21502/04

WyrokETPCz2008-06-10ECLI:CE:ECHR:2008:0610JUD002150204

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak publicznej rozprawy w postępowaniu karnym, w którym skarżący został ukarany grzywną, naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak publicznej rozprawy na żadnym etapie postępowania krajowego, zarówno przed sądem wydającym wyrok karny, jak i przed sądem rozpatrującym odwołanie, stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Skarżący nigdy nie miał możliwości osobistego stawiennictwa przed sędziami. Trybunał powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo w podobnych sprawach przeciwko Turcji, podkreślając, że rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających odmienne rozstrzygnięcie. W konsekwencji, postępowanie krajowe nie spełniało wymogów rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Enver Yalvaç, urodzony w 1985 roku, został aresztowany 26 września 2003 roku wraz z czterema innymi osobami w związku z incydentem z użyciem noża w parku. Mimo że inna osoba przyznała się do zranienia, a skarżący twierdził, że próbował rozdzielić strony, prokurator oskarżył go o pobicie i zranienie. Sąd Karny w Izmirze skazał skarżącego na grzywnę 20 października 2003 roku bez przeprowadzenia rozprawy. Odwołanie skarżącego zostało odrzucone 14 listopada 2003 roku, również bez rozprawy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku rozprawy w postępowaniu krajowym. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania pozostałych zarzutów z art. 6 Konwencji oraz zarzutu z art. 13 Konwencji. 4. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zasądza skarżącemu 1.500 Euro tytułem kosztów i wydatków. 6. Oddala pozostałe żądania zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   YALVAÇ -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:21502/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Haziran 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (21502/04) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Enver Yalvaç’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Mayıs 2004 tarihinde   Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đzmir Barosu avukatlarından M. Yılmaz tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1985 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir.   Eylül 2003 tarihinde, saat 15.30’da polis memurları, parkta yaralı bir adam olduğuna dair   bir ihbar almıꢀlardır. Bıçakla yaralanan sözkonusu adam, polise baꢀvuranın da aralarında   bulunduğu saldırganları tarif etmiꢀtir.   Aynı gün, baꢀvuran ve dört kiꢀi yakalanmıꢀ ve Balçova Merkez Karakolu’na götürülmüꢀtür.   Yakalananlardan biri yaralanan kiꢀi ile ağız dalaꢀına girdiğini ve yaraladığını kabul etmiꢀtir.   Sözkonusu kiꢀi, olay yerinde bulunan arkadaꢀlarının hiçbir ꢀekilde sözkonusu ağız dalaꢀına   karıꢀmadıklarını sadece ayırmak için araya girmeye çalıꢀtıklarını belirtmiꢀtir.   Aynı gün içerisinde, sözkonusu beyanları doğrulayan yaralının kız arkadaꢀı verdiği   ifadesinde bunları doğrulamıꢀtır.   Yine aynı gün baꢀvuranın da ifadesi alınmıꢀtır. Baꢀvuran, sözkonusu ağız dalaꢀına dahil   olduğunu reddetmiꢀ, olaya karıꢀanları ayırmaya çalıꢀtığını ileri sürmüꢀ ve kiꢀinin bıçak ile   yaralandığını görmediğini belirtmiꢀtir.   Eylül 2003 tarihinde, polis memurları, ihtilaflı olayları kabul eden kiꢀi dıꢀındaki sözkonusu   kiꢀilerin Savcının talimatı üzerine serbest bırakıldıklarına dair bir tutanak hazırlamıꢀlarıdır.   Ekim 2003 tarihinde, Đzmir Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranı ve diğer dört kiꢀiyi darp ve   yaralama ile suçlamıꢀ ve Türk Ceza Kanunu’nun 456/4 maddesi uyarınca baꢀvuranın   mahkumiyetini talep etmiꢀtir.   Baꢀvuran, iddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüꢀtür.   Ekim 2003 tarihinde, Đzmir Ceza Mahkemesi, atılı suçların varlığına kanaat getirdiği bir   ceza kararı vermiꢀ ve sonuç olarak Türk Ceza Kanunu’nun 456/4 maddesi uyarınca baꢀvuranı,   346.783.000 TL para cezasına çarptırmıꢀtır.   Kasım 2003 tarihinde, sözkonusu karar baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir.   Kasım 2003 tarihinde, baꢀvuran bu karara karꢀı çıkmıꢀ ve davanın yeniden görülmesini   talep etmiꢀtir.   Kasım 2003 tarihinde, dosya hakkında karar veren Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi,   sözkonusu talebi reddetmiꢀtir.   Baꢀvuran, sırasıyla 8 Ocak, 6 ꢁubat ve 8 Mart 2004 tarihlerinde para cezasını üç taksitte   ödemiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, cezai kovuꢀturma boyunca birçok bağlamda adil yargılanma ve savunma haklarının   ihlaline maruz kaldığını ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuran, kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında   bilgilendirilmediğini, avukat tarafından temsil edilmediğini, savunmasını hazırlamak için   gerekli zaman ve kolaylıkların kendisine tanınmadığını ve tanıkları sorgulayamadığını ya da   sorgulatamadığını ileri sürmektedir. Baꢀvuran, silahların eꢀitliği ve masumiyet karinesi   ilkelerinin de ihlal edildiğini iddia etmektedir. Baꢀvuran, bu bağlamda AĐHS’nin 6.   maddesinin 1., 2. ve 3. paragraflarına atıfta bulunmaktadır.   Hükümet, bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır ve ceza kararnamelerinin verilmesinin nedeninin yargı   süreci kısaltmak olduğunu savunmaktadır. Atılı suçun hafifliği, verilen cezanın niteliği (para   cezası) ve duruꢀma yapılmasının gerekliliğine iliꢀkin hakim takdiri mevcut davada duruꢀma   yapılmamasını haklı kılan gerekçelerdendir. Ayrıca, ceza kararnamesine iliꢀkin hükümler,   Yeni Türk Ceza Kanunu’nda kaldırılmıꢀtır.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   AĐHM, yargılamanın hiçbir aꢀamasında, baꢀvuranın ulusal mahkemeler önünde duruꢀma   yapılmasından faydalanamadığını belirtmiꢀtir. Ne ceza kararnamesini veren ceza   mahkemesinde ne de baꢀvuranın itirazı hakkında hükme varan Asliye Ceza Mahkemesi’nde   duruꢀma yapılmamıꢀtır. Baꢀvuran, kendisini yargılamaya çağrılan hakimler karꢀısına hiçbir   zaman vicahi olarak çıkma imkanına sahip olamamıꢀtır.   AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemiꢀ ve AĐHS’nin   6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitine ulaꢀmıꢀtır (Bkz, Karahanoğlu; Tanyar ve Küçükergin-   Türkiye, baꢀvuru no: 74242/01, 5 Aralık 2006; Oyman-Türkiye, baꢀvuru no: 39856/02, 20   ꢁubat 2007).   AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için   ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmiꢀtir.   Sahip olduğu unsurların ıꢀığında ve içtihadı uyarınca AĐHM, baꢀvuranın davasının davaya   bakan mahkemeler tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1   maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmektedir.   AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı kapsamında ulaꢀılan ihlal tespitini göz önüne alarak,   AĐHM, mevcut baꢀvuruda ortaya konulan baꢀlıca hukuki sorunu incelediği kanaatindedir.   AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetlerin geri kalan kısmının ayrı olarak   incelenmesine gerek olmadığını düꢀünmektedir (Bkz, Bolluk-Türkiye, baꢀvuru no: 34506/03,   Ekim 2007).   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Mahkumiyetine iliꢀkin olarak yaptığı itirazın dosya üzerinden incelenmesi nedeniyle,   baꢀvuran, etkili baꢀvuru imkanından yararlanamadığını ileri sürmektedir. Baꢀvuran, bu   bağlamda, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin yukarıda incelenen ꢀikayetle bağlantılı olduğunu dolayısıyla   kabuledilebilir nitelikte olduğunu belirtmektedir.   AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında ulaꢀılan tespiti göz önüne alan AĐHM, mevcut davada   sözkonusu hüküm ihlal edilmiꢀ olsa dahi bu madde kapsamında yapılan ꢀikayetin   incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir (Bkz. Karakaya-Türkiye, baꢀvuru no: 11424/03,   Ocak 2008).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, 346.783.000 TL’ye tekabül eden para cezasını ödemek zorunda kalması nedeniyle   2.000 Euro maddi tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran, maruz kaldığı manevi zarar için de   30.000 Euro istemektedir.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, belirtilen eksikliklerden dolayı Türk Mahkemelerinin neden olduğu sonuçlarla ilgili   olarak yorum yapma gereği duymamakta ve baꢀvuranın maddi tazminat talebini   reddetmektedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, yazıꢀma ve çeviri masrafları nedeniyle AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu masraf için   1.005,50 YTL1 talep etmektedir. Ulusal mahkemeler önündeki yargılama için avukatlık ücreti   olarak 1.000 YTL2 ve AĐHM önündeki yargılama için 3.500 YTL3 istemektedir. Baꢀvuran,   çeviri makbuzları ile avukatlık ücret tarifesini belge olarak sunmaktadır.   Hükümet, bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   Yaklaꢀık 498 Euro   Yaklaꢀık 496 Euro   Yaklaꢀık 1.736 Euro   AĐHM, içtihadına göre, bir baꢀvuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak   gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.   Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan   AĐHM, tüm masraflar için baꢀvurana 1.500 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Ulusal yargılama çerçevesinde duruꢀma yapılmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1   maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında yapılan diğer ꢀikayetlerin ve AĐHS’nin13. maddesi   kapsamında yapılan ꢀikayetin incelenmesine gerek olmadığına;   4. Đhlal tespitinin kendisinin baꢀvuranın maruz kaldığı manevi zarar için yeterli adil   tatmin oluꢀturduğuna;   5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana her türlü vergiden muaf tutularak yargılama masraf ve giderleri   için 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro) ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 10 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło