225/02

WyrokETPCz2006-10-10ECLI:CE:ECHR:2006:1010JUD000022502

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa (DGM) orzekającego w sprawie cywila naruszyła prawo do rozpoznania sprawy przez bezstronny i niezawisły sąd, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego wcześniejszego orzecznictwa (Öcalan przeciwko Turcji), podkreślił, że obecność sędziego wojskowego w składzie sądu orzekającego w sprawie cywila, nawet przez część postępowania, poważnie podważa zaufanie publiczne do bezstronności i niezawisłości sądu. Stwierdził, że sąd musi być niezależny od władzy ustawodawczej i wykonawczej na wszystkich etapach postępowania. W niniejszej sprawie sędzia wojskowy uczestniczył w licznych rozprawach i czynnościach sądowych przez około pięć lat, a jego późniejsze zastąpienie przez sędziego cywilnego nie usunęło uzasadnionych wątpliwości skarżącego co do bezstronności i niezawisłości sądu, ponieważ wcześniejsze czynności nie zostały powtórzone.
Stan faktyczny
Skarżący, İlhan Çomak, został aresztowany w 1994 roku z fałszywym dowodem tożsamości i pistoletem, a następnie oskarżony o przynależność do nielegalnej organizacji PKK oraz o działalność separatystyczną i podpalenia lasów. Był sądzony przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa (DGM), w którego skład wchodził jeden sędzia wojskowy i dwóch sędziów cywilnych. Po około pięciu latach postępowania, w trakcie którego sędzia wojskowy uczestniczył w wielu rozprawach, został on zastąpiony przez sędziego cywilnego. W 2000 roku DGM skazał skarżącego na dożywotnie więzienie za działalność separatystyczną, a wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny w 2001 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną; 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; 3. Orzekł, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe; 4. Zasądził na rzecz skarżącego 1000 euro tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę; 5. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÇOMAK - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:225/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   EKĐM 2006   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecek olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 225/02 baꢀvuru no’lu davanın nedeni, Türk   vatandaꢀı Đlhan Çomak’ın (Baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 20   Kasım 2001 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)   34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından S.   Ballıkaya ve Çelik tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   doğumlu baꢀvuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran 29 Ağustos 1994 tarihinde, üzerinde sahte kimlik ve bir tabanca   bulundurmaktan dolayı yakalanmıꢀtır. Baꢀvuran Türk hukukunda yasadıꢀı örgüt olan PKK   mensubu olmakla suçlanmıꢀtır.   Baꢀvuran, 13 Eylül 1994 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)   Cumhuriyet Baꢀsavcısı tarafından dinlenmiꢀ ve aynı gün DGM yedek hakimi önüne   çıkarılmıꢀtır.   Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, 20 Ekim 1994 tarihli iddianameyle baꢀvuranı Türk Ceza   Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca, özellikle bölücü faaliyetlerde bulunmak ve Đstanbul   bölgesinde orman yangınlarına neden olmakla itham etmiꢀtir. Baꢀvuranın davası 1 Kasım   tarihinde bir askeri ve iki hukuk hakiminden oluꢀan DGM önünde baꢀlamıꢀtır.   DGM, 15 Aralık 1994 ve 9 ꢁubat 1995 tarihli duruꢀmalarda baꢀvuranın savunmasını   dinlemiꢀtir.   DGM, 4 Nisan ve 26 Eylül 1995 tarihleri arasında yapılan duruꢀmalarda baꢀvuranı,   diğer sanık ve tanıkları dinlemiꢀtir. DGM, olay tespitine iliꢀkin video kayıtlarının kendisine   sunulmasını da istemiꢀtir. Ayrıca DGM, olay yeri tespit tutanakları hazırlayıp imzalayan polis   memurlarının da mahkemeye çıkarılmasını istemiꢀtir.   DGM, 26 Eylül 1995 tarihli duruꢀmada istenilen video kayıtları mahkemeye   sunulduğunu tespit etmiꢀtir.   DGM, 5 Mart, 29 Ağustos, 12 Kasım 1996 ve 21 Ocak 1997 tarihli duruꢀmalarda   tanıkları ve sözkonusu tutanakları hazırlayan polisleri dinlemiꢀtir.   DGM, 21 Ocak, 18 Mart ve 15 Mayıs 1997 tarihlerinde dinlenmek üzere iki tanığın   mahkemeye çağrılması kararı vermiꢀtir.   DGM, 10 Temmuz 1997 tarihinde tanıklardan birini dinlemiꢀ ve bu tanık baꢀvuranın   dava konusu örgüte mensup olduğunu onaylamıꢀtır.   Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, 5 Mart 1998 tarihinde baꢀvuran aleyhinde TCK’nın 125.   maddesinin uygulanmasını istemiꢀtir.   DGM, 29 Haziran 1999 tarihli duruꢀmadan 31 Ekim 2000 tarihine kadar üç hukuk   hakiminden oluꢀan bir heyet olarak toplanmıꢀtır. Ancak dosyada bu dönemdeki DGM’nin adli   usul iꢀlemleri konusunda çok az unsur bulunmaktadır.   DGM, 31 Ekim 2000 tarihinde baꢀvuranı TCK’nın 125. maddesi uyarınca bölücü   faaliyetlerde bulunmaktan suçlu bulmuꢀ ve ömür boyu hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Ayrıca   DGM, orman yangınlarına sebep olması hususunda delil yetersizliğinden baꢀvuranın beraatine   karar vermiꢀtir.   Yargıtay 21 Mayıs 2001 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 6§1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, usul iꢀlemlerinin bir kısmı boyunca kendisini mahkum eden DGM   bünyesinde askeri hakimin bulunması nedeniyle davasının tarafsız ve bağımsız bir mahkeme   tarafından görülmediğini iddia etmektedir. Baꢀvuran AĐHS’nin 6§1 maddesini ileri   sürmektedir.   Hükümet, DGM’nin tarafsız ve bağımsız olmamasına iliꢀkin ꢀikayet konusunda   verilen ulusal nihai kararın aynı mahkeme tarafından verilen karar olduğunu ileri sürmektedir.   Bu bağlamda Yargıtay’ın bu ꢀikayet konusunda karar vermeye hiçbir ꢀekilde yetkili   olmadığını ve dolayısıyla temyizin durumun düzeltilmesi amacıyla etkili iç hukuk yolu   olmadığını savunmaktadır. Hükümet buradan baꢀvuranın ilk derece mahkemesi kararının   verildiği 31 Ekim 2000 tarihinden itibaren hesaplanmak üzere altı ay içinde baꢀvurusunu   yapmak zorunda olduğu sonucunu çıkarmaktadır.   AĐHM, Özdemir-Türkiye davasında (no: 59659/00) benzer bir itirazı daha önce   reddettiğini hatırlatmaktadır. AĐHM farklı bir sonuca varmak için hiçbir gerekçe görmemekte   ve dolayısıyla Hükümet’in itirazını reddetmektedir. Bundan dolayı bu ꢀikayet AĐHS’nin 35§3   maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun değildir. Bu ꢀikayet baꢀka hiçbir   kabuledilemezlik gerekçesine ters değildir. Dolayısıyla ꢀikayeti kabuledilebilir ilan etmek   uygun olacaktır.   Hükümet AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edilmediğini savunmaktadır.   AĐHM, Öcalan-Türkiye davasında (no: 46221/99), sadece bir kısmı için bile olsa, bir   sivilin askeri hakimden oluꢀan bir mahkemeye çıkarılması durumuna özel ihtimam   gösterdiğini ve demokratik toplumda böylesi bir durumun mahkemelerin vermesi gereken   güven duygusunu ciddi bir ꢀekilde zedelediğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. Daha   sonra AĐHM, itiraz edilen mahkemenin usul iꢀlemlerinin soruꢀturma, yargılama ve karar   aꢀamalarının her birinde yasama ve yürütme güçlerinden bağımsız olması gerektiğini   vurgulayarak, ilgili ceza davasında daha sonra da geçerli kalan yargılama iꢀlem yada   iꢀlemlerinde askeri hakimin rol alması durumunda, mahkemedeki daha sonraki yargılamanın   meydana gelebilecek ꢀüpheleri yok ettiği ortaya konulmadığı sürece, sanığın, yargılamanın   tümünün uygun bir ꢀekilde yapılıp yapılmadığı konusunda ꢀüphe duyabileceği sonucuna   varmıꢀtır. Daha da açık olmak gerekirse, bir sivil aleyhindeki davada, davanın ayrılmaz   parçasını oluꢀturan yargılama iꢀlemine askeri hakimin katılması, yargılamanın tümünün   tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yürütüldüğü izlenimini ortadan kaldırmaktadır.   AĐHM bu davada, iki hukuk ve bir askeri hakimden oluꢀan DGM önünde baꢀvuran   aleyhinde 20 Ekim 1994 tarihinde bir ceza davasının baꢀlatıldığını tespit etmektedir. Askeri   hakimin, kovuꢀturmaların baꢀladığı tarihten yaklaꢀık beꢀ yıl sonra 29 Haziran 1999 tarihinde   bir hukuk hakimi ile değiꢀtirilmesinden önce, tanıkların dinlenmesi ve baꢀvuranın   beyanlarının alınmasına ayrılan esas hakkındaki birçok duruꢀma gerçekleꢀmiꢀ ve çok sayıda   adli muamele yapılmıꢀtır. Daha sonra yenilenmeyen bu muameleler, askeri hakimin yerine   gelen hakim tarafından geçerli kılınmıꢀtır.   Bu koꢀullarda mevcut dava, sözüedilen Öcalan davasından farklı değildir ve AĐHM,   askeri hakimin yargılama sona ermeden sivil hakimle değiꢀtirilmesinin, baꢀvuranın kendisini   yargılamıꢀ olan mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmamasına iliꢀkin makul ꢀüphelerini   ortadan kaldırdığını kabul edemez.   Dolayısıyla AĐHS’nin 6§1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, maddi ve manevi tazminat olarak sırasıyla 191.160 YTL [100.600 Euro] ve   50.000 Euro istemektedir. Ayrıca baꢀvuran, sadece yeniden yargılanmanın yeterli adil tazmini   oluꢀturacağına kanaat getirmektedir.   Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, dava koꢀullarında ihlal tespitinin yeterli adil tazmin oluꢀturduğuna kanaat   getirmektedir (Bkz. mutatis mutandis Çiraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar). Aynı   ꢀekilde AĐHM için, bu davada olduğu gibi bir kimse AĐHS’nin gerekli kıldığı tarafsız ve   bağımsız olma koꢀullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından cezaya mahkum   edildiğinde, ilgilinin isteği üzerine yeni bir dava yada yargılamanın yeniden baꢀlatılması,   tespit edilen ihlalin düzeltilmesi için en uygun yolu teꢀkil edecektir (Bkz. Öcalan).   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran AĐHM önünde yapılan masraf ve harcamalar için 5.000 Euro istemektedir.   Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.   AĐHM, elinde bulunan unsurları ve konuya iliꢀkin içtihadını gözönünde bulundurarak,   AĐHM önündeki yargılama masrafı için 1.000 Euro’nun baꢀvurana ödenmesinin makul   olduğuna kanaat getirmektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. Baꢀvuranın uğradığı manevi zarar için mevcut kararın tek baꢀına yeterli adil tazmin   oluꢀturduğuna;   4. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından   baꢀvurana masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her   türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 10 Ekim 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło