23018/04;23034/04;23042/04;23071/04;23073/04;23081/04;23086/04;23091/04;23094/04;23444/04;23676/04

WyrokETPCz2008-07-17ECLI:CE:ECHR:2008:0717JUD002301804

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie i nałożenie sankcji na nauczycieli za udział w jednodniowym strajku, zorganizowanym w celu poprawy warunków pracy, stanowiło naruszenie ich prawa do wolności zgromadzeń i stowarzyszania się, gwarantowanego przez art. 11 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skazanie skarżących za udział w pokojowym strajku stanowiło ingerencję w ich prawo do wolności zgromadzeń, chronione przez art. 11 Konwencji. Chociaż ingerencja ta miała podstawę prawną (art. 236 tureckiego kodeksu karnego), Trybunał zakwestionował, czy służyła ona uzasadnionemu celowi, a przede wszystkim stwierdził, że nie była ona "konieczna w demokratycznym społeczeństwie". ETPCz podkreślił, że wolność zgromadzeń i wyrażania opinii jest fundamentalną wartością demokracji, a pokojowe protesty, nawet jeśli wyrażają poglądy nieakceptowalne dla władz, powinny być tolerowane. Sankcje karne za udział w takim strajku mają efekt odstraszający i nie służą demokracji, zwłaszcza gdy demonstranci nie dopuścili się aktów przemocy.
Stan faktyczny
Skarżący, w większości nauczyciele i członkowie związku zawodowego Eğitim-Sen, wzięli udział w jednodniowym strajku krajowym 1 grudnia 2000 r., zorganizowanym w celu poprawy warunków pracy edukatorów publicznych. Zostali oni następnie skazani przez Sąd Karny w İzmir Karşıyaka w dniu 31 stycznia 2002 r. na karę pozbawienia wolności (zamienioną na grzywnę) oraz trzymiesięczny zakaz wykonywania zawodu w służbie publicznej. Wykonanie kary zostało zawieszone. Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję 2 grudnia 2003 r., potwierdzając dwumiesięczny i piętnastodniowy zakaz wykonywania zawodu.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał pozostałe skargi za dopuszczalne; 2. Stwierdził naruszenie art. 11 Konwencji; 3. Zasądził na rzecz każdego skarżącego kwotę 500 (pięćset) EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatną w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę; 4. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   URCAN VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04, 23073/04, 23081/04, 23086/04,   23091/04, 23094/04, 23444/04 ve 23676/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04, 23073/04,   23081/04, 23086/04, 23091/04, 23094/04, 23444/04 ve 23676/04) no’lu on bir baꢀvurunun nedeni   isimleri ekte yer alan T.C. vatandaꢀ ı baꢀ vuranların belirtilen tarihlerde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar AĐHM önünde Đzmir barosu avukatlarından Y. Özcan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Doğum tarihleri ve yerleri ekte yer alan baꢀvuranlar Đzmir’de ikamet etmektedir.   Öğretmen olan baꢀvuranların tümü, ꢁahika Türkan hariç, Eğitim-Sen üyesidir. Eğitim-Sen   Sendikası kamuda çalıꢀan eğitimcilerin koꢀullarının iyileꢀtirilmesi adına 1 Aralık 2000 tarihinde   düzenlenecek bir günlük ulusal grevden yetkilileri haberdar etmiꢀtir. Baꢀvuranlar gösteriye   katılıp iꢀ yerlerine gitmemiꢀlerdir.   Belirtilmeyen bir tarihte Savcılık eski TCK’nın 236. maddesi gereğince görevlerini toplu halde   terk eden baꢀvuranlar hakkında kamu davası açmıꢀtır.   Đzmir Karꢀıyaka Asliye Ceza Mahkemesi, 31 Ocak 2002 tarihli kararı ile, birçok sendikanın bir   günlük ulusal grev kararı almıꢀ olduklarını tespit etmiꢀ, baꢀvuranların her birini üç ay on gün   hapis ve 76.050.000 TL. para cezasına çarptırmıꢀ ve kamu hizmetinden üç ay süreyle   uzaklaꢀtırılmalarına hükmetmiꢀtir. Mahkeme daha sonra hapis cezasını para cezasına çevirerek   baꢀvuranların her birini toplam 380.250.000 TL. para cezası ödemeye mahkum etmi ꢀtir.   Mahkeme 647 sayılı Ceza Đnfaz Kanunu’nun 6/1 maddesine dayalı olarak cezanın infazının   ertelenmesine karar vermiꢀtir.   Yargıtay, 2 Aralık 2003 tarihinde baꢀvuranları 2 ay 15 gün kamu hizmetinden men eden Asliye   Ceza Mahkemesi’nin kararını onamıꢀ, sözkonusu karar mahkeme kalemine 31 Aralık 2003 tari-   hinde ulaꢀmıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar AĐHS’nin 11. maddesinde öngörülen sendika haklarını kullandıkları gerekçesiyle   mahkum edildiklerini ileri sürmektedir.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   Hükümet baꢀvuranlar hakkındaki mahkumiyet kararının infazının ertelendi ğini savunarak   baꢀvuranların mağduriyet sıfatına karꢀı çıkmaktadır.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Baꢀvuranlar Hükümetin itirazına karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM bir baꢀvuran lehindeki bir kararın veya uygulamanın, ba ꢀvuranın “mağdur” statüsünü   ortadan kaldırmasının, ancak, ulusal makamların Sözleꢀme’nin ihlal edildiğini açıkça veya esastan   kabul etmeleri ve bunu telafi yoluna gitmeleri ile mümkün olduğunu yineler (Bkz. Öztürk-Türkiye   kararı no: 22479/93 ve Yalçın Küçük-Türkiye kararı (no:3), no: 71353/01, 2 Mart 2006). Oysa   mevcut kararda baꢀvuranların cezası infaz edilmese de adıgeçenler para cezasına çarptırılmı ꢀlar ve   kamudaki görevlerinden geçici olarak men edilmiꢀlerdir. AĐHM bu durumda Hükümetin   baꢀvuranların mağdur sıfatı olmadığı yönündeki itirazını reddetmektedir.   Hükümet olayların meydana geldiği dönemde Eğitim-Sen üyesi olmaması çerçevesinde H. ꢁahika   Türkkan’ın mağdur sıfatına itiraz etmektedir.   Baꢀvuran Hükümetin savına karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM olayların meydana geldiği dönemde Eğitim-Sen sendikasına üye olmamasına karꢀın,   baꢀvuranın kamu çalıꢀanlarının koꢀullarının iyileꢀtirilmesi için düzenlenen bir günlük ulusal greve   katılımı nedeniyle cezai müeyyideye çarptırıldığını tespit etmektedir. AĐHM bu nedenle   Hükümetin H. ꢁahika Türkkan’ın mağdur sıfatına yönelik itirazını reddetmektedir.   Hükümet son olarak AĐHM’yi altı ay kuralına uyulmadığı gerekçesiyle baꢀvuruları reddetmeye   davet etmektedir. Hükümet baꢀvuruların 2 Haziran 2004 tarihinden sonra «ALINDI» ibaresiyle   AĐHM tarafından kayda girdiğini, oysa baꢀvuruların en geç 2 Haziran 2004’te yapılmıꢀ olması   gerektiğinin altını çizmektedir.   Baꢀvuranlar bu itiraza karꢀı çıkmaktadırlar.   AĐHM öncelikli olarak yerleꢀik uygulamaya göre bir baꢀvurunun yapıldığı tarihin bir baꢀvuranın   AĐHM’ye baꢀvurma isteğini ilk olarak dile getirerek baꢀvurunun konusunu teꢀkil eden olaylar   hususunda bilgilendirdiği tarih olduğunu hatırlatır (Bkz. Yayan-Türkiye kararı, no: 9043/03, 27   Kasım 2007). AĐHM bu baꢀvuruda Hükümetin atıfta bulunduğu tarihlerin baꢀvuruların yapıldığı   tarih değil, baꢀvuru formlarının mahkeme katipliğine ulaꢀtığı tarih olduğunu saptamaktadır.   Baꢀvuranlar baꢀvurularını 2 Haziran 2004 tarihinden evvel (bkz. ek) ve altı ay kuralına uygun   ꢀekliyle, Yargıtay’ın 2 Aralık 2003 tarihli kararını Asliye Ceza Mahkemesi kalemine gönderdiği   Aralık 2003 tarihinden itibaren altı ay içinde yapmıꢀlardır. AĐHM bu nedenle Hükümetin altı   ay kuralına uyulmadığı yönündeki ꢀikayetini reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvuruların dayanaktan yoksun olmadığını   kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını   tespit eder. Bu nedenle baꢀvurular kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esasa dair   1. Bir müdahalenin mevcudiyeti hakkında   Baꢀvuranlar bir günlük ulusal greve katılmaları nedeniyle mahkum edilmelerinin toplanma ve   dernek kurma hakkına yönelik bir müdahaleyi oluꢀturduğunu iddia etmektedir. Hükümete göre   durum böyle değildir. AĐHM baꢀvuranların nezdinde sözü edilen müdahalenin toplanma   özgürlüğüne karꢀı bir müdahaleyi oluꢀturduğuna itibar etmektedir.   2. Müdahalenin meꢀruiyeti hakkında   Benzeri bir müdahalenin AĐHS’nin 11. maddesinin ihlalini oluꢀturmaması için «yasa ile   öngörülmüꢀ» o l m a s ı , m ü d a h a l e n i n A ĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafında öngörülen meꢀru   amaçlardan birine hizmet etmesi ve «demokratik bir toplum için gerekli» olması gerekmektedir.   a) «Yasa ile öngörülme»   AĐHM baꢀvuranların TCK’nın 236. maddesine dayalı olarak mahkum edildi ği hususunun ihtilafa   yol açmadığını kaydeder. O halde sözkonusu müdahalenin yasal dayanağı bulunmaktaydı.   b) Meꢀru amaç   Hükümet müdahalenin kamu düzeninin sağlanması ve baꢀkalarının hak ve özgürlüklerinin   korunması gibi meꢀru amaçları izlediğini savunmaktadır.   AĐHM bu baꢀvurudaki müdahalenin AĐHS’nin 11/2 maddesinde yer alan meꢀru bir amacı   izlediğinden ꢀüphe etmektedir. AĐHM bununla birlikte böylesi bir müdahalenin gerekliliği   hususunda vardığı netice çerçevesinde bu sorunu irdelemeyi gerekli görmemektedir.   c) «Demokratik bir toplum için gereklilik»   Baꢀvuranlar ulusal bir eylem günü olarak gerçekle ꢀen bu eylemin ülke çapında önceden   duyurulduğunu ve yasaklanmadığını savunmaktadırlar. Baꢀvuranlar üyesi bulundukları sendikanın   y a s a y a , A n a y a s a ’ y a u y g u n o l a r a k k u r u l d u ğunu ve sendikal faaliyetler gerçekleꢀtirdiğini, mahkum   edilmelerinin amacının gelecekte bu tür faaliyetlere katılmayı caydırıcı hale getirmek olduğunu   vurgulamaktadır.   Hükümet gerçekleꢀtirilen bu eylemin önceden bildirilmediğini savunmakta, ayrıca, baꢀvuranlar   hakkında öngörülen cezaların tecil edildiğini anımsatmaktadır. Hükümet ayrıca baꢀvuranların   toplanma haklarını kısıtlamaya uğramaksızın hafta sonu veya tatillerde kullanabileceklerini ifade   etmektedir.   AĐHM sözü edilen ulusal eylem gününün ulusal yetkililere önceden bildirildiğini tespit   etmektedir. AĐHM’ye göre bu bağlamda, toplanma özgürlüğü ve görüꢀlerini bu özgürlük   vasıtasıyla ifade etme hakkı demokratik bir toplumun temel de ğerlerinin bir parçasıdır.   Demokrasinin esasında meselelerin halka açık olarak tartıꢀılarak çözümlenmesi yeteneği   bulunmaktadır. ꢁiddete teꢀvik etme ve/veya demokratik ilkelerin reddi sözkonusu olmadı ğı   sürece, toplanma ve ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen bazı görüꢀler veya kullanılan   ifadeler yetkili makamların gözünde kabuledilemez veya ꢀok edici veya ileri sürülen talepler   gayrımeꢀru olsalar dahi, ifade ve toplanma özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik önleyici   nitelikteki radikal tedbirler demokrasiye hizmet etmez, hatta tehlikeye düꢀürür. Hukukun   üstünlüğüne dayanan demokratik bir toplumda, yerleꢀik düzene karꢀı çıkan ve barıꢀçı   y ö n t e m l e r l e h a y a t a g e ç i r i l m e s i s a v u n u l a n s i y a s i d ü ꢀüncelerin toplanma özgürlüğü veya baꢀka   y a s a l y o l l a r l a d i l e g e t i r i l e b i l m e s i n e i m k a n t a n ı n m a l ı d ı r . ( B k z . G ü n e r i v d . - T ü r k i y e k a r a r ı   no: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12 Temmuz 2005 ve Oya Ataman-Türkiye   kararı). Son olarak göstericilerin ꢀiddet eylemlerinde bulunmadığı durumlarda, AĐHS’nin 11.   maddesi ile   güvence altına alındığı ꢀekliyle toplantı özgürlüğünün içeriğinin boꢀaltılmaması için, yetkili   mercilerin barıꢀ yanlısı toplanmalara hoꢀgörüyle yaklaꢀması önem arz etmektedir.   AĐHM bu ilkelerin mevcut baꢀvuruda sözkonusu olan toplantıların gerçekleꢀtirilmesine   uygulanabileceğini ve bundan hareketle baꢀvuranların bu eyleme katılarak barıꢀ yanlısı yollardan   toplanma özgürlüğünü kullandıklarını ifade etmektedir (Bkz. Karaçay-Türkiye kararı no: 6615/03,   Mart 2007 ve Bukta vd.-Macaristan no: 25691/04).   AĐHM, ihtilaflı cezai mahkumiyetlerini davanın bütünü ıꢀığında ve barıꢀçı toplanma   özgürlüğünün yerinin önemi doğrultusunda özellikle demokratik bir toplumda gerekli olup   olmadığını değerlendirmiꢀtir. AĐHM baꢀvuranların Eğitim-Sen sendikasının çalıꢀma koꢀullarının   iyileꢀtirilmesine dikkat çekmek amacıyla düzenlediği bir günlük greve katıldıkları için sonradan   para cezasına çevrilen mahkumiyet cezasına çarptırıldıklarını ve geçici olarak kamu hizmetinden   uzaklaꢀtırıldıklarını not etmektedir. ꢁikayet konusu yaptırımlar yasal yoldan bu tür bir greve   katılmak isteyen sendika üyelerini ve diğer kiꢀileri caydırmak amacını gütmektedir.   AĐHM baꢀvuranlara uygulanan yaptırımların «demokratik bir toplum için gerekli» olmadı ğı   sonucuna varmaktadır.   Bu durumda AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA   “AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar   verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa,   AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine   hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranların her biri 10.000 ABD Doları manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM hakkaniyete uygun baꢀvuranların her birine 500 Euro manevi tazminat ödenmesini   kararlaꢀtırmıꢀtır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar AĐHM önünde yapmıꢀ oldukları yargılama giderleri için 2.750 YTL, tercüme   masrafları için 500 YTL talep etmektedirler. Baꢀvuranlar bu taleplerini kanıtlayıcı herhangi bir   belge sunmamıꢀtır.   Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM bu baꢀvuruda mahkemeye sunulan deliller   ve sözü edilen kıstaslar ıꢀığında baꢀvuranların yargılama masraf ve harcamalara ili ꢀkin talebini   reddetmektedir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık   bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvuruların kalanının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme   tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere   Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvuranların her birine 500 (beꢀ yüz) Euro manevi tazminat   ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından,   Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda   faiz uygulanmasına;   4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   fıkralarına uygun olarak 17 Temmuz 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45/2 ve Đçtüzüğün 74/2 maddelerine uygun olarak yargıç   Mularoni’nin mutabık oy görüꢀü yer almaktadır.   Adı   EK Baꢀvuru no   23018/04   23034/04   23042/04   23071/04   23073/04   23081/04   23086/04   23091/04   23094/04   23444/04   23676/04   Soyadı   Urcan   Tamburacı   Tomba   Arslan   Güneꢀ (Baꢀaran)   Berber   Doğan   Yaman   Üçüncü   Türkkan   Kiraz   Doğum tarihi   8/9/1969   Baꢀvuru tarihi   31/5/2004   31/5/2004   31/5/2004   31/5/2004   31/5/2004   29/5/2004   28/5/2004   28/5/2004   31/5/2004   15/6/2004   1/6/2004   Aysun   Bircan   Günay   ꢁehriye   Oya   Gülümser   L e y l a   Meral   25/8/1960   22/3/1961   16/5/1963   27/9/1965   25/5/1956   14/4/1951   25/5/1955   20/2/1968   17/7/1961   5/6/1959   Birgül   H. ꢁahika   Z e r r i n

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 29.07.2026. · Źródło