21516/04

WyrokETPCz2010-01-26ECLI:CE:ECHR:2010:0126JUD002151604

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie skarżącego własności nieruchomości, która została przeklasyfikowana na grunt leśny i przeniesiona na rzecz państwa bez odszkodowania, stanowiło naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skarżący posiadał „mienie” w rozumieniu art. 1 Protokołu nr 1, ponieważ jego tytuł własności był ważny do momentu unieważnienia go przez sądy krajowe. Przeklasyfikowanie gruntu na obszar leśny i przeniesienie własności na rzecz państwa bez wypłaty jakiegokolwiek odszkodowania stanowiło pozbawienie własności. Trybunał podkreślił, że pozbawienie własności bez rozsądnego odszkodowania, które nie odpowiada wartości nieruchomości, stanowi nadmierną ingerencję i jest niezgodne z art. 1 Protokołu nr 1.
Stan faktyczny
Skarżący, Halil Pak, urodzony w 1945 roku i zamieszkały w Ordu, był właścicielem działki o powierzchni 39 000 m², z czego 3 250 m² nabył w drodze darowizny. Nieruchomość była zarejestrowana na jego nazwisko od 1942 roku i klasyfikowana jako grunt rolny (plantacja orzechów laskowych). W 2002 roku Generalna Dyrekcja Leśnictwa wniosła pozew o unieważnienie tytułu własności skarżącego, twierdząc, że grunt jest obszarem leśnym. Sądy krajowe (Sąd Cywilny Pierwszej Instancji w Ulubey i Sąd Kasacyjny) orzekły na korzyść Generalnej Dyrekcji Leśnictwa, unieważniając tytuł własności skarżącego bez wypłaty odszkodowania.
Rozstrzygnięcie
Trybunał orzekł, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. Zasądził na rzecz skarżącego kwotę 10 000 euro tytułem szkody majątkowej, wraz z odsetkami. Pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia zostały oddalone.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   PAK -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 21516/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ocak 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (21516/04) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Halil Pak’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Mayıs 2004 tarihinde Temel   Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin   (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1945 doğumlu olup Ordu’da ikamet etmektedir. 20 ꢁubat 1942 tarihinde 6.108,21   m2 yüzölçümündeki arazi baꢀvuran adına tescil edilmiꢀtir (referans numarası 48, ada 127,   parsel 11).   Baꢀvuran Ulubey (Ordu) Yenisayaca köyünde yerleꢀik toplam yüzölçümü 39.000 m2, yetmiꢀ   iki hisseden oluꢀan bu taꢀınmazın 3.250 m2’lik altı hissesini hibe yoluyla edinmiꢀtir. 9 Ocak   ve 19 Haziran 1970 tarihlerinde baꢀvuranın arazisi tarım arazisi olarak   vasıflandırılmıꢀtır.   Kadastro komisyonu belirtilmeyen bir tarihte bu taꢀınmazı 127 ada ve 11 parsel numaraları ile   tapu sicilinde baꢀvuran adına kaydetmiꢀtir.   Ocak 2002 tarihinde Orman Genel Müdürlüğü, sözü edilen taꢀınmazın orman arazisi   alanına girdiği gerekçesiyle kadastro komisyonu tarafından baꢀvuran adına yapılan tescilin   iptal edilerek Orman Genel Müdürlüğü adına kaydedilmesi talebiyle Ulubey Asliye Hukuk   Mahkemesinde dava açmıꢀtır.   Asliye hukuk mahkemesi 5 Kasım 2002 tarihinde arazi üzerinde bilirkiꢀi incelemeleri   gerçekleꢀtirmiꢀtir.   Kasım 2002 tarihli raporda, topografya uzmanı orijinal mülkiyet kaydı iꢀleminin 164   numara kaydıyla Nisan 1909 yılında yapıldığını, bundan sonraki 20 ꢁubat 1942, 9 Ocak 1964,   Haziran 1970 ve 8 Eylül 1970 tarihli kayıtların ise ihtilaf konusu taꢀınmaza karꢀılık   geldiğini ifade etmiꢀtir. Orman uzmanı ise bu arazinin orman alanının bir bölümünü   oluꢀturduğunu belirtmiꢀtir.   Kasım 2002 tarihinde Asliye hukuk mahkemesi bilirkiꢀi raporlarına dayanarak Orman   Genel Müdürlüğü’nün talebini yerinde bulmuꢀtur. Mahkeme, arazinin evveliyatında orman   alanı olduğunu, ormanlık alanların özel bir mülkiyet konusunu teꢀkil edemeyeceğini belirtir   sayılı Kanun’un hükümlerine karꢀın arazinin sonradan fındık tarım arazisi haline   geldiğini kaydetmiꢀtir.   Baꢀvuran 28 ꢁubat 2003 tarihinde temyize gitmiꢀtir. Baꢀvuran sözkonusu taꢀınmazın diğer   komꢀu araziler gibi fındık arazisi niteliğini taꢀıdığını, tapu kaydına kaydettirdiği ve maliki   olduğu 1964 yılından bu yana da bu ꢀekilde devam ettiğini savunmuꢀtur.   Yargıtay 25 Eylül 2003 tarihli bir karar ile temyizine gidilen kararı onamıꢀtır. Bu karar   baꢀvurana 5 Kasım 2003’te tebliğ edilmiꢀtir.   Mart 2004 tarihine Yargıtay ihtilaf konusu taꢀınmazın beyan edilen değerinin 600.000.000   TL olması gerekirken mevcut haliyle 386.527.528 TL (24 Ocak 2002 tarihinde yaklaꢀık 329   Euro) olduğu gerekçesiyle baꢀvuran tarafından yapılan karar düzeltme baꢀvurusunu   reddetmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ   ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, kamu yararı olmadan ve kendisine herhangi bir tazminat ödenmeksizin   taꢀınmazının tapu senedinin iptal edilmesinin mülkiyet hakkına yönelik orantısız bir   müdahaleyi teꢀkil ettiğini savunmaktadır.   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. Hükümet benzer koꢀulları içeren   ve Orman Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine tapusu yargı kararı ile iptal edilerek Hazine   adına tescili konu edilen bir davada, davayı açan kimsenin tazminat elde edebildiği bir hükme   atıfta bulunmaktadır. Hükümet ayrıca baꢀvuranın idare mahkemelerinde tam yargı davası   veyahut Medeni Kanun’un 1007. maddesine dayalı olarak tazminat davası açabileceğini   savunmaktadır.   AĐHM öncelikle Köktepe-Türkiye (no: 35785/03, 2 Temmuz 2008), Turgut vd.-Türkiye (sözü   edilen) ve Rimer vd.-Türkiye (no: 18257/04, 10 Mart 2009) kararlarında da buna benzer   itirazların yapıldığını ve bunların reddedildiğini hatırlatır. Mevcut baꢀvuruda daha önce   benimsediği bu kararların dıꢀına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir istisnai durumun yer   almadığını belirtmektedir. AĐHM bu nedenle Hükümetin itirazını reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   AĐHM’nin bu konudaki yerleꢀik içtihadına (Bkz. diğerleri arasında, Dağalaꢀ-Türkiye no:   51326/99, 29 Eylül 2005 ve Özden-Türkiye (no1) kararı no: 11841/02, 3 Mayıs 2007)   göndermede bulunan Hükümet baꢀvuranın Ek 1 no’lu Protokol’ün 1 maddesi uyarınca ne   «mevcut bir mülke» sahip olduğunu ne de «meꢀru bir beklentiyi» öne sürebileceğini   savunmaktadır. Kaldı ki, Hükümete göre tapu sicilindeki kaydın kadastro komisyonu tarafından   iptal edilmesi davasının baꢀvuranın tapusunun iptal edilmesine yönelik değildir.   Hükümet AĐHM’nin bu konudaki yerleꢀik içtihadına atıfta bulunmakta (Bkz. diğerleri   arasında, Ansay-Türkiye kararı, no: 49908/99, 2 Mart 2006) mülkiyet hakkına getirilen   sınırlamanın ormanların korunması gibi meꢀru meꢀru bir amacı güttüğünü ifade etmekte ve   kamusal ormanlık alanların özel bir mülkiyetin konusunu teꢀkil edemeyeceğini belirten   Anayasa’nın 169. maddesini hatırlatmaktadır.   AĐHM bu konudaki genel prensipler için Turgut vd. (sözü edilen) kararını dikkate almaktadır.   AĐHM tapu sicilindeki kaydın kadastro komisyonu tarafından iptal edilmesi davasının   baꢀvuranın tapusunun iptaline iliꢀkin olmadığı yönündeki Hükümetin savına katılmamaktadır.   Dosyada yer alan unsurlardan baꢀvuranın bir tapu senedinin olduğu hususunda taraflar   arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. AĐHM, baꢀvuranın dosyaya eklediği 9 Ocak 1964 ve 19   Haziran 1970 tarihli iki tapu senedinin adı geçenin toplam 39.000 m2 yüzölçümündeki yetmiꢀ   iki hisseden oluꢀan bu taꢀınmazın 3.250 m2’lik altı hissesini hibe yoluyla edindiği   anlaꢀılmaktadır. AĐHM ayrıca ihtilaf konusu taꢀınmazın baꢀvurana ait olduğu doğrultusunda   görüꢀ bildiren bir bilirkiꢀinin de olduğunu kaydetmektedir. AĐHM, kadastro komisyonu   tarafından gerçekleꢀtirilen tapu kaydının mahkeme tarafından iptal edildiğini, iptal iꢀleminde   yine aynı tapu tescilinin ve senedinin esas alındığını ve netice itibarıyla baꢀvuranın tapusunun   iptal edildiğini hatırlatarak, ihtilaf konusu taꢀınmaz 6831 sayılı Orman Kanunu’nun hükümleri   çerçevesinde orman alanı olarak vasıflandırılmamıꢀ olsaydı mülkiyetinin halen geçerliliğini   koruyacağını vurgulamaktadır.   AĐHM, tescilin mahkeme tarafından iptaline ve netice itibarıyla baꢀvuranın tapu senedinin   geçersiz olduğuna kanaat getirilene dek baꢀvuranın iç hukuktaki ilgili hükümler göre   sözkonusu taꢀınmazın maliki konumunda olduğunu not eder. AĐHM ihtilaf konusu taꢀınmazın   kamu orman arazisi olarak vasıflandırılması ile birlikte, baꢀvuranın mülkiyet hakkına riayet   edilmesine yönelik bir müdahalenin bulunduğunu ve bu müdahalenin Ek 1 no’lu Protokol’ün   1. maddesinin birinci bendinin ikinci paragrafında yer alan mülkiyetten «yoksun» bırakma   olarak değerlendirildiğini kaydetmektedir.   AĐHM, baꢀvuranın dile getirdiği ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti daha önce de incelediğini ve Ek   no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır. Bunun yanı sıra   AĐHM, taꢀınmazın değeri ile uyuꢀmayan makul bir meblağ ödemeksizin mülkiyetten yoksun   bırakmanın aꢀırı bir müdahaleyi oluꢀturduğunu ve istisnai koꢀullarda toplam bir tazminatın   yokluğunun Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile bağdaꢀmadığını dile getirmektedir (Bkz.   sözü edilen Turgut vd.). Mevcut baꢀvuruda, baꢀvuran taꢀınmazının Hazineye devredilmesini   müteakip herhangi bir tazminat elde edememiꢀtir ve Hükümet bu davanın farklı bir sonuca   ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delili sunmamıꢀtır (Bkz. sözü edilen Turgut   vd.-Türkiye).   Bu nedenle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuran maddi tazminat olarak 60.000 TL. (yaklaꢀık 28.570 Euro) talep etmekte, fakat bu   amaçla herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamaktadır.   Hükümet AĐHM’yi dayanaktan yoksun olarak nitelendirdiği bu talebi reddetmeye   çağırmaktadır.   AĐHM bu konudaki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında, baꢀvuranın belirli bir maddi zarara uğradığına   ve götürü bir meblağa hükmetmek gerektiğine itibar etmektedir. Mahkemeye sunulan bilgiler   ve hakkaniyete uygun olarak AĐHM, her türlü vergiden muaf tutulmak ve Avrupa Merkez   Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ   eklenmek suretiyle baꢀvurana maddi tazminat için 10.000 Euro ödenmesini   kararlaꢀtırmaktadır.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak   üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana 10.000 (on bin) Euro maddi tazminat   ödenmesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara   Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit   faizin uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 26 Ocak 2009 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło