22190/05

WyrokETPCz2009-09-22ECLI:CE:ECHR:2009:0922JUD002219005

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zatrzymanie korespondencji więźnia napisanej w języku kurdyjskim, z powodu braku możliwości tłumaczenia i potencjalnie "niewłaściwej" treści, naruszyło jego prawo do poszanowania życia prywatnego i rodzinnego zgodnie z art. 8 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zatrzymanie korespondencji skarżącego stanowiło ingerencję w jego prawo do poszanowania korespondencji, chronione przez art. 8 Konwencji. Aby taka ingerencja była zgodna z Konwencją, musi być "przewidziana przez prawo", dążyć do uzasadnionego celu i być "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Trybunał zauważył, że choć ingerencja opierała się na art. 147 Regulaminu Zarządzania Zakładami Karnymi, to jednak wcześniejsze orzeczenia Trybunału wskazywały, że przepisy krajowe w tym zakresie nie określały w wystarczająco jasny sposób zakresu i sposobu korzystania z dyskrecji przez władze. W związku z tym, Trybunał uznał, że ingerencja nie była "przewidziana przez prawo" w rozumieniu art. 8 ust. 2 Konwencji, co doprowadziło do stwierdzenia naruszenia.
Stan faktyczny
Skarżący, Felemez Kapçak, urodzony w 1972 roku i mieszkający w Izmirze, będąc więźniem, napisał list do brata i wysłał trzy faksy do innych członków rodziny. Rada Dyscyplinarna więzienia odmówiła wysłania korespondencji, ponieważ była napisana w języku kurdyjskim, a władze nie miały możliwości jej przetłumaczenia, co uniemożliwiało ocenę, czy zawiera ona "niewłaściwe" treści. Decyzje te zostały podjęte w marcu i kwietniu 2005 roku, powołując się na art. 147 Regulaminu Zarządzania Zakładami Karnymi. Skarżący bezskutecznie odwoływał się od tych decyzji do sądów krajowych.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą art. 8 Konwencji za dopuszczalną, a skargę dotyczącą art. 1 Protokołu nr 12 za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 8 Konwencji. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby rozpatrywania innych skarg skarżącego. 4. Zasądza na rzecz skarżącego 2300 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. 5. Odrzuca pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KAPÇAK -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 22190/05 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Eylül 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (22190/05) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Felemez Kapçak’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 24 Mayıs   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin   (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından   F. Karakaꢀ Doğan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1972 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedir.   Bilinmeyen bir tarihte baꢀvuran, erkek kardeꢀine bir mektup yazmıꢀ ve diğer aile fertlerine   de üç faks göndermiꢀtir.   Mart 2005 tarihinde, Cezaevi Müdürlüğü Disiplin Kurulu baꢀvuranın erkek kardeꢀine   yazdığı mektubu göndermeme kararı almıꢀtır. Disiplin Kurulu mektubun Kürtçe yazılmıꢀ   olmasını, Türkçeye çevrilme olanağının kendi imkanları dahilinde olmamasını ve içeriğinde   gönderilmemesini gerektirecek ifadelerin bulunabilme olasılığını göz önünde tutarak bu kararı   almıꢀtır. Kurul, bu mektubun gönderilmesinin Ceza Đnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin   Yönetimine ve Cezaların Đnfazına Dair Yönetmeliğin147. maddesi uyarınca “sakıncalı”   olabileceğini düꢀünmüꢀtür.   Mart 2005 tarihinde, Disiplin Kurulu aynı gerekçelerle baꢀvuru sahibinin teyzesine   gönderdiği bir faksın alıcıya iletilmesini reddeden bir karar vermiꢀtir.   Disiplin Kurulu, 7 Nisan 2005 tarihinde yine aynı gerekçeleri öne sürerek, baꢀvuranın   amcalarına gönderdiği iki faksın alıcılarına iletilmesini reddeden baꢀka bir karar vermiꢀtir..   ve 30 Mart 2005 ile 7 Nisan 2005 tarihlerinde alınan bu göndermeme kararlarının   özellikle yazıꢀma hakkına müdahale olduğunu öne süren baꢀvuran, 8 Nisan 2005 tarihinde   Đzmir Đnfaz Hakimi önünde bu kararlara itiraz etmiꢀtir.   Nisan 2005 tarihinde infaz hakimi, Disiplin Kurulunun 29 ve 30 Mart 2005 tarihlerinde   aldığı kararlara karꢀı yapılan itirazları reddetmiꢀtir.   Aynı gün baꢀvuran, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi önünde de bir itirazda bulunmuꢀtur.   Ağır Ceza Mahkemesi, 22 Nisan 2005 tarihinde bu itirazı reddetmiꢀtir.   Aynı gün infaz hakimi, Disiplin Kurulunun 7 Nisan 2005 tarihli kararına yapılan itirazı   reddetmiꢀtir.   Baꢀvuran, 27 Nisan 2005 tarihinde bu red kararına itiraz etmiꢀtir.   Mayıs 2005 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bu itirazı da reddetmiꢀtir.   Ağustos 2005 tarihinde, baꢀvuranın talebini gözden geçiren Ağır Ceza Mahkemesi 22   Nisan 2005 tarihli kararında yaptığı bir yazım hatasını düzeltmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLÂL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, yazıꢀmalarının engellenmesiyle yalnızca özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi   hakkının değil aynı zamanda düꢀünce ve ifade özgürlüğü hakkının da ihlâl edildiğini ileri   sürmekte ve AĐHS’nin 8., 9., ve 10. maddelerine atıfta bulunmaktadır.   AĐHM yerleꢀik içtihadının ıꢀığında (bakınız, diğerleri arasından, Türkiye aleyhine Fazıl   Ahmet Tamer davası, no 6289/02, 5 Aralık 2006 ; Türkiye aleyhine Ekinci ve Akalın davası,   no 77097/01, 30 Ocak 2007 ; Türkiye aleyhine Kepeneklioğlu davası, no 73520/01, 23 Ocak   2007), bu ꢀikâyetin AĐHS’nin 8. maddesi bakımından incelenmesi gerektiği kanaatine   varmaktadır.   Hükümet bu teze karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, baꢀvuranın 8. maddenin çiğnendiği yönündeki ꢀikâyetini ulusal mahkemelere   taꢀımadığını ve dolayısıyla iç hukuk yollarını tamamen tüketmediğini savunmaktadır.   Baꢀvuran, bu argümanı kabul etmemektedir.   AĐHM, kendisine yapılan bir ꢀikâyetin « en azından özü itibarıyla iç hukukta emredilen   süre ve biçimlere uygun olarak » ilgili ulusal mahkemeler önünde gündeme getirilmiꢀ olması   gerektiğini hatırlatmaktadır (Đspanya aleyhine Castells davası, 23 Nisan 1992, prg. 27, seri A   no 236, ve Türkiye aleyhine Akdivar ve diğerleri davası, 16 Eylül 1996, prg. 65-69, Karar ve   hükümlerin derlemesi 1996-IV). Mevcut davada AĐHM, baꢀvuranın yazıꢀmaların   gönderilmeme kararına karꢀı infaz hakimi önünde yaptığı itirazlarda yazıꢀma hakkının   engellendiğinden ꢀikâyetçi olduğunu gözlemlemektedir. Bunun sonucu olarak, baꢀvuranın   aslında bugün AĐHM önüne getirdiği bu ꢀikâyeti daha önce ulusal mahkemelerin önüne   götürdüğü kabul edilmelidir. Bu itibarla AĐHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.   AĐHM, bu ꢀikâyetin AĐHS’nin 35/3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını ve diğer taraftan baꢀka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit   etmektedir. Dolayısıyla, ꢀikâyetin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.   B. Esasa iliꢀkin   AĐHM, baꢀvuranın mektuplarına el konulmasının AĐHS’nin 8/2 maddesi anlamında   yazıꢀma hakkına müdahale niteliği taꢀıdığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf   olmadığını not etmektedir.   AĐHM, bu değerlendirmeyi benimsemektedir.   Böylesi bir müdahalenin 8. maddeye uygun olabilmesi için, “yasayla öngörülmüꢀ olması”,   8/2’de sayılan bir ya da daha fazla meꢀru amaç gütmesi ve bu amaçlara ulaꢀmak için   « demokratik bir toplumda gerekli » olması beklenmektedir (bakınız, özellikle, Đtalya   aleyhine Calogero Diana davası, 15 Kasım 1996, prg. 28, Derleme 1996-V).   Bu durumda AĐHM, yazıꢀmaların kontrolden geçirilmesinin Ceza Đnfaz Kurumları ile   Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların Đnfazına Dair Yönetmeliğin 147. maddesine   dayandırıldığını not etmektedir. Buna mukabil AĐHM, olayın meydana geldiği dönemde   yürürlükte olan düzenlemenin yetkili makamların bu alandaki takdir yetkilerini hangi ölçü ve   ꢀekillerde kullanmaları gerektiğini yeteri kadar açık bir ꢀekilde belirtmediğini daha önceden   de tespit etmiꢀtir. Hatta AĐHM, uygulamanın da bu eksikliği gideremediğini kaydetmiꢀtir   (Tan, ilgili bölüm, prg. 22-24). Bu durumda AĐHM, kabul edilen bu yaklaꢀımdan sapmak için   herhangi bir neden görmemektedir.   Bu itibarla AĐHM, ihtilaflı müdahalenin AĐHS’nin 8. maddesinin 2. paragrafı anlamında   « yasayla öngörülmediği » kanaatine varmaktadır. AĐHM, bu sonucu göz önüne alarak   mevcut davada 8. maddenin 2. paragrafında yer alan yükümlülüklerin yerine getirilip   getirilmediğinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanısına ulaꢀmaktadır.   AĐHM, buradan yola çıkarak AĐHS’nin 8. maddesinin ihlâl edildiği sonucuna varmaktadır.   II. DĐĞER ĐHLÂL ĐDDĐALARI HAKKINDA   Baꢀvuran, aynı gerekçelere dayanarak AĐHS’nin 1. ve 14. maddeleri ile 12 Nolu Ek   Protokolün 1. maddesinin ihlâl edildiğini ileri sürmektedir.   AĐHM, Türkiye’nin 12 No’lu Ek Protokole taraf olmadığını ve dolayısıyla bu protokol   hükümlerinin uygulanamayacağını hatırlatmaktadır. Bundan dolayı, baꢀvuranın bu noktadaki   ꢀikâyeti AĐHS’nin 35/3 maddesi anlamında söz konusu hükümlerle kiꢀi bakımından   uyumsuzdur ve Sözleꢀme’nin 35/4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.   Atıfta bulunulan diğer maddelerle ilgili olarak ise AĐHM, mevcut baꢀvuruyla ön plana   çıkan temel hukuki sorunun baꢀvuranın mektuplarına el konulması suretiyle AĐHS’nin 8.   maddesi anlamında yazıꢀma hakkına müdahale edilip edilmediğinin belirlenmesi olduğu   kanaatini taꢀımaktadır. Bu hükümle ilgili olarak yapılan tespit doğrultusunda AĐHM, mevcut   davada bu hükümlerin ihlâl edilip edilmediğinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı   sonucuna varmaktadır (bakınız, benzer bir yaklaꢀım örneği için, Türkiye aleyhine Reyhan   davası (no 2), no 60123/00, prg. 29-30, 23 Eylül 2008).   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran 1.000 Euro maddi tazminat, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara itirazda bulunmaktadır.   AĐHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı   kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. AĐHM buna karꢀın, tespit edilen ihlalin öne sürülen   manevi zararın giderilmesi bakımından adil bir tatmini oluꢀturduğuna itibar etmektedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama giderleri için, 4.000 Euro avukatlık   gideri ve 1.000 Euro yargılama masrafları olmak üzere toplam 5.000 Euro talep etmektedir. ,   Baꢀvuran sözü edilen bu miktarlara % 4,26 oranında gecikme faizi uygulanmasını talep   etmektedir. Baꢀvuran kanıtlayıcı belge niteliğinde Đstanbul Barosu’nun avukatlık ücret   tarifesini ve 5.0001 Türk Lirası üzerinden yapılan avukatlık sözleꢀmesini sunmaktadır.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Sunulan deliller ve sözü edilen kıstaslar ıꢀığında   baꢀvuranın AĐHM önündeki yargılama sürecinde yapmıꢀ olduğu giderler için 2.300 Euro’luk   meblağın makul olacağını değerlendiren AĐHM, baꢀvurana hakkaniyete uygun sözkonusu   miktarın ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 8. maddesine iliꢀkin yapılan ꢀikayetin kabuledilebilir, AĐHS’ye Ek 12 no’lu   Protokolün 1. maddesi hakkındaki diğer ꢀikayetin kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Baꢀvuranın yapmıꢀ olduğu diğer ꢀikayetlerinin incelenmesine gerek olmadığına;   4. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz   kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana   yargılama masraf ve giderleri için 2.300 (iki bin üç yüz) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Yaklaꢀık 2 300 EUR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 22 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło