21798/04
WyrokETPCz2005-11-10ECLI:CE:ECHR:2005:1110JUD002179804
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak współpracy skarżącej z Trybunałem, polegający na niestawieniu się na badanie lekarskie niezbędne do ustalenia faktów, uzasadnia skreślenie skargi z listy spraw na podstawie art. 37 ust. 1 lit. c Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skarżąca, pomimo wyraźnych ostrzeżeń, bez uzasadnionego powodu nie stawiła się na badanie lekarskie zorganizowane w celu ustalenia faktów dotyczących jej stanu zdrowia. Trybunał odrzucił argumenty skarżącej dotyczące obaw przed aresztowaniem, wskazując na pełną współpracę rządu tureckiego w zapewnieniu warunków do przeprowadzenia badania. W związku z tym, Trybunał stwierdził, że dalsze rozpatrywanie skargi nie jest już uzasadnione, co doprowadziło do jej skreślenia z listy spraw na podstawie art. 37 ust. 1 lit. c Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Ayşe Eğilmez, urodzona w 1967 roku, została skazana na 12 lat i 6 miesięcy więzienia za członkostwo w organizacji terrorystycznej. W trakcie odbywania kary zdiagnozowano u niej zespół Wernickego-Korsakowa (WK-S), co doprowadziło do tymczasowego odroczenia wykonania kary. Po pewnym czasie, na podstawie kolejnego raportu medycznego, uznano, że jej stan zdrowia nie wymaga dalszego odroczenia, co skutkowało wydaniem nakazu aresztowania. Skarżąca zbiegła, a jej odwołania od nakazu aresztowania zostały odrzucone. W międzyczasie, sąd krajowy podjął decyzję o odroczeniu wykonania kary, biorąc pod uwagę nową ustawę karną, która przewidywała niższą karę, którą skarżąca już odbyła.Rozstrzygnięcie
Postanawia skreślić skargę z listy spraw.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
EĞĐLMEZ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 21798/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Kasım 2005
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (21798/04) baꢀvuru no’lu davanın
nedeni, bu ülke vatandaꢀı Ayꢀe Eğilmez’in (baꢀvuran) 10 Haziran 2004 tarihinde Avrupa
Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne (Mahkeme) yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran AĐHM önünde, Đstanbul Barosu avukatlarından S. Akat tarafından temsil
edilmektedir.
Wernicke Korsakoff (WK-S) hastası olduğunu iddia eden baꢀvuran, yeniden
hapsedilmesi durumunda AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edileceğini ileri sürmektedir.
OLAYLAR
A. Baꢀvurunun yapılmasına kaynaklık eden olaylar doğumlu olan baꢀvuran, 4 Haziran 1998 tarihinde Đzmir DGM tarafından bir
terörist örgüte üye olmaktan oniki yıl altı ay hapis cezasına mahkum edilmiꢀtir.
Baꢀvuran 2002-2003 yılları arasında Uꢀak Cezaevi’nde yatmaktayken açlık grevine
baꢀlamıꢀtır. Aralık 2001 tarihinde baꢀvuranın babası, CMUK’un 399. maddesine dayanarak,
sağlık durumundan ötürü kızının cezasının infazının ertelenmesini talep etmiꢀtir. Aralık 2001 tarihinde Uꢀak Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranı muayene olmak üzere
Uꢀak Devlet Hastanesi’ne göndermiꢀ ve muayene sonucu düzenlenen 15 Ocak 2002 tarihli
raporda, baꢀvuranın özgürlükten yoksun bırakıcı cezayı çekebileceği yönünde görüꢀ
bildirilmiꢀtir.
Bunun üzerine 16 Ocak 2002 tarihinde Uꢀak Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranın
babasının talebini reddetmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı’nın kararına karꢀı yapılan itiraz baꢀvurusu
da 5 Nisan 2002’de kabul edilmemiꢀtir. Haziran 2002 tarihinde Cumhuriyet Savcısı’nın emri üzerine baꢀvuran yeniden
muayene edilmiꢀ ve düzenlenen raporda ilkinde ulaꢀılan sonuçlar tekrarlanmıꢀtır.
Cumhuriyet Savcısı ikinci rapora dayanarak, 11 Temmuz 2002’de baꢀvuranın
cezasının ertelenmesi talebini reddetmiꢀtir.
Baꢀvuranın bu rapora itirazı üzerine ilgili kiꢀi 4 Mart 2003 tarihinde Cumhuriyet
Savcısı tarafından Adli Tıp Kurumu’nca muayene edilmeye gönderilmiꢀtir. Sözkonusu kurum
tarafından düzenlenen 16 Nisan 2003 tarihli raporda, baꢀvuranda Wernicke-Korsakoff
Sendromu (WK-S) teꢀhis edilmiꢀ ve uzatılabilir olmak kaydıyla altı ay süreyle hastanın
cezasının infazının ertelenmesi gerektiği sonucuna varılmıꢀtır. Nisan 2003 tarihinde Uꢀak Cumhuriyet Savcısı CMUK’un 399. maddesi uyarınca
baꢀvuranın serbest bırakılmasına karar vermiꢀ ve bunu, erteleme süresinin bitiminden önce
baꢀvuranın Cumhuriyet Savcılığı’na gitmesi koꢀuluna bağlamıꢀtır.
Baꢀvuran 29 Eylül 2003 tarihinde Đstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na gitmiꢀ ve oradan
muayene edilmek üzere Adli Tıp Enstitüsü’ne gönderilmiꢀtir. Yapılan muayene sonucunda 15
Ekim 2003 tarihinde hazırlanan raporda, baꢀvuranın sağlık durumunun artık erteleme
tedbirinin devamını gerektirmediği sonucuna varılmıꢀtır. Kasım 2003 tarihinde Uꢀak Cumhuriyet Savcısı baꢀvuran hakkında mahkumlara
mahsus yakalama müzekkeresi çıkartmıꢀ, ilgili kiꢀi ise firar etmiꢀtir. Kasım 2003 tarihinde baꢀvuranın avukatı, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu
tarafından müvekkilinin sağlık dosyasının yeniden incelenmesini talep ederek, Uꢀak Ağır
Ceza Mahkemesi’ne yakalama müzekkeresine karꢀı itiraz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. 14
Kasım 2003’te adıgeçen Mahkeme bu talepleri reddetmiꢀtir.
Baꢀvuranın avukatı bu karara karꢀı da 23 Aralık 2003’te itiraz etmiꢀtir. Ocak 2004 tarihinde Alaꢀehir Ağır Ceza Mahkemesi bu baꢀvuruyu reddetmiꢀtir. Ekim 2004’te Resmi Gazete’de yayımlanan yeni TCK’nın 1 Nisan 2005 tarihinde
yürürlüğe girmesi öngörülmüꢀtür. Kasım 2004 tarihinde Cumhuriyet Savcısı’nın istemiyle re’sen toplanan Đzmir Ağır
Ceza Mahkemesi heyeti, yeni TCK’da mevcut davada iꢀlenen suç için daha az ceza
öngörüldüğünü ve baꢀvuranın da bu cezayı çekmiꢀ olduğunu gözönüne alarak, cezasının
infazının ertelenmesine karar vermiꢀtir. Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, henüz yürürlüğe
girmediğinden yeni TCK’yı uygulamanın mümkün olmadığını fakat mevcut davada bu
durumun önemli bir rol oynamadığını zira baꢀvuranın yeni TCK uyarınca mahkum edilmiꢀ
olması halinde alacağı cezayı zaten çekmiꢀ olduğunu belirtmiꢀtir. Bununla birlikte Mahkeme,
davayı sonlandırmak için yeni TCK’nın yürürlüğe girdiği tarihte dava dosyasının tekrar
açılması gerektiğini kaydetmiꢀtir. Mayıs 2005 tarihli bir Kanun’la, yeni TCK’nın yürürlüğe girme tarihi 1 Haziran tarihine ertelenmiꢀtir.
B. AĐHM’nin soruꢀturma görevi
Elli üç adet baꢀvurunun bir tanesini oluꢀturan mevcut davada, AĐHM, Đç Tüzüğü’nün
Ek A1 maddesi uyarınca, esas hakkında incelemesi için ilgili olayların tespit edilmesi
amacıyla soruꢀturma heyeti oluꢀturmuꢀtur.
AĐHM üyeleri arasından altı delegeyi, Türkiye’deki ceza infaz kurumları ile
hastanelerde ziyarette bulunmakla görevlendirmiꢀ ve üç uzman doktordan oluꢀan bir bilirkiꢀi
heyetini, öncelikle aralarında baꢀvuranın da bulunduğu ilgili kiꢀilerin sağlık öykülerini
değerlendirmek, ardından da bu kiꢀilerin özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekip
çekemeyeceklerini belirlemek amacıyla nöropsikiyatrik muayeneler yürütmekle
görevlendirmiꢀtir. Ağustos 2004 tarihinde bu görevin en iyi ꢀekilde yürütülmesi amacıyla, AĐHM
Hükümet’ten, Đç Tüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca, amaçlanan muayenelerin Bilirkiꢀi Kurulu
tarafından yürütülebilmesi için, firari durumda olan baꢀvuranın 6 Eylül-13 Eylül 2004
tarihleri arasında yakalanmamasını talep etmiꢀtir.
AĐHM bu görevi çerçevesinde, baꢀvurandan, 11 Eylül 2004 tarihinde muayene
edileceği Đstanbul Üniversitesi Çapa Hastanesi’ne gitmesini istemiꢀtir. AĐHM baꢀvurana,
geçerli bir mazereti olmadan bu çağrıya uymaması halinde, AĐHS’nin 37§1 c) maddesi
uyarınca baꢀvurusunun kayıttan düꢀeceğini de bildirmiꢀtir.
AĐHM’nin bu ꢀekilde gerçekleꢀtirdiği soruꢀturma görevine iliꢀkin bilgi Tekin Yıldız-
Türkiye (no: 22913/04, 10 Kasım 2005) kararında yer almaktadır.
HUKUK AÇISINDAN
Baꢀvuran, cezasının infazının ertelenmesini kararının, hiçbir bilimsel değeri olmayan
ve bir önceki sağlık raporu ile açıkça çeliꢀkili olan bir diğer sağlık raporuna dayanılarak
kaldırıldığını ileri sürmekte ve yakalandığı Wernicke-Korsakoff hastalığı nedeniyle yeniden
hapsedilmesinin AĐHS’nin 3. maddesini ihlal edeceğini belirtmektedir.
AĐHM baꢀvuranın avukatının 28 Temmuz 2004 tarihli bir mektupla, hakkındaki
yakalama müzekkeresinin kaldırılmadığı sürece müvekkilinin Bilirkiꢀi Kurulu tarafından
öngörülen sağlık muayenesine gelmeyeceğini bildirdiğini kaydeder.
Hükümet baꢀvurana verilen cezanın yasal reformlar çerçevesinde yeniden
belirlendiğini ve böylelikle ilgili kiꢀinin 30 Kasım 2004 tarihinde ceza affından yararlandığını
belirtmektedir. Dolayısıyla baꢀvuranın bu ceza ile ilgili olarak yeniden hapsedilme riski
yoktur. Her ne olursa olsun, baꢀvuranın 24 Nisan 2004 tarihinden itibaren özgür olduğu
dikkate alındığında, sözkonusu kiꢀinin artık mağdur sıfatı bulunmamaktadır.
AĐHM, bu konuda yapılan uyarıya karꢀın baꢀvuranın 11 Eylül 2004 tarihli muayeneye
gelmediğini gözlemlemiꢀtir.
Baꢀvuranın avukatı 14 ꢁubat 2005 tarihli bir mektupla bu durumu, Hükümet
tarafından belirtilen geçici tedbirin ardından müvekkili hakkındaki yakalama müzekkeresinin
kaldırıldığının kendisine zamanında bildirmemesiyle açıklamaya çalıꢀmıꢀtır.
Baꢀvuranın avukatı diğer yandan, müvekkilinin cezasının geri kalanının ertelenmesi
kararının mevcut davada hiç önem taꢀımadığını, zira yeni TCK’nın henüz yürürlüğe
girmediğini iddia etmektedir. Sonuç olarak Hükümet her an baꢀvuranı yakalayıp yeniden
hapsedebilir.
AĐHM bu argümanların hem desteklenmediğini hem de anlaꢀılabilir ve nesnel bir
endiꢀeye dayanmadığını, zira mevcut davada Hükümet’in, o ana kadar kendisine bildirilen
geçici tedbirlerin tamamına saygı göstermekle kalmayıp aynı zamanda soruꢀturma görevinin
organizasyonu ve seyri için örnek teꢀkil edecek bir yardım sağladığını belirtmektedir.
Baꢀvuran tarafından da gayet iyi bilinen bu koꢀullar altında, sözkonusu kiꢀi
Hükümet’in herhangi bir olumsuz tutumundan dolayı endiꢀeli olduğunu iddia edemez. Çünkü
ortaya bu türden bir üzücü durumun çıktığı varsayılsa bile, buradan sonuç çıkartacak olan
yalnızca AĐHM’dir.
Yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, AĐHM baꢀvuranın mağdur sıfatı konusunda zaman
kaybetmeye gerek olmadığı kanaatindedir (bkz., Amuur- Fransa, 25 Haziran 1996, Derleme
Kararlar ve Hükümler 1996-III, s. 846, § 36, Dalban-Romanya [GC], no 28114/95, § 44,
CEDH 1999-VI, ve, mutatis mutandis, S.T.- Türkiye, no 32431/96, 6 Mayıs 2003).
Baꢀvuranın, bu konuda yapılan kesin uyarılara rağmen, ortada hiçbir neden yokken kendisi
için ayarlanan muayeneye gelmeyerek, bu ꢀekilde kendi baꢀvurusuna ait olguların tespit
edilmesini engellememiꢀ olması gerektiğini gözlemlemek AĐHM için yeterlidir.
Sonuç olarak AĐHM mevcut davada, AĐHS’nin 37§1 c) maddesi uyarınca baꢀvurunun
incelenmesine devam edilmesine artık lüzum kalmadığı kanaatine varmıꢀtır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
Baꢀvurunun kayıttan düꢀürülmesine
karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve
3. fıkralarına uygun olarak 10 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło