21773/02
WyrokETPCz2008-10-21ECLI:CE:ECHR:2008:1021JUD002177302
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy obecność sędziego wojskowego w składzie sądu naruszyła prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu? Czy istniało realne ryzyko wykonania kary śmierci?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że długość postępowania karnego, trwającego ponad 15 lat i 9 miesięcy i wciąż niezakończonego, była nadmierna i nieuzasadniona, nawet biorąc pod uwagę złożoność sprawy i liczbę oskarżonych. Stwierdził, że opóźnienia wynikały z braku należytej staranności ze strony władz krajowych. Skargi dotyczące niezawisłości sądu zostały uznane za przedwczesne i bezzasadne, ponieważ zmiany konstytucyjne doprowadziły do zastąpienia sędziów wojskowych cywilnymi oraz przekazania sprawy do sądu cywilnego. Ryzyko kary śmierci uznano za nierealne, ponieważ Turcja zniosła karę śmierci i od dawna jej nie wykonywała.Stan faktyczny
Skarżący, Fedai Şahin, został aresztowany w 1992 roku w związku z przynależnością do nielegalnej organizacji TKP/ML – TIKKO. Oskarżono go o działania mające na celu naruszenie porządku konstytucyjnego i skazano na karę śmierci przez Stambulski Sąd Bezpieczeństwa Państwa. Po uchyleniu wyroku przez Sąd Kasacyjny i zmianach konstytucyjnych, sprawa trafiła do Stambulskiego Sądu Karnego, który skazał go na dożywotnie pozbawienie wolności. Postępowanie, które rozpoczęło się w 1992 roku, wciąż było w toku przed Sądem Kasacyjnym w momencie wydania wyroku ETPCz.Rozstrzygnięcie
ETPCz jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą przewlekłości postępowania za dopuszczalną, a pozostałe części skargi za niedopuszczalne. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza skarżącemu 13 000 EUR z tytułu szkody niemajątkowej. 4. Oddala pozostałe roszczenia skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
FEDAĐ ꢀAHĐN – TÜRKĐYE
(Baꢁvuru no. 21773/02)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 21773/02 baꢀvuru numaralı davanın nedeni T.C.
vatandaꢀı Fedai ꢁahin’in (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 7 Temmuz 2000
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesinin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ
olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından G. Altay tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran 1968 doğumludur ve Türkiye’de ikamet etmektedir. Kasım 1992 tarihinde, baꢀvuran, TKP/ML – TIKKO (Türkiye Komünist
Partisi/Marksist-Leninist – Türk Đꢀci ve Köylü Kurtuluꢀ Ordusu) isimli yasadıꢀı örgüte karꢀı
düzenlenen bir polis operasyonu kapsamında gözaltına alınmıꢀtır. 17 Kasım 1992 tarihinde
baꢀvuran tutuklanmıꢀtır.
Cumhuriyet Savcısı, 10 ꢁubat 1993 tarihli bir iddianame ile, diğer hususların yanı sıra,
yasadıꢀı silahlı örgüte üyelik ve Devlet’in anayasal düzenini bozmayı amaçlayan eylemlerde
yer alma suçlamasıyla baꢀvuran hakkında Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava
açmıꢀtır. Đddia makamı, Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası talebinde
bulunmuꢀtur. Haziran 1999 tarihinde Anayasa’da değiꢀiklik yapılmıꢀ ve Đstanbul Devlet
Güvenlik Mahkemesi heyetinde bulunan askeri hakim sivil hakim ile değiꢀtirilmiꢀtir. Haziran 2000 tarihinde, baꢀvuran iddia makamının talebine uygun biçimde Đstanbul
Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından mahkum edilmiꢀ ve ölüm cezasına çarptırılmıꢀtır. Mayıs 2001 tarihinde, Yargıtay, usule iliꢀkin nedenlerden dolayı baꢀvuranın
mahkumiyetini bozmuꢀtur. Dava, ek inceleme için Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesine
geri gönderilmiꢀtir. Temmuz 2001 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranın serbest
bırakılması kararını vermiꢀtir. Mayıs 2004 tarihinde, anayasa değiꢀikliği üzerine Devlet Güvenlik Mahkemeleri
kaldırılmıꢀ ve baꢀvuranın davası Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçmiꢀtir. Ocak 2005 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı, Ceza Kanunu’nun
146/1 maddesi uyarınca suçlu bulmuꢀ ve müebbet hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Mart 2006 tarihinde, Yargıtay, olaylara iliꢀkin değerlendirmede yanıldığı
gerekçesiyle Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını bozmuꢀtur. Dava, yeniden görülmesi
için Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne geri gönderilmiꢀtir.
Mayıs 2006 ve 30 Mayıs 2007 tarihleri arasında, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi
altı duruꢀma düzenlemiꢀ ve tutuklama emirlerinin çıkarılması, bazı sanıklar için avukat tayin
edilmesi, savunma teslim sürelerinin uzatılması, vs. gibi usule iliꢀkin konulara bakmıꢀtır. Mayıs 2008 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, Devlet’in anayasal düzenini
bozmak amacıyla TKP/ML – TIKKO örgütünün yasadıꢀı eylemlerine aktif olarak katılmak
suçundan yargılanan baꢀvuran ve diğer on üç sanık hakkındaki kararını vermiꢀtir. Baꢀvuranın
silahlı saldırılarda, bazı kiꢀilerin öldürülmesinde ve soygunlarda yer aldığını tespit eden
mahkeme, baꢀvuranı, Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi uyarınca iddia edilen suçtan suçlu
bulmuꢀ ve ömür boyu hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Baꢀvuran bu kararı temyiz etmiꢀtir.
Dava halen Yargıtay’da derdesttir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesinde yer alan makul süre ꢀartına
uymadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Söz konusu madde ꢀöyledir:
Hükümet, söz konusu yargılamanın, sanık sayısının çokluğundan dolayı karmaꢀık
olduğunu ve baꢀvuran ile diğer sanıkların davranıꢀlarının gecikmelere neden olduğunu
belirtmiꢀtir.
Dikkate alınması gereken süreç 6 Kasım 1992 tarihinde baꢀlamıꢀ ve henüz sona
ermemiꢀtir. Dolayısıyla, bu süre, iki aꢀamalı bir yargıda (güncellenmek üzere) on beꢀ yıl
dokuz aydan fazla sürmüꢀtür.
A. Kabuledilebilirliğe Đliꢁkin
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, ꢀikayetin baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
B. Esas
AĐHM, Bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığının, davanın koꢀullarına,
bilhassa da davanın karmaꢀıklığına, baꢀvuranın ve yetkili makamların tutumuna ve davanın
ilgililer açısından arz ettiği öneme bakılarak değerlendirildiğini hatırlatır (bkz., diğer pek çok
kararın yanı sıra, Pélissier ve Sassi - Fransa [BD], no. 25444/94).
AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz. yukarıda anılan Pélissier ve Sassi)
AĐHM, ayrıca, hem ilk derece mahkemesinde hem de temyiz aꢀamasında önemli
gecikmelerin olduğunu gözlemlemiꢀtir. AĐHM, çok sayıda sanık üzerine kurulu olan davanın
karmaꢀık olduğunun kabul edilebilir olduğu görüꢀündedir. Bununla beraber, yargılamanın
bugüne kadar yaklaꢀık on altı yıl sürmüꢀ olduğunu da kaydetmiꢀtir. Bu sürenin uzunluğu
aꢀırıdır ve tek baꢀına davanın karmaꢀıklığı ile haklı çıkarılamaz. AĐHM, baꢀvuran hakkındaki
yargılama süresinin, ancak, yerel mahkemelerin davaya özenle bakmaması ile
açıklanabileceği görüꢀündedir.
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet tarafından, bu davada
farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya savunmanın ortaya konmadığını
değerlendirmiꢀtir. AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada kovuꢀturma
süresinin aꢀırı olduğu ve “makul süre” ꢀartına uymadığı kararını vermiꢀtir.
Dolayısıyla, 6/1 madde ihlal edilmiꢀtir.
II. ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca, davasının, heyetinde askeri hakim
bulunması nedeniyle bağımsızlık ve tarafsızlık ꢀartlarını karꢀılamayan bir mahkeme
tarafından görüldüğü konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Son olarak, baꢀvuran, herhangi bir AĐHS
maddesine atıfta bulunmadan, ölüm cezası ile cezalandırılma tehlikesi taꢀıdığı konusunda
ꢀikayetçi olmuꢀtur.
A. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde görülen yargılamanın
hakkaniyete uygun olmadığı iddiası
AĐHM, baꢀvuranın, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve
tarafsızlığına iliꢀkin ꢀikayeti hususunda, baꢀvuran hakkındaki cezai yargılamanın Yargıtay’da
halen devam etmekte olması gerekçesiyle söz konusu ꢀikayetin prematüre olduğu
görüꢀündedir. AĐHM, baꢀvuranın davası Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görülmeye
baꢀlandığı zaman, mahkeme heyetinde gerçekten askeri hakim bulunduğunu kaydetmiꢀtir.
Ancak, cezai yargılama zarfında, Haziran 1999’da, Anayasa’da değiꢀiklik yapılmıꢀ ve devlet
güvenlik mahkemeleri heyetlerinde bulunan askeri hakimler sivil hakimler ile değiꢀtirilmiꢀtir.
Yargıtay’ın 15 Mayıs 2001 tarihli kararını müteakip, baꢀvuran hakkındaki yargılama, davanın
olaylarını bütünüyle yeniden inceleyen ve kendisine sunulan delilleri ve hukuku yeniden
değerlendiren üç sivil hakimden oluꢀan Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yeniden
baꢀlamıꢀtır. Sonuç olarak, müteakip bir anayasal değiꢀiklik ile devlet güvenlik mahkemeleri
kaldırılmıꢀ ve 7 Mayıs 2004 tarihinden itibaren baꢀvuran Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından yeniden yargılanmıꢀtır.
AĐHM, bu durum karꢀısında ve bu konudaki içtihadını (bkz., Yaꢀar – Türkiye, no.
46412/99, 31 Mart 2005 ve Tarlan – Türkiye, no. 31096/02, 30 Mart 2006) göz önünde
tutarak, söz konusu dava koꢀullarında, askeri hakimin yargılama zarfında Đstanbul Devlet
Güvenlik Mahkemesi heyetinden çıkarılmasının ve baꢀvuranın müteakip olarak Đstanbul Ağır
Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmasının, baꢀvuranın ilk derece mahkemesinin
bağımsızlığı ve tarafsızlığına iliꢀkin haklı endiꢀesini giderdiği kararını vermiꢀtir (bkz., diğer
içtihatların yanı sıra, Osman – Türkiye, no. 4415/02, 19 Aralık 2006). Bununla beraber,
yukarıda kaydedildiği gibi, baꢀvuran hakkındaki cezai yargılama halen devam etmektedir ve
baꢀvuran halen endiꢀelerini yerel mahkemelerde sunma imkanına sahiptir.
AĐHM, bu ꢀikayetin, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca, açıkça
dayanaktan yoksun olduğu ve reddedilmesi gerektiği kararını vermiꢀtir.
B. Ölüm cezası tehlikesi iddiası
AĐHM, baꢀvuranın ölüm cezasına iliꢀkin ꢀikayeti hususunda, Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin (TBMM) Ekim 1984’ten bu yana ölüm cezasının infazına izin veren hiçbir karar
vermediğini gözlemlemiꢀtir. TBMM, 9 Ağustos 2002 tarihinde, ölüm cezasını kaldırmıꢀtır.
Buna göre, söz konusu dava koꢀullarında, AĐHM, baꢀvurana ölüm cezası uygulanma
tehlikesinin gerçekçi olmadığı ve dolayısıyla, baꢀvuranın, AĐHS’nin 3. maddesinde belirtilen
sınırı aꢀan bir muameleye tabi bırakılarak idam edilme düꢀüncesiyle sürekli ve artan bir ıstırap
yaꢀamıꢀ olamayacağı görüꢀündedir (bkz., Abdülmenaf Osman – Türkiye, no. 4415/02, 6 Ekim
2005; Sertkaya – Türkiye, no. 77113/01, 11 Aralık 2003).
AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının da, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları
uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve reddedilmesi gerektiği kararını vermiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Sözleꢀme’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal
edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen
telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören
tarafın adil tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, 20.000 Euro maddi tazminat ve 20.000 Euro manevi tazminat talebinde
bulunmuꢀtur.
Hükümet, bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesi gerektiğini belirtmiꢀtir. Hükümet,
ayrıca, AĐHM tarafından hükmedilecek herhangi bir tazminatın haksız iktisaba yol açmaması
gerektiğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı
görmemiꢀ ve bu nedenle bu talebi reddetmiꢀtir. Diğer taraftan, AĐHM, baꢀvuranın manevi
zarar görmüꢀ olduğu kanaatindedir. AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, baꢀvurana,
bu baꢀlık altında 13.000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, ayrıca, AĐHM’de yapılan mahkeme masraflarına karꢀılık 10.500 Yeni Türk
Lirası (yaklaꢀık 6.000 Euro) talep etmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın talebinin asılsız olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, yukarıda belirtilen
kriterleri ve baꢀvuranın talebini doğrulamadığını göz önünde tutan Mahkeme, bu baꢀlık
altında tazminat ödenmemesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Yargılama süresinin aꢀırı olmasına iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir; baꢀvurunun kalanının
kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve
tabi olabilecek her türlü vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana
manevi tazminat olarak 13.000 Euro (on üç bin Euro) ödenmesine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa
Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve
3. paragrafları gereğince 21 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
Françoise Elens-Passos
Katip Yardımcısı
Françoise Tulkens
Baꢀkan
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło