altı   yüz Euro) manevi tazminat;   (ii)   uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber, yargılama giderleri için 500   Euro (beꢀ yüz Euro);   Bkz. Serçinoğlu – Türkiye, 7755/05.   Yaklaꢀık 35 Euro.   (b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan   eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Baꢀvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmının reddine,   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları   uyarınca 20 Temmuz 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   François Elens-Passos   Zabıt Katibi Yardımcısı   Françoise Tulkens   Baꢀkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło