21768/02
WyrokETPCz2006-01-10ECLI:CE:ECHR:2006:0110JUD002176802
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy tymczasowe aresztowanie nieletniego skarżącego, trwające ponad cztery miesiące, naruszyło jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie lub zwolnienia na czas postępowania, zgodnie z art. 5 ust. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał podkreślił, że uzasadnione podejrzenie jest warunkiem koniecznym tymczasowego aresztowania, ale po pewnym czasie przestaje być wystarczające, a władze krajowe muszą przedstawić konkretne i wystarczające powody dalszego pozbawienia wolności. W niniejszej sprawie sądy tureckie nie przedstawiły takich powodów, opierając się na ogólnikowych sformułowaniach dotyczących charakteru przestępstwa i stanu dowodów. Trybunał zauważył, że sądy krajowe nie wzięły pod uwagę faktu, iż skarżący był nieletni, ani propozycji jego adwokata dotyczącej złożenia gwarancji stawiennictwa. Brak konkretnych dowodów na ryzyko ucieczki, mataczenia czy popełnienia nowych przestępstw, w połączeniu z nieletniością skarżącego, doprowadził do stwierdzenia naruszenia art. 5 ust. 3 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Vehbi Selçuk, urodzony w 1985 roku, został aresztowany 27 grudnia 2001 roku w wieku 16 lat w związku z napadem na szkołę. W zeznaniach na policji przyznał się do udziału w kradzieży komputera, ale później przed sądem zaprzeczył zarzutom. Był tymczasowo aresztowany przez ponad cztery miesiące, od 27 grudnia 2001 do 1 maja 2002, w więzieniu dla dorosłych. Jego wnioski o zwolnienie były odrzucane przez sądy krajowe na podstawie ogólnikowych argumentów, bez uwzględnienia jego nieletniości czy propozycji gwarancji. Postępowanie karne przeciwko niemu nadal trwało w momencie wydania wyroku ETPCz.Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza, że skarga dotycząca długości tymczasowego aresztowania jest dopuszczalna, a pozostała część skargi niedopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Zasądza skarżącemu 750 Euro za szkodę niemajątkową oraz 1,500 Euro na pokrycie kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖRDÜNCÜ DAĐRE
SELÇUK/TÜRKĐYE
(B a ꢀvuru no. 21768/02)
KARAR
STRAZBURG Ocak 2006
Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ꢀekle iliꢀkin
değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Selçuk/Türkiye davasında,
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Daire),
Sn. Nicolas BRATZA , Baꢀkan,
Sn. G. BONELLO,
Sn. R. TÜRMEN,
Sn. K. TRAJA,
Sn. L. GARLICKI,
Sn. J. BORREGO BORREGO
Sn. L. MIJOVIĆ, yargıçlar,
Ve Bölüm Sekreteri Sn. M. O’BOYLE’nin katılımı ile Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi
Heyeti olarak toplanmıꢀ, Aralık 2005 tarihindeki gizli görüꢀme sonucunda,
Yukarıda anılan tarihte benimsenmiꢀ olan aꢀağıdaki karara varmıꢀtır:
USULĐ ĐꢀLEMLER
1.Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı Vehbi Selçuk’un (“baꢀvuran”), 27 Mayıs 2002
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”)
34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na (“Komisyon”)
yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru no. 21768/02).
2.Baꢀvuranı, görevlerini Đzmir’de ifa etmekte olan avukat S. Kayaalp temsil etmiꢀtir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”), bu dava için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.
3. 8 Kasım 2004 tarihinde AĐHM, baꢀvuruyu Hükümet’e tebliğ etmeye karar vermiꢀtir.
AĐHS’nin 29 § 3. maddesi uyarınca baꢀvurunun esaslarını, kabuledilebilirliği ile birlikte
incelemeye karar vermiꢀtir.
OLAYLAR
4. Baꢀvuran, 1985 doğumludur ve Đzmir’de yaꢀamaktadır.
5. 27 Aralık 2001 tarihinde, sözkonusu tarihte on altı yaꢀında olan baꢀvuran, bir
ilkokulda yapılan soyguna iliꢀkin devam etmekte olan soruꢀturma ile bağlantılı olarak
Karꢀıyaka Polis Karakolu polis memurlarınca yakalanmıꢀtır. Polise vermiꢀ olduğu ifadesinde
baꢀvuran, iki arkadaꢀı ile birlikte 26 Kasım 2001 tarihli bir soyguna dahil olduğunu itiraf
etmiꢀtir. Arkadaꢀlarına, ilkokuldan bir bilgisayar taꢀımalarında yardım ettiğini açıklamıꢀtır.
Aynı gün Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkarılmıꢀtır ve polise vermiꢀ olduğu ifadeyi
tekrarladığı Karꢀıyaka Sulh Mahkemesi tetkik hakimi huzuruna çıkarılmıꢀtır. Dosyada mevcut
delilleri ve baꢀvuranın kaçma riskini gözönünde bulunduran tetkik hakimi, baꢀvuranın
yetiꢀkinlerle birlikte bir hapishanede tutuklu yargılanmasını öngörmüꢀtür.
6. Baꢀvuranın temsilcisi, Karꢀıyaka Ceza Mahkemesi huzurunda verilen sözkonusu
karara itiraz etmiꢀ ve dosyada mevcut delilin, müvekkilinin gözaltında tutulması için yeterli
olmadığını ileri sürmüꢀtür. AĐHS’nin 5. ve 6. maddelerine dayanarak baꢀvuranın, serbest
bırakılmasını talep etmiꢀtir.
7. 10 Ocak 2002 tarihinde Karꢀıyaka Cumhuriyet Savcısı, Karꢀıyaka Ceza
Mahkemesi’nde bulunan baꢀvuran aleyhinde cezai takibat baꢀlatmıꢀtır. Baꢀvuranı, Ceza
Kanunu’nun 493. maddesi uyarınca soygun suçuyla itham etmiꢀtir.
8. 14 Ocak 2002 tarihinde Karꢀıyaka Ceza Mahkemesi, baꢀvuran aleyhindeki
yargılamayı baꢀlatmıꢀtır. Suçun ciddiyetini ve dava dosyasındaki delili gözönünde bulunduran
Mahkeme, baꢀvuranın tutuklu yargılanmasının devamına karar vermiꢀtir.
9. 16 Ocak 2002 tarihinde baꢀvuranın temsilcisi, sözkonusu karara itiraz etmiꢀtir.
Đtirazını, AĐHS’nin 5. ve 6. maddelerine dayandırarak, dava dosyasında müvekkilinin
gözaltında tutulması için yeterli delil olmadığını iddia etmiꢀtir. Ayrıca, CMUK’un 104.
maddesi uyarınca kiꢀinin, yalnızca kaçma ve/veya delili değiꢀtirme riski bulunması halinde
tutuksuz yargılanabileceğini ileri sürmüꢀtür. Yetkili makamların, baꢀvuranın nerede
oturduğunu bildiklerini ve baꢀvuranın kaçmaya çalıꢀacağına inanmak için bir gerekçe
olmadığını belirtmiꢀtir. Ayrıca, avukata göre, davaya iliꢀkin deliller yetkili makamlarca zaten
toplanmıꢀ olduğu için, delillerin değiꢀtirilmesi gibi bir risk bulunmamaktadır.
10. 30 Ocak 2002 tarihinde Karꢀıyaka Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın, suçlamanın
niteliği ve ciddiyeti ile dava dosyasındaki delillere dayanarak serbest bırakılma talebini
reddetmiꢀtir.
11. 8 ꢁubat 2002 tarhinde düzenlenen duruꢀma sırasında Karꢀıyaka Ağır Ceza
Mahkemesi, baꢀvuranın ifadesini dinlemiꢀtir. Baꢀvuran, Mahkeme huzurunda kendisine
yöneltilen suçlamaları reddetmiꢀ ve soyguna dahil olmadığını belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın reꢀit
olmadığını vurgulayan temsilcisi, Mahkeme’den müvekkilinin serbest bırakılmasını istemiꢀtir.
Suçun niteliğini ve gözaltında geçirilen süreyi gözönünde bulunduran Mahkeme, baꢀvuranın
gözaltında tutulmasının devamına karar vermiꢀtir.
12. 7 Mart 2002 tarihinde baꢀvuranın temsilcisi, Karꢀıyaka Ceza Mahkemesi’nden
müvekkilinin serbest bırakılmasını istemiꢀtir. 27 Aralık 2002 tarihinden bu yana gözaltında
tutulduğunu ileri sürmüꢀ ve gözaltında tutulmasının devamı için yeterli delillerin mevcut
olmadığını belirtmiꢀtir. Mahkeme bir kez daha talebi reddetmiꢀtir.
13. 28 Mart 2002 tarihinde baꢀvuranın temsilcisi ayrıca AĐHS’nin 5. maddesine
değinerek müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiꢀtir. Mahkeme’nin, serbest bırakılma
taleplerini etraflıca incelememekte olduğunu belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın serbest bırakılmasının,
kamu düzeni için bir tehdit oluꢀturmayacağını ileri sürmüꢀtür. Buna ek olarak, baꢀvuranın
kaçma riski bulunmadığını garanti etmeye hazır olduğunu belirtmiꢀtir.
14. 29 Mart 2002 tarihinde Karꢀıyaka Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın dosyada bulunan
delillere ve suçun ciddiyetine dayanarak sunduğu talebi reddetmiꢀtir.
15. 5 Nisan 2002 tarihinde Karꢀıyaka Ceza Mahkemesi, sonucunda baꢀvuranın tutuklu
yargılanmasına devam edilmesi kararını verdiği baꢀka bir duruꢀma düzenlemiꢀtir.
16. 9 Nisan 2002 tarihinde baꢀvuranın avukatı, Karꢀıyaka Ağır Ceza Mahkemesi
huzurunda sözkonusu karara itiraz etmiꢀtir. Müvekkilinin henüz reꢀit olmadığını ve bu kadar
uzun bir süre gözaltında tutulmaması gerektiğini ileri sürmüꢀtür. Bu hususta iddiasını,
AĐHS’nin 5. maddesine ve Birleꢀmiꢀ Milletler Çocuk Hakları Sözleꢀmesi’nin 37. (b)
maddesine dayandırmıꢀtır.
17. 10 Nisan 2002 tarihinde Karꢀıyaka Ağır Ceza Mahkemesi, dava dosyasındaki
delillerin niteliğine, gözaltında harcanan süreye ve suçun niteliğine dayanılarak sunulan
serbest bırakılma talebini reddetmiꢀtir.
18. 1 Mayıs 2002 tarihinde, yaklaꢀık dört ay boyunca tutuklu olarak yargılanması
ardından, baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasına baꢀlanmıꢀtır.
19. Baꢀvuran aleyhindeki takibat halen devam etmektedir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
A. AĐHS’nin 5 § 1. (c) maddesine iliꢁkin
20. Baꢀvuran, AĐHS’nin 5 § 1. (c) maddesine dayanarak kendisinin suçu iꢀlediğine
dair “makul bir ꢀüphe” bulunmaması nedeniyle kanuna aykırı olarak gözaltına alınmıꢀ olduğu
hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur.
21. Hükümet, iddiaları reddetmiꢀtir. Baꢀvuranın, soyguna dahil olduğundan ꢀüphe
edildiği için gözaltına alınmıꢀ olduğunu belirtmiꢀtir.
22. AĐHM, yakalamanın gerekçesi olarak gösterilmesi gereken ꢀüphenin “makul
olması” durumunun, keyfi olarak yakalamaya ve AĐHS’nin 5 § 1. (c) maddesinde belirtilen
gözaltına almaya karꢀı alınan tedbirin önemli bir parçasını oluꢀturduğunu hatırlatır. Bu durum
objektif bir gözlemciyi, makul olduğu kabul edilen durum, tüm dava koꢀullarına bağlı olacağı
halde, ilgili kiꢀinin suçu iꢀlemiꢀ olabileceğine ikna edecek bazı olay veya bilgilerin
mevcudiyetini gerektirir (bkz. Fox, Campbell ve Hartley/Đngiltere, 30 Ağustos 1990 tarihli
karar, A Serisi no. 182, sayfa 16, § 32).
23. Ayrıca sözkonusu maddede ortaya konan makul ꢀüphenin, ꢀüphelinin iꢀlediği
suçun tespit edilmesi ve yakalandığı zaman kanıtlanması gerektiği anlamına gelmediğini
gözlemler. 5 § 1. maddenin (c) alt paragrafı bağlamındaki gözaltı sırasında sorgulamanın
amacı, yakalamanın temelindeki somut ꢀüpheyi doğrulama veya giderme yoluyla ceza
soruꢀturmasını devam ettirmektir. Bu nedenle ꢀüphe uyandıran olayların, mahkumiyeti haklı
çıkarmak için gerekli olaylarla, hatta cezai takibat sürecinin bir sonraki aꢀamasında getirilen
suçlama ile bile aynı seviyede olması gerekmez (bkz. Brogan ve Diğerleri/Đngiltere, 29 Kasım tarihli karar, A Serisi no. 145-B, sayfa 29, § 53, ve Murray/Đngiltere, 28 Ekim 1994
tarihli karar, A Serisi no. 300-A, sayfa 27, § 55).
24. AĐHM bu bağlamda baꢀvuranın, 26 Kasım 2001 tarihinde bir ilkokulda
gerçekleꢀen soygunla ilgili yürütülen soruꢀturma sırasında yakalanmıꢀ olduğunu belirtir. Bu
koꢀullar altında baꢀvuran aleyhindeki ꢀüphe, özgürlükten mahrum bırakmanın amacı,
baꢀvuranın soyguna dahil olmasına iliꢀkin ꢀüpheyi doğrulamak veya gidermek olduğu için
baꢀvuran aleyhindeki ꢀüphenin, 5 § 1. (c) maddenin gerektirdiği seviyeye ulaꢀmıꢀ olduğu
düꢀünülebilir. Dolayısıyla olaylar, AĐHS’nin 5 § 1. (c) maddesinin ihlal edildiği gibi bir
bulguyu ortaya koymamaktadır.
25. Bu nedenle baꢀvurunun sözkonusu kısmı, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri
bağlamında temelden yoksun olduğu için reddedilmelidir.
B. AĐHS’nin 5 § 3. maddesine iliꢁkin
26. Baꢀvuran, tutuklu yargılanmasının, AĐHS’nin aꢀağıda kaydedilen “makul süre”
gereğini aꢀmıꢀ olduğu hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur:
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir görevli önüne çıkarılır;
kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢀturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır.
Salıverilme, ilgilinin duruꢀmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”
Hükümet sözkonusu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
1. Kabuledilebilirlik
27. AĐHM sözkonusu ꢀikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden
yoksun olmadığını belirtir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için baꢀka bir
gerekçe görmemektedir. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.
2. Esaslar
28. Hükümet, baꢀvuranın yaklaꢀık dört ay süren tutuklu yargılanmasının, dava
koꢀulları altında makul olduğunun kabul edilmesinin gerektiğini belirtmiꢀtir. Bu bakımdan,
baꢀvuranın itham edildiği suçun, ciddi bir nitelikte olduğunu ve baꢀvuranın gözaltına
alınmasının, baꢀka suçlar iꢀlemesine veya kaçmaya çalıꢀmasına engel olmak için gerekli
olduğunu ileri sürmüꢀtür. Hükümet ayrıca yerel mahkemelerin, görgü tanıklarını
etkilemesinden veya delilleri değiꢀtirmesinden korkmaları nedeniyle, baꢀvuranı serbest
bırakmaktan kaçınmıꢀ olduklarını belirtmiꢀtir. Son olarak, gözaltında tutulmasının devamının,
kamu yararına olduğunu ileri sürmüꢀtür.
29. Baꢀvuran, sözkonusu iddialara itiraz etmiꢀtir. Serbest bırakılma talebini incelerken,
yerel mahkemelerin yalnızca dava dosyasındaki delile ve itham edildiği suçun niteliğine
dayanarak karara vardıklarını belirtmiꢀtir. Baꢀvurana göre, gerçekten bir kaçma ya da delili
değiꢀtirme riskinin mevcut olup olmadığı hiçbir zaman tespit edilmemiꢀ olduğu için talepleri,
mahkemeler huzurunda etraflıca değerlendirilmemiꢀtir.
30. AĐHM, bakılan bir davada, yargılanmasına devam edilen suçlunun gözaltında
tutulmasının, makul süreyi aꢀmamıꢀ olduğunu garanti etmenin öncelikle yerel adli
makamların yükümlülüğünde olduğunu yineler. Bu amaçla, masumiyet karinesi ilkesini
gözönünde bulundurarak, kiꢀisel özgürlüğe saygı kuralını terketmeyi haklı çıkaran gerçek bir
kamu yararı gereğinin mevcut olduğunu veya olmadığını ortaya koyan tüm olayları incelemeli
ve bunları, serbest bırakılma baꢀvurularında verdikleri kararlarda gözönüne sermelidirler.
Öncelikle sözkonusu kararlarda gösterilen nedenlere ve baꢀvurularında baꢀvuran tarafından
sunulan saptanmıꢀ gerçeklere dayanarak AĐHM, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilip
edilmediğine karar vermelidir (bkz. Assenov ve Diğerleri/Bulgaristan, 28 Ekim 1998 tarihli
karar, Hüküm ve Karar Raporları 1998-VIII, § 154).
31. Yakalanan kiꢀinin suçu iꢀlediğine dair makul ꢀüphenin devamı, devam etmekte
olan gözaltının geçerliliği için mutlaka aranılan bir ꢀarttır (sine qua non) ancak, belli bir süre
sonra, artık yeterli olmaz. Bu durumda AĐHM, adli makamlarca öne sürülen gerekçelerin,
özgürlükten mahrum bırakmayı haklı çıkarmaya devam edip etmediğini tespit etmelidir (bkz.,
Ilijkov/Bulgaristan, no. 33977/96, § 77, 26 Temmuz 2001, ve Labita/Đtalya [BD], no.
26772/95, §§ 152-153, ECHR 2000-IV).
32. AĐHM, sözkonusu davada, gözönünde bulundurulması gereken sürenin 27 Aralık tarihinde baꢀladığını ve sözkonusu tarihte henüz reꢀit olmayan baꢀvuranın tutuksuz
yargılanmaya baꢀlandığı 1 Mayıs 2002 tarihinde bittiğini belirtmiꢀtir. Sonuç olarak dört aydan
fazla devam etmiꢀtir. Bu süre boyunca Karꢀıyaka Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranın
gözaltında tutulmasını, “suçun niteliğini, delillerin durumunu ve gözaltı süresinin uzunluğunu
gözönüne alarak” gibi benzer kalıplaꢀmıꢀ terimler kullanarak uzatmıꢀtır.
33. Hükümet’in görüꢀlerinde, tutuklu yargılama süresinin uzatılmasıyla yerel
makamların, baꢀvuranın kaçma veya benzer bir suç iꢀleme riskini engellemeyi amaçladıkları
belirtilmektedir. Hükümet ayrıca, baꢀvuranın gözaltında tutulmasının uzamasının kamu
yararına olduğunu ileri sürmüꢀtür. AĐHM bu noktada, kaçma riskinin yanısıra, Hükümetçe
önesürülen diğer iddiaların, yerel mahkemelerin kararlarında kullanılmamıꢀ olduğunu
hatırlatır.
34. AĐHM öncelikle, kaçma tehlikesinin, yalnızca riske atılan hükümlünün gücüne
dayanarak değerlendirilemeyeceğini, fakat ilgili bir grup diğer ek unsurlara değinilerek
değerlendirilmesi gerektiğini; sözkonusu unsurların, bu tür bir suçun mevcudiyetini
doğrulayabileceğini veya tutuklu yargılamayı haklı çıkaramayacak kadar zayıf kalacağını
yineler (bkz. Muller/Fransa, 17 Mart 1997 tarihli karar, Raporlar 1997 II, § 43;
Letellier/Fransa, 26 Haziran 1991 tarihli karar, A Serisi no. 207, § 43). Ağır ceza beklentisi
ve delilin ispat kuvveti, durumla ilgili olsa da kesin değildir ve garanti temin etme
olasılığının, doğabilecek bir riski ortadan kaldırmak için kullanılmak durumunda kalınmıꢀ
olması mümkündür (bkz. Baginski/Polonya, no. 37444/97, § 72, 11 Ekim 2005). Bu bağlamda
AĐHM ayrıca, sözkonusu davada baꢀvuranın avukatı, yerel mahkemeye garanti vermeyi teklif
etmiꢀ olduğu halde, dava dosyasından sözkonusu teklifin, ulusal mahkemelerce
değerlendirmeye alınmadığının anlaꢀıldığını gözlemlemektedir. Bu nedenle yerel
mahkemeler, baꢀvuranın kaçma riskinin mevcudiyetini gösteren fiili gerçek durumları dile
getirmemiꢀlerdir. Bununla birlikte yetkili makamlar, önceden verilmiꢀ ve baꢀvuranın serbest
bırakılması halinde yeni bir suç iꢀlemesine iliꢀkin makul bir endiꢀeye mahal verebilecek
hiçbir mahkumiyet kararına değinmemiꢀlerdir (bkz. Toth/Avusturya, 12 Aralık 1991 tarihli
karar, A Serisi no. 224, § 70). Kamuya yöneltilen tehlike hususunda sözkonusu iddia, dava
koꢀulları altında tek baꢀına ikna edici bir nitelik taꢀımamaktadır (bkz. Romanov/Rusya, no.
63993/00, § 94, 20 Ekim 2005). AĐHM ayrıca, genelde “delil durumu”nun deyimi, ciddi suç
göstergelerinin mevcudiyeti ve devamlılığı hususunda ilgili bir etken olma ihtimali olsa da,
sözkonusu davada tek baꢀına, baꢀvuranın ꢀikayette bulunmuꢀ olduğu gözaltının uzunluğunu
haklı çıkaramaz (bkz. Letellier, Tomasi/Fransa, 27 Ağustos 1992 tarihli karar, A Serisi, no.
241-A, Mansur/Türkiye, 8 Haziran 1995 tarihli karar, A Serisi no. 319-B, § 55).
35. Son olarak AĐHM, baꢀvuranın avukatının devamlı olarak, yetkili makamların
dikkatini, baꢀvuranın henüz reꢀit olmadığı gerçeğine çekmiꢀ ve Birleꢀmiꢀ Milletler Çocuk
Hakları Sözleꢀmesi’nin 37. (b) maddesine dayanarak Mahkeme’den, baꢀvuranın serbest
bırakılmasını talep etmiꢀtir (bkz. Paragraf 16). Dava dosyasından, yerel makamların,
baꢀvuranın gözaltında tutulmasının devamına karar verirken yaꢀını gözönüne almadıkları
anlaꢀılmaktadır.
36. Yukarıda kaydedilenler ve özellikle, baꢀvuranın sözkonusu tarihte henüz reꢀit
olmadığı gerçeği ıꢀığında AĐHM, yetkili makamların, baꢀvuranın dört aydan fazla gözaltında
tutulması için bir gerekçe göstermedikleri sonucuna varmıꢀtır.
37. Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II.
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
38. AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Zarar
39. Baꢀvuran, maddi zarar için 2,000 Euro ve manevi zarar için 10,000 Euro tazminat
talep etmiꢀtir.
40. Hükümet, sözkonusu taleplerin haddinden fazla olduğunu ileri sürmüꢀtür.
41. AĐHM, tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında nedensel bir
bağlantı görememiꢀtir; bu nedenle, sözkonusu talebi reddetmiꢀtir. Diğer yandan, baꢀvurana
manevi zarar için 750 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Mahkeme Masrafları
42. Baꢀvuran ayrıca haberleꢀme ve tercüme masrafları için 360 Euro ve avukat
masrafları için 5,000 Euro tazminat talep etmiꢀtir.
43. Hükümet, sözkonusu taleplerin gerekçeleri olmadığını ileri sürmüꢀtür.
44. AĐHM içtihatına göre baꢀvuran, masraf ve harcamaların gerektiği için yapıldığının
ve miktarlarının makul olduğunun gösterilmesi durumunda, masraflarının telafi edilmesi
hakkını kazanır. Sözkonusu davada, huzurunda sunulan bilgileri ve yukarıda kaydedilen
kriterleri gözönünde bulunduran AĐHM, idari masraflara iliꢀkin sunulan sözkonusu taleplerin,
gerektiği için sunulduğunun kabul edilebileceği ve bu baꢀlık altında baꢀvurana 1,500 Euro
tazminat verilmesinin makul olduğu kanısındadır.
C. Gecikme Faizi
45. AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz
oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢀacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuꢀtur.
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Baꢀvuranın tutuklu yargılanmasının uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir,
baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna,
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,
3. a) sorumlu Devlet’in, kararın AĐHS’nin 44 § 2 Maddesi’ne göre kesinlik kazandığı
tarihten itibaren üç ay içerisinde baꢀvurana, uygulanabilecek her tür vergi çıkarıldıktan
sonra, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden sorumlu Devlet’in ulusal para birimine
çevrilmek üzere aꢀağıdaki miktarları ödemesine:
(i) manevi zarar için 750 Euro (yedi yüz elli Euro),
(ii) masraf ve harcamalar için 1,500 Euro (bin beꢀ yüz Euro),
b) yukarıda kaydedilmiꢀ olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa
Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢀacak faiz
oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü
olduğuna karar vermiꢀ,
4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ olup 10 Ocak 2006 tarihinde, Đçtüzüğün 77.
Maddesi’nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Michael O’BOYLE
Sekreter
Nicolas BRATZA
Baꢀkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło