22920/04
WyrokETPCz2009-10-27ECLI:CE:ECHR:2009:1027JUD002292004
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego o rejestrację nieruchomości naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy odmowa rejestracji nieruchomości na rzecz skarżącego naruszyła jego prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie cywilne, które trwało 17 lat i 3 miesiące przez dwie instancje, było nadmiernie długie, naruszając tym samym art. 6 ust. 1 Konwencji. W ocenie rozsądnego terminu Trybunał wziął pod uwagę złożoność sprawy, zachowanie skarżącego oraz władz krajowych. Odnośnie do art. 1 Protokołu nr 1, Trybunał stwierdził, że skarżący nie miał „uzasadnionego oczekiwania” na uzyskanie prawa własności, ponieważ jego argumenty zostały ostatecznie odrzucone przez sądy krajowe, a przepis ten chroni jedynie istniejące prawa majątkowe lub uzasadnione oczekiwania na ich nabycie, nie zaś nadzieje na korzystne rozstrzygnięcie sądowe.Stan faktyczny
Skarżący, Yusuf Karataş, wniósł 24 listopada 1987 r. pozew o rejestrację działki na swoje nazwisko. Sprawa toczyła się przez 17 lat i 3 miesiące, przechodząc przez wielokrotne orzeczenia sądu pierwszej instancji i uchylenia przez Sąd Kasacyjny. Sąd pierwszej instancji dwukrotnie orzekał na korzyść skarżącego (w 1991 i 2003 r.), ale Sąd Kasacyjny uchylał te wyroki (w 1993 i 2003 r.). Ostatecznie, 1 lipca 2004 r., sąd pierwszej instancji oddalił wniosek skarżącego, a Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję 21 lutego 2005 r.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę w części dotyczącej długości postępowania za dopuszczalną, a w pozostałym zakresie za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącego 14 400 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. 4. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
YUSUF KARATAꢀ -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢁvuru no:31953/05)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (31953/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı
Yusuf Karataꢀ’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 15 Ağustos 2005 tarihinde
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından A. Bingöl, G. Kartal ve F. Erceylan tarafından
temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran 1943 doğumludur ve Bursa’da ikamet etmektedir. Kasım 1987 tarihinde, baꢀvuran, bir parselin tapu kaydının adına tescil edilmesi için tescil
davası açmıꢀtır. Nisan 1989 ve 11 Ekim 1990 tarihli duruꢀmalarda, mahkeme, bilirkiꢀi raporu
hazırlanmasına karar vermiꢀ ve teknik uzmanları dinlemiꢀtir. Mayıs 1991 tarihinde, mahkeme, ihtilaflı parselin baꢀvuran adına tescil edilmesine karar
vermiꢀtir. Aralık 1993 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu hükmü bozmuꢀtur. Mayıs 2002 tarihli duruꢀmada, mahkeme, teknik uzmanları dinlemiꢀtir. Mart 2003 tarihinde, mahkeme, tapu kaydının baꢀvuran adına tescil edilmesine karar
vermiꢀtir. Ekim 2003 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı bir kez daha bozmuꢀtur. Temmuz 2004 tarihinde, mahkeme, ilgili parselin edinim yoluyla özel mülkiyet olmayacağı
gerekçesi ile baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir. ꢁubat 2005 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu hükmü onamıꢀtır. Mart 2005 tarihinde, sözkonusu karar baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesinin öngördüğü ꢀekli ile “makul süre”
ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.
Dikkate alınacak dönem, Asliye Hukuk Mahkemesi’ne baꢀvuru tarihi olan 24 Kasım 1987
tarihinde baꢀlamıꢀ ve Yargıtay’ın ilk derece mahkemesinin kararını onadığı tarih olan 21
ꢁubat 2005 tarihinde sona ermiꢀtir. Dolayısıyla sözkonusu süre iki dereceli yargıda, on yedi
yıl üç ay sürmüꢀtür.
AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca, sözkonusu ꢀikayetin açıkça
dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM, kabuledilemezliğe iliꢀkin
baꢀka hiçbir unsur bulunmadığını belirtmektedir.
AĐHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koꢀullarına göre ve baꢀta davanın
karmaꢀıklığı olmak üzere AĐHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile baꢀvuran ve
yetkili mercilerin tutumları ile ilgililer açısından davanın öneminin dikkate alınarak
değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz, Daneshpayeh-Türkiye, baꢀvuru no: 21086/04, 16
Temmuz 2009).
AĐHM, müteaddit defalar mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları
incelemiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz, sözü edilen
Daneshpayeh).
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından, AĐHM, mevcut davada,
ihtilaflı yargılama süresinin çok uzun olduğu ve “makul süre” gerekliliğini karꢀılamadığı
kanaatindedir.
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, ihtilaf konusu parselin tapu
kaydının adına tescil edilmesi talebinin reddedilmesinden ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet, bu hususta görüꢀ bildirmemiꢀtir.
AĐHM, yerleꢀik içtihadı uyarınca, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin yalnızca mevcut
taꢀınmazlar için geçerli olduğunu hatırlatmaktadır. Belli koꢀullarda, mamelek bir değeri elde
etme “meꢀru beklentisi”, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin güvencesinden faydalanabilir.
Buna karꢀın, iç hukukun uygulanması gereken ꢀekli tartıꢀma konusu olduğunda ve baꢀvuran
tarafından geliꢀtirilen argümanlar ulusal mahkemeler tarafından kesinlikle reddedildiğinde,
“meꢀru bir beklentinin” varlığına ulaꢀılamaz (bkz, Kopecky-Slovakya, baꢀvuru no: 44912/98
ve Bozcada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı-Türkiye, baꢀvuru no: 22522/03,
28903/03, 28904/03, 28906/03, 28907/03, 28908/03, 28909/03 ve 28910/03, 9 Aralık 2008).
AĐHM, baꢀvuru yapıldığında, baꢀvuranın bir parselin tapu kaydının adına tescil edilmesi
beklentisinde olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte, ulusal mahkemelerin, baꢀvuranın
lehine karar verme beklentisi, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında bir meꢀru
beklenti biçimi olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla AĐHM, sözkonusu ꢀikayetin açıkça
dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca
reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaꢀılmaktadır.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran, 120.000 Euro maddi ve 100.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın AĐHM, baꢀvurana 14.400 Euro manevi
tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
Baꢀvuran, ulusal mahkemeler önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve gideri 5.000 Euro
talep etmektedir. Bu hususta baꢀvuran, hiçbir belge sunmamaktadır. Baꢀvuran, AĐHM
önündeki yargılama masraf ve giderleri ve avukatlık ücreti için 15.000 Euro talep etmektedir.
Baꢀvuran belge olarak, Đstanbul Barosu asgari ücret tarifesini sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak
gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edilebilir.
Mevcut davada, ilgili belgelerin sunulmamasını göz önüne alan AĐHM, ulusal yargılama ve
AĐHM önündeki yargılama için yargılama masraf ve giderine iliꢀkin talebi reddetmektedir
(Veli Yalçın-Türkiye, baꢀvuru no: 29459/05, 2 Mart 2010).
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık
bir artıꢀ eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun yargılamanın uzunluğu kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet
tarafından baꢀvurana her türlü vergiden muaf tutularak 14.400 Euro (on dört bin dört yüz
Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre
için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası’nın anılan dönem için geçerli olan
marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz
uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 26 Ekim 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło