21790/04
WyrokETPCz2009-12-01ECLI:CE:ECHR:2009:1201JUD002179004
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy maltretowanie podczas zatrzymania i wykorzystanie zeznań uzyskanych pod przymusem i bez dostępu do adwokata naruszyło art. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że obrażenia stwierdzone u skarżącego po zatrzymaniu, w połączeniu z brakiem przekonującego wyjaśnienia ze strony rządu, świadczą o odpowiedzialności państwa za maltretowanie, co stanowi naruszenie art. 3 materialnie. Dodatkowo, opóźnienie w wszczęciu śledztwa w sprawie maltretowania, pomimo wcześniejszej wiedzy władz, naruszyło proceduralny aspekt art. 3. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał podkreślił, że wykorzystanie w procesie karnym zeznań uzyskanych w warunkach naruszających art. 3 i bez dostępu do adwokata, nawet jeśli istniały inne dowody, podważało rzetelność całego postępowania. Trybunał uznał, że gwarancje procesowe nie były wystarczające, aby zapobiec wykorzystaniu takich zeznań, a sąd kasacyjny nie naprawił tego uchybienia.Stan faktyczny
Skarżący, Yusuf Gezer, został zatrzymany w kwietniu 2001 roku pod zarzutem morderstwa. Podczas czterodniowego zatrzymania był przesłuchiwany bez adwokata i złożył obciążające zeznania. Po zatrzymaniu stwierdzono u niego liczne siniaki i otarcia, choć początkowe badanie lekarskie nie wykazało obrażeń. Zeznania te zostały wykorzystane w procesie, w którym skarżący został skazany na dożywocie, pomimo jego twierdzeń o maltretowaniu. Skarżący złożył również skargę karną przeciwko policjantom, która zakończyła się ich uniewinnieniem z powodu braku dowodów.Rozstrzygnięcie
Stwierdza dopuszczalność skargi większością głosów.
Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji sześcioma głosami do jednego.
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji sześcioma głosami do jednego.
Stwierdza, że nie ma potrzeby oddzielnego rozpatrywania pozostałych skarg sześcioma głosami do jednego.Pełny tekst orzeczenia
AVRUPA KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
YUSUF GEZER veTÜRKĐYE davası
(Baꢀvuru no 21790/04)
KARAR
STRASBOURG
1Aralık 2009
KESĐNLEꢀMĐꢀ
01/03/2010
Bu karar Sözleꢀmenin 44. maddesi 2. fıkrasında belirtilen koꢀullarda
kesinleꢀecektir. Ancak ꢀekli düzeltmelere tâbi olabilir.
_________________________________________________________________________________________
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler
Genel Müdürlüğü, İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu
çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu
ile Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, İnsan Hakları Daire Başkanlığı’na
atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
YUSUF GEZER ve TÜRKĐYE KARARI
Yusuf Gezer ve Türkiye davasında,
FrançoiseTulkens,baꢀkan,
IreneuCabralBarreto,
VladimiroZagrebelsky,
DanutėJočienė,
DragoljubPopović,
AndrásSajó,
IꢀılKarakaꢀ,yargıçlar,
ve SallyDollé, daire yazı iꢀleri müdürü,
katılımıyla oluꢀturulan Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire) 10
Kasım 2009 tarihlerinde gerçekleꢀtirdiği kapalı müzakereler sonucunda
anılan tarihte aꢀağıdaki kararı vermiꢀtir:
USUL
1. Davanın temelinde bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaꢀı olan baꢀvuran
M. Yusuf Gezer’in (“baꢀvuran”) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karꢀı, 18
Mayıs 2004 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına
Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesine göre yönelttiği bir
baꢀvuru bulunmaktadır (No. 21790/04)
2. Baꢀvuran Mahkeme önünde Đstanbul’da avukatlık faaliyeti gösteren
Av. A. Çiftçi tarafından temsil edilmektedir. Türk hükümeti (« Hükümet »)
kendi temsilcisi tarafından temsil edilmektedir.
3. 10 Haziran 2008 tarihinde ikinci daire baꢀkanı baꢀvurunun Hükümete
tebliğ edilmesine karar vermiꢀtir. Sözleꢀme’nin 29. maddesinin 3. fıkrası
uyarınca baꢀvurunun kabul edilebilirliği ve esası daire tarafından aynı anda
incelenecektir.
4. 7 Kasım 2008 tarihinde Hükümet mahkeme kalemine gözlemlerini
göndermiꢀtir. Baꢀvuran kendisine verilen süre içerisinde cevap vermemiꢀtir.
Bununla birlikte Mahkemeye baꢀvurusunun geçerli olduğunu bildirmiꢀtir.
ESAS
DAVA KONUSU OLAYLAR
5. Baꢀvuran 1972 doğumlu olup halen Kırıkkale cezaevinde tutukludur.
YUSUF GEZER ve TÜRKĐYE KARARI
6. 18 Nisan 2001 tarihinde Đstanbul Emniyet Müdürlüğü polisleri
tarafından yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. Fikri Ulçay’ı öldürmek
suçundan ꢀüphelidir.
7. Baꢀvuran tarafından imzalanan yakalama ve arama tutanağına göre
ilgili kiꢀiye bir avukattan yardım alma hakkı olduğu hatırlatılmıꢀtır.
8. 19 Nisan 2001 tarihinde baꢀvuran bir doktor tarafından muayene
edilmiꢀtir. Konuyla ilgili tıbbi rapor ꢀu ꢀekilde düzenlenmiꢀtir: « Hastanın
vücudunda darp veya yaralanma izleri bulunmamaktadır ».
9. Aynı gün baꢀvuran polislere maktulün cesedini gömdüğü yeri
göstermiꢀtir.
10. Tüm bu süreç boyunca bir avukattan yardım almamıꢀtır.
11. 21 Nisan 2001 tarihinde avukatı olmadan polis tarafından
sorgulanmıꢀtır. Söz konusu cinayete karıꢀtığını kabul etmiꢀtir. Kendisi
tarafından imzalanan ifade tutanağına göre bir avukatın yardımını alma
hakkı kendisine hatırlatılmıꢀtır. « Bir avukatın yardımını talep etmiyor »
kutucuğu iꢀaretlenmiꢀtir. Baꢀvuran ayrıca « Bir avukatın yardımını talep
etmemiꢀtir » ibaresinin altına imzasını atmıꢀtır.
12. 22 Nisan 2001 tarihinde ilgilinin gözaltına alınmasının ardından
düzenlenen tıbbi kontrol raporu aꢀağıdaki ꢀekilde düzenlenmiꢀtir:
«
Hastanın ꢀikayetleri:darbe.
Doktorun teꢀhisi: hastanın göğüs kafesinde ve sırtında çok sayıda morluk ve
çizgisel sıyrıklar. »
13. Aynı gün baꢀvuran savcı huzurunda ifade verdikten sonra ceza
mahkemesine çıkarılmıꢀtır. Burada ifade vermeyi reddetmiꢀ ve polislere
verdiği ifadesinin içeriğini reddetmekle yetinmiꢀtir.Hakim tutuklu olarak
yargılanmasına karar vermiꢀtir.
A. Baꢁvuran aleyhinde ceza yargılaması
14. 17 Mayıs 2001 tarihli bir iddianame ile Đstanbul Cumhuriyet Savcısı
baꢀvuranın (ve diğer üç kiꢀinin) taammüden adam öldürme ve yağma
suçlarından mahkûm edilmesini talep etmiꢀtir.
15. Baꢀvuran Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (« Ağır Ceza
Mahkemesi ») yargılanmıꢀtır. Bir avukatın yardımını almıꢀtır.
16. 19 Temmuz 2001 tarihli duruꢀmada baꢀvuran kendisine atılan
suçlamaları reddetmiꢀtir. Gözaltına alındığı sırada iꢀkenceye maruz
kaldığını dile getirmiꢀtir.
17. 18 Kasım 2002 tarihli bir kararla, Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvurana
isnat edilen eylemleri sabit bulmuꢀ ve kendisini ömür boyu hapis cezasına
mahkum etmiꢀtir. Diğer sanıkların delil yetersizliğinden beraat etmelerine
karar vermiꢀtir.
YUSUF GEZER ve TÜRKĐYE KARARI
18. Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuran ile ilgili kararını « dosya içeriğine »,
« bütün belgeler ve tutanaklara », « öldürülen Fikri Ulçay’ın otopsi
raporuna », « dava müdahillerinin beyanlarına », « hazırlık soruꢀturması
sırasında sanığın beyanlarına », « 22 Nisan 2001 tarihli bilirkiꢀi raporuna »,
« adli tıp kurumu özel uzmanlık bölümünün Fikri Ulçay’ın ölüm sebebinin
boğulma suretiyle soluksuz kalma olduğunu belirten bilirkiꢀi raporuna » ve
« A. Ursavaꢀ, Y. Kandemir, H.Y. Tıraꢀ, M. Günday ve Y. Kösedağ’ın
birbirini tutan ifadelerine » dayandırmaktadır. Mahkeme ayrıca « Sanığın
soruꢀturma sonunda suçlamaları reddettiğini ancak olayları inkâr eden
savunmasının yukarıdaki delil unsurları karꢀısında suçluluğu ile ilgili ꢀüphe
uyandıracak türde olmadığını da » not etmiꢀtir.
19. 4 Aralık 2002 tarihinde, baꢀvuran avukatı aracılığı ile 18 Kasım tarihli kararı temyiz etmiꢀtir.
20. 21 Ocak 2004 tarihinde Yargıtay temyiz edilen kararı bütün
hükümleriyle onamıꢀtır.
B. Polisler aleyhinde ceza yargılaması
21. 21 Ekim 2003 tarihli bir dilekçe ile baꢀvuran gözaltına alınma
sürecinden sorumlu olan polisler hakkında suç duyurusunda bulunmuꢀtur.
22. Söz konusu dört polisin ifadelerinin alınmasının ardından Đstanbul
Cumhuriyet Savcısı 19 Nisan 2004 tarihli bir iddianame ile bir suçu itiraf
ettirmek amacıyla kötü muamelede bulunmak suçundan cezalandırılmalarını
talep etmiꢀtir.
23. Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi heyeti sanık polis memurlarını
dinlemiꢀtir. Polis memurları kendilerine isnat edilen suçları reddetmiꢀlerdir.
Baꢀvuran ise istinabe sonucu Đnebolu Ağır Ceza Mahkemesi heyeti
aracılığıyla dinlenmiꢀtir. Đfadesinde ısrarcı olmuꢀ ve gözaltında bulunduğu
sırada kötü muameleye tabi olduğu konusunda ꢀikâyetçi olmuꢀtur.
24. 13 Aralık 2004 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi delil
yetersizliğinden sanık polis memurlarının beraatına karar vermiꢀtir. Bu
karar 17 Mayıs 2005 tarihinde baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir. Đlgili kiꢀi bu
karar için temyiz yoluna gitmemiꢀtir.
YUSUF GEZER ve TÜRKĐYE KARARI
HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME
I. SÖZLEꢁMENĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐALARI
HAKKINDA
25. Baꢀvuran Đstanbul Emniyet Müdürlüğünde kötü muameleye maruz
kaldığını iddia etmekte ve gözaltında bulunmasında sorumlu polis
memurlarının cezalandırılmamalarından ꢀikâyetçi olmaktadır.
26. Hükümet, baꢀvuranın 13 Aralık 2004 tarihli karar ile ilgili temyiz
yoluna baꢀvurmaması sebebiyle iç hukuk yollarının tüketilmediğini iddia
etmektedir. Hükümet, ilgili kiꢀinin Mahkeme’ye baꢀvurmadan önce
zararının tazmin edilmesi amacıyla hukuki veya idari mahkemeler nezdinde
dava açması gerektiği kanaatindedir.
27. Zararın tazmin edilmesi için dava açma konusu ile ilgili olarak
Mahkeme daha önce birçok kez iç hukuk yollarının tüketilmemesi
konusunda karar verdiğini (diğerleri arasında Karayiğit ve Türkiye davası
(karar.), no 63181/00, 5 Ekim 2004) ve bunu reddettiğini hatırlatır. Đꢀbu
davada da daha önceki sonuçlardan farklı bir sonuç çıkarılmasını
gerektirecek bir durum olmadığı kanaatindedir. Temyiz yolunun
tüketilmemiꢀ olması konusunda Mahkeme daha önce takip ettiği benzer
davalardan farklı bir ꢀekilde yorum yapamaz (örneğin, Uyan ve. Türkiye
davası(no 2), no 15750/02, § 48, 21 Ekim 2008; Nurgül Doğan ve Türkiye
davası, no 72194/01, §§ 33-44, 8 Temmuz 2008; Suna Parlak, Rahime
Aktürk ve Hatice Tay ve Türkiye davası (karar.),no 24942/94, 24943/94 ve
25125/94, 9 Ocak 2001; ꢁenses ve Türkiye davası (karar), no 24991/94, Kasım 2000; Günay Kızılgedik ve Türkiye davası (karar), no 24944/94, Kasım 2000 ve A.A.,H.A., M.A. ve R.A. ve. Türkiye davası (karar),
no 30015/96, 28 Mart 2000).Bu durumda, ceza hâkimleri ve görevlerine
bağlı ayrıcalıklar ve Hükümetin daha sağlam dayanaklarının bulunmaması
göz önüne alındığında, Mahkeme pratikte, baꢀvuranın olası bir temyiz
baꢀvurusunun daha önce ꢀikayet dosyasında ibraz ettiği delil unsurlarını
tamamlayacak veya daha detaylı bir ꢀekilde açıklayacak ve soruꢀturmanın
veya açılan davanın sonucunu önemli ölçüde değiꢀtirebilecek türde
olmayacağı görüꢀündedir. Bu durumda itirazın bu kolunu da
reddetmektedir.
28. Mahkeme ayrıca Sözleꢀmenin 3.maddesi ile ilgili ꢀikâyetin
Sözleꢀmenin 35 § 3 maddesine göre dayanaksız olmadığını tespit etmiꢀtir.
Ayrıca hiçbir kabul edilemezlik gerekçesine aykırı olmadığı kanaatindedir.
Dolayısıyla bu ꢀikâyetin kabul edilebilir olduğu kararının verilmesi uygun
olacaktır.
29. Davanın esası ile ilgili olarak Hükümet, baꢀvuranın, maruz kaldığını
iddia ettiği kötü muameleler konusunda iç hukuk mahkemeleri nezdinde
hiçbir detaylı açıklama ibraz etmediğini savunmaktadır. Oysa Sözleꢀmenin
YUSUF GEZER ve TÜRKĐYE KARARI
3.maddesi tarafından olması gereken kanıt; bir grup delil veya bilinen bir
olgudan bilinmeyen bir olgunun kesin olarak çıkarılması ile elde edilir;
ancak mevcut davada hiçbir somut ve sağlam olguya dayandırılmadıkları
için benzer iddialar bu dava için geçerli olmayacaktır.
30. Bu noktada Mahkeme, baꢀvuranın tutuklanmasının ardından yapılan
tıbbi muayenede vücudunda hiçbir lezyon bulunmadığını gözlemlemiꢀtir
(yukarıdaki 8 numaralı paragraf).
31. Bunun üzerine Mahkeme, ilgili kiꢀinin gözaltında tutulma sürecinin
ardından bir doktor tarafından muayene edildiğini ve darbe aldığından
ꢀikâyet ettiğini saptamıꢀtır. Bu incelemenin ardından düzenlenen tıbbi
raporda baꢀvuranın göğüs kafesinde ve sırtında çok sayıda morluk ve
çizgisel sıyrıklar olduğunu belirtmekte (yukarıdaki 12 numaralı paragraf) ve
rapor baꢀvuranın iddialarını desteklemektedir.
32. Sonuç itibariyle, sunulan belgeler ve Hükümet tarafından makul bir
açıklama yapılmaması göz önünde bulundurularak Mahkeme, baꢀvuranın
vücudunda tespit edilmiꢀ olan yaralanmaların sorumluluğunun Devlete ait
olduğu sonucunu çıkarmıꢀtır.
33. Buna göre, Sözleꢀmenin 3.maddesi esas olarak ihlal edilmiꢀtir.
34. Baꢀvuranın kötü muamele gördüğü iddiaları karꢀısında resmi
makamların fiili bir ꢀekilde hareket edip etmediği konusunda ise Hükümet,
baꢀvuranın çok geç ꢀikâyette bulunduğunu ve bu durumda Hükümetin lehte
ve aleyhte delilleri toplamasını engellediğini savunmaktadır. Hükümet
Baꢀvuranın anlaꢀmazlık konusu gözaltına alınma sürecinden sorumlu
polislerden 21 Ekim 2003 tarihli dilekçesiyle ꢀikâyetçi olmasının ardından
baꢀvuranın bu davaya katılma imkânı olduğunun altını çizmektedir. Bu
davanın polislerin beraat etmesiyle sonuçlandığını kabul etmekte ancak
« fiili baꢀvuru » kavramından çıkarılan zorunluluğun bir sonuç zorunluluğu
değil bir imkân zorunluluğu olduğunu da eklemektedir. Bu bağlamda
Hükümete göre dosyanın kapsamındaki hiçbir unsur, hukuki makamların
söz konusu olay ile ilgili kanıtları elde etmek ve Sözleꢀmenin 3.maddesi
yönünde fiili bir soruꢀturma yürütmek için ellerinde bulunan makul
tedbirleri almadıklarını kanıtlayacak türde değildir.
35. Mahkeme öncelikle, bir bireyin « savunulabilir » bir ꢀekilde – bu
davada olduğu gibi -(yukarıdaki 33 numaralı paragraf ) Devlet
görevlilerinin kendisine Sözleꢀmenin 3.maddesine aykırı bir muamelede
bulunduklarını beyan ettiğinde, yetkili makamların olayların oluꢀumunu
tespit etmek ve sorumluların kimliklerinin tespit edilmesi ve
cezalandırılmasını sağlamak için « resmi ve fiili bir soruꢀturma »
baꢀlatmaları gerektiğini hatırlatmaktadır (Assenov ve diğerleri
ve Bulgaristan davası, no 24760/94, 28 Ekim 1998, § 102, Karar ve
hükümlerin toplanması 1998-VIII). Bu davada Mahkeme, özellikle 22
Nisan 2001 tarihli tıbbi raporla kanıtlanan, gözaltına alınma süresince kötü
muameleye maruz kalma ꢀikâyetiyle yetkili makamların 19 Temmuz 2001
tarihinden itibaren konu ile ilgili yeterli bilgiye sahip olduklarını
YUSUF GEZER ve TÜRKĐYE KARARI
gözlemlemiꢀtir. Buna rağmen ancak olaylardan yaklaꢀık üç sene sonra
baꢀvuranın ꢀikâyetçi olmasının ardından soruꢀturma baꢀlatarak (yukarıdaki numaralı paragraf) harekete geçmiꢀlerdir. Oysa yetkili makamların
anında bir soruꢀturma baꢀlatması, kamu güvenini ve Devletle uyumunu
korumak ve yasadıꢀı eylemlerde toleransı veya suçlarda gizli anlaꢀmaları
önlemek için çok önemlidir (Nurgül Doğan, daha önce belirtilen, § 61 ve
Batı ve diğerleri ve Türkiye davası, no 33097/96 ve 57834/00, 3 Haziran
2004, § 136,CEDH 2004-IV).
36. Bu bağlamda Sözleꢀmenin 3.maddesi usul olarak da ihlal edilmiꢀtir.
II. SÖZLEꢁMENĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐALARI
HAKKINDA
37. Sözleꢀmenin 6 § 1 maddesine dayanarak baꢀvuran, baskı altında elde
edilen delillerle mahkûm edildiğini iddia etmektedir.
38. Mahkeme, yargılamanın adil olması ile ilgili bu ꢀikâyetin
Sözleꢀmenin 35 § 3 maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun olmadığını
tespit etmiꢀtir. Bununla birlikte ꢀikâyetin diğer kabul edilmezlik
gerekçelerine ters düꢀmediği görüꢀündedir. Dolayısıyla ꢀikâyetin kabul
edilebilirliğine karar verilmesi gerekmektedir.
39. Hükümet, söz konusu davanın adil bir ꢀekilde görüldüğünü
savunmaktadır. Ağır Ceza Mahkemesinin, baꢀvuranın mahkûmiyetini,
sadece sanığın ifade ve itiraflarına dayandırmadığını, aksine dosya içeriğine,
bütün belge ve tutanaklara, maktulün otopsi raporuna, 22 Nisan 2001 tarihli
bilirkiꢀi raporuna, doğrulayıcı tanık ifadelerine ve ölüm sebebinin boğulma
suretiyle soluksuz kalma olduğunu belirten adli tıp kurumu ihtisas dairesi
bilirkiꢀi raporuna dayandırdığını belirtmektedir. Hükümet ayrıca Ağır Ceza
Mahkemesinin kararının Yargıtay tarafından da incelendiğini
hatırlatmaktadır.
40. Mahkeme özellikle, Sözleꢀmenin 3.maddesine aykırı bir ꢀekilde
toplanan delillerin bir ceza davasında kullanılması ile ilgili Jalloh ve
Almanya Davası’nda ([GC], no 54810/00, §§94 à 102, CEDH 2006-IX)
hukuk ilmi tarafından oluꢀturulan genel ilkeleri iꢀaret etmektedir.
41. Mahkeme bu davada baꢀvuranın, dört günlük gözaltı süresince
Đstanbul Emniyet Müdürlüğü polis memurları tarafından sorgulandığını
gözlemlemektedir. Bu süre içerisinde ilgili kiꢀi bir avukatın yardımından
faydalanmamıꢀ ve kendisini suçlayıcı birçok beyanda bulunmuꢀ ve daha
sonra bu beyanlar diğer gerekçelerle birlikte Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından verilen kararda delil olarak kullanılmıꢀtır.
42. Mahkeme baꢀvuran tarafından sunulan ꢀikâyetin benzerini daha önce
incelediğini ve bir avukatın desteği olmadan gözaltında bulunan bir kiꢀinin
Sözleꢀmenin 3.maddesine aykırı bir ꢀekilde alınan ifadesinin kullanılması
sebebiyle Sözleꢀmenin 6 §§ 1 et 3 c)maddesinin ihlal edildiğine karar
vermiꢀtir (Kolu ve Türkiye davası, no 35811/97, § 63, 2 Ağustos 2005, Örs
YUSUF GEZER ve TÜRKĐYE KARARI
ve diğerleri ve Türkiye davası, no 46213/99, § 61, 20 Haziran 2006,
Göçmen ve Türkiye davas no 72000/01, § 75, 17 Ekim 2006, Söylemez ve
Türkiye davası, no 46661/99, § 124, 21 Eylül 2006).
43. Mahkeme iꢀbu davayı incelemiꢀ ve Hükümetin mevcut durumda
farklı bir sonuç çıkarılmasını sağlayacak hiçbir delil ve olgu ibraz
etmediğini görmüꢀtür. Mahkeme Hükümetin anlaꢀmazlık konusu
mahkumiyet kararının bir grup delillere dayandırmıꢀ olması olgusunu takip
edememektedir. Mahkeme, baꢀvuranın mahkûm edilme kararı baꢀvuranın
baskı altında verdiğini belirttiği ifadesine dayandırılarak alınmıꢀ olup
olmamasının araꢀtırılmasına gerek olmadığı görüꢀündedir. Mahkemenin
ceza yargıları tarafından olayların çözümlenmesinin baꢀvuranın kötü
muamele görerek vermiꢀ olduğu ifadelere dayandırdığını tespit etmesi
yeterlidir. (Göçmen, daha önce belirtilen § 74,veÖrs ve diğerleri, daha önce
belirtilen, § 60).
44. Sonuç itibariyle, tespitlerinin ve değerlendirmesine sunulan dosyanın
içeriği ıꢀığında Mahkeme, davada sunulan yargılama yöntemi teminatlarının
baskı altında elde edilen itirafların kullanılmasını engelleyecek türde
olmadığı görüꢀündedir.Yargıtayın bu eksikliği düzeltmemesi sebebiyle
Mahkeme anlaꢀmazlık konusu davada Sözleꢀmenin 6.maddesinde talep
edilen sonuca ulaꢀılmadığını görmektedir.
45. Bu sebeple Mahkeme, baꢀvuranın adil bir ꢀekilde yargılanmadığı
konusunda Sözleꢀmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır.
III. ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER ĐHLALLER HAKKINDA
46. Baꢀvuran ayrıca Sözleꢀmenin 5.maddesinin bütün hükümlerinin ihlal
edildiğinden de ꢀikâyetçi olmuꢀtur Ayrıca Sözleꢀmenin 6 § 3 maddesi
hükümlerinin yok sayıldığını da savunmaktadır.
47. Mahkeme iꢀbu baꢀvuru ile sunulan temel hukuki sorunları incelemiꢀ
olduğunu varsayarak, bu ꢀikâyetleri ayrı olarak değerlendirmenin gerekli
olmadığı görüꢀüne sahiptir (Kamil Uzun ve Türkiye davası, no 37410/97, §
64, 10 Mayıs 2007).
IV. SÖZLEꢁMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
48. Baꢀvuran hiçbir adil karꢀılık talebinde bulunmamıꢀtır. Bu sebeple
mahkeme bu konu ile ilgili tazminat verilmesinin gerekli olmadığı
görüꢀündedir. Buna karꢀılık 6 § 1 maddesi ihlali için en uygun tazmin
ꢀeklinin, baꢀvuranın, söz konusu hüküm ihlal edilmediği takdirde içinde
bulunacakları duruma getirilmelerini sağlamak olduğunu yinelemiꢀtir
(Teterinyve Rusya davası, no 11931/03, § 56, 30 Haziran 2005, Jeličićve
Bosna Hersek davası, no 41183/02, § 53, 31 Ekim 2006 veMehmet ve Suna
Yiğit ve Türkiye davası, no 52658/99, § 47, 17 Temmuz 2007). Mahkeme
söz konusu ilkenin bu davada da geçerli olduğu kararını vermiꢀtir. Sonuç
YUSUF GEZER ve TÜRKĐYE KARARI
olarak, Mahkeme, baꢀvuranın bunu talep etmesi halinde, en uygun tazmin
ꢀeklinin 6 § 1. maddesi ꢀartlarına uygun olarak davayı yeniden baꢀlatmak
olduğunu değerlendirmiꢀtir (Salduz ve Türkiye davası[GC], no 36391/02, §
72, 27 Kasım 2008).
BU GEREKÇELERLE MAHKEME,
1. Oy çoğunluğu ile baꢀvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Bir oya karꢀı altı oy ile Sözleꢀmenin 3.maddesinin ihlal edilmiꢀ
olduğuna;
3. Bir oya karꢀı altı oy ile Sözleꢀmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edilmiꢀ
olduğuna;
4. Bir oya karꢀı altı oy ile diğer ꢀikâyetlerin ayrı olarak değerlendirilmesine
gerek olmadığına karar vermiꢀtir.
Yönetmeliğin 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca Fransızca dilinde
düzenlenmiꢀ ve 1 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak ilgililere iletilmiꢀtir
SallyDollé
FrançoiseTulkens
Mahkeme kalemi
Baꢀkan
Đꢀbu kararın ekinde, Sözleꢀmenin 45 § 2 maddesi ve yönetmeliğin 74 § 2
maddesine uygun olarak Yargıç Popović’in karꢀıt görüꢀünün açıklaması yer
almaktadır.
F.T.
S.D.
YUSUF GEZER VETÜRKĐYE DAVASI – AYRI GÖRÜꢁ
YARGIÇ POPOVIĆ’ĐN KARꢁIT GÖRÜꢁÜ
Baꢀvurunun kabul edilemez olduğunu düꢀünüyorum çünkü kararın
24.maddesinde belirtildiği gibi baꢀvuran ulusal alanda hukuk yollarını
tüketmemiꢀtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło