22261/03

WyrokETPCz2009-01-08ECLI:CE:ECHR:2009:0108JUD002226103

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy niepełne wykonanie prawomocnych orzeczeń sądów krajowych dotyczących dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość stanowi naruszenie prawa do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1 Konwencji) oraz prawa do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że niewykonanie prawomocnych i wiążących orzeczeń sądów krajowych, które przyznawały skarżącemu dodatkowe odszkodowanie za wywłaszczoną nieruchomość, czyni prawo do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1) iluzorycznym. Ponadto, brak pełnej zapłaty należnych kwot stanowił nieuzasadnioną ingerencję w prawo skarżącego do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1). Trybunał podkreślił, że władze krajowe nie przedstawiły żadnego uzasadnienia dla tej interwencji, a częściowe niewykonanie orzeczeń sądowych jest niezgodne z zasadami Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, M. Ali Durmaz, był właścicielem dwóch działek w Turcji, które zostały wywłaszczone w 2000 roku na potrzeby budowy tamy Birecik. Sądy krajowe (Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi i Sąd Kasacyjny) przyznały mu dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami. Ministerstwo Energii i Zasobów Naturalnych dokonało częściowej płatności w 2003 roku, ale znaczna część zasądzonej kwoty pozostała nieuregulowana, co było podstawą skargi do ETPCz.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji i art. 1 Protokołu nr 1 z powodu niewykonania orzeczenia. 3. Zasądził od Rządu pozwanego na rzecz skarżącego niezapłaconą część długu wynikającego z orzeczeń sądów krajowych oraz 800 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, wraz z odsetkami. 4. Oddalił pozostałe żądania skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   M. ALİ DURMAZ – TÜRKİYE   (Başvuru no. 22261/03)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Ocak 2009   İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir.   Şekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Bu dava, T.C. vatandaşı M. Ali Durmaz (“başvuran”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti   aleyhine, 7 Mayıs 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin   Sözleşme’nin (“Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS”) 34. maddesi uyarınca yapılan   22261/03 numaralı başvuru sonucu görülmektedir.   Başvuran Şanlıurfa Barosu avukatlarından M. Birlik tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOŞULLARI   doğumlu başvuran Gaziantep’te ikamet etmektedir.   Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı (“Bakanlık”) 2000 yılında Birecik barajının inşası için   başvurana ait Nizip ilçesi, Erenköy köyündeki iki arsayı (247 parsel, 103 pafta ve 14 parsel   pafta) kamulaştırmıştır.   Başvuran 23 Mayıs 2000 tarihinde Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nde iki ayrı ek   tazminat davası açmıştır.   Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi 22 ve 25 Aralık 2000 tarihlerinde, başvurana, 9 Haziran   tarihinden işlemek üzere yasal faiziyle beraber ek tazminat ödenmesine karar vermiştir   (karar no. 2000/5137 ve 2000/4790).   Yargıtay 9 Temmuz 2001 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararlarını onamıştır.   Bakanlık 30 Nisan 2003 tarihinde başvurana, 247 no’lu parsel için 23.449.000.000 Türk   Lirası (TL)1, 14 no’lu parsel için ise 13.494.000.000 TL2 tutarında bir miktar ödeme   yapmıştır.   Birecik İcra Dairesi 2 Mayıs 2003 tarihinde Bakanlığa ödeme emri tebliğ etmiş, bu   belgede Bakanlığa 247 no’lu parsel için 3.073.350.480 TL3, 14 no’lu parsel için ise   1.804.328.414 TL4 tutarında ödenmemiş borcu olduğunu bildirmiştir.   Başvuranların temsilcisi 28 Haziran 2007 tarihinde Bakanlığa bir yazı göndermiş, bu   yazıyla, ödenmemiş borcun ödenmesi için idarenin yaptığı hesaplamayı kabul ettiğini   bildirmiştir.   Hükümet 8 Temmuz 2008 tarihinde AİHM’yi borcun kalan kısmının başvurana henüz   ödenmediği hususunda bilgilendirmiştir.   Sözkonusu tarihte yaklaşık 13.470 Euro (EUR) karşılığı.   Sözkonusu tarihte yaklaşık 7.752 EUR karşılığı.   Sözkonusu tarihte yaklaşık 1.772 EUR karşılığı.   Sözkonusu tarihte yaklaşık 1.040 EUR karşılığı.           HUKUK   I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİ İLE AİHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1.   MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   Başvuran, mülklerinin kamulaştırılmasının ardından kendisine ödenmesine hükmedilen   ek tazminatın ödenmesinde yaşanan büyük gecikmenin, düşük faizle birleştirildiğinde, maddi   kaybına neden olduğundan şikayetçi olmuştur. Başvuran AİHS’nin 6/1 maddesi ile AİHS’ye   Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanmıştır.   A. Kabuledilebilirliğe ilişkin   Hükümet, başvurunun AİHM’ye sunulmasının ardından, başvuranın avukatının 28   Haziran 2007 tarihinde, , idare tarafından ödenmesi gereken meblağ konusunda idareyle bir   anlaşma imzaladığını, bunun, başvuranın, idareye karşı açılan ihtilaflı davayı sona erdirme   isteğinin açık kanıtı olduğunu ifade etmiş, AİHM’den başvuranın mağdur statüsünün sona   ermesi nedeniyle başvurunun kabuledilemez olduğunu beyan etmesini talep etmiştir.   Hükümet ayrıca başvuranın, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi kapsamında   kullanabileceği hukuk yollarından gerektiği gibi yararlanmadığından, AİHS’nin 35.   maddesinin gerektirdiği gibi iç hukuk yollarını tüketmediğini belirtmiştir. 105. maddeye göre,   başvuran, kayıplarının gecikme faizinden fazla olduğunu kanıtlarsa, ek tazminatın   ödenmesinde yaşanan gecikme sonucu maruz kaldığı zarar için tazminat almaya uygun   durumdadır.   AİHM, Hükümet’in ilk ön itirazıyla ilgili olarak, başvuranın temsilcisinin 28 Haziran   tarihinde imzaladığı belgede, başvuranın ödenmeyi bekleyen tazminat talepleri ile idare   karşısında sahip olabileceği diğer hak ve taleplerinden vazgeçeceği niyeti olduğunu gösterir   bir unsur bulunmadığını, ayrıca başvuranın AİHM’ye götürdüğü şikayetlerini geri çekmesi   yönünde bir anlaşmaya da yol açmadığını tespit etmektedir.Buna göre, AİHM, başvuranın,   ihlal edildiği iddia edilen AİHS’nin 6/1 maddesiyle Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin   mağduru olduğunu hala iddia edebileceği kanısına varır.   Hükümet’in “hukuk yollarını tüketmeme” itirazına ilişkin olarak, AİHM, Aka - Türkiye   davasında benzer bir ön itirazı reddettiğini gözlemler. Mevcut davada başka türlü davranmak   için neden görememektedir, bu nedenle Hükümet’in itirazını reddeder.   AİHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Hükümet, başvurana, ulusal mahkemelerin hükmettiği ek tazminat meblağının esasının   ödendiğini ve Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin, tüm koşullarda, bir mülkün piyasa   değeri karşılığında tazminat hakkının teminatını vermediğini ileri sürmüştür.   Başvuran iddialarını sürdürmüş, Hükümet’in savunmasına itiraz etmiştir.   AİHM, dava dosyasındaki belgelerden, makamlar tarafından başvurana ödenmesi gereken   ve Savunmacı Devlet’in de 8 Temmuz 2000 tarihli yazısıyla kabul ettiği meblağın henüz   tamamının ödenmediğini gözlemler. Bu nedenle Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22 ve   Aralık 2000 tarihli kararları kısmen uygulanamamıştır.   Bu koşullarda, AİHM, başvuranın şikayetlerinde belirgin bir biçimde belirtmemesine   karşın, mevcut başvuruda yatan asıl mesele ile başvuranın iddialara göre maddi kayba   uğramasının nedeninin, AİHS’nin 6/1 maddesi ve Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesiyle   Devlet’in sorumluluğunu ilişkilendiren ulusal mahkeme kararlarının uygulanmaması olduğu   kanısındadır.   AİHM, daha önce pek çok kez benzer davaları incelediğini ve uygulanmayan mahkeme   kararlarıyla ilgili olarak AİHS’nin 6/1 maddesiyle Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal   edildiği sonucuna vardığını kaydeder (örneğin bkz. Burdov - Rusya, 59498/00; Çoban ve   Diğerleri - Türkiye, 2620/05; Akıncı - Türkiye, 12146/02; Kaçar ve Diğerleri - Türkiye,   38323/04, 38379/04, 38389/04, 38403/04, 38423/04, 38510/04, 38513/04 ve 38522/04).   AİHM, özellikle, Yüksek Sözleşmeci Taraflardan birinin iç hukuk sisteminde, nihai,   bağlayıcı bir mahkeme kararının taraflardan birinin hilafına yerine getirilmemesine göz   yumulmasının, AİHS’nin 6/1 maddesi ile güvence altına alınan hakkı anlamsız hale   getireceğini kaydeder (bkz. Hornsby - Yunanistan). AİHM ayrıca, ulusal mahkemelerin   kararına uymamakla, ulusal makamların, başvuranı, hakkı olduğu paranın tamamını almaktan   alıkoyduğunu kaydeder. Hükümet bu müdahale için herhangi bir açıklama öne sürmemiştir.   AİHM, yukarıdakiler ışığında, AİHS’nin 6/1 maddesiyle Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.   maddesinin ihlal edildiği sonucuna varır.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   AİHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Başvuran maddi tazminat olarak 5000 EUR, manevi tazminat olarak ise 20.000 EUR talep   etmiştir.   Hükümet başvuranın taleplerine itiraz etmiştir.   AİHM, nihai hakim kararının uygulanmaması nedeniyle AİHS’nin 6/1 maddesiyle Ek 1   No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini kaydeder. AİHM, içtihadı   ışığında, Hükümet’in mahkemece belirlenen meblağın ödenmemiş kısmını ödemesinin   başvuranın maddi tazminat talebini karşılayacağı sonucuna varır (diğerlerinin yanı sıra bkz.   Basouko - Yunanistan, 3028/03; Ahmet Kılıç - Türkiye, 38473/02; Akıncı; Kaçar ve   Diğerleri). Bu nedenle, AİHM, Savunmacı Devlet’in Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22   ve 25 Aralık 2000 tarihli kararlarının idare tarafından tamamıyla yerine getirilmesini   sağlaması gerektiğine karar verir.   Öte yandan AİHM, başvuranın, yalnız ihlalin tespit edilmesiyle yeterince telafi   edilemeyecek bir manevi zarara uğramış olabileceğini kabul eder. Sonuç olarak AİHM,   davanın koşullarını göz önünde bulundurarak, hakkaniyete uygun surette başvurana 800 EUR   manevi tazminat ödenmesine karar verir.   B. Yargılama gideri   Başvuran yargılama gideri talep etmemiştir. Buna göre bu başlık altında tazminata   hükmedilmez.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına   üç puanlık bir artışın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiştir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Kararın uygulanmamasından ötürü AİHS’nin 6/1 maddesi ile Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.   maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) AİHS’nin 44. maddesi’nin 2. fıkrası gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç   ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ile birlikte Savunmacı Hükümet   tarafından başvurana; ulusal mahkeme kararlarından doğan borcun başvurana ödenmemiş   kısmının ve ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Savunmacı Hükümet’in   ulusal para birimine çevrilmek üzere 800 EUR (sekiz yüz Euro) manevi tazminatın   ödenmesine;   (b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı   oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Başvuranın adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. fıkraları uyarınca 8 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.   François Elens-Passos   Françoise Tulkens   Zabıt Katibi Yardımcısı   Başkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło