22478/06;37667/08

WyrokETPCz2010-05-20ECLI:CE:ECHR:2010:0520JUD002247806

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długość tymczasowego aresztowania i brak skutecznego środka odwoławczego w postępowaniu krajowym naruszyły prawa skarżącego z art. 5 ust. 3 i 5 ust. 4 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że tymczasowe aresztowanie skarżącego, trwające ponad 13 lat, było nadmiernie długie i nieuzasadnione, naruszając art. 5 ust. 3 Konwencji. Sąd krajowy opierał się na ogólnikowych uzasadnieniach, takich jak powaga czynu i ryzyko ucieczki, które nie były wystarczające do utrzymania tak długiego aresztowania. Ponadto, Trybunał stwierdził brak skutecznego środka odwoławczego pozwalającego na kontrolę legalności i zasadności aresztowania, co stanowiło naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji, uznając skargę w tym zakresie za lex specialis wobec art. 13.
Stan faktyczny
Skarżący, Bülent Gedik, został aresztowany 6 lutego 1996 r. w ramach operacji policyjnej przeciwko nielegalnej organizacji TKEP/L. Został oskarżony o próbę zmiany porządku konstytucyjnego. Jego tymczasowe aresztowanie trwało ponad 13 lat, do 12 marca 2009 r., kiedy to został skazany na dożywotnie pozbawienie wolności. Skarżąca Hatice Gedik jest matką Bülenta Gedika i również złożyła skargę.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: połączył skargi; odrzucił zarzut rządu dotyczący niewyczerpania środków krajowych w zakresie braku sprzeciwu wobec długości aresztowania, dodając go do meritum; uznał skargę w zakresie art. 5 ust. 3 i 5 ust. 4 za dopuszczalną, a pozostałą część za niedopuszczalną; odrzucił zarzuty rządu; stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 i 5 ust. 4 Konwencji; zasądził na rzecz Bülenta Gedika 20 400 EUR zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 EUR na pokrycie kosztów i wydatków; odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   GEDĐK -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:22478/06 ve 37667/08)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mayıs 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (22478/06 ve 37667/08) no’lu davanın nedeni,   T.C. vatandaꢀları Bülent Gedik ve Hatice Gedik’in (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne 17 Mayıs 2006 ve 24 Temmuz 2008 tarihlerinde Đnsan Hakları ve Temel   Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından G.Tuncer tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar, sırasıyla 1974 ve 1952 doğumlulardır. Baꢀvuran, Hatice Gedik Đstanbul’da   ikamet etmektedir ve Kocaeli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bülent Gedik’in annesidir.   ꢁubat 1996 tarihinde, baꢀvuran, yasadıꢀı bir örgüt olan TKEP/L’ye yönelik olarak   düzenlenen bir polis operasyonu çerçevesinde yakalanmıꢀtır.   ꢁubat 1996 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı tarafından ifadesinin   alınmasının ardından, baꢀvuran, sözkonusu mahkemenin nöbetçi hakimi karꢀısına   çıkarılmıꢀtır. Nöbetçi hakim baꢀvuranın tutuklanmasına karar vermiꢀtir.   Nisan 1996 tarihli bir iddianame ile Savcı, eski Türk Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi ile   cezalandırılan “Türk Anayasal düzenini değiꢀtirmeye teꢀebbüs etmek” suçundan baꢀvuran   hakkında ceza davası açmıꢀtır.   Haziran 2004 tarihinde, 5190 sayılı Kanun, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırmıꢀtır.   Baꢀvuranın davası, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmiꢀtir.   Nisan 2008 tarihli duruꢀmada, baꢀvuranın avukatı, Ağır Ceza Mahkemesi’nden, belli   suçları iꢀleyen kiꢀilerin tutukluluklarının azami süresine iliꢀkin yeni Ceza Muhakemesi   Kanununun hükümlerinin yürürlüğe giriꢀini uzatan Ceza Muhakemesi Kanununa   düzenlemeler getiren 5739 sayılı Kanunun 6. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu hususunda   itirazda bulunmasını talep etmiꢀtir.   Haziran 2008 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi sözkonusu talebi reddetmiꢀtir.   Baꢀvuran tarafından yapılan çok sayıdaki serbest bırakılma talepleri ve düzenlenen itirazlar,   hem Devlet Güvenlik Mahkemesi hem de Ağır Ceza Mahkemesi önünde yürütülen yargılama   boyunca yetkili hukuki merciler tarafından reddedilmiꢀtir. Sözkonusu merciler, bilhassa, atılı   olayların ciddiyetini, kanıtların durumunu ve firar riskini göz önüne alarak baꢀvuranın   tutukluluk halinin devamına hükmetmiꢀlerdir.   Mart 2009 tarihli bir kararla, Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı, ağırlaꢀtırılmıꢀ müebbet   hapis cezasına mahkum etmiꢀtir.   Dosyada bulunan bilgilere göre, iꢀbu kararın kabul edildiği tarihte, dava halen Yargıtay   önünde derdesttir.   HUKUK   I. DAVALARIN BĐRLEꢁTĐRĐLMESĐ   Olaylar ve esasa iliꢀkin ortaya koydukları sorun bakımından, baꢀvuruların benzerliğini dikkate   alan AĐHM, baꢀvuruların birleꢀtirilmesine ve tek bir davada ortaklaꢀa olarak incelenmesine   karar vermektedir.   II. AĐHS’NĐN 5/3 ve 5/4 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   AĐHS’nin 13. maddesi ile birlikte AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran,   tutukluluk süresinden ve sözkonusu sürenin yasallığını denetletecek baꢀvuru yolunun   bulunmamasından ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran, ulusal mahkemeleri, tutukluluk halinin   devamı için “atılı eylemlerin niteliği ve ciddiyeti ve kanıtların durumu gibi” kliꢀeleꢀmiꢀ   gerekçeleri temel almakla suçlamıꢀtır. Bu bağlamda baꢀvuran, tutukluluk süresine iliꢀkin Ceza   Muhakemesi Usulü Kanunu hükümlerinin Anayasa uygunluğunu inceletmek için Anayasa   Mahkemesi’ne doğrudan baꢀvuru hakkının bulunmadığını belirtmektedir.   Ayrıca baꢀvuran, Bülent Gedik, tutukluluk süresinin çok uzun olmasının, kendisine göre,   AĐHS’nin 3. maddesine aykırı olarak insanlık dıꢀı ve küçük düꢀürücü bir muamele teꢀkil   ettiğini ileri sürmektedir.   Dava konusu olayların hukuki tanımlamasını yapmakta yetkili olan (Guerra ve diğerleri-   Đtalya, 19 ꢁubat 1998) AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesi açısından tutukluluk haline itiraz etme   imkanı sağlayan baꢀvuru yolunun bulunmamasına iliꢀkin ꢀikayetin incelenmesinin uygun   olacağı kanaatindedir zira yerleꢀik içtihat göz önüne alındığında, AĐHS’nin 13. maddesinin   daha genel gerekliliklerine oranla sözkonusu ꢀikayet bir lex specialis oluꢀturmaktadır (bkz,   Nikolova-Bulgaristan, baꢀvuru no: 31195/96).   AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak, AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin   tutukluluk süresine iliꢀkin ꢀikayete sıkı sıkıya bağlı olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla   sözkonusu ꢀikayetin AĐHS’nin 5/3 maddesi açısından incelenmesi uygun olacaktır (bkz, bu   bağlamda, Temel ve Taꢀkın- Türkiye, baꢀvuru no: 40159/98, 14 Kasım 2002).   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, baꢀvuranın üç gerekçe ile iç hukuk yollarını tüketme kuralına riayet etmiꢀ   kabuledilemeyeceğini ileri sürmektedir. Đlk olarak, baꢀvuran, ulusal mahkemeler önünde dava   halen sürmekteyken AĐHM’ye baꢀvuruda bulunmuꢀtur. Đkinci olarak, Yeni Ceza Muhakemesi   Kanunu’nun 141. maddesi ile yeniden ele alınan ve kanuna aykırı olarak yakalanan ve haksız   yere tutulan kiꢀilere tazminat ödenmesini öngören 466 sayılı yasa uyarınca baꢀvuran, ulusal   mahkemeler önünde tazminat davası açabilirdi. Son olarak baꢀvuran, ulusal mahkemeler   önünde uzun tutukluluk süresine itiraz etmemiꢀ ve özü itibariyle konuya iliꢀkin ꢀikayetlerini   belirtmemiꢀtir.   Ayrıca Hükümet, iç hukuk yolları etkisiz olarak değerlendirildiğinde altı ay kuralına riayet   edilmemesine iliꢀkin kabuledilemezliğe dair bir itiraz sunmaktadır.   Đç hukuk yollarının tüketilmediğine iliꢀkin itirazı kapsamında Hükümet’in ilk iki argümanı ile   ilgili olarak, AĐHM, benzer bir dava incelediğini ve sözkonusu argümanları reddettiğini   hatırlatmaktadır (bkz, Tunce ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 2422/06, 3712/08,   3714/08, 3715/08, 3717/08, 3718/08, 3719/08, 3724/08, 3725/08, 3728/08, 3730/08, 3731/08,   3733/08, 3734/08, 3735/08, 3737/08, 3739/08, 3740/08, 3745/08 ve 3746/08, 13 Ekim 2009).   AĐHM, bu davada ulaꢀılan sonuçtan sapmak için hiçbir neden görememektedir. Tutukluluk   süresine baꢀvuranın itiraz etmemesine iliꢀkin Hükümet’in üçüncü argümanı ile ilgili olarak,   AĐHM, sözkonusu argümanın AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamında yapılan ꢀikayete özü   itibariyle sıkı sıkıya bağlı olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla AĐHM, argümanın esasa   eklenmesine karar vermektedir.   Altı ay kuralına riayet edilmemesi kapsamında yapılan itiraz ile ilgili olarak, AĐHM,   sözkonusu itirazı, Yücel-Türkiye (no:2) (baꢀvuru no: 31152/04, 8 Nisan 2008) ve Gülbahar ve   Tut- Türkiye (baꢀvuru no: 24468/03, 24 ꢁubat 2009) kararlarında belirtilen gerekçelerle   reddetmiꢀtir.   Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde   baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan   bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak, Hükümet, baꢀvuranın,   tutuklulukların yasallığını denetletmek amacıyla itiraz yoluna sahip olduğunu belirtmektedir.   Bu bağlamda AĐHM, Bağrıyanık-Türkiye, (baꢀvuru no: 43256/04, 5 Haziran 2007), Cahit   Demirel-Türkiye (baꢀvuru no: 18623/03, 7 Temmuz 2009) ve Tunce ve diğerleri-Türkiye   kararlarında sözkonusu sorunu incelediğini hatırlatmaktadır. Đꢀbu davada farklı bir sonuca   ulaꢀacak hiçbir neden göremeyen AĐHM, Hükümet’in itirazını reddetmekte ve AĐHS’nin 5/4   maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır.   AĐHS’nin 5/3 maddesi kapsamında yapılan ꢀikayet ile ilgili olarak, Hükümet, baꢀvuran,   Bülent Gedik’in maruz kaldığı tutukluluk süresinin, bilhassa ꢀüphelisi olduğu suçun niteliği,   çarptırılan cezaların ciddiyeti, olası ciddi suçları iꢀleme tehlikesine oranla uzun olmadığını   savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, firar riski, adalete engel olma tehlikesi ve kamu düzeninin   korunması gerekliliğinin baꢀvuranın tutukluluk halinin devamını haklı kılmak için yeterli   unsurlar olduğunu belirtmektedir.   AĐHM, baꢀvuranın tutukluluk süresinin yakalandığı tarih olan 6 ꢁubat 1996 tarihinde   baꢀladığını ve Ağır Ceza Mahkemesi’nin karar tarihi olan 12 Mart 2009 tarihinde sona   erdiğini kaydetmektedir. Dolayısıyla yargılama 13 yıldan fazla sürmüꢀtür.   Yerleꢀik içtihat göz önüne alındığında, (bkz, Dereci-Türkiye, baꢀvuru no: 77845/01, 24 Mayıs   ve Taciroğlu-Türkiye, baꢀvuru no: 25324/02, 2 ꢁubat 2006), AĐHM, Hükümet’in farklı   bir sonuca ulaꢀacak hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle, baꢀvuranın tutukluluk   süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiği kanaatindedir.   III. ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER ĐHLALLER HAKKINDA   Baꢀvuranlar, terör eylemi olarak nitelendirilen bir suçun ꢀüphelisi olan baꢀvuranın, serbest   bırakılma olasılığının, genel hukuk suçlarından ꢀüpheli olan kiꢀilere göre daha dezavantajlı   olan bir muamelenin konusu olduğunu iddia etmektedirler. Baꢀvuranlar bu bağlamda,   AĐHS’nin 3. ve 5. maddeleri ile birlikte AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.   Bu bağlamda AĐHM, mevcut davada, azami tutukluluk süresi ile ilgili olarak iç hukuk   tarafından yapılan ayrımcılığın farklı kiꢀi ve gruplara karꢀı olmadığını ağırlığına göre çeꢀitli   suç tiplerini kapsadığını belirtmektedir. Dolayısıyla AĐHM, AĐHS’ye aykırı bir “ayrımcılığın”   mevcut olduğu sonucuna ulaꢀtıracak nitelikte hiçbir unsurun bulunmadığını   gözlemlemektedir. Sözkonusu ꢀikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir (bkz, mutatis,   mutandis, Gerger-Türkiye, baꢀvuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).   Baꢀvuran Hatice Gedik, oğlu Bülent Gedik’in tutukluluk süresini, AĐHS’nin 3. maddesi   uyarınca insanlık dıꢀı ve küçük düꢀürücü bir muamele olarak kabuledilebileceğini iddia   etmektedir.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin AĐHS’nin 3. maddesinin gerektirdiği asgari ciddiyet seviyesine   ulaꢀmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla sözkonusu ꢀikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez ilan edilmesi   gerekmektedir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, baꢀvuran, Bülent Gedik, 80.000 Euro ve baꢀvuran Hatice   Gedik 30.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Baꢀvuranlar, ayrıca, AĐHM önündeki   yargılama masraf ve giderleri için 13.585 Euro talep etmektedir. Baꢀvuranlar, Đstanbul Barosu   avukatlık ücret tarifesini ve avukatları tarafından düzenlenen çalıꢀma ve masraflara iliꢀkin bir   makbuzu belge olarak sunmaktadırlar.   Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, baꢀvuran, Bülent Gedik’e 20.400 Euro manevi tazminat   ödenmesi gerektiği kanaatindedir. Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, sahip olduğu   belgeleri ve içtihadında sözü edilen kriterleri göz önüne alarak, AĐHM, baꢀvuran, Bülent   Gedik’e 1.000 Euro ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.   AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine;   2. Hükümet’in baꢀvuranın tutukluluk süresine itiraz etmemesine iliꢀkin itirazının esasa   eklenmesine;   3. Baꢀvurunun, AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları kapsamında yapılan ꢀikayetlere   iliꢀkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   4. Hükümet itirazının reddedilmesine ve AĐHS’nin 5/3 ve 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;   5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvuran Bülent Gedik’e aꢀağıdaki miktarların ödenmesine:   i) her türlü vergiden muaf tutularak 20.400 Euro (yirmi bin dört yüz Euro) manevi tazminat   ii)her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddedilmesine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło