21377/04

WyrokETPCz2009-10-27ECLI:CE:ECHR:2009:1027JUD002137704

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego przeciwko skarżącemu, trwającego ponad 13 lat i charakteryzującego się wielokrotnym uchylaniem wyroków przez sądy wyższej instancji, naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okres postępowania, trwający około 13 lat i 2 miesięcy, był nadmierny. Podkreślono, że Sąd Kasacyjny Wojskowy czterokrotnie uchylał decyzje sądów niższej instancji, co zazwyczaj wynika z błędów popełnianych przez te sądy. Takie powtarzające się uchylenia i przekazywanie spraw do ponownego rozpoznania świadczą o niedociągnięciach w funkcjonowaniu systemu prawnego. W świetle swojego ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach, Trybunał stwierdził, że długość postępowania przekroczyła rozsądny termin.
Stan faktyczny
Skarżący, Ahmet Kenan Er, urodzony w 1964 roku, był oficerem piechoty w Tureckich Siłach Zbrojnych. 10 października 1990 roku został zatrzymany pod zarzutem nadużycia władzy i korupcji. Akt oskarżenia obejmował 24 różne przestępstwa. Postępowanie karne toczyło się przed sądami wojskowymi i cywilnymi, charakteryzując się wielokrotnym uchylaniem wyroków przez Sąd Kasacyjny Wojskowy i przekazywaniem sprawy do ponownego rozpoznania. Ostatecznie, 2 grudnia 2003 roku, sprawa została umorzona z powodu przedawnienia. Skarżący został wydalony z sił zbrojnych 9 maja 1997 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Orzekł, że Państwo Pozwane ma zapłacić skarżącemu 9500 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, powiększone o odsetki za zwłokę. 4. Oddalił pozostałą część roszczeń skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ER – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 21377/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.   ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 21377/04 no’lu davanın nedeni, Ahmet Kenan Er   (“baꢀvuran”) adlı T.C. vatandaꢀının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 30 Nisan 2004   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (“Avrupa   Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran Đstanbul Barosu avukatlarından H.Đ Er tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   doğumlu baꢀvuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran 10 Ekim 1990 tarihinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde piyade üsteğmen olarak   hizmet vermekteyken, diğer hususlar meyanında, görevi suistimal ve rüꢀvet ꢀüphesiyle   gözaltına alınmıꢀtır.   33. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı askeri savcısı, 28 Mart 1991 tarihinde, baꢀvuran   hakkında, aralarında görevi suistimal, rüꢀvet, astlarına saldırı, darp ve cebir suçları da bulunan   yirmi dört farklı suçtan cezalandırılmasını isteyen bir iddianame sunmuꢀtur.   Kırklareli Askeri Mahkemesi 12 Mayıs 1993 tarihinde baꢀvuranı bazı suçlardan beraat   ettirmiꢀ, diğer suçlardan suçlu bulmuꢀtur.   Askeri Yargıtay 19 Ocak 1994 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀ, diğer   kararları, diğer hususular meyanında soruꢀturmanın yetersizliği nedeniyle bozmuꢀtur.   Kırklareli Askeri Mahkemesi, 7 Kasım 1995 tarihinde baꢀvuranı bazı suçlardan beraat   ettirmiꢀ, geri kalan suçlardan suçlu bulmuꢀtur.   Askeri Yargıtay 6 Mart 1996 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını kısmen   onamıꢀtır.   Kırklareli Askeri Mahkemesi 16 Nisan 1996 tarihinde, baꢀvuranı bazı suçlardan beraat   ettirmiꢀ, geri kalan suçlardan mahkum etmiꢀtir.   Baꢀvuran 9 Mayıs 1997 tarihinde silahlı kuvvetlerden ihraç edilmiꢀtir.   Askeri Yargıtay 10 Haziran 1998 tarihinde, ilk derece mahkemesinin bazı suçlarla ilgili   kararını usuli sebeplerle, geri kalanlarını zamanaꢀımına uğramaları nedeniyle bozmuꢀtur.   Çorlu Askeri Mahkemesi 5 Ağustos 1999 tarihinde baꢀvuranı zamanaꢀımına uğramayan   ve beraat etmediği bu suçlardan mahkum etmiꢀtir.   Askeri Yargıtay 28 Mart 2001 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını, ilgili yetki   kurallarında yapılan son düzenlemelere bağlı olarak bir kez daha bozmuꢀ, davanın umumi   ceza mahkemelerinde görülmesi gerektiğine karar vermiꢀtir.   Çorlu Askeri Mahkemesi 26 Aralık 2001 tarihinde yetkisizlik kararı vermiꢀ, davayı   Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale etmiꢀtir.   Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi 2 Aralık 2003 tarihinde baꢀvuran hakkında açılan   davanın zamanaꢀımına uğraması nedeniyle düꢀürülmesine karar vermiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran hakkındaki ceza yargılamasının uzunluğunun, AĐHS’nin 6/1 maddesinde   öngörülen “makul süre” kuralıyla uyuꢀmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur.   Hükümet bu sava itiraz etmiꢀtir.   Göz önünde bulundurulacak süre 10 Ekim 1990 tarihinde baꢀlamıꢀ, 2 Aralık 2003   tarihinde sona ermiꢀtir. Dolayısıyla dava, askeri ve umumi ilk derece mahkemeleri de dahil   olmak üzere, iki yargı aꢀamasında yaklaꢀık olarak on üç yıl iki ay sürmüꢀtür.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Hükümet, esasa iliꢀkin olarak, bilhassa davanın karmaꢀıklığı, dinlenen tanıkların sayısı ve   baꢀvuranın itham edildiği çok sayıda suç göz önünde bulundurulduğunda, davanın makul   ölçütlerin dıꢀına çıkacak kadar uzun sürdüğü biçiminde değerlendirilemeyeceğini belirtmiꢀtir.   AĐHM, mevcut davadakine benzer konuları incelediği davalarda, sıklıkla AĐHS’nin 6/1   maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Frydlender - Fransa, [BD], 30979/96;   Szilvássy – Macaristan, 17623/04). AĐHM mevcut davada, özellikle, Yargıtay’ın ilk derece   mahkemesinin kararını dört kez bozduğunu kaydeder. Kararların sürekli bozulup, yeniden   incelenmek üzere alt mahkemeye iade edilmesinin genellikle alt mahkemelerin iꢀlediği   hataların sonucu olduğunu, bunun da bir dizi kovuꢀturma içinde hukuk sisteminin   iꢀleyiꢀindeki eksiklikleri ortaya koyduğunu yineler (bkz. Wierciszewska – Polonya, 41431/98;   Falimonov – Rusya, 11549/02).   AĐHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeler ıꢀığında, Hükümet’in, davada farklı bir   sonuca ulaꢀmasını sağlayacak hiçbir delil ya da görüꢀ ortaya koymadığı kanısındadır. Konuya   iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak, yargı sürecinin haddinden uzun olduğu ve “makul süre”   koꢀuluyla örtüꢀmediği sonucuna varır.   Buna göre AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   A. Tazminat ve yargılama giderleri   Baꢀvuran, cezai dava sırasında meydana gelen maaꢀ kesintileri ve silahlı kuvvetlerden   ihracının ardından mahrum kaldığı emeklilik hakları için 686.306.35 Türk Lirası maddi   tazminat talep etmiꢀtir. Ayrıca 50.000 Euro manevi tazminat, ulusal mahkemelerde meydana   gelen yargılama giderleri için ise 6000 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet bu taleplere temelsiz ve haddinden yüksek oldukları gerekçesiyle itiraz etmiꢀtir.   AĐHM talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını   kaydetmektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Öte yandan AĐHM, baꢀvuranın, AĐHS’nin   mevcut kararda ihlal edildiğinin tespit edilmesinin baꢀlı baꢀına çözüm teꢀkil etmeyeceği bir   takım manevi zarara uğradığı kanısındadır. Hakkaniyete uygun surette, bu baꢀlık altında 9500   Euro ödenmesine hükmeder.   AĐHM, baꢀvuranın yargılama giderlerine iliꢀkin olarak, taleplerini destekleyici hiçbir belge   sunmadığı için, bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesine hükmeder.   B. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı   faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiꢀtir.   AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) Savunmacı Devlet’in, baꢀvurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her tür vergiyle beraber, ödeme   gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na çevirerek 9500 Euro (dokuz bin beꢀ   yüz Euro) manevi tazminat ödemesine,   (b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan   eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine,   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca   Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Françoise Elens-Passos   Zabıt Katibi Yardımcısı   Françoise Tulkens   Baꢀkan   3

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło