23249/04
WyrokETPCz2008-12-02ECLI:CE:ECHR:2008:1202JUD002324904
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie własności bez odszkodowania naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że pozbawienie własności bez odszkodowania proporcjonalnego do jej wartości stanowi zazwyczaj nadmierną ingerencję. Brak odszkodowania może być uzasadniony jedynie w wyjątkowych okolicznościach. W niniejszej sprawie skarżący nie otrzymali żadnego odszkodowania za przekazanie ich nieruchomości Skarbowi Państwa, a Rząd nie wykazał żadnych wyjątkowych okoliczności uzasadniających ten brak.Stan faktyczny
Skarżący odziedziczyli grunt i domy w Burhaniye w Turcji, które były zarejestrowane w księgach wieczystych. W 2000 roku Skarb Państwa wszczął postępowanie o unieważnienie aktu własności i rozbiórkę domów, twierdząc, że grunt stanowił część pasa przybrzeżnego i nie mógł być przedmiotem własności prywatnej. Sądy krajowe orzekły na korzyść państwa, co doprowadziło do unieważnienia aktu własności i rozbiórki domów bez odszkodowania.Rozstrzygnięcie
Stwierdza dopuszczalność skargi w zakresie art. 1 Protokołu nr 1 i niedopuszczalność pozostałych skarg. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądza wspólnie na rzecz skarżących 18 714 euro tytułem szkody majątkowej.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ARDIÇOĞLU- TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no 23249/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Aralık 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
T.C. vatandaꢀı Pervin Ardıçoğlu, Ahmet Ardıçoğlu ve Mehmet Artuk Ardıçoğlu (baꢀvuranlar)
tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 28 Haziran 2004 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel
Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS)
34. maddesi uyarınca yapılan 23249/04 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuranlar sırasıyla 1938, 1963 ve 1966 doğumlu olup Ankara ve Đstanbul’da ikamet
etmektedir. Eylül 1952’de, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan karar ile
Balıkesir ilinin Burhaniye ilçesinde yer alan ve toplam yüzölçümü 460 m2 olan bir arazi,
Süreyya Caner adına, 4 numaralı parsel olarak tapuya kaydedilmiꢀtir.
Burhaniye Sulh Mahkemesi, 28 Kasım 1964 tarihinde alınan karar ile arazinin
yüzölçümünü 500 m2 olarak belirlemiꢀtir.
Bu arazi üzerine bir ev inꢀa edilmiꢀtir. 14 Haziran 1976’da, Sabahattin Ardıçoğlu (S.A.)
ilgili araziyi satın almıꢀ ve kendi adına tapuya kayıt ettirmiꢀtir. Mart 1978’de yapılan kadastro çalıꢀması sonucu sözkonusu taꢀınmaz tapuya 488 m2 özel
arazi üzerine inꢀa edilmiꢀ olan 2 ayrı ev olarak kaydedilmiꢀtir. Kasım 1978 tarihinde, herhangi bir itirazın dile getirilmemiꢀ olmasından dolayı, tapu
kayıtlarında yapılan değiꢀiklik kesinleꢀmiꢀtir.
S.A.’nın vefat etmesinin ardından, ilgilinin gayrimenkulleri baꢀvuranlara miras olarak
kalmıꢀtır. Mayıs 2000 tarihinde, Devlet Hazinesi, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi’nde
(« Mahkeme») tapu kaydının iptali ve evlerin yıkılması için bir dava açmıꢀtır.
Üç jeoloji mühendisi tarafından düzenlenen, 28 Ocak 2002 tarihli bilirkiꢀi raporunda,
4nolu parselin kıyı ꢀeridine dahil olduğu ve özel mülkiyetin konusunu teꢀkil edemeyeceğini
belirtilmiꢀtir.
Tapu kadastro teknisyeni ve bir mimar tarafından düzenlenen, 4 Mart 2002 tarihli diğer bir
bilirkiꢀi raporunda, daha ayrıntılı olarak, 4nolu parselin 422,27 m2’sinin deniz kıyı ꢀeridinin
alanına dahil olduğu belirtilmiꢀtir. Ayrıca, raporda arazinin ve iki evin değerinin 380 000 000 Türk Lirası (TL) ve 12 000 000 000 TL, yani raporun düzenlendiği tarihte,
aꢀağı yukarı 8 680 Euro ve 10 034 Euro’ya tekabül ettiği belirtilmiꢀtir.
Mahkeme, 6 Haziran 2002 tarihinde, kıyı ꢀeridine dahil olan arazinin özel hukuk kiꢀisi
tarafından iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle, sözkonusu 422,27 m2’nin 4nolu parselden
çıkarılmasına ve tapu kayıtlarının buna uygun olarak düzeltilmesine karar vermiꢀtir. Eylül 2002 tarihinde, baꢀvuranlar temyize gitmiꢀlerdir.
Yargıtay, 10 Aralık 2003 tarihinde, kararı tüm düzenlemeleri ile onamıꢀtır.
Baꢀvuranlar, 11 ꢁubat 2004 tarihinde, karar düzeltme baꢀvurusunda bulunmuꢀlardır.
Yargıtay, 10 Mayıs 2004’te karar düzeltme baꢀvurusunu reddetmiꢀtir. Karar bu ꢀekilde, 6
Haziran 2002 tarihinde kesinleꢀmiꢀtir. Aralık 2005 tarihinde, Devlet Hazinesi, kararı uygulamıꢀ ve evler yıkılmıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHM’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLÂL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar komisyonlar tarafından yapılan incelemelerin ve ulusal mahkeme tarafından
benimsenen çözümün mülkiyetlerine iliꢀkin davanın hakkaniyetine halel getirdiğinden
ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 6. maddesini ileri sürmektedirler.
Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM, bir ulusal mahkemenin bir kararı değil de diğerini almasına neden olan unsurları
denetleme yetkisi bulunmadığını, aksi takdirde kendini 3. veya 4. derece mahkemesi yerine
koymuꢀ olacağını hatırlatır. Aynı ꢀekilde, AĐHM’nin görevi ulusal mahkeme tarafından kabul
edilen bilirkiꢀi raporlarının delil olarak kabul edilmesinin uygun olup olmadığı konusunda bir
karar vermek değil, davanın, bilirkiꢀilerin atanma ꢀekli dahil olmak üzere bir bütün olarak adil
olup olmadığını değerlendirmektir (mutatis mutandis, Sadak ve diğerleri, Türkiye, nos
29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903/96, § 63, AĐHM 2001-VIII bakınız). Dosyada yer
alan unsurların incelenmesinden, baꢀvuranların bu baꢀvuruda, ulusal mahkemeler önünde
daha önce tartıꢀılmıꢀ bir konuyu sürdürdükleri görülmüꢀtür.
Baꢀvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olduğuna ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve
4. fıkraları uyarınca reddedilmesine karar verilmiꢀtir.
II. AĐHS’YE EK 1 NOLU PROTOKOLÜNÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLÂL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, AĐHS’ye ek 1 No’lu Protokol’ün 1.maddesinin öngördüğü ꢀekilde tazmin
edilmeden mülkiyetlerinden Hazine lehine mahrum bırakıldıklarını iddia etmiꢀlerdir.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, baꢀvuranların tapularının iptal edilmesi nedeniyle uğradıkları zararın tazmini
için dava açabileceklerini ileri sürmüꢀtür. Bu çerçevede Yargıtay tarafından 2007 senesinin
Ekim ve Kasım ayında verilen ve Devlet Hazinesinin kıyı ꢀeridinde yer alan tapu senetlerinin
iptaline yönelik talebinin reddedildiği kararlara atıfta bulunmuꢀtur. Hükümet ayrıca, mülklerin
eski sahibi olan S.A.’nın, o dönemde tapu kadastro tarafından yapılan incelemenin sonucuna
itiraz etmemesinden dolayı, Sözleꢀmenin 35/1 maddesi tarafından zorunlu kılınan iç temyiz
yollarını tüketme zorunluluğuna riayet edilmediğini belirtmiꢀtir.
Baꢀvuranlar bu iddialara itiraz etmiꢀlerdir. Hükümet tarafından ileri sürülen kararlara
iliꢀkin olarak, Yargıtay’ın, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesinin, 1 nolu Protokol’ün 1.
maddesinin ihlal edildiğine hükmettiği bazı kararları takiben çok yakın bir geçmiꢀte içtihad
değiꢀikliğine gittiğini belirtmiꢀlerdir. Kesinleꢀmiꢀ bir karara itiraz etmek ve ulusal
makamlardan tazminat almak için tüketilmesi gereken hiçbir iç hukuk yolu olmadığını
savunmuꢀlardır.
AĐHM, Hükümetin itirazının, baꢀvuranların, tapu senetlerinin iptal edilmesinden dolayı
uğradıkları zarara istinaden dava açabilme veya tazminat talep edebilme olanağına dair birinci
kısmı ile ilgili olarak, Doğrusöz ve Aslan Türkiye (no 1262/02, §§ 22-23, 30 Mayıs 2006)
davasında benzer bir itirazı, bu tür bir iç hukuk yolunun ancak bir tapu kaydının gayrimeꢀru
ꢀekilde iptal edilmesi durumunda geçerli olduğunu belirterek reddettiğini hatırlatır. Hâlbuki
bu baꢀvuruda, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi baꢀvuranların tapu senedini, özel kiꢀilerin
kıyı ꢀeridinde mülk sahibi olamayacaklarına iliꢀkin mevzuat uyarınca iptal etmiꢀtir
(Mehmet Ali Miçooğulları Türkiye, no 75606/01, § 17, 10 Mayıs 2007 bakınız). Ayrıca,
Yargıtay’ın AĐHM’nin içtihadına uygun olarak kendi içtihadında yaptığı yeniliğin
baꢀvuranların ꢀikayetçi oldukları duruma geriye dönük etkisi bulunmamaktadır.
Đtirazın ikinci kısmıyla ilgili olarak AĐHM’ye göre baꢀvuranların murisinin kadastro
tespitine itiraz etmesine gerek bulunmamaktaydı çünkü ihtilaflı taꢀınmazlar adına
kaydedilmiꢀti. Murisin sözkonusu araziyi 14 Haziran 1976 tarihinde satın aldığı, tapu
senedinin kendi adına düzenlendiği, bu arazinin baꢀvuranlara miras kaldığı ve ulusal
mahkemelerin ulusal mevzuata uygun olarak tapu kayıtlarını iptal ettiği hususlarında taraflar
arasında bir anlaꢀmazlık bulunmamaktadır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa iliꢀkin olarak
Baꢀvuranlar iddialarını yinelemiꢀtir.
Hükümet, yürürlükteki ulusal mevzuat uyarınca kıyı ꢀeridinde özel kiꢀiler adına tapu kaydı
yapılmasının mümkün olmadığını belirtmiꢀtir. Bu baꢀvuruyla ilgili olarak, sözkonusu
taꢀınmazlar Anayasa ve yürürlükteki kanunlar hilafına zamanında baꢀvuranların atası adına
tapuya kaydedilmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuranları tapu kaydı Burhaniye Asliye Hukuk
Mahkemesi tarafından iptal edilmiꢀtir. Bu çerçevede, kendilerine tazminat ödenmesi mümkün
değildir.
AĐHM’ye göre, bu olayda, baꢀvuranların mülkiyet hakkına yapılan müdahale AĐHS’ye ek nolu Protokol’ün 1. maddesinin ikinci cümlesi anlamında “yoksun bırakma” olarak
değerlendirilmektedir.
AĐHM baꢀvuranlarınkine benzer bir ꢀikâyeti daha önceden incelediğini ve AĐHS’ye Ek 1
nolu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine hükmettiğini hatırlatır (N.A. ve diğerleri,
üstte belirtilen § 41). AĐHM bu vesileyle taꢀınmazın değeri ile orantılı, makul bir meblağ
ödemeksizin mülkiyetten yoksun bırakmanın genel itibarıyla aꢀırı olarak nitelendirilebilecek
bir müdahaleyi oluꢀturduğunu ve hiç tazminat ödenmemesinin ancak istisnai koꢀulların
varlığında Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında meꢀru sayılabileceğini dile getirmiꢀti
(Nastou Yunanistan (no 2), no 16163/02, § 33, 15 Temmuz 2005, Jahn ve diğerleri, Almanya
[GC], nos 46720/99, 72203/01 ve 72552/01, CEDH 2005-VI, ve Les saints monastères
Yunanistan, 9 Aralık 1994, § 71, seri A no 301-A bakınız ). Bu baꢀvuruda baꢀvuranlar
mülklerinin Devlet Hazinesine devrinden dolayı hiçbir tazminat almamıꢀtır. AĐHM
Hükümetin hiç tazminat ödenmemesini meꢀru kılacak istisnai herhangi bir durumu ortaya
koymadığını not etmektedir (N.A. ve diğerleri, üstte belirtilen § 41).
Dolayısıyla, AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuranlar 500.000 Euro maddi tazminat ve 200.000 Euro manevi tazminat talep
etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.
Evlerin ve arazilerin değerlerine iliꢀkin herhangi bir bilginin yokluğunda AĐHM
hakkaniyete uygun baꢀvuranlara maddi zarar olarak 18.714 Euro ödenmesini uygun
görmektedir.
Olayların mevcut koꢀullarını göz önünde bulunduran AĐHM, ihlal tespitinin kendisinin
baꢀvuranların maruz kaldıkları manevi zararı gidermesi bakımından yeterli bir adil tatmini
oluꢀturacağı kanısındadır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuranlar yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin herhangi bir adil tatmin talebinde
bulunmamıꢀlardır. AĐHM bu nedenle bu baꢀlık altında bir ödeme yapılmasını gerekli
görmemektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana
üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi hakkındaki ꢀikayetin kabuledilebilir, bunun
dıꢀında kalan ꢀikayetlerin kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Đhlal tespitinin kendisinin baꢀvuranların uğradığı manevi zararı gidermesi bakımından
baꢀlı baꢀına bir adil tatmini oluꢀturduğuna;
4. AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden ulusal para birimine çevrilerek, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvuranlara
ortaklaꢀa 18.714 (on sekiz bin yedi yüz on dört) Euro maddi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 2 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło