22943/04
WyrokETPCz2009-09-15ECLI:CE:ECHR:2009:0915JUD002294304
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy skazanie nauczycielki za udział w strajku zorganizowanym przez związek zawodowy naruszyło jej prawo do wolności zrzeszania się, w tym prawo do strajku, gwarantowane przez art. 11 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżącej na karę pozbawienia wolności (zamienioną na grzywnę) oraz tymczasowe zawieszenie w obowiązkach służbowych za udział w strajku zorganizowanym przez związek zawodowy, mającym na celu poprawę warunków pracy urzędników państwowych, stanowiło nieproporcjonalną ingerencję w jej prawo do wolności zrzeszania się. ETPCz podkreślił, że taka sankcja miała efekt odstraszający dla członków związków zawodowych i innych osób chcących uczestniczyć w podobnych akcjach w obronie swoich interesów. W konsekwencji, Trybunał stwierdził, że ingerencja ta nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym" w rozumieniu art. 11 ust. 2 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, nauczycielka w Izmirze i członkini związku zawodowego Eğitim-Sen, wzięła udział w strajku zorganizowanym 1 grudnia 2000 r. w celu poprawy warunków pracy urzędników państwowych. Została za to skazana przez sąd karny w Karşıyaka na karę 3 miesięcy i 10 dni pozbawienia wolności (zamienioną na grzywnę) oraz tymczasowe zawieszenie w obowiązkach służbowych. Wyrok ten został utrzymany przez Sąd Kasacyjny, choć skrócono okres zawieszenia. Po ponad pięciu latach, w 2007 roku, na wniosek Ministerstwa Sprawiedliwości, sąd krajowy unieważnił pierwotny wyrok i orzekł o braku podstaw do wymierzenia kary.Rozstrzygnięcie
1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji.
3. Zasądza na rzecz skarżącej:
a) 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową.
b) 1 840 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków.
c) Odsetki za zwłokę w wysokości stopy procentowej Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe.
4. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
SAĐME ÖZCAN -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:22943/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Eylül 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (22943/04) no’lu davanın nedeni (T.C.
vatandaꢀı) Saime Özcan’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 25 Mayıs 2004
tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa
Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đzmir Barosu avukatlarından Y. Özcan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran, 1963 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir.
Lise öğretmeni olan baꢀvuran, Eğitim-Sen Sendikasına üye idi. Sözkonusu sendika, 1 Aralık tarihinde, devlet memurlarının koꢀullarının iyileꢀtirilmesi için bir grev düzenlemiꢀtir.
Baꢀvuran, greve katılmıꢀ ve iꢀine gitmemiꢀtir.
Belirtilmeyen bir tarihte, eski Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesi uyarınca, Savcılık,
görevini terk etmekten baꢀvuran hakkında ceza davası açmıꢀtır. Ocak 2002 tarihli bir kararla, eski Türk Ceza Kanunu’nun 236. maddesi uyarınca,
Karꢀıyaka Asliye Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı, üç ay on gün hapis cezası ile 76.050.000 TL
para cezasına mahkum etmiꢀ ve üç ay süreyle görevinden uzaklaꢀtırmıꢀtır. Bilahare mahkeme,
hapis cezasını, 380.250.000 TL para cezasına çevirmiꢀtir. 647 sayılı Ceza Đnfaz Kanunu’nun
6/1 maddesi uyarınca, mahkeme, cezanın infazını ertelemiꢀtir. Aralık 2003 tarihli bir kararla, Yargıtay, itiraz edilen kararı onamıꢀ ancak baꢀvuranın kamu
görevinden uzaklaꢀtırılmasını iki ay on beꢀ gün olarak düzeltmiꢀtir. Ağustos 2007 tarihli bir kararla, Adalet Bakanlığı’nın 16 Ağustos 2007 tarihli talebi ve
yeni Türk Ceza Kanunu’nun 260/2 maddesi uyarınca, Karꢀıyaka Asliye Ceza Mahkemesi, 31
Ocak 2002 tarihli kararı iptal etmiꢀ ve baꢀvuran hakkında ceza verilmesine yer olmadığına
karar vermiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, AĐHS’nin 11. maddesi ile öngörülen sendika hakkını kullandığı için mahkum
edildiğini iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Karꢀıyaka Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29 Ağustos 2007 tarihli kararına atıfta bulunarak,
Hükümet, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca baꢀvuranın mağdur sıfatı bulunmadığı kapsamında
itirazda bulunmaktadır. Bilahare Hükümet, Đl ve Đlçe Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetim Bilgi
Sistemi (Đlsis) verilerinden alınan bilgilere göre, 31 Aralık 2001 tarihinden itibaren Eğitim-
Sen Sendikası üyesi olarak baꢀvuranın haklarından faydalandığını savunmaktadır. Baꢀvuran,
ne sendikadan ayrılmıꢀ ne de faaliyetlerini durdurmuꢀtur. Ayrıca Hükümet, baꢀvuran
hakkında verilen ceza davasının uygulanmadığını ve 29 Ağustos 2007 tarihli bir kararla iptal
edildiğini belirtmektedir.
Baꢀvuran, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.
AĐHM, “mağdur” sıfatıyla AĐHS’nin 34. maddesinin, ihtilaflı bir eylem veya ihmal ile zarar
sözkonusu olmasa dahi, zarar ancak AĐHS’nin 41. maddesi kapsamında bir rol oynar,
AĐHS’nin 34. maddesinin gereklerinin yerine getirilmemesiyle doğrudan iliꢀkili olan bir ꢀahsı
tanımladığına dair yerleꢀik içtihadını hatırlatmaktadır. Dolayısıyla ulusal mahkemelerin
AĐHS’nin ihlal edildiğini alenen ya da özü itibariyle kabul etmedikleri ve ihlali gidermedikleri
sürece, baꢀvuran lehine alınan bir karar ya da tedbir, baꢀvuranın mağdur sıfatını kaybetmesi
için yeterli olmamaktadır (Öztürk-Türkiye, baꢀvuru no: 22479/93, Dalban-Romanya, baꢀvuru
no: 28114/95 ve Amuur-Fransa, 25 Haziran 1996).
AĐHM, mevcut davada, 29 Ağustos 2007 tarihinde, Karꢀıyaka Asliye Ceza Mahkemesi’nin,
Adalet Bakanlığı’nın 16 Ağustos 2007 tarihli talebi üzerine ve yeni Türk Ceza Kanunu’nun
260/2 maddesi uyarınca, 31 Ocak 2002 tarihli kararı iptal ettiğini tespit etmektedir. Bununla
birlikte, sözkonusu kararın ancak 29 Ağustos 2007 tarihinde, iꢀbu baꢀvurunun Hükümet’e
tebliğ edilmesinin ardından, yani ilk mahkumiyet kararından sonra beꢀ yıl yedi aydan fazla bir
sürenin sonunda kabul edildiğini gözlemlemek uygun olacaktır. Sözkonusu süre boyunca,
baꢀvuran, para cezasına mahkum edilmiꢀ ve kamu görevinden geçici olarak uzaklaꢀtırılmıꢀtır
(mutatis, mutandis, Dudgeon-Birleꢀik Krallık, 22 Ekim 1981 ve Aslı Güneꢀ-Türkiye, baꢀvuru
no: 53916/00, 13 Mayıs 2004). Bu itibarla, Hükümet’in itirazının reddedilmesi uygun
olacaktır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, devlet memurlarına iliꢀkin yasa uyarınca, baꢀvuranın durumunda olduğu gibi
eğitimcilerin, grev ya da iꢀ yavaꢀlatma yapamayacaklarını savunmaktadır. Ayrıca Hükümet,
baꢀvuranın sendika üyesi olması nedeniyle değil diğer memurlarla birlikte görevini
yapmamasından dolayı makum edildiğini belirtmektedir. Hükümet, müdahalenin yasa ile
öngörüldüğünü, meꢀru bir amaç izlediğini ve demokratik bir toplumda gerekli olduğunu
savunmaktadır.
Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
AĐHM, öncelikle, Hükümet’in ilettiği Türk mevzuatının AĐHS’nin gerekliliklerini
karꢀılayacak ꢀekilde düzenlediği bilgisini not etmektedir. Bununla birlikte, AĐHM kendi
görevinin mevcut dava olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu ve bu nedenle de ilgili
dönemden bu yana bir takım geliꢀmeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık
baꢀvuran açısından geçerli bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna ulaꢀmaya çağrılmaması
gerektiğini belirtir (Karakaya-Türkiye, baꢀvuru no: 11424/03, 24 Ocak 2008).
Bilahare AĐHM, baꢀvuran açısından sunulan ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti incelediği ve Urcan
ve diğerleri-Türkiye (baꢀvuru numaraları: 23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04,
23073/04, 23081/04, 23086/04, 23091/04, 23094/04, 23444/04 ve 23676/04, 17 Temmuz
2008) kararında AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır.
Nitekim mevcut davada AĐHM, barıꢀçıl toplanma özgürlüğü göz önüne alındığında özellikle
demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını değerlendirebilmek için ihtilaflı mahkumiyet
kararını olayların tamamı ıꢀığında incelemiꢀtir. AĐHM, devlet memurlarının koꢀullarının
iyileꢀtirilmesi için Eğitim-Sen tarafından düzenlenen bir greve katıldığı gerekçesi ile
baꢀvuranın hapis cezasına çarptırıldığını bu cezanın para cezasına çevrildiğini ve eğitimci
olarak geçici bir süreyle görevden uzaklaꢀtırma cezası aldığını not etmektedir. Oysa AĐHM,
hükmedilen cezanın, üyelerinin çıkarlarını savunmak amacıyla eylemlere veya böyle bir greve
katılmayı isteyen sendika üyeleri ve diğer kiꢀiler açısından caydırıcı nitelik taꢀıdığı
kanaatindedir (Karaçay).
AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici
hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmiꢀtir. Bu itibarla AĐHM, baꢀvuranın, beꢀ yıl
yedi aydan fazla bir süre boyunca sonuçlarına doğrudan maruz kaldığı bir cezaya
çarptırılmasının “demokratik bir toplumda gerekli olmadığı” sonucuna ulaꢀmaktadır.
Dolayısıyla AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran, maruz kaldığı manevi zarar için 100.000 Amerikan Doları talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın manevi bir zarara uğradığı ve baꢀvurana 500 Euro manevi tazminat
ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 2.750 Euro1 ve
çeviri masrafları için 540 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran, avukatlık ücretine iliꢀkin bir
belgenin kopyası ile çeviri masraflarına iliꢀkin bir fatura sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak
gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir.
Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan
AĐHM, baꢀvurana 1.840 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesine hükmetmektedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı
orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir. Yaklaꢀık 1.300 Euro
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı
Devlet tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine:
i. her tülü vergiden muaf tutularak 500 Euro (beꢀ yüz Euro) manevi tazminat
ii. her türlü vergiden muaf tutularak 1.840 Euro (bin sekiz yüz kırk Euro) yargılama
masraf ve gideri
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 15 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło