23423/94
WyrokETPCz2002-02-21ECLI:CE:ECHR:2002:0221JUD002342394
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zniszczenie mienia i domniemane nieludzkie traktowanie przez siły bezpieczeństwa naruszyło prawa skarżącego z art. 3, 8 i 1 Protokołu nr 1 Konwencji? Czy skarżący miał dostęp do skutecznych środków odwoławczych zgodnie z art. 6 i 13? Czy władze tureckie wywierały presję na skarżącego w związku ze złożeniem skargi do ETPCz, naruszając dawny art. 25 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skarżący nie przedstawił wystarczających, spójnych ani wiarygodnych dowodów na to, że jego dom i mienie zostały zniszczone przez siły bezpieczeństwa. Zauważono liczne sprzeczności w zeznaniach skarżącego i jego rodziny, a także fakt, że w postępowaniu krajowym skarżący zaprzeczył zniszczeniu mienia. W związku z brakiem udowodnienia podstawowych zarzutów faktycznych, Trybunał nie mógł stwierdzić naruszenia art. 3, 8 i 1 Protokołu nr 1. Brak "wiarygodnego zarzutu" (arguable claim) uniemożliwił zastosowanie art. 6 i 13. W kwestii dawnego art. 25, Trybunał uznał, że choć skarżący był przesłuchiwany w związku ze skargą, nie było wystarczających dowodów na to, że władze wywierały na niego presję w celu wycofania lub zmiany skargi.Stan faktyczny
Skarżący, Đzzet Matyar, mieszkał w osadzie Basog, około 2 km od wioski Ormandıꢀı w prowincji Diyarbakır w Turcji. Twierdził, że 23 lipca 1993 r. jego dom i mienie (uprawy, sprzęt rolniczy) zostały zniszczone przez siły bezpieczeństwa (strażników wiejskich i żandarmerię) podczas ataku na wioskę. W wyniku tego ataku dwie osoby zginęły w Ormandıꢀı. Skarżący twierdził, że był zmuszony opuścić swoją wioskę i że był poddawany presji ze strony władz w związku ze złożeniem skargi do ETPCz. Władze tureckie twierdziły, że zniszczenia były wynikiem walki między terrorystami PKK a strażnikami wiejskimi, a skarżący w zeznaniach krajowych zaprzeczył zniszczeniu mienia.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził brak naruszenia art. 3 Konwencji. Trybunał jednogłośnie stwierdził brak naruszenia art. 8 Konwencji i art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał jednogłośnie stwierdził brak naruszenia art. 14 i 18 Konwencji. Trybunał jednogłośnie stwierdził brak naruszenia art. 6 i 13 Konwencji. Stosunkiem głosów 4 do 3 Trybunał stwierdził, że państwo pozwane wypełniło swoje zobowiązania wynikające z dawnego art. 25 ust. 1 Konwencji.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı
MATYAR /Türkiye Davası
Baꢀvuru no.23423/94
Strazburg ꢁubat 2002
USULĐ ĐꢀLEMLER
1. Davanın nedeni, Türk vatandaꢀları Đzzet Matyar ("baꢀvuran") ve Mehmet Safi Arancak'ın Ocak 1994 tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢀ me'nin
("Sözleꢀ me") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na
("Komisyon") yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru no. 23423/94).
2. Baꢀvuranı Đngiltere'de faaliyet gösteren avukat P. Leach temsil etmiꢀtir. Türk Hükü-
meti ise kendi Ajanı B. Kaleli tarafından temsil edilmiꢀtir.
3. Baꢀvuran, köyüne yapılan silahlı saldırı esnasında güvenlik güçleri tarafından evine zarar
verildiğini ve mülkiyetinin yok edildiğini iddia ederek Sözleꢀme'nin 3, 6, 8, 13, 14 ve 18.
maddeleri ile 1 No'lu Protokolün 1. Maddesine öne sürmektedir. Baꢀvuran yaptığı baꢀvuru
nedeniyle baskıya maruz kaldığını gerekçesiyle Sözleꢀ menin eski 25. maddesine de istinat
etmektedir.
4. Baꢀvuru, 13 Mayıs 1996 tarihinde Komisyon tarafından kısmen kabuledilebilir bulunmuꢀ
tur. Mehmet Safi Arancak adına yapılan ꢀikayetler, adıgeçenin 13 Ocak 1994 tarihinde baꢀ
vuru yapılmadan önce öldüğünün anlaꢀılması ve adıgeçenin avukatlarının
ꢀikayetleri sürdürmek üzere baꢀvuranın karısıyla bağlantı kuramamalarından dolayı listeden
çıkartılmıꢀtır. Baꢀvuru, 1 Kasım 1999 tarihinde de, Komisyon bu tarihe kadar incelemesini
tamamlamadığı için Sözleꢀ me'ye ek 11 No'lu Protokolün 5§3 maddesinin ikinci cümlesi
uyarınca Mahkeme'ye gönderilmiꢀtir.
5. Baꢀvuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmiꢀ (Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu bölüm
içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleꢀme'nin 27 §1 Maddesi), Đçtüzüğün 26 § 1 maddesine
uygun olarak teꢀekkül etmiꢀtir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen
davadan çekilmiꢀtir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn.
Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıꢀtır (Sözleꢀme'nin 27§2 ve Đçtüzüğün 29§1
maddeleri). 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme, Kısımların oluꢀumunu değiꢀtirmiꢀ (Đçtüzük
25§1), bu dava da yeni oluꢀan Üçüncü Kısma verilmiꢀtir (Đçtüzük 52§1).
6. Gerek baꢀvuran gerekse de Hükümet esaslara iliꢀkin görüꢀ bildirmiꢀtir (Đçtüzük 59§1).
Mahkeme, taraflara danıꢀtıktan sonra, esaslara iliꢀkin duruꢀma yapılmasına gerek olmadığına
karar vermiꢀtir (Đçtüzük 59§2 vd.).
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2002. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đꢀ ler
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
OLAYLAR
I. DAVAYA ESAS TEꢁKĐL EDEN OLAYLAR
7. Davaya esas teꢀkil eden özellikle de 23 Temmuz 1993 günü gerçekleꢀen olaylar taraflar
arasında ihtilaflıdır. Bu olayların vuku bulduğu tarihten beri geçen sürenin uzunluğunu ve
tarafların sunduğu belgelerin niteliğini göz önünde bulunduran Mahkeme, tanıkların
dinlenmesini de içeren gerçeklerin saptanmasıyla ilgili bir soruꢀturmanın, sorunların
çözümlenmesine etkili bir biçimde yardımcı olamayacağına karar vermiꢀtir. Mahkeme
baꢀvuranın ꢀikayetlerini tarafların sunduğu yazılı görüꢀler ve belgeler temelinde incelemiꢀtir.
8. Baꢀvuranın ve Hükümet'in olaylarla ilgili görüꢀleri aꢀağıda özetlenmiꢀtir (A ve B
Bölümleri). Olay ve ꢀikayetlerle ilgili belgeler de C Bölümünde özetlenmiꢀtir.
A. Baꢁvuranın olaylara iliꢁkin görüꢁleri
9. Temmuz 1993 tarihinde, 60 yaꢀında ve 10 çocuk babası olan baꢀvuran, Diyarbakır'ın
Silvan ilçesine bağlı Ormaniçi köyünden (Ormandıꢀı yada Cicika diye de bilinmektedir) iki
kilometre uzaklıktaki Basog mezrasında yaꢀamaktadır. Bu köy 1993-1994 yılları arasında
korucularla iꢀbirliğindeki güvenlik güçlerinin saldırılarına maruz kalmıꢀtır (bkz. baꢀvuru no.
21689/93, Ahmet Özcan vd. Türkiye).
10. 24 Haziran 1993 günü, köy korucuları Silvan Jandarma Komutanlığının ve Bayrambaꢀı
jandarmalarının emrindeki helikopterden açılan ateꢀin de desteğiyle baꢀvuranın köyüne silahlı
saldırı düzenlerler. Saldırı 17.00 sularında baꢀlar. Baꢀvuran, karısı Nezihe, oğulları Burhan ve
Hamit ve kızı Nesihat ile birlikte Basog'taki evindedir. Köyden gelen silah seslerini duyarlar
ve köyün çeꢀitli kısımlarından ateꢀ ve dumanın yükseldiğini görürler. Köyden kaçan kadın ve
çocuklar baꢀvuranın mezrasına doğru koꢀmaktadır. Baꢀvuran, oğlu Burhan'ın traktörü alarak
kaçmasını ister ve oğlu söylediğini yapar. Baꢀvuran tanıdığı bazı köy korucularını da görür –
Eꢀref Simpil, Đhsan Simpil, Nuri Simpil ve Guri Simpil (Bu soyadı bazı belgelerde Sümbül
olarak geçmektedir).
11. Hamit ve Nesihat ellerindeki Kuran’la koruculara yalvarırlar. Korucular yine de
baꢀvuranın evini ve ürününü yakarlar. Baꢀvuran bir helikopterden oğlu Burhan'a ateꢀ
edildiğini görür. Burhan traktörden atlayarak ellerini baꢀının üstüne koyar. Helikopter birkaç
metre alçalarak kendisine ve arkadaꢀlarına bakar ve tekrar uzaklaꢀır. Burhan traktörle 5-6
kilometre uzaklıktaki Batıkan köyüne gider. Batıkan'dan baktığında evinin ve tarlalarının
yandığını görür. Hava karardığında baꢀvuran traktörle Altınkum'a gider. Korucular köyden
ayrıldıktan sonra da köye döner.
12. Baꢀvuranın evinde meydana gelen hasar ꢀöyledir: Duvarlarda kurꢀun delikleri
bulunmaktadır ve tüm camlar kırılmıꢀtır. Traktörün arkasındaki üç tonluk mazot deposu isabet
almıꢀ; tüm mazot akmıꢀ ve mazot deposu, isabet eden kurꢀunlar nedeniyle ateꢀ almıꢀtır.
Mazot dolu iki varil, traktör römorku ve tekerleklerine de kurꢀun isabet etmiꢀtir. Traktör,
sulama pompası ve 110 sulama borusu zarar görmüꢀtür. Evin önündeki iki yüz çuval; dört ton
buğday, iki ton arpa, iki kamyon dolusu saman, yani bütün yılın ürünü.yanmıꢀtır.
13. Ormaniçi'ne yapılan saldırı esnasında 70 yaꢀındaki Seve Nibak ve 7 yaꢀındaki Cihan
Matyar vurularak öldürülmüꢀtür. Köy korucuları, Mehmet Safi Arancak'ın evi de dahil olmak
üzere, köydeki diğer evlere de ateꢀ açmıꢀlar ve bunları ateꢀe vermiꢀler, tarlalardaki ürünlere
zarar vermiꢀler ve ambarları yakmıꢀlardır.
14. Silvan Đlçe Jandarma Komutanı Yüzbaꢀı Hakan Temel Aksel, köylülere köylerinin
teröristlerin saldırısına uğradığını söylemelerini aksi halde bunun kendilerine pahalıya mal
olacağını söyler. Yüzbaꢀı teröristlerle köy korucuları arasında bir çatıꢀma meydana geldiğini
belirten bir rapor hazırlayarak bunu köylülere imzalatır.
15. Baꢀvuran yaklaꢀık bir yıl kadar evinde yaꢀamayı sürdürür. Baꢀvuran olaydan bir yıl sonra
Bayrambaꢀı Jandarma Karakoluna çağrılarak Gom'da kaldığı için kendisine kızgın olan
komutan tarafından gözaltına alınır. Komutan baꢀvuranın oğlu Burhan'ı da çağırarak ona evini
yakmadığı sürece baꢀvuranın serbest bırakılmayacağını söyler. Burhan evi yakar ve baꢀvuran
da serbest bırakılır. Daha sonra bir jandarma eri tarafından baꢀvurana jandarmaların yanmıꢀ
evin fotoğraflarını çektiği söylenir. Silvan Đlçe Jandarma Komutanı buna kızmıꢀtır çünkü iyi
durumdaki bir evin fotoğraflarını istemektedir. Sonrasında jandarmalar, oğlunun evinin
önünde baꢀvuranın fotoğraflarını çekerler.
16. 29 Eylül 1994 günü, baꢀvuran Silvan Jandarma Karakoluna çağrılarak burada kendisine
Çavuꢀ Ömer Temel ve Jandarma Er Đbrahim Bilgin tarafından hazırlanan bir tutanak
imzalatılır. Bu tutanak Yüzbaꢀı Aksel tarafından Silvan Cumhuriyet Savcısına gönderilir. 30
Eylül 1994 günü, baꢀvuran Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan bir ifadeyi
imzalamaya zorlanır.
17. Silvan Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranın ꢀikayetleriyle ilgili bir soruꢀturma baꢀlatır. 3 Ekim günü kanıt yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı verilir.
18. 24 Temmuz 1993 günü meydana gelen ölümlerle ilgili olarak bir soruꢀturma daha
baꢀlatılır. Bu soruꢀturma baꢀvuranın, Boyunlu korucuları tarafından Ormaniçi köyüne bir
saldırı düzenlendiği, korucuların evlere ateꢀ açarak zarar verdikleri ya da köylülerin mallarını
ve ürünlerini yok ettikleri, korucuların jandarma birlikleri ve bir helikopter desteğinde bu
fiilleri gerçekleꢀtirdikleri ve köyde hiçbir PKK mensubunun bulunmadığına iliꢀkin iddialarını
kanıtlamaktadır. Baꢀvuran bu konuda Biꢀar Nibak'ın 27 Temmuz 1993 tarihli dilekçesine,
Biꢀar ve Hüsna Nibak'ın 2 Ağustos 1993 tarihli ifadelerine, Mehmet Sabri Matyar ve Mehdi
Matyar'ın 31 Ağustos 1993 tarihli ifadelerine, ꢁevket Aslan'ın 1 Eylül 1993 tarihli ifadesine
ve Hasan Manar'ın 2 Eylül 1993 tarihli ifadesine atıfda bulunmaktadır.
19. 27 Ekim 1993 günü, Cumhuriyet Savcısı meydana gelen iki ölüm vakasıyla ilgili olarak
görevsizlik kararı verir ve dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne (DGM)
gönderir. 24 Kasım 1993 tarihinde anılan mahkeme köy korucuları Đhsan Simpil, Eꢀref
Simpil, Mehmet Zaman Simpil ve Gürkan Simpil'in soruꢀturmasıyla ilgili olarak dosyayı
tekrar Silvan'a gönderir. 1997 yılında dört köy korucusu, adam öldürmekle suçlandıkları
davadan kanıt yetersizliği nedeniyle beraat ederler.
B. Hükümetin olaylara iliꢁkin görüꢁleri
20. 23 Temmuz 1993 tarihinde, Sadık Simpil ve iki akrabası Rista deresi kıyısında odun
toplamaya gitmektedir. Dere kıyısında dinlenmekte olan PKK teröristleriyle karꢀılaꢀtıklarında
silahlı çatıꢀma çıkar. Sadık ve Medeni Simpil yaralanırlar. Tepeden köy korucularını gözleyen
diğer Boyunlu korucuları çatıꢀmayı fark ederek yardıma koꢀarlar. Teröristler Ormandıꢀı'na
doğru kaçmaya baꢀlarlar. Bunun üzerine Jandarmaya telsizle haber verilir. Teröristler köyün
içinden geçerken geliꢀigüzel ateꢀ ettikleri için Cihan Matyar ve Seve Nibak ölür. Teröristler
köy korucuları ve jandarmalar tarafından köyün dıꢀına doğru kovalanır. Hava karardığı için
takipten vazgeçilir. Ertesi sabah, bölgede arama yapılır fakat teröristlerin Altınkum köyü
istikametine kaçtıklarından baꢀka hiçbirꢀey bulunamaz.
21. 24 Temmuz 1993 tarihinde, jandarmalar bir olay yeri tutanağı hazırlayarak olayın vuku
bulduğu yerin krokisini çizerler ve köylülerin ifadelerini alırlar. Öldürülen çocuğun babası
Zeki Matyar, oğlunun öldürülen kadının kocası Biꢀar Nibak’ın kafasına vurduğunu söyler ve
oğlunun ölümüyle ilgili olarak PKK'yı suçlar. 24 Temmuz günü altı köy korucusunun
olayların geliꢀimini doğrulayan ifadeleri alınır. Sözkonusu ifadeler hiçbir önemli noktada
birbiriyle çeliꢀmemektedir. Đfadelerde dere kenarındaki teröristlerin koruculara nasıl ateꢀ
açtıkları ve kaçarken içinden geçtikleri Ormandıꢀı'nda nasıl geliꢀigüzel ateꢀ ettikleri
anlatılmaktadır. 26 Temmuz 1993 günü, hastaneye kaldırılan iki yaralı köy korucusunun
ifadeleri alınır. Bu ifadeler de diğer köy korucularının anlattıklarını desteklemektedir.
22. 27 Temmuz 1993 günü Biꢀar Nibak, Boyunlu korucularının Ormandıꢀı'na saldırarak
karısını öldürdükleri, ürününü ve bazı evleri yaktıkları iddiasıyla Silvan Cumhuriyet
Savcısına ꢀikayette bulunur. Savcı, Nibak'ın baldızının, diğer birkaç köylünün ve saldırıyla
suçlanan korucuların ifadelerini alır. 13 Eylül 1993 günü, Zeki Matyar ve Azize Matyar
Savcı'ya oğullarının korucular tarafından öldürüldüğüne iliꢀkin ifade verirler. Bu ifadeler
ciddi bir biçimde çeliꢀmektedir. Örneğin Zeki, önceki ifadesinin tersine, olay sırasında köyde
olduğunu ve oğlunun vurulduğunu gördüğünü söylerken Azize, Zeki'nin köy dıꢀında
olduğunu belirtmiꢀtir.
23. 27 Ekim 1993 günü, Savcı görevsizlik kararı vererek davayı Diyarbakır DGM'ye gönderir. Kasım 1993 tarihinde dosya korucular suçlandığı için geri gönderilir.
24. Dört köy korucusu Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanarak 1 Haziran tarihinde kanıt yetersizliği nedeniyle serbest bırakılırlar. Anılan mahkeme, çeliꢀkili
oldukları için ꢀikayetçilerin ifadelerini dikkate almamıꢀtır.
25. Baꢀvuran olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet savcısına herhangi bir ꢀikayette
bulunmamıꢀtır. Strazburg'a yaptığı baꢀvurunun bildirilmesi üzerine, Cumhuriyet savcısı bir
soruꢀturma baꢀlatmak üzere kendisini sorgular. Verdiği ifadede baꢀvuran hiçbir malının
yakılmadığını ifade ederek herhangi bir baꢀvuruda bulunmadığını belirtir. Bunun üzerine
savcı takipsizlik kararı verir.
C. Tarafların sunduğu belgeler
1. Baꢀvuranın sunduğu ifadeler
Baꢁvuranın Đnsan Hakları Derneği (ĐHD) tarafından alınan 28 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
26. 24 Temmuz 1993 günü baꢀvuran Ormandıꢀı köyüne yaklaꢀık 2 km uzaklıktaki Basog
mezrasındaki evindedir. 17.00 sularında, köyden gelen silah sesleri duyulur. Duman ve alev
de gözükmektedir. Köyün kadınları ve çocukları mezraya doğru kaçmaktadırlar. Baꢀvuran ilk
önce askerlerin köye baskın düzenlediğini düꢀünür. Sonra bunların korucu olduğunu fark
eder. Baꢀvuran tarladaki oğlu Burhan'ı çağırarak kaçmasını söyler. Oğlu traktöre atlayarak
kaçmaya baꢀlar. Baꢀvuran koruculardan bazılarını tanımaktadır. Eꢀref Simpil, Đhsan Simpil,
Nuri Simpil ve Guri Simpil'in mezralarına doğru gelmekte olduğunu fark eder. Kızı Nesiat ile
oğlu Hamit Kuranı çıkartarak koruculara evlerini ve ürünlerini yakmamaları için yalvarırlar.
Buna rağmen, korucular evi de ürünlerini de yakarlar. Baꢀvuran oğlunun bindiği traktöre bir
helikopterin ateꢀ açtığını görür. Saklanmak için köy kadınlarıyla birlikte koꢀmaya baꢀlar;
karısı ve çocukları evden ayrılmamıꢀtır. Hava karardığında, baꢀvuran ve diğer köylüler bir
traktöre binerek Altınkum'a giderler. Akꢀamleyin korucuların gittiğini düꢀünen baꢀvuran
evine geri döner. Evde kimse yoktur. Evdeki eꢀyalara bir ꢀey olmadığını fakat duvarların delik
deꢀik olduğunu ve camların kırıldığını görür. Traktörün mazot deposuna da kurꢀun isabet
etmiꢀ akan petrol alev almıꢀtır. Đçi mazot dolu varil, traktör römorku ve tekerlikleri de isabet
almıꢀtır. Su pompası isabet eden kurꢀunlar nedeniyle kullanılamaz hale gelmiꢀ, evin önündeki
iki yüz boꢀ çuval yanmıꢀtır. Baꢀvuran, tarladaki 4 ton buğdayın, 2 ton arpanın ve iki kamyon
yükü samanın bütünüyle yanmıꢀ olduğunu görür.
27. Televizyonda teröristlerle korucular arasında bir çatıꢀma çıktığı söylenir. Yüzbaꢀı köye
gelerek hiç çekinmeden köylülere köyü ve mezrayı teröristlerin yaktığını söylemelerini ister.
Halbuki köye hiç gerilla gelmemiꢀtir; bu tür bir ꢀeyi onların yapması mümkün değildir.
Mehmet Safi Arancak'ın ĐHD tarafından 28 Temmuz 1993 tarihinde alınan ifadesi
28. 24 Temmuz 1993 tarihinde 80-90 civarındaki Boyunlu köyü korucusu Ormandıꢀı köyüne
bir saldırı gerçekleꢀtirir. Bu sırada Arancak tarlada çalıꢀmaktadır. Adıgeçen Ormandıꢀı
köyüne 4-5 km. uzaklıktaki Boyunlu köyünden gelen silah seslerini iꢀitir. Yaklaꢀık yarım saat
sonra korucular Ormandıꢀı'na gelirler ve bağırarak Ormandıꢀı köylülerinin çocuklarının
gerilla olduklarını, bu nedenle köyü yakacaklarını ve boꢀaltacaklarını söylemeye baꢀlarlar.
Tarladakiler traktöre binerek kolayca kaçarlar. Kadın ve çocuklardan bazıları köyün
yakınındaki çalılıklara saklanır. Aranacak korucuların köyü taradığını görür. Akꢀamleyin
Seve Nivak ve Cihan Matyar'ın vurulduğunu öğrenir. Traktörüne binerek Badik’e doğru
kaçar. Kaçarken aꢀağıdan korucular yukardan helikopterler ateꢀ etmektedir. Geri döndüğünde
evinin tarandığını, evin içindeki eꢀyaların zarar gördüğünü ve yakıldığını görür. Arancak'ın
ürünü de yakılmıꢀ ve zarar görmüꢀtür.
29. Silvan Jandarma Komutanlığından bir yüzbaꢀı köye gelerek "ekininizin ve evlerinizin
terörisler tarafından yakıldığını, köyünüze saldıranların terörist olduklarını söyleyeceksiniz.
Eğer korucuları suçlarsanız bu size pahalıya patlar" der. Aranacak Yüzbaꢀının, korucular ile
teröristler arasında bir çatıꢀma çıktığını, iki kiꢀinin çapraz ateꢀ sonucu öldüğünü, köyün
teröristler tarafından yakıldığını belirten bir tutanak hazırladığını duyar. Tutanak, Seve
Nibak'ın oğluna zorla imzalatılır. PKK köye gelmemiꢀtir. Devlet köylüleri ya dağa çıkmaya
ya da köyü terk etmeye zorlamaktadır. Köylüler koruculardan korkmaktadırlar ve yaꢀamları
korucuların tehdidi altındadır.
Baꢁvuranın avukat Ayla Akat tarafından 28 Ekim 1998 tarihinde alınan ifadesi
30. Hükümet tarafından sunulan fotoğraf baꢀvurana gösterilmiꢀ ve baꢀvuran resimdeki evin
kendisinin olmadığını belirtmiꢀtir.
Baꢀvuran bu durumu ꢀöyle açıklar:
31. Resimlerdeki ev baꢀvuranın değildir. 24 Temmuz 1993 günü korucular, Ormaniçi'ndeki
evleri yaktıktan sonra iki km uzaklıktaki Basog'a gelerek baꢀvuranın ürününü, tarım aletlerini
ve evini yakarlar. Baꢀvuran olayı 500 metre öteden izler. Ev zarar görmesine rağmen hala
oturulabilir durumdadır. Baꢀvuran orada bir yıl daha yaꢀar. Bir yılın sonunda Bayrambaꢀı
Jandarma Karakoluna çağrılır. Komutan kendisine kızgındır ve onu gözaltına alır. Komutan
daha sonra baꢀvuranın oğlu Burhan'ı çağırarak onu, babasının evini yakmazsa babasını serbest
bırakmamakla tehdit eder. Bunun üzerine Burhan baꢀvuranın Gom'daki evine giderek evi
yakar. Baꢀvuran serbest bırakıldıktan sonra Ormaniçi köyünde Burhan'la birlikte yaꢀamaya
baꢀlar. Birkaç ay sonra baꢀvuran Silvan Đlçe Jandarma Komutanının, evinin fotoğraflarını
istediğini duyar. Bayrambaꢀı jandarmaları yanmıꢀ evin resimlerini çekerek bunları Silvan'a
gönderir. Baꢀvuran karakoldaki askerlerden Silvan Jandarma Komutanının, iyi durumdaki bir
evin resimleri çekilmediği için kızdığını öğrenir. Bunun üzerine askerler baꢀvuranın oğlunun
evine gelerek evin önünde baꢀvuranın resimlerini çekerler. O sırada baꢀvuran askerlerin ne
yaptıkları konusunda hiçbir fikre sahip değildir.
32. 30 Eylül 1994 tarihinde Silvan Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadeyle ilgili olarak
baꢀvuran, olaydan sonra çeꢀitli defalar gözaltına alındığını ve Devlet aleyhinde yaptığı
ꢀikayetler nedeniyle tehditlere maruz kaldığını belirtir. Baꢀvuran, tekrar gözaltına alınmaktan
korktuğu ve tehdit edildiği için Savcı'ya böyle bir ifade vermek zorunda kalmıꢀtır.
Baꢁvuranın 12 Nisan 2000 tarihli ifadesi
33. Avukat Cihan Aydın tarafından alınan ifadede baꢀvuran baꢀvrusu nedeniyle baskı altında
olduğunu söyler. Jandarma Karakoluna çağrılarak tehdit edilmiꢀtir. Mahkeme'ye belgeleri
sunduktan sonra bunlar Silvan'a gönderilmiꢀ ve baꢀvuran olayın failleri olan jandarmalar
tarafından ꢀikayetlerini geri çekmesi için tehdit edilmiꢀtir. Baꢀvuran bu ꢀahısların kötü ꢀeyler
yapabileceğinden korkmuꢀtur.
Baꢁvuranın 27 Haziran 2001 tarihli ifadesi
34. 1993 yılında Boyunlu ve Ormandıꢀı köyleri arasındaki bölgede korucular ile PKK
arasında çatıꢀma çıkar. Đki korucu yaralanır. Akꢀama doğru, çok sayıda korucu Ormandıꢀı'na
gelerek hasadı yapılmıꢀ ürünleri yakmaya baꢀlar. Ormandıꢀı'nı yaktıktan sonra korucular
baꢀvuranın mezrasına gelirler. Baꢀvuranın evi mezradaki tek evdir. Korucular evi ateꢀe
vererek silahla tararlar. Oğlu traktöre biner. Korucular römorka ateꢀ ederler. Baꢀvuranın su
pompası, üç tonluk mazot deposu, iki varil mazot, bir traktör ve 110 su borusu kullanılamaz
hale gelmiꢀtir. Korucular dört ton buğday, iki ton arpa, iki kamyon samanı da yakarlar.
Baꢀvuran ve karısı Neziha, kızı Nesiat ve oğulları Burhan ile Hamit (ꢀimdi Almanya'da) o
sırada mezrada bulunmaktadır. Daha sonra, ailecek Ormandıꢀı'na taꢀınırlar. Beꢀ veya altı ay
sonra Boyunlu korucuları gelerek evlerini terk edip Ormandıꢀı'ndan taꢀınmalarını söylerler.
Korucular Ormandıꢀı köyünü ve baꢀvuranın evini yakarlar. Korucuların ifadeleri gerçeği
yansıtmamaktadır.
35. Birkaç yıl sonra, baꢀvuran Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından Bayrampaꢀı Jandarma
Karakoluna çağrılır. Karakol komutanı Devlet aleyhinde ꢀikayette bulunduğunu ve eğer
ifadesini değiꢀtirmezse bunun kendisi için iyi olmayacağını söyleyerek baꢀvuranı ve köy
muhtarı Ebedin Sezgir'i tehdit eder. Baꢀvuran daha sonra savcılığa gider fakat korktuğu için
evinin yakıldığını söyleyemez. Okuma yazması yoktur ve ifadesi de kendisine okunmaz.
Saldırıdan yaklaꢀık bir yıl sonra yakalanarak 14 gün boyunca gözaltında da tutulmuꢀtur.
Gözaltı esnasında iꢀkence ve kötü muameleye maruz kalmıꢀtır. Tıpkı imam gibi muhtar
Ebedin Sezgir de korktuğu için ifade vermek istemez. Evinin Hükümet tarafından çekilen
resimleri gerçekte baꢀvuranın Ormandıꢀı'daki oğlu Sait Matyar'ındır.
Burhan Matyar'ın 27 Haziran 2001 tarihli ifadesi
36. Burhan olayın vukubulduğu sırada babasıyla yani baꢀvuranla birlikte Basog mezrasında
yaꢀamaktadır. PKK ile korucular arasında çatıꢀma çıkmıꢀ ve iki korucu yaralanmıꢀtır.
Korucular Ormandıꢀı'nı ateꢀe verdikten sonra mezraya gelir. Onların geldiğini gören Burhan
korkar ve traktöre atlar. Burhan tarlada bulunan diğer üç kiꢀiye de söyler onlar da traktörlerine
biner. Bir dereyi geçerken helikopter kendilerine ateꢀ açar. Hemen traktörlerinden inerek
ellerini baꢀlarının üstüne koyarlar. Helikopter üzerlerinde birkaç metreye kadar alçalır ve
onlara baktıktan sonra uzaklaꢀır. Burhan traktörüne binerek Batikan köyüne gider. Buradan
geriye baktığında evin ve tarlaların yakılmıꢀ olduğunu görür. Bir gün ve bir gece sonra geri
döner. Ev harabeye dönmüꢀ, kısmen yanmıꢀ ve kurꢀunlanmıꢀtır. Traktör ve römork yakılmıꢀ,
kurꢀunlanmıꢀ ve kullanılamaz hale getirilmiꢀtir. Hasadı yapılan ürünler yakılmıꢀ, bir mazot
deposu, iki varil mazot, bir motor pompası ve su boruları kurꢀunlanmıꢀ ve kullanılamaz
duruma getirilmiꢀtir.
Nezihe Matyar'ın (baꢁvuranın karısı) 26 Temmuz 2001 tarihli ifadesi
37. Olay günü 16.00-17.00 sularında, Ormandıꢀı yakınlarında silah sesleri duyulur. Nezihe bu
sırada evin önündedir. Eve kurꢀunlar isabet etmeye baꢀlar. Askerler ve Boyunlu korucuları
gelerek köyü ateꢀe verirler ve geliꢀigüzel her yöne ateꢀ açmaya baꢀlarlar. Ateꢀ ettikleri her ꢀey
yanar. Buğdayı da ateꢀe verirler ve tekrar Nezihe'nin evine yönelirler. Eve girerek herkesi
dıꢀarı çıkarırlar; buzdolabını, radyo-kasetçaları, tereyağ karıꢀtırıcısını, perdeleri, yorganları,
döꢀekleri, kilimleri ve mutfak eꢀyalarını kırarlar ve yakarlar. Korucular evi de ateꢀe verirler ve
bu arada da kendilerini aꢀağılayarak tehdit ederler. Köyü terk etmelerini aksi halde hepsini
öldüreceklerini söylerler. Ürünü de yakarak tarım aletlerine ateꢀ açarlar. Olaydan sonra aile
Silvan'a taꢀınır.
Nesihat Matyar'ın 26 Temmuz 2001 tarihli ifadesi
38. Olay günü 16.00-17.00 sularında, Ormandıꢀı yakınlarında silah sesleri duyulur. Nesihat bu
sırada evin önündedir. Eve kurꢀunlar isabet etmeye baꢀlar. Askerler ve Boyunlu korucuları
gelerek köyü ateꢀe verirler ve geliꢀigüzel her yöne ateꢀ açmaya baꢀlarlar. Nesihat'ın ifadesi
annnesinin üstteki ifadesiyle hemen hemen aynıdır.
Halime Eruncak (Arancak)'ın 2 Temmuz 2001 tarihli ifadesi
39. Olay esnasında Halime, kocası Mehmet Safi Aranacak'la birlikte Ormandıꢀı köyünde
yaꢀamaktadır. Köy yakınlarında bir çatıꢀma çıkar. Bundan sonra korucular geliꢀigüzel ateꢀ
ederek köye girerler. 70 yaꢀında bir kadın ve bir çocuk öldürülür. Ürünleri ateꢀe vererek bütün
evlere ateꢀ açarlar. Açılan ateꢀ sonucu Halime'nin de evi kevgire döner ve içindeki her ꢀey
harap olur. Korucular daha sonra Basog mezrasına giderek baꢀvuranın evine, mallarına ateꢀ
açar ve ürününü yakar. Kocası baꢀvuranla birlikte Diyarbakır ĐHD'ye giderek Avrupa Đnsan
Hakları Mahkemesi'ne baꢀvuruda bulunur. Beꢀ veya altı ay sonra kocası, güvenlik güçleriyle
çatıꢀmaya girdikten sonra yaralanan bir PKK militanıyla yakalanır. Kendisi daha sonra
PKK'nın diğer üyelerinin yakalanmasında güvenlik güçlerine yardım etmeyi reddettiği için
öldürülür. Dört veya beꢀ ay sonra Halime'nin evi korucular ve askerler tarafından yakılır.
Bunun üzerine Mersin'e taꢀınır. Ormandıꢀı'na döndüğünde baꢀvuranla konuꢀur ve
avukatlarıyla temasa geçer. Korktuğu ve avukatlarıyla temas kuramadığı için evinin yakılması
ve kocasının öldürülmesiyle ilgili baꢀvuruyu izleyemez. ꢁu anda kocasının yaptığı
baꢀvurunun sorumluluğunu almak istemektedir.
2. Đç soruꢀturmayla ilgili Belgeler
Biꢁar Nibak ve Hacı Ali Mustak'ın 11 Ocak 1992 tarihli dilekçesi
40. Dilekçe sahipleri, Đhsan Simpil, Eꢀref Simpil ve Mehmet Zaman Simpil'in Ormandıꢀı
köylülerine ateꢀ ettikleri ꢀikayetinde bulunmuꢀlardır. Dilekçede saldırganların, Boyunlu
köylülerinin Ormandıꢀı köyündeki topraklara yasadıꢀı girmelerinden dolayı kendilerine karꢀı
dava açıldığı için Ormandıꢀı köylülerinden nefret ettikleri ve onlara karꢀı husumet besledikleri
belirtilmektedir.
Mehmet Zeki Matyar'ın jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
41. 23 Temmuz 1993 günü, Matyar, sürüsünü gütmektedir. Akꢀamleyin, Ormandıꢀı köyünün
yukarı ucuna doğru silah seslerinin geldiğini iꢀitir. Köye döndüğünde oğlu Cihan orada
değildir. Matyar'a oğlunun komꢀunun evinde olduğu söylenir. Ertesi sabah, Hacı Biꢀar isimli
bir köylü koꢀarak gelip Cihan'ın PKK ile köy korucuları arasında çıkan bir çatıꢀmada
öldürüldüğünü haber verir. Oğlunun cesedi köyün dıꢀındadır. Biꢀar, ona oğlunu korucuların
vurduğunu söylemesi gerektiğini, aksi halde teröristlerin kendisini öldüreceklerini söyler.
Tanık, Biꢀar'a oğlunu kimin vurduğunu sorduğunda Biꢀar sopayla tanığa vurur. Tanık
oğlunun cesedini bulmak üzere gider. Her tarafta askerler vardır. Otopsi yapılması için oğlunu
Silvan hastanesine götürür. Tanığa göre oğlunu PKK teröristleri vurmuꢀtur. Tanık hem
oğlunun öldürülmesiyle ilgili olarak, hem de kendisine sopayla vuran ꢀahsa karꢀı ꢀikayette
bulunur.
Mehdi Guzeç'in jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
42. Tanık Boyunlu köyünde korucudur. Tanık ve diğerleri 23 Temmuz 1993 günü köydeyken,
Ormandıꢀı yakınlarında kavak ağacı keserken teröristlerle çatıꢀmaya giren diğer koruculardan
yardım çağrısı alırlar. Korucular olay yerine gittiğinde iki kiꢀiyi yaralı halde bulurlar.
Teröristler bir yandan kaçarken bir yandan da geliꢀi güzel ateꢀ etmektedirler. Korucular
teröristleri izler. Teröristler köye girdiklerinde de ateꢀ etmeyi sürdürürler. Korucular köye
girdiklerinde iki köylünün öldürüldüğünü ve teröristlerin köyden kaçtığını görürler. Daha
sonra da güvenlik güçleri gelir. Ertesi sabah bir operasyon yapılır fakat bir sonuç alınamaz.
Koruculardan köylerine geri dönmeleri istenir.
Hüseyin Cesur'ın jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
43. Tanık Boyunlu köyünde korucudur. 23 Temmuz 1993 tarihinde o ve diğer koruculara,
çatıꢀma çıktığı için gelmeleri çağrısında bulunulur. Hista çayı mevkiine ulaꢀtıklarında iki
kiꢀiyi yaralı halde bulurlar. Teröristler geliꢀigüzel ateꢀ açarak Ormandıꢀı köyüne girerler.
Korucular arkalarından köye girdiklerinde teröristler köyün kuzey kesiminden kaçmıꢀtır.
Korucular iki köylünün öldürüldüğünü öğrenir. Bu sırada güvenlik güçleri de kendilerine
yetiꢀmiꢀtir. Bu sırada hava kararmıꢀtır. Ertesi sabah, Altınkum'a doğru kaçan teröristlerin izini
sürerler. 7-8 teröristten hiçbiri bulunamaz. Koruculara köylerine geri dönmeleri söylenir.
Reꢁat Değerli'nin jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
44. 23 Temmuz günü öğleden sonra, tanık ve diğerleri Sadık Simpil'e ait Hista mevkiindeki
kavak ağaçlarını kesmeye gider. Üç korucu da tepeden onları izler. Aꢀağdan silah sesleri
geldiğini ve karꢀılık verildiğini duyarlar. Sadık Simpil yaralanmıꢀtır. Olayı derhal köye haber
verirler. Çatıꢀma bir süre daha devam eder. Yardım geldiğinde sayıları 7-8 civarında olan
teröristler Ormandıꢀı'na doğru kaçmaya baꢀlamıꢀtır. Köyden yardıma gelen Medeni Sümbül
de yaralanır. Teröristlerin ateꢀe karꢀılık vermesinden sonra olay yerine yardıma koꢀulur.
Teröristler geliꢀigüzel ateꢀ ederek köye girerler. Korucular köye girdiklerinde yaꢀlı bir kadınla
çocuğun teröristlerin rastgele ateꢀi sonucu öldüklerini görürler. Teröristler Altınkum'a kaçmıꢀ
jandarma komutanının verdiği talimatlar uyarınca bölge kuꢀatılmıꢀtır. Fakat havanın
kararması nedeniyle operasyona son verilir. Ertesi sabah operasyona devam edilir ama sonuç
alınamaz. Koruculardan köylerine geri dönmeleri istenir.
Ramazan Moguç'un jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
45. Korucu olan tanık, kavak kesen arkadaꢀlarından bir yardım çağrısı geldiğini
hatırlamaktadır. Olay mahalline gittiklerinde iki ꢀahsı yaralı halde bulurlar ve yaralılarla
ilgilenmek üzere adam bırakarak, kaçarken etrafa geliꢀigüzel ateꢀ eden teröristlerin peꢀine
düꢀerler. Ormandıꢀı'na giren teröristler etrafı yoğun ateꢀe tutarlar. Teröristler Ormandıꢀı'ndan
çıkarken korucular girer. Teröristlerin ateꢀ açması sonucu iki köylünün öldüğünü duyarlar.
Operasyon timleri hava kararmak üzereyken bölgeye ulaꢀır. Komutan araꢀtırma timi
göndermek için sabah olmasını bekler. Altınkum'a doğru kaçan teröristler bulunamamıꢀtır.
Koruculara köylerine geri dönmeleri söylenir.
Hamdüsena Güleç'in jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
46. Korucu olan tanık Hista deresi mevkiinde kavak ağacı kesen diğer korucuların güvenliğini
sağlamaktadır. Silah sesleri duyulur ve koruculardan ikisi yaralanır. Korucular ateꢀle karꢀılık
verir. Deredeki koruculara yardım ulaꢀtığında 6-7 civarındaki terörist Ormandıꢀı'na doğru
kaçmaya baꢀlar. Korucular onları izler. Teröristler köyün içine geliꢀigüzel ve yoğun olarak
ateꢀ açarlar. Korucular köye yaklaꢀtıklarında teröristler ayrılmıꢀtır. Köyün aꢀağısındaki derede
izlerini kaybederler. Teröristlerin ateꢀi sırasında iki köylünün öldüğünü öğrenirler. Bu sırada
askerler de gelir. Havanın kararması nedeniyle komutan teröristlerin olası kaçıꢀ yönlerini
kapatır, sabah olunca da bir araꢀtırma timi gönderir. Teröristlerin izi sürüldüğünde,
Altınkum'a kaçtıkları anlaꢀılır. Korucular köylerine geri gönderilir.
Hamdüsena Simpil'in jandarmalar tarafından alınan 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
47. Tanık tepedeki üç kiꢀinin gözcülüğünde kavak ağacı kesmeye gider. Teröristler üzerlerine
ateꢀ açar ve kardeꢀi vuruldum diye haykırır. Teröristlere ateꢀle karꢀılık verirler. Diğer
korucular olay telsizle kendilerine bildirildikten sonra yardıma koꢀarlar. 7-8 kiꢀi olan
teröristler kuzeye doğru kaçarlar. Yardımın gelmesiyle korucular Ormandıꢀına doğru kaçan
teröristleri takibe baꢀlarlar. Diğerleri geriye doğru ateꢀ açan teröristleri izlerken yaralılar da
köye geri götürülür. Teröristler Ormandıꢀı'na girer. Karꢀılıklı ateꢀ bir süre devam eder. Bu
sırada askerler de gelir. Teröristler dere yatağını kullanarak kuzeye doğru kaçarlar. Köye
girdiklerinde korucular teröristlerin yaylım ateꢀi sonucu iki köylünün öldüğünü öğrenirler.
Komutan timleri yerleꢀtirir ve havanın kararması nedeniyle araꢀtırmayı sabaha erteler.
Teröristlerin bir traktörle Altınkum'a kaçtıkları anlaꢀılır. Korucular köylerine geri dönerler. Temmuz 1994 tarihli vukuat raporu
48. Rapor, Teğmen Hakan Temel Aksel, kıdemli uzman çavuꢀ Hacı Ali Büber, korucu
Mehmet Zaman Simpil, ölen mağdurun babası Zeki Matyar ile ölen diğer mağdurun oğlu
Ahmet Nibak'ın imzalarını taꢀımaktadır. Raporda ꢀu hususlara yer verilmiꢀtir:
49. 23 Temmuz 1993 günü 16.00 sularında Boyunlu korucuları telsizden, kavak ağacı
kesmeye giden 6 korucunun teröristlerde çatıꢀmaya girdiğini duyar. Sadık Simpil ve Medeni
Simpil yaralanmıꢀtır. Koruculardan oluꢀan ikinci bir tim hemen olay mahalline gider.
Teröristler Ormandıꢀı’na kaçmıꢀlardır. Daha sonra korucuların teröristlerle yeniden temas
sağladıkları bilgisi alınır. Silvan Jandarma Komando Bölüğünden iki tim Altınkum’a
yerleꢀtirilir. Bir korucu timiyle Bayrambaꢀı Jandarma Karakolundan bir iç güvenlik timi
Babakaya köyüne yerleꢀtirilir. Yerleꢀtirme sırasında teröristlerin Ormandıꢀı’na girdikleri ve
tepedeki korucularla aralarındaki çatıꢀmanın sürdüğü öğrenilir. Teröristler bir traktöre binerek
ve ateꢀ etmeye devam ederek Altınkum köyüne doğru kaçarlar. Bayrambaꢀı jandarmaları ve
korucular Babakaya’dan köye geldiklerinde, 1926 doğumlu Seve Nibak isimli bir kadınla doğumlu Cihan Matyar isimli bir çocuğun teröristlerin yaylım ateꢀi sonucu öldüğünü
fark ederler. Güvenlik güçleri geceyi geçirmek üzere konuꢀlandırılır. Sabahleyin, yapılan
arama-tarama faaliyetinde 5 adet 7.62 mm. çapında G3 mermisi, 18 adet 7.62 mm. çapında
Kaleꢀnikof mermisi ile teröristlere ait 25 adet Biksi makineli tüfek mermisi bulunur. Yaralı
köy korucusu ile vatandaꢀ Silvan’a oradan da helikopterle Diyarbakır Askeri Hastanesine
götürülür.
50. Silvan Cumhuriyet Savcısının talimatıyla teröristler tarafından öldürülen köylülerin
cesetleri, otopsileri yapılmak üzere ilçe merkezine gönderilir. Olay esnasında, Boyunlu
korucuları 3 aydınlatma fiꢀeği, 10 el bombası ve 40 adet 7.62 mm. çapında Kaleꢀnikof
mermisi kullanırken, Silvan komando timi 25 adet 60 mm.’lik havan mermisi ve 1950 adet
G3 mermisi kullanmıꢀtır. Tüm aramalara karꢀın dağlık ve ormanlık arazi nedeniyle boꢀ
kovanlar bulunamamıꢀtır. Köyün ve çatıꢀma bölgesinin aranmasını müteakiben baꢀka can ve
mal kaybı olmadığı anlaꢀılmıꢀtır.
Olay yerinin Astsubay Hacı Ali Büber tarafından çizilen 24 Temmuz 1993 tarihli krokisi
51. Bu kroki, kavak ağaçlarının bulunduğu bölgeden Ormandıꢀı’nın içine doğru uzanan ve
teröristlerin kuzeydeki Kulp’a kaçmak üzere kullandıkları yolu, köyün güneyine doğru
konuꢀlanan komando timlerinin yerlerini ve iki köylünün cesetlerinin bulunduğu yeri
göstermektedir. Temmuz 1993 tarihli otopsi raporu
52. Bu rapor cumhuriyet savcısı ve iki doktor tarafından imzalanmıꢀtır. Raporda, Seve
Nibak’ın cesedinin sol arka skapula altında miskapüler hat üzerinde 1X1 cm ebadında giriꢀ
deliği ve buna ait ön koltuk altı çizgisinin 4.interkostal hat hizasında 3-4 cm. ebadında çıkıꢀ
deliği görüldüğü; cesedin kesin ölüm sebebinin ateꢀli silah yarasına bağlı hayati organ
yaralanması ve buna bağlı toraks içi yaygın kanama olduğu belirtilmektedir. Cihan Matyar
isimli 8 yaꢀındaki çocuğun cesesinde ksfoik kemiğinin 2-3 cm. sol tarafında bir adet mermi
giriꢀ deliği ve buna bağlı sol arka 10. vertebraya 2-3 cm. mesafede çıkıꢀ deliği görüldüğü;
ölüm sebebinin ateꢀli silah yarasına bağlı, kan kaybı ve yaygın iç kanama olduğunun
anlaꢀıldığı belirtilmektedir.
Silvan Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinden verilme Zeki Matyar adına düzenlenmiꢁ 24 Temmuz 1993
tarihli rapor
53. Bu raporda baꢀta 1-2 günlük çürükler ve solda sırt bölgesinde kostovertebral bölgede
ekimotik alanlar tespit edildiği; kaburga kemiklerinde kırık ꢀüphesi olduğu belirtilmiꢀ ve hasta
teꢀhis ve tedavi amacıyla Diyarbakır Devlet Hastanesine sevk edilmiꢀtir.
Silvan Devlet Hastanesi acil polikliniğinden verilme Sadık Simpil adına düzenlenmiꢁ 24 Temmuz 1993
tarihli rapor
54. Bu raporda, ayakta muhtemel bir mermi giriꢀi, sağ kolda bir mermi giriꢀi ve (yer
okunmuyor) muhtemel bir üçüncü mermi çıkıꢀı tespit edildiği belirtilmiꢀtir. Hasta Diyarbakır
Devlet Hastanesi Ortopedi Servisine sevk edilmiꢀtir.
Silvan Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinden verilme Medeni Simpil adına düzenlenmiꢁ 24 Temmuz 1993
tarihli rapor
55. Bu raporda sol diz kapağının 5-10 cm arka üst kısmında muhtemelen mermi giriꢀ deliği ve
buna bağlı arka diz kapağının 10 cm yukarısında çıkıꢀ deliği tespit edildiği; kırık ihtimalinin
bulunduğu; hayati tehlikenin bulunmadığı belirtilmiꢀtir. Hasta Diyarbakır Devlet Hastanesi
Ortopedi servisine sevk edilmiꢀtir.
Sadık Simpil’in jandarmalar tarafından alınan 26 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
56. Boyunlu korucusu olan tanık, Muhyettin Simpil ve Medeni Simpil'le birlikte, 300 m.
ötedeki yüksek bir tepede bulunan üç kiꢀinin gözcülüğünde (bu üçünün telsizi yüksekte
oldukları için çalıꢀmaktadır) ağaç kesmektedirler. Sadık kendilerine iki kiꢀinin ateꢀ ettiğini
görür. Ateꢀ sonucu kolundan ve bacağından yaralanır. O da ateꢀle karꢀılık verir. Teröristler
kaçar. Korucular Boyunlu'daki diğer koruculardan telsizle yardım isterler. Diğerleri gelir ve
teröristleri izlemeye baꢀlarlar. Ormandıꢀı'dan gelen silah seslerini iꢀitir. O ve Medeni Simpil
hastaneye götürülür.
Medeni Simpil'in jandarmalar tarafından alınan 26 Temmuz 1993 tarihli ifadesi
57. Korucu olan tanık, Pista deresi mevkiindeki Ormandıꢀı köyü yakınlarında ağaç
kesmektedir. Oraya vardıklarında iki ya da üç terörist ateꢀ açar. O ve Sadık Simpil açılan ateꢀ
sonucu yaralanır. Sadık ateꢀle karꢀılık verir ve teröristler kaçar. Onları koruyan korucular
olayı telsizle haber verirler. Bölge kuꢀatılır. Medeni Ormandıꢀı'dan gelen silah seslerini iꢀitir.
Yaralı bacağının tedavi edilmesi için hastaneye götürülür.
Biꢁar Nibak'ın 27 Temmuz 1993 tarihli dilekçesi
58. 23 Temmuz 1993 günü 17.30 sularında dilekçe sahibinin köyü Ormandıꢀı Boyunlu
korucuları tarafından basılır. Karısı ve baldızı kaçarken kendisi de evden dıꢀarı kaçar. Đhsan
Sümbül, Eꢀref Sümbül, Zaman Sümbül ve Gurgin Sümbül isimli korucular etrafa geliꢀigüzel
ateꢀ açarlar ve karısını öldürürler. Adıgeçenler, Nibak'ın ürününü ateꢀe verirler ve bazı evleri
de yakarlar. Üstte anılan ꢀahıslarla bir arazi uyuꢀmazlığı mevcut olup 1981-1982 yıllarına ait
belgeler adliyededir. Biꢀar Nibak, dilekçesinde dört korucuya karꢀı ꢀikayette bulunmaktadır.
Biꢁar Nibak'ın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi
59. 23 Temmuz 1993 günü, köyde silah sesleri duyulur. Tanığın karısı Seve korucuların
geldiğini söyler. Tanık ve oğlu köyün dıꢀına kaçar. 20.00 sularında jandarmalar oradayken
geri gelir. Karısını ölmüꢀ halde bulur. Baldızı, Boyunlu korucularının (Đhsan Sümbül, Eꢀref
Sümbül, Zaman Sümbül ve Gürgin Sümbül) eve girerek karısını öldürdüğünü söyler.
Adıgeçenler evlere ateꢀ açmıꢀlar ve yakmıꢀlar ayrıca ürünleri de ateꢀe vermiꢀlerdir. O sırada
köyde hiç terörist bulunmamaktadır. Köyün üstte adıgeçenlerle 1984-1985 yıllarına ait bir
arazi uyuꢀmazlığı bulunmaktadır. Biꢀar Nibak'a göre saldırının sebebi budur. Korucular
oradayken bir helikopter köyün üstünde sürekli uçmuꢀ ve manevra yapmıꢀtır. Tanık suçluların
cezalandırılmasını ve ekinlerinin zararının ödenmesini talep etmektedir.
Hüsna Nibak'ın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi
60. 23 Temmuz günü 17.30 sularında Boyunlu korucuları tarafından köye baskın yapılır.
Tanığın kayınpederi Biꢀar silah seslerini duymaları üzerine diğer köylülerle birlikte kaçarlar.
Dört korucu (Đhsan Sümbül, Eꢀref Sümbül, Zaman Sümbül ve Gürgin Sümbül) eve girerek
kayınvalidesini öldürür. Korucular evlere ateꢀ açarak ürünleri yakarlar. Hüsna diğer görgü
tanıklarının isimlerini de verir.
Mehmet Zaman Simpil'in Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi
61. Boyunlu korucusu olan tanık, teröristlerin odun kesmekte olan kardeꢀine ve diğerlerine
ateꢀ açtıklarının telsizle haber verildiğini söylemektedir. Onlar da derhal Bayrambaꢀı
Jandarma Karakoluna haber verirler. Jandarmalar, olay yerine gitmelerini, kendilerinin de
hemen oraya yetiꢀeceklerini söyler. Korucular çatıꢀma mahalline gittiklerinde teröristler
kaçmaktadır. Onlar da peꢀlerine düꢀerler. Teröristler Ormandıꢀı köyüne girerler. Korucular
köyün güneyine doğru tepede mevzilenirler. Teröristler ve korucular birbirlerine karꢀılıklı ateꢀ
açarlar. Teröristler hava kararmadan kısa bir süre önce kaçarken bir traktöre binerler. Bu
sırada bir helikopter gelir ve teröristlere ateꢀ açar. Çatıꢀma sırasında köyün etrafındaki ekinler
tutuꢀur. Hava kararır. Yüzbaꢀı Hakan koruculara köylerine dönmelerini söyler. Daha sonra iki
köylünün öldüğünü fakat bunları korucuların öldürmediğini öğrenir. ꢁikayetçi Biꢀar Nibak’ın
terörist olan bir torunu öldürülmüꢀtür ve akrabalarından birçoğu da teröristtir.
Gürkan Simpil’in SilvanCumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi
62. Boyunlu köyünden bir çoban olan tanık, 23 temmuz 1993’te koyunlarını otlatmaktadır.
Korucu değildir. Çatıꢀmadan akꢀam köye döndüğünde haberi olmuꢀtur. Olaya harhangi bir
ꢀekilde karıꢀmamıꢀtır. Kendisini doğrulayacak tanıkların isimlerini vermiꢀtir.
Đhsan Simpil’in SilvanCumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi
63. Boyunlu köyü korucularının baꢀı olan tanık, teröristlerin odun kesmekte olan kardeꢀine ve
diğerlerine ateꢀ açtıklarını telsizden duyduğunu ve derhal Bayrambaꢀı Jandarma Karakoluna
haber verdiğini söylemektedir. Çatıꢀma Piꢀta deresi bölgesindedir. Bölgeye inerek çatıꢀmaya
katılırlar. Teröristler kaçmaya baꢀlarlar ve Ormandıꢀı’na girerler. Korucular güneye doğru
mevzilenirler ve teröristlere karꢀılıklı olarak ateꢀ açarlar. Helikopter gelerek teröristlere ateꢀ
açar. Teröristler bir traktöre binerek Kulp’a doğru kaçmaya baꢀladıklarında helikopter ve
korucular onları takip eder. Bazı korucular köyün içinden geçerler. Çatıꢀma esnasında atılan
izli mermiler yüzünden ekinler ve toplanan ürünler tutuꢀur. Korucular teröristleri Altınkum
köyü eteklerine kadar izlerler. Hava karardığı ve teröristler Kulp tarafına ulaꢀtığı için
korucular, askerlerin de bulunduğu Ormandıꢀı köyüne dönerler. Đhsan bir kadının ve çocuğun
öldürüldüğünü duyar. Korucular ve askerler gece boyunca köyde kalırlar. Kimse korucuların
birini öldürdüğünü o sırada iddia etmez. Seve Nibak, tanığın yakın bir akrabası olup teyzesi
gibidir. Korucular aleyhinde yapılan ꢀikayetler teröristlerin baskısından kaynaklanmaktadır.
Teröristler korucu sistemini ortadan kaldırmak istemektedirler.
Eꢁref Simpil'in Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Ağustos 1993 tarihli ifadesi
64. Köy korucusu olan tanık telsizden Piꢀta deresi mevkiinde odun kesmekte olan koruculara
teröristler tarafından ateꢀ açıldığını duyar. Bayrambaꢀı Karakoluna haber verdikten sonra
diğer korucuların yardımına koꢀarlar ve çatıꢀmaya katılırlar. Korucubaꢀının kardeꢀi Sadık ve
Medeni yaralanmıꢀtır. Çatıꢀma sürerken teröristler Ormandıꢀı'an yönelirler. Onlar da
peꢀlerinden gider. Korucular köye giremez yakındaki tepeye mevzilenirler. Bu sırada
jandarmalar da yakındaki Babakaya köyüne gelmiꢀlerdir. Bir helikopter gelerek köydeki
teröristlere ateꢀ etmeye baꢀlar. Teröristler Kulp'a doğru kaçmaya baꢀlarlar. Helikopter de
onları izler. Teröristlerin köyü terk edip kaçmaya baꢀladıklarında saat 17.00 civarıdır. 20.30
sularında korucular ayrılmadan önce bir kadının ve çocuğun öldüğünü duyarlar. 20.30
sularında köye askerler gelir. Bayrambaꢀı jandarma karakolu komutanı 22.00 sularında
telsizle koruculara haber vererek korucuların Ormandıꢀı'na dönmeleri ve geceyi orada
geçirmeleri talimatını verir. Tanık kimseyi öldürmemiꢀtir. ꢁikayetçiler teröristlerin baskısı
altındadırlar.
Jandarmalar tarafından hazırlanan 18 Ağustos 1993 tarihli tutanak
65. Bu tutanakta Ergani Komando Taburu ve Silvan Komando Bölüğü'nün 8 ve 12 Ağustos tarihlerinde ortak bir operasyon düzenlediği, Sadık Simpil, Medeni Simpil ve Muhyettin
Simpil'i de yaralayan Seve Nibak ve Cihan Matyar'ın katillerinin yakalanamadığı ve
kimliklerinin tespit edilemediği belirtilmektedir.
M. Sabri Matyar'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 31 Ağustos 1993 tarihli ifadesi
66.16.00 sularında 30 civarında Boyunlu köyü korucusu Ormandıꢀı köyüne girerek tüm evlere
ateꢀ etmeye baꢀlarlar. Mermilerden bir kısmı kendi evine isabet eder. Bu sırada köyde ne
terörist ne de çatıꢀma vardır. Korucuların Seve Nibak ve Cihan Matyar'ı öldürdüğünü duyar.
Korucular hasadı yapılmıꢀ ekinleri de ateꢀe vermiꢀ fakat evlere dokunmamıꢀlardır. Đki saat
sonra korucular köylerine dönerler. Onlar köyden ayrılmadan önce, bir helikopter köye doğru
alçalır ve bazı yerlere ateꢀ açar. Karanlık çöktükten sonra, saat 19.00 sularında askerler köye
gelir. Tanık, Bayrambaꢀı Karakol Komutanı Astsubay Hacı Ali'ye olanları anlatır. Buna
rağmen hiçbir soruꢀturma açılmaz.
Mehdi Matyar'ın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 31 Ağustos 1993 tarihli ifadesi
67. 30 civarında Boyunlu köyü korucusu Ormandıꢀı köyüne gelerek ateꢀ açarlar. Küfürler
savurarak evlere girerler ve ateꢀ ederler. Tanık, Seve Nibak ve Cihan Matyar isimli iki ꢀahsın
öldürüldüğünü duyar. Korucular ürünleri ve ekinleri yakmıꢀlar fakat evlere
dokunmamıꢀlardır. 19.30 sularında korucular kendi köylerine dönmek üzere köyü terk ederler.
Korucular ayrılmadan kısa bir süre önce bir helikopter gelerek çeꢀitli hedeflere ateꢀ açar.
Korucular ayrıldıktan sonra köye askerler gelir. Köylüler onlara her ꢀeyi anlatır fakat askerler
onlara inanmadıkları için korucuları tutuklamaz.
ꢀevket Aslan'ın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 1 Eylül 1993 tarihli ifadesi
68. 16-17.00 sularında, tanık köyde silah sesleri iꢀitir. Boyunlu korucuları köye gelerek ateꢀ
açarlar. Köyde ne terörist vardır ne de çatıꢀma. Korucular ekinleri ve hasadı yapılmıꢀ ürünleri
yakarlar ama evlere dokunmazlar. Tanığın evine de gelerek, oğlunu terörist olduğu iddiasıyla
bağlarlar ve silah ararlar. Tanığın oğlunu da yanlarına alarak evden çıkarlar. Oğlu daha sonra
kaçmayı baꢀarır. Ekinleri yanarken bir helikopter alçaktan köyün üzerinde uçark. Korucubaꢀı
Đhsan burada telsizle komutanla konuꢀmakta ve "Bir traktörle Kulp'a doğru kaçıyorlar"
demektedir. Helikopter daha sonra o tarafa yönelir. Hava karardığında korucuların çoğu
köyden ayrılır, korucubaꢀı ile birkaç korucu kalır. Diğerleri Altınkum Bezvan'a gider,
muhtemelen oradaki ürünü de yakarlar. Bu sırada askerler gelir. Köylüler koruculardan
korktukları için ꢀikayette bulunamazlar. Askerler kendilerine hiçbir ꢀey yapmamıꢀtır.
Hasan Manar'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 2 Eylül 1993 tarihli ifadesi
69. 16.00-17.00 sularında, korucular köye gelir. O ve diğer köylüler korkudan kendilerini eve
kaparlar. Tanık silah sesleri iꢀitir. Korucular evlere ateꢀ açarlar. Köyde terörist olmadığı gibi
çatıꢀma da yoktur. Korucular ekini ve hasadı yapılmıꢀ ürünü yakarlar. Hava karardıktan sonra
askerler gelir. Hüsna Nibak tanığa, koruculara eve girmemelerini söylemek üzere kapıya
geldiğinde korucuların Seve Nibak'ı öldürdüğünü söyler. Bu olaylar vuku bulduğu sırada
köyün üzerinde bir helikopter uçmaktadır.
Mehmet Zeki Matyar'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 13 Eylül 1993 tarihli ifadesi
70. Boyunlu korucuları Ormandıꢀı köyüne gelerek etrafa ateꢀ açarlar. Tanık, oğlu Cihan'ın
eve gelirken korucubaꢀı tarafından öldürüldüğünü görür. Daha sonra korucular ürünü
yakarlar. Karanlık çökünce, korucular köyden ayrılırlar. Köyde hiçbir terörist olmadığı gibi
silahlı bir çatıꢀma da olmamıꢀtır. Korucular ayrıldıktan sonra köye askerler gelir –tanık onları
gözmek çünkü korkudan evin içinde kalmıꢀtır.
Azize Matyar'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 13 Eylül 1993 tarihli ifadesi
71. Silah seslerini duyan tanık Veysi'nin evine koꢀar. Oğlu Cihan Veysi'yledir. Eve girerler ve
kapıyı kitlerler. Bu arada ateꢀ açılır ve oğlu vurulur. Kocası köyün dıꢀında sürüyü
gütmektedir. Korucular ürünü ve ekini yakarlar. Köyde ne terörist vardır ne de teröristlerle
çatıꢀma.
Faysal Aslan'ın Silvan Cumhuriyet savcısı tarafından alınan 21 Eylül 1993 tarihli ifadesi
72. Tanık dıꢀarda tarladadır. 13.00 sularında silah sesleri iꢀitir. Eve dönerken evden 100 m.
uzakta babasıyla karꢀılaꢀır. Babası saklanmaları gerektiğini çünük boyunlu korucularının
köyün erkeklerini öldürdüğünü söyler. Tanık evden çok uzakta olmayan dere kenarında bir
yere saklanır. Boyunlu'dan 100 kadar ꢀahsın köyü bastığını görür. Đçlerinden bazılarını da
tanımaktadır. Eꢀref, Görgü ve Đhsan Simpil'i rastgele ateꢀ açarak köye girerken görür.
Adıgeçenler, babasını, annesini, kardeꢀini ve karısını rehin alarak eğer ortaya çıkmazsa onları
öldüreceklerini söylerler. Annesi yalvarır ve tanık ortaya çıkar. Eꢀref tanığı bağlayarak
teröristlerin nerede olduklarını söylemesini ister. Tanık, Eꢀref'e, 10 gün önce teröristlerin
kendisini ve babasını götürdüklerini anlatır. Teröristlere 50 milyon TL vermeleri üzerine
serbest bırakılmıꢀlardır. Eꢀref yalan söylediğini ve teröristlerle bağlantısı olduğunu söyler.
Tüfeğin dipçiğiyle tanığa vurur. Tanık Seve Nibak ve Cihan Matyar'ın öldürüldüğünü
görmemiꢀtir. Korucular tanığı öldürmekle tehdit ederler. Korucular su içmesi için ellerini
çözdüklerinde kaçma fırsatı yakalar.
73. Korucular, harmanlanmıꢀ ekini yakarlar. Bu sırada bir helikopter alçak irtifada köyün
üzerinde uçmaktadır. Koruculardan Đhsan telsizle helikopterle konuꢀmaktadır. Konuꢀtuğu kiꢀi
il jandarma alay komutanıdır. Đhsan 70-80 ölü olduğunu iddia ederek helikopterden bazı
yerlere ateꢀ açmasını ister. Teröristlerin bir traktörle kaçtığını söyler. Helikopter onların köylü
olup olmadığını sorduğunda ise terörist olduklarını ve öldürmelerini söyler. Helikopter
traktörle kaçanlar sivil oldukları için üstlerine ateꢀ etmez.
74. 19.00 sularında güvenlik güçleri geldiğinde tanık astsubay rütbesindeki komutana neler
olduğunu anlatır. Astsubay, kendilerine, korucuların teröristlerin saldırısına uğradıkları
yönünde haber geldiğini söyler. Astsubay orada bulunan Đhsanla konuꢀur. Đhsan gülerek, tüm
köyü yok edebileceklerini fakat üsteğmenin bu kadarının yeterli olduğunu söylediğini iddia
eder. Korucular köyde üç gün kalır. Tanık korucular aleyhinde ꢀikayette bulunur. Ekim 1993 tarihli balistik ekspertiz raporu
75. Bu rapor 23 Temmuz 1993 tarihindeki olayda atılan kovanları listelemektedir. Rapora
göre bu kovanlar 7 farklı silahtan ateꢀlenmiꢀtir. Boꢀ kovanlar ꢀu anda, atıldıkları silahların
baꢀka olaylarda da kullanılıp kullanılmadığını tespit etmek üzere incelenmektedir. Đnceleme
tamamlandığında bir rapor daha hazırlanacaktır.
Silvan cumhuriyet savcısının 27 Ekim 1993 tarihli görevsizlik kararı
76. Bu kararda öldürülen kiꢀiler (Seve Nibak ve Cihan Matyar), yaralı ꢀahıslar (Zeki Matyar,
Sadık Simpil, Medeni Simpil ) sayılmıꢀ ve PKK teröristleri de ꢀüpheli olarak belirtilmiꢀtir.
Kararda Pista mevkiinde teröristler tarafından koruculara silahlı saldırı düzenlendiğinin
anlaꢀıldığı ifade edilmektedir. Teröristler Ormandıꢀı köyüne girerek ve geliꢀigüzel ateꢀ ederek
geri çekilmiꢀlerdir. Bu sırada iki köylü ölmüꢀtür. Güvenlik güçleri geldiğinde teröristler
kaçmıꢀtır. Sözkonusu suçlar DGM yetkisine girdiği için Silvan cumhuriyet savcısı dosyayı
DGM Baꢀsavcılığına göndermiꢀtir.
Diyarbakır DGM savcısının 24 Kasım 1993 tarihli görevsizlik kararı
77. Bu kararda, Đhsan, Eꢀref, Mehmet Zaman ve Gürkan Simpil, Seve Nibak ve Cihan
Matyar'ın katl zanlıları olarak sayılmıꢀtır. Kararda, ꢀüpheli korucuların Ormandıꢀı köyüne
baskın düzenleyerek geliꢀigüzel ateꢀ etmek suretiyle üstte adıgeçen ꢀahısları öldürdüklerinin
anlaꢀıldığı belirtilmektedir. Temmuz 1994 tarihli ve Silvan ilçe jandarma komutanı tarafından da imzalanan vukuat raporu
78. Olay, 13 Ocak 1994 tarihinde meydana gelen PKK üyeleriyle giriꢀilen bir silahlı çatıꢀma
olarak tarif edilmektedir. Boyunlu korucuları Kaforme tepesine doğru ilerlerken 7-8 kiꢀilik bir
terörist grubuyla karꢀılaꢀırlar. Mehmet Safi Arancak ve kimliği belirlenemeyen bir PKK
teröristinin öldürüldüğü bir çatıꢀma çıkar. Temas sağlanır sağlanmaz, Boyunlu'dan 3 korucu
timi, Onbaꢀılar'dan bir korucu timi, bir BTR-80 ve 3 jandarma komanda timi takibe baꢀlar.
Kan izleri bulunmasına karꢀın iki teröristin yaralandığı baꢀka teröriste rastlanmadığı sonucuna
varılır. Eylül tarihli 1994 ve jandarmayla baꢁvuran tarafından imzalanan tutanak
79. Bu tutanakta baꢀvuranla Mehmet Safi Arancak'ın Ormandıꢀı'daki evlerinin ve bahçelerinin
yakıldığına iliꢀkin ꢀikayetlerine yönelik bir soruꢀturma yürütüldüğü belirtilmektedir. Bu
olayla ilgili olarak yerel jandarma karakoluna hiçbir baꢀvuruda bulunulmamıꢀtır. Mehmet Safi
Arancak, 13 Ocak 1994 tarhinde Boyunlu köyü yakınlarında güvenlik güçleriyle teröristler
arasında çıkan çatıꢀmada öldürülür. Baꢀvuranın Silvan ve Ormandıꢀı'da evleri bulunmaktadır.
Hasat mevsiminde Ormandıꢀı köyüne gelmektedir. Ormandıꢀı'daki Evi, bahçesi ve tarlaları
korucular tarafından yakılmamıꢀtır.
Baꢁvuranın cumhuriyet savcısı tarafından alınan 30 Eylül 1994 tarihli ifadesi
80. Baꢀvuran Ormandıꢀı köyünde yaꢀadığını, Mehmet Safi Arancak'ın 13 Ocak 1994 tarihinde
güvenlik güçleriyle girilen çatıꢀmada öldürüldüğünü belirtmektedir. Baꢀvuran, Arancak'ın
terörist olup olmadığını bilmemektedir. Baꢀvuranın Ormandıꢀı'daki evi, bahçesi ve tarlaları
iddia edildiği gibi yakılmamıꢀtır. Konuyla ilgili olarak baꢀvuran hiçbir makama baꢀvuruda
bulunmamıꢀtır.
Silvan Đlçe Jandarma Komutanının Silvan Cumhuriyet Savcısına muhatap 30 Eylül 1994 tarihli yazısı
81. Bu yazıda, baꢀvuran ve Mehmet Safi Arancak'ın, evlerinin, bahçelerinin ve tarlalarının
korucular tarafından 24 Temmuz 1993 tarihinde yakıldığını iddia ederek Avrupa Đnsan
Hakları Komisyonuna baꢀvuruda bulundukları belirtilmektedir.
82. Yapılan araꢀtırmalara göre, bu hususta jandarmaya hiçbir baꢀvuru yapılmadığı
anlaꢀılmıꢀtır. Mehmet Safi Arancak, 13 Ocak 1994 günü Boyunlu köyü Kaforme tepesi
mevkiinde teröristlerin yanında güvenlik güçleriyle çatıꢀırken öldürülmüꢀtür. Baꢀvuranın
Silvan ve Ormandıꢀı'nda evleri bulunmaktadır. Ormandıꢀı'ndaki evi, bahçesi ve tarlaları
korucular tarafından yakılmamıꢀtır. Đddialar asılsızdır.
Silvan cumhuriyet savcısının 3 Ekim 1994 tarihli takipsizlik kararı
83. Baꢀvuran ve Mehmet Safi Arancak'ın evlerinin, bahçelerinin ve tarlalarının korucular
tarafından yakıldığı ve köylerini terk etmek zorunda bırakıldıkları iddia edilse de, baꢀvuranın
ifadesinden, Silvan ilçe jandarma komutanının yazısından, otopsi raporundan ve diğer
belgelerden soruꢀturmanın, iddiaları ve sözkonusu suçların iꢀlendiğini doğrulayacak kanıtlar
ortaya çıkarmadığı anlaꢀılmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir kamu davası açılmamıꢀtır.
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 1 Temmuz 1996 tarihli kararı
84. Bu kararla Đhsan Simpil, Eꢀref Simpil, Mehmet Zaman Simpil ve Gökhan Simpil, Seve
Nibak ve Cihan Matyar'ın öldürülme iddiasıyla yargılandıkları davadan beraat etmiꢀlerdir.
85. Anılan mahkeme 23 Temmuz 1993 tarihinde PKK ve köy korucuları arasında bir çatıꢀma
çıktığı sonucuna varmıꢀtır. Teröristler, mağdurların yaꢀadığı Ormandıꢀı köyüne kaçmıꢀlar
korucular da peꢀlerinden köye girmiꢀtir. Mahkeme kanıtları aꢀağıdaki gibi özetlemektedir.
Gürkan Simpil olayda yer almadığını sürüyü otlattığını iddia etmektedirler. Adıgeçenin
savunması Yaꢀar, Makbule, Kamil Simpil ve Salih (soyad okunaksız)'in ifadeleri tarafından
da doğrulanmaktadır. Eꢀref, Đhsan ve Mehmet Zaman Simpil olayda yer aldıklarını ve köye
girdiklerinde iki taraflı çatıꢀma çıktığını belirtmiꢀlerdir. Mağdurların bu çatıꢀma sırasında
öldürülmüꢀ olabileceklerini fakat korucuların onları öldürmediğini ifade etmiꢀlerdir.
Seve Nibak'ın kocası Biꢀar Nibak, kaçtığı için karısına ne olduğunu görememiꢀtir. Cihan'ın
annesi Azize Matyar evlerinde kendilerine ateꢀ edildiğini ifade etmektedir. Dıꢀarıda yangın
çıkmıꢀ ve bir mermi oğluna isabet ederek onun ölümüne yol açmıꢀtır. Seve kapıyı açtığında,
Eꢀref, Đhsan ve Gürkan isimli üç korucuyu görmüꢀtür. Mehmet Zeki Matyar olayı kendi
gözüyle görmediğini belirtmektedir. Faysal Aslan mağdurları kimin öldürdüğünü bilmediğini
ve olaya bizzat tanık olmadığını söylemektedir. Metin Matyar da cinayeti iꢀleyenleri kendi
gözleriyle görmediğini ifade etmektedir.
Olay yerinde bulunan Boꢀ kovanlar ve diğer maddi kanıtlar korucuların cinayete karıꢀtığı
iddiasını boꢀa çıkarmaktadır.
Olay esnasında komuta görevini yürüten Yüzbaꢀı Hakan Temel Aksel ile Üsteğmen Hacı Ali
Biber'in ifadeleri de alınmıꢀtır. Adıgeçenler PKK ile korucular arasında çatıꢀma çıktığını,
mağdurların teröristlerin açtığı ateꢀ sonucu öldüklerini belirtmektedirler. Dürbünle
baktıklarında teröristleri köyden kaçarken görmüꢀlerdir. Adıgeçen subaylar bir soruꢀturma
yürütmüꢀler ve mağdurların teröristler tarafından öldürüldüğü sonucuna varmıꢀlardır. Sonuç
olarak, toplanan kanıtlar ıꢀığında korucuların mağdurları öldürdüklerine iliꢀkin hiçbir
inandırıcı kanıta rastlanamamıꢀtır. Mağdurların teröristler tarafından mı yoksa korucular
tarafından mı öldürüldüğü kesin olarak belirlenememiꢀtir.
ꢁikayetçilerin ortaya attığı iddialar, tanık ifadelerine dayanmamaktadır. Soruꢀturma esnasında
verilen ifadeler mahkemede verilenlerle çeliꢀtiği için dikkate alınmaları mümkün değildir.
Tanık ifadeleri ve dosyanın içeriği suça iliꢀkin yeterli, belirleyici ve inandırıcı kanıtlar ortaya
koyamamıꢀtır. Dolayısıyla davalılar beraat etmelidir.
Baꢁvuranın Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Temmuz 1996 tarihli ifadesi
86. Baꢀvuran, Silvan cumhuriyet savcısına zaten ifade verdiğini belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın talebi
üzerine 30 Eylül 1994 tarihli ifadesi kendisine okunmuꢀtur. Baꢀvuran bu ifadeyi sürdürmek
istediğini belirtmiꢀtir.Baskı altında olmadığını ifade ederek bu yöndeki iddiaları reddetmiꢀtir.
Evi ve malları yakılmamıꢀtır. Temmuz 1993'te Ormandıꢀı ve Boyunlu köylerinde çatıꢀma
çıkmıꢀ ve teröristler kaçmıꢀtır. Olaydan sonra köy korucuları köyü aramıꢀlardır. Olay
esnasında iki kiꢀi öldürülmüꢀtür. Baꢀvuranın evi yakılmamıꢀtır. Kendisi de hiçbir makama
baꢀvurmamıꢀtır.
Ebedin Sezgir'in Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan 2 Temmuz 1996 tarihli ifadesi
87. Tanık olayın vuku bulduğu sırada köyde bulunmamaktadır fakat köyde, muhtemelen
teröristlerle korucular arasında, çatıꢀma çıktığı kendisine söylenmiꢀtir. Çatıꢀma sırasında iki
kiꢀi öldürülmüꢀtür. Tanık baꢀvuranın evinin ya da bahçesinin yakıldığını ne duymuꢀ ne de
görmüꢀtür. Tanık, 1994'ün kıꢀ aylarında güvenlik güçleriyle girilen bir çatıꢀmada öldürülen
Mehmet Safi Aranacak'ı tanımaktadır. Köyde 25 hane bulunmakta olup baꢀvuran hala orada
yaꢀamakta; bağ ve bahçesinde çalıꢀmaktadır.
Ahmet Baykuꢁak'ın jandarmalar tarafından alınan 14 Nisan 2000 tarihli ifadesi
88. Tanık sık sık terörist saldırılara maruz kalan bir bölgede bulunan Bayrambaꢀı köyünde
yaꢀamaktadır. Birçok köylü teröristlerin baskısı nedeniyle evlerini terk etmiꢀler ve korucularla
güvenlik güçlerinin koruduğu daha güvenli bölgelere taꢀınmıꢀlardır. Sözkonusu dönemde
baꢀvuran, Basog ilçesindeki evinin kapı ve pencerelerini satmak üzere çıkararak Ormandıꢀı'na
taꢀınmıꢀtır. Ev terk edildiği için harabeye dönmekle birlikte hala çoğu bölümü sağlamdır.
Baꢀvuranın evi yanmamıꢀ ya da korucular tarafından tahrip edilmemiꢀtir. Tanığın tahminine
göre baꢀvuran Almanya'da yaꢀayan ve PKK üyesi olan oğlunun etkisinde kalmıꢀtır.
Kamil Simpil'in jandarmalar tarafından alınan 14 Nisan 2000 tarihli ifadesi
89. Tanık, yoğun terörist faaliyet nedeniyle Piꢀta vadisindeki evini ve bahçelerini terk etmek
zorunda kaldığı için Boyunlu köyünde yaꢀamaktadır. Baꢀvuran da dahil olmak üzere akrabası
olan birçok kiꢀi aynı ꢀeyi yapmıꢀtır. Baꢀvuranın Basog ilçesinde evi de teröristlerin tacizine
uğramıꢀtır. Bir keresinde vadiye bir PKK saldırısı olmuꢀ ve Sadık Simpil'le Medeni Simpil
yaralanmıꢀtır. Teröristler baꢀvuranın evine girerek çatıꢀmadan kaçmıꢀlardır. Baꢀvuran oradaki
evi terk etmiꢀ ve Ormandıꢀı'nda yaꢀamaya baꢀlamıꢀtır. Baꢀvuran evin ahꢀap döꢀemelerini
almak üzere geri dönmüꢀtür. Evin belli baꢀlı kısımları, baꢀvuran kiriꢀleri kaldırdığı için bazı
taꢀlar döküldüğü halde hala sağlamdır. Baꢀvuranın evinin korucular tarafından yıkılması
sözkonusu değildir. Tüm köylüler baꢀvuranın oğlunun Almanya'da yaꢀadığını ve PKK'yı
desteklediğini bilmektedir.
3. Fotoğraflar
Hükümet tarafından sunulan fotoğraflar
90. 15 Temmuz 1998 tarihinde Hükümet, 11 Eylül 1998 tarihli bir tutunakla birlikte iki
fotoğraf sunmuꢀtur.
91. Her iki fotoğrafta da baꢀvuran olduğu düꢀünülen bir ꢀahıs Ormandıꢀı'ndaki evinin önünde
ayakta dururken gözükmektedir. Tek katlı ev çatılı ve sağlamdır.
Baꢁvuran tarafından sunulan fotoğraflar
92. 22 Haziran 2000 tarihinde, baꢀvuranın avukatları baꢀvuranı evinin dıꢀındayken gösteren
iki renkli fotoğraf sunmuꢀtur. Sözkonusu fotoğraflarda, metruk, çatısız, tuğla ve taꢀları
baꢀvuranın boyuna varan bir ev gözükmektedir.
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA
93. Mahkeme, diğer davalarda özellikle de 16 Eylül 1996 tarihli Akdivar vd-Türkiye kararı,
RD 1996-IV, §§ 28-43, 28 Kasım 1997 tarihli Menteꢀ vd- Türkiye kararı, RD 1997-VIII, §§
36-51; 24 Nisan 1998 tarihli Selçuk ve Asker-Türkiye kararı, RD 1998-II, §§ 33-45 ; 25
Mayıs 1998 tarihli Gündem-Türkiye kararı, RD 1998-III, §§ 32-45 ; 16 Kasım 2000 tarihli
23819/94 no'lu Bilgin-Türkiye kararının ilgili paragraflarında sunulan iç hukuk özetlerine
atıfta bulunmaktadır.
A. Olağanüstü Hal
94. Yaklaꢀık 1985 yılından beri, Türkiye’nin güneydoğusunda güvenlik güçleriyle PKK
üyeleri arasında çatıꢀmalar hüküm sürmektedir. Bu çatıꢀma asker ya da sivil binlerce cana mal
olmuꢀtur.
95. Olağanüstü Hal Kanunu (Kanun no.2935, 25 Ekim 1983) uyarınca iki önemli Kanun
Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılmıꢀtır. Birincisi 10 Temmuz 1987 tarihinde çıkarılan Sayılı KHK olup, onbir güneydoğu ilinin onunu kapsayan bir olağanüstü hal bölge
valiliği kurmaktadır. Anılan KHK’nin 4. maddesinin b ve d fıkraları uyarınca tüm özel ve
genel kolluk kuvvetleriyle Jandarma Asayiꢀ Komutanlığı bölge valisinin emrine
verilmektedir.
96. Đkincisi 16 Aralık 1990 tarihinde çıkarılan 430 Sayılı KHK’dir. Bu KHK de bölge
valisinin yetkilerini güçlendirmiꢀtir. Örneğin, bölge valisi görev alanı içindeki yargıçlar ve
savcılar da dahil olmak üzere kamu görevlilerinin ve çalıꢀanlarının yer değiꢀtirmesine karar
verebilir. Đlgili KHK’nin 8. maddesi ꢀöyledir:
"Bu Kanun Hükmünde Kararname ile Đçiꢀleri Bakanına, Olağanüstü Hal Bölge Valisine ve olağanüstü hal
bölgesi dahilindeki il valilerine tanınan yetkilerin kullanılması ile ilgili her türlü karar ve tasarruflarından dolayı
bunlar hakkında cezai, mali veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi bir yargı
merciine baꢀvurulamaz. Kiꢀilerin sebepsiz uğradıkları zararlardan dolayı Devletten tazminat talep etme hakları
saklıdır."
B. Đdari sorumluluğa iliꢁkin Anayasal hükümler
97. Türk Anayasasının 125. maddelerinin 1. ve 7. fıkraları aꢀağıdaki gibidir:
"Đdarenin her türlü eylem ve iꢀlemlerine karꢀı yargı yolu açıktır… Đdare, kendi eylem ve iꢀlemlerinden doğan
zararı ödemekle yükümlüdür."
98. Bu hüküm olağanüstü hal ve savaꢀ hali de dahil olmak üzere hiçbir sınırlamaya tabi
değildir. 125. maddenin son hükmü, "sosyal risk" kuramına dayalı mutlak ve objektif
sorumluluk taꢀıyan idarenin, sorumlu tutulabilmesi için mutlaka hatalı olduğunun
kanıtlanmasını da gerekli kılmamaktadır. Dolayısıyla, idare, kimliği belirsiz kiꢀilerce ya da
teröristlerce iꢀlenen fiillerden zarar gören ꢀahıslara, kamu düzeni ve güvenliğiyle ya da
bireysel yaꢀam ve mülkiyetin korunmasıyla ilgili görevlerini yerine getirmediği gerekçesiyle
tazminat ödeyebilir.
99. Đdare aleyhine her türlü dava, yargılama usulü yazılı olan idare mahkemelerine açılır.
C. Ceza hukuku ve usulü
100. Türk Ceza Kanunu (TCK) ꢀu fiilleri suç saymıꢀtır:
- Bir kimsenin bir ꢀeyi iꢀlemek veya iꢀlemesine müsaade etmek ya da o ꢀeyi iꢀlememeye
mecbur etmek için diğer bir kimseye zor kullanması veya onu tehdit etmesi (madde 188);
- tehdit (madde 191)
- kiꢀinin konutunu kanunsuz olarak aramak (madde 193 ve 194);
- bir kimseyi iꢀkence veya kötü muameleye tabi tutmak (madde 243 ve 245);
- bir baꢀkasının malına kasten zarar vermek (526 vd maddeler)
101. Bu suçlarla ilgili tüm ꢀikayetler, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 151 ve 153.
maddeleri uyarınca cumhuriyet savcısına ya da yerel idari makamlara yapılabilir. Cumhuriyet
Savcısı, ihbar veya herhangi bir suretle bir suçun iꢀlendiği ꢀüphesini uyandıracak bir durumla
karꢀılaꢀır karꢀılaꢀmaz kamu davası açmaya gerek olup olmadığına karar vermek üzere hemen
soruꢀturma açmakla mükelleftir (Madde 153). ꢁikayetler yazılı ya da sözlü yapılabilir. Bir
ꢀikayetçi, savcının cezai kovuꢀturma baꢀlatılmasına gerek olmadığı yönündeki kararına itiraz
edebilir.
102. ꢁikayet konusu fiilleri iꢀlediğinden ꢀüphe edilenler askeri personelse, verilen emirlere
uymadıklarında, Askeri Ceza Kanununun 86 ve 87. maddelerine uyarınca, zarara sebebiyet
vermek, insan yaꢀamını tehlikeye düꢀürmek ve mala zarar vermekten kovuꢀturulabilirler. Bu
durumda, soruꢀturma CMUK’a göre yetkili makam nezdindeki (asker olmayan) ꢀahıslarca ya
da zanlının hiyerarꢀik üstü tarafından baꢀlatılabilir (Askeri Mahkemelerin Kuruluꢀ ve
Đꢀleyiꢀine iliꢀkin 353 Sayılı Kanun’un 93 ve 95. maddeleri)
103. Eğer zanlı bir Devlet görevlisi ya da memuru ise, yerel idare kurullarından lüzum-u
muhakeme kararı alınması gerekmektedir. Đdare kurulu kararları Danıꢀtay’da temyiz
edilebilir; idare kurullarının vermiꢀ olduğu men-i muhakeme kararları Danıꢀtay tarafından
re’sen incelenir.
D. Medeni Hukuk Hükümleri
104. Memurlar tarafından iꢀlenen maddi ve manevi zarara sebebiyet veren herhangi bir
yasadıꢀı fiil, bu cürüm olsun iꢀkence olsun, olağan medeni hukuk mahkemeleri önünde
tazminat davası konusu olabilir. Borçlar Kanununun 41. maddesi uyarınca, gerek kasten gerek
ihmal ve savsaklama yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye zarar veren ꢀahıs, o
zararın tazminine mecburdur. Maddi kayıplar, Borçlar Kanununun 46. maddesi, manevi
kayıplar ise yine aynı yasanın 47. maddesi uyarınca medeni hukuk mahkemeleri tarafından
tazmin edilir. Terörist ꢀiddetin sebep olduğu zararlar ise Sosyal Yardımlaꢀma ve Dayanıꢀma
Fonu tarafından karꢀılanabilir.
E. 285 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Etkisi
105. Terör suçlarının sözkonusu olduğu durumlarda, cumhuriyet savcılarının yetkileri,
Türkiye genelinde kurulmuꢀ bulunan Devlet Güvenlik Mahkemelerine (DGM) ve bunların
savcılarına geçer.
106. Olağanüstü hal bölgesinde görev yapan güvenlik gücü mensuplarının iꢀlediği suçlar
bakımından da Cumhuriyet Savcılarının yetkileri bulunmamaktadır. 285 sayılı KHK'nin 4§1
hükmü, bölge valisinin emrindeki tüm güvenlik görevlilerinin, görevleri sırasında iꢀledikleri
suçlar bakımından 1914 Sayılı Memurin Muhakematı Kanununa tabi olacaklarını
öngörmektedir. Bu arada bir baꢀka kanun 1914 Sayılı Kanunun yerini almıꢀtır. Dolayısıyla,
güvenlik güçleri tarafından suç iꢀlendiği ihbarını alan herhangi bir savcı görevsizlik kararı
vererek dosyayı Đdare Kuruluna göndermekle mükelleftir. Memurlardan oluꢀan idare
kurullarına vali baꢀkanlık eder. Kurul tarafından verilen men-i muhakeme kararları Danıꢀtay
tarafından re'sen incelenir. Lüzum-u muhakeme kararı alındıktan sonra davayı soruꢀturma
görevi savcınındır.
HUKUK
I. MAHKEMENĐN OLAYLARA ĐLĐꢀKĐN DEĞERLENDĐRMESĐ
A. Genel Đlkeler
107. Mahkeme kanıtların değerlenderilmesinde kanıt standardı olarak "makul ꢀüphenin
ötesini" benimsemiꢀtir. Bu tür bir kanıt, yeteri kadar güçlü, açık ve tutarlı çıkarımların ya da
olgulara iliꢀkin çürütülemez varsayımların birarada bulunmasını gerektirir. Bu bağlamda
tarafların kanıt toplanırken takındığı tutumlar dikkate alınmalıdır (18 Ocak 1978 tarihli
Đrlanda-Đngiltere kararı, Series A no.25, p.65, § 161).
108. Mahkeme kendi rolünün ikincil niteliğine hassasiyet göstermektedir ve davanın
koꢀullarının kaçınılmaz kıldığı durumlar haricinde, ilk derece mahkeme rolünü üstlenmek
konusunda ihtiyatlı olmalıdır (örneğin, 4 Nisan 2000 tarihli McKerr-Đngiltere kararı,
no.28883/95). Đç hukukta bir kovuꢀturmanın yapılmıꢀ olduğu durumlarda, Mahkeme, yerel
mahkemenin değerlendirmesi yerine kendi değerlendirmesini geçiremeyeceği gibi önündeki
kanıtları değerlendirme görevi de genel bir kural olarak anılan mahkemelere aittir (22 Eylül tarihli Klaas-Almanya kararı, Series A no.269, s.17, § 29). Mahkeme yerel
mahkemelerinin bulgularıyla bağlı olmamakla birlikte, bu mahkemeler tarafından ulaꢀılan
sonuçlardan farklı sonuçlara ulaꢀabilmesi için ikna edici unsurlar gerekmektedir (bkz. üstte
anılan Klaas kararı, s.18, §30).
109. Fakat iddiaların Sözleꢀme'nin 2 ve 3. maddeleriyle ilgili olduğu hallerde Mahkeme’nin
incelemesi daha kapsamlı olmalıdır. (bkz. 4 Aralık 1995 tarihli Ribitsch-Avusturya kararı,
Series A no. 336, s.24, § 32). Eğer yerel mahkemede benzer iddialarla ilgili cezai kovuꢀturma
yürütülmüꢀse, ceza hukuku sorumluluğunun, Sözleꢀmeyle üstlenilen uluslararası hukuk
sorumluluğundan farklı olduğunu göz önünde tutmak gerekmektedir. Mahkeme'nin yetkisi
uluslararası hukuk sorumluluğuyla sınırlıdır. Sözleꢀmenin getirdiği sorumluluk, Sözleꢀme'nin
amaçları temelinde ve ilgili uluslararası hukuk ilkeleri ıꢀığında yorumlanması ve uygulanması
gereken, Sözleꢀme hükümlerine dayanmaktadır. Bir Devletin kendi organ, görevli ve
memurlarının eylemleri nedeniyle Sözleꢀme uyarınca yüklendiği sorumluluk, ulusal ceza
mahkemelerince incelenen ve kiꢀisel cezai sorumlulukla ilgili iç hukuk meseleleriyle
karıꢀtırılmamalıdır. Bu bakımdan birilerinin suçlu ya da masum olduğu ꢀeklinde bir sonuca
ulaꢀmak, Mahkemenin alanı dıꢀında kalmaktadır.
B. Mahkemenin bu davaya iliꢁkin değerlendirmesi
1. Arka plan
110. Baꢀvuran, Silvan ilçesi Ormandıꢀı köyüne yaklaꢀık iki km. uzaklıkta Basog mezrasında
yaꢀamaktadır. Baꢀvuranın sunduğu görüꢀlerde iddia edilenin aksine, Ormandıꢀı köyü,
21689/93 nolu, Ahmet Özcan vd-Türkiye baꢀvurusunda, Komisyon incelemesinin konusu olan
Ormaniçi köyüyle aynı köy değildir. Özcan davasındaki Ormaniçi köyü, 100 km kadar
güneydoğudaki Eruh ilçesine bağlıdır. Dolayısıyla baꢀvuranın görüꢀ ve ifadelerinde Ormaniçi
köyüne yapılan atıflar yanlıꢀtır (bkz. 9-19 ve 31-32. paragraflar).
111. Ormandıꢀı köyü, 1993 yılında PKK'nın eylemler yaptığı ve güvenlik güçlerinin PKK'ya
yönelik operasyonlar yürüttüğü bir bölgede bulunmaktadır.
112. Ormandıꢀı köyünde korucu yani köyü korumak ve güvenlik güçlerine yardım etmek
üzere atanan köylüler bulunmamaktadır. Yakındaki Boyunlu köyü ise koruculara sahip olup
korucubaꢀı Đhsan Simpil (bazı belgelerde Sümbül)'dir. Đhsan'ın kardeꢀleri Eꢀref ve Mehmet
Zaman da korucudur.
113. Đki köy arasında Ocak 1992'de ya da o tarihlerde daha önce de benzer bir olay yaꢀandığı
anlaꢀılmaktadır. Ormandıꢀı'ndan iki köylünün 11 Ocak 1992 tarihli dilekçesinde Đhsan, Eꢀref
ve Mehmet Zaman'ın köye ateꢀ açtığı ve Boyunlu köyünün, iki köy arasındaki arazi
uyuꢀmazlığı nedeniyle Ormandıꢀı köylülerinden nefret ettikleri iddia edilmektedir. Uzun
süreden beri devam eden arazi uyuꢀmazlığından 27 Temmuz 1993 tarihli dilekçeyle 2
Ağustos 1993 tarihli ifadede de bahsedilmektedir (bkz. 58-59. paragraflar). Dolayısıyla
Mahkeme, sözkonusu iki köy arasındaki düꢀmanca duyguların geçmiꢀten
kaynaklanabileceğini dikkate almak durumundadır.
2. Ormandıꢀı köyünde 23 Temmuz 1993 tarihinde meydana gelen olaylar
114. Baꢀvuran, sunduğu görüꢀlerde sözkonusu olaydan, Ormandıꢀı'nda 24 Temmuz 1993
günü meydana gelen olay diye bahsetmekle birlikte, diğer tüm belgelerde ve iç soruꢀturma
esnasında alınan tanık ifadelerinde olay tarihi 23 Temmuz 1993 olarak geçmektedir.
Mahkeme, önündeki kanıtlar ıꢀığında, olayın 23 Temmuz günü akꢀama doğru meydana
geldiğini düꢀünmektedir.
115. Olaylara karıꢀtığını kabul eden koruculardan alınan ifadeler tutarlılık arz etmektedir. Bu
ꢀahıslar köyün dıꢀında odun toplayan korucularla PKK üyeleri arasında çatıꢀma çıktığını
belirtmektedirler. Çıkan çatıꢀma sonucu iki korucu yaralanır. Bu durum, kurꢀun yaraları
nedeniyle tedavi gördüklerini gösteren tıbbi raporlarla da teyit edilmiꢀtir. Bu köylülerden biri
korucubaꢀı Đhsan Simpil'in kardeꢀidir. Olayların bu tarzda anlatılıꢀına göre, yaralıların
yardımına koꢀan korucular, daha sonra Ormandıꢀı'na kaçan teröristlerin peꢀine düꢀmüꢀ ve ateꢀ
orada da sürmüꢀtür. Đki köylü teröristlerin geliꢀigüzel ateꢀ etmesi sonucu öldürülmüꢀtür.
116. Ormandıꢀı köylülerinden alınan ifadelerin hiçbirinde herhangi bir çatıꢀmadan
bahsedilmemektedir. Mehmet Sabri Matyar'ın 31 Ağustos 1993, Sevket Aslan'ın 1 Eylül
1993, Hasan Manar'ın 2 Eylül 1993, Mehmet Zeki Matyar ile Azize Matyar'ın 13 Eylül 1993
tarihli ifadeleri herhangi bir terörist ya da çatıꢀmanın varlığını reddetmektedir. Teröristlerle
korucular arasındaki çatıꢀmadan söz eden tek ifade, öldürülen çocuğun babası Mehmet Zeki
Matyar'ın 24 Temmuz 1993 tarihli ilk ifadesidir. Adıgeçen ꢀahsın 13 Eylül 1993 tarihinde
verdiği ifadeyle taban tabana zıt olan bu ifadede Zeki Matyar, olaya bizzat ꢀahit olduğuna
iliꢀkin herhangi bir iddiada bulunmamaktadır. 24 Temmuz tarihli ifadede baꢀvuran, oğlunun
çatıꢀmada öldürüldüğünün kendisine söylendiğini, baskı altında olduğunu ve bir sopayla
saldıran Biꢀar Nibak'ın sorumluların korucular olduğunu iddia etmesi için baskı yaptığını
söylemiꢀtir. Bu ifade Mehmet Zeki Matyar'ın 24 Temmuz 1993 tarihinde Silvan Devlet
Hastanesi Acil Polikliniğinde muayene edildiğini ve kafada, sırtta ve kaburga kemiklerinde
çürüklerin ve kırıkların olduğunu gösteren bir rapor ile de desteklenmiꢀtir.
117. Baꢀvuran Mehmet Zeki Matyar'a hem 24 Temmuz 1993 tarihli ifadesini hem de aynı
tarihli vukuat raporunu imzalaması için jandarma tarafından baskı yapıldığını; Zeki Matyar'ın
gerçekleri yansıtan ifadesinin savcıya verdiği 13 Eylül 1993 tarihli ifade olduğunu, yani
adıgeçenin olay sırasında köyde olduğunu ve oğlunun korucu baꢀı tarafından vurulduğunu
gördüğünü, herhangi bir silahlı çatıꢀma olmadığını belirtmiꢀtir. Bununla birlikte Zeki
Matyar'ın karısının 13 Eylül 1993 tarihli ifadesinde olayı farklı ꢀekilde anlattığı; olay
sırasında oğlunun kendisiyle birlikte olduğunu ve dıꢀardan gelen bir merminin oğluna isabet
ettiği sırada evin içine saklanmakta olduklarını ifade ettiği görülmektedir. Zeki Matyar'ın
karısının anlattıklarına göre kocası köyün dıꢀında olduğu için, oğlunun öldürülmesine tanık
olması mümkün değildir.
118. Mahkeme, baꢀvuran ve ailesi tarafından Haziran-Temmuz 2001'de verilen son ifadelerde
bu kez, korucular ile teröristler arasında köy dıꢀında bir çıkan bir çatıꢀmanın varlığından söz
edildiğine dikkat çekmektedir. Bu anlatımlar, korucuların iddia ettiği dere kenarındaki olayı
doğrular görünmektedir. Bununla birlikte baꢀvuran ifadesinde, dere kenarındaki olayda iki
korucu yaralanınca diğer korucuların öç almak için Ormandıꢀı'na geldiğini ve köye ateꢀ
açtıklarını söylemektedir. Olayın sebebinin bu olduğu ilk defa ortaya atılmaktadır.
119., Seve Nibak ve Cihan Matyar'ın öldürülmesiyle ilgili davayı gören Diyarbakır Ağır Ceza
Mahkemesi, 1 Temmuz 1996 tarihli kararıyla bir çatıꢀmanın vuku bulduğu sonucuna
varmıꢀtır. Anılan mahkeme, korucuların ve jandarmaların, teröristlerin Ormandıꢀı'na
kaçtıkları, korucuların da onları takip ettikleri ꢀeklindeki anlatımlarını kabul etmiꢀtir. Đlgili
yerel mahkeme köylülerden alınan ifadeleri özetleyerek, yargılama boyunca, köylülerden
hiçbirinin, Boyunlu korucularının iki köylüyü öldürdüklerine ꢀahit olduklarına bir iddiada
bulunulmadıklarını tespit etmiꢀtir. Anılan mahkeme bazı tanıkların, köylülerin korucuları
suçlamaları için teröristler tarafından baskı altında tutulduğunu belirttiklerine dikkat çekerek,
olaylarda korucuları suçlu bulmak için yeterli kanıt bulunmadığına karar vermiꢀtir.
120. Bu davada, iki köylünün öldürülmesi Mahkeme'nin incelemesi kapsamında değildir.
Bununla birlikte, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin kararı Ormandıꢀı'ndaki olaylarla ilgili
ifadelerin çeliꢀkili niteliğini vurgulamaktadır.
121. Mahkeme, üzerinden 8 yıldan daha fazla geçmiꢀ bir olayla ilgili olan davada, iddialar
arasındaki tutarsızlıkları, özellikle de korucuların teröristleri izlemek için mi köye girdiklerini;
kendilerini korumak için mi yoksa teröristlerin kaçmasını önlemek için mi ateꢀ ettiklerini;
veya köylülere misillemede bulunmak için mi köye girdiklerini belirleyebilecek durumda
değildir. Đki köy arasındaki husumet, Boyunlu korucularının Ormandıꢀı'na saldırmaları için
fazladan bir neden oluꢀturabileceği gibi, Ormandıꢀı köylülerinin olaylarla ilgili olarak hemen
Boyunlu korucularını suçlamasına da yol açmıꢀ olabilir. Jandarmanın, PKK'yı suçlamaları
için köylüleri baskı altında tuttuğu iddiası da aynı ꢀekilde, PKK’nın köylüleri, korucuları
suçlamaları için baskı altında tuttuğu iddiasıyla örtüꢀmektedir.
122. Baꢀvuranın da artık kabul etmiꢀ göründüğü gibi, kanıtlar, korucuların, olayların
Ormandıꢀı köyünün dıꢀında PKK'yla girdikleri çatıꢀmayla baꢀladığı yönündeki iddialarını
desteklemektedir. Jandarma koruculara destek olmak ve teröristleri takip etmek için köye
gelmiꢀtir. Mahkeme'nin, Ormandıꢀı köyünde neler olduğu konusunda baꢀka herhangi bir
saptaması bulunmamaktadır.
3. Baꢀvuranın evine saldırıldığı iddiası
123. Baꢀvuran Basog'daki evinin ve mallarının, Ormandıꢀı'nı basan korucuların ve
jandarmanın saldırısına uğradığını iddia etmektedir. Mahkemeye sunduğu son görüꢀte,
baꢀvuran evinin duvarlarının mermilerle delik deꢀik edildiğini ve camlarının kırıldığını iddia
etmektedir. Yine baꢀvuranın iddialarına göre korucular evin dıꢀındaki çuvalları ateꢀe
vermiꢀler, mermilerle deꢀik ederek zirai araçlara zarar vermiꢀler ve hasadı yapılmıꢀ ürünleri
yakmıꢀlardır.
124. Baꢀvuran bu olaylarla ilgili olarak ilk kez 28 Temmuz 1993 tarihinde ĐHD'ye verdiği
ifadeyle ꢀikayette bulunmuꢀtur. Bu ꢀikayetlerini 28 Ekim 1998 ve 27 Haziran 2001 tarihli
müteakip ifadelerinde de sürdürmüꢀtür.
125. Bu ifadelerde güvenilirliklerini olumsuz yönde etkileyen birçok çeliꢀki bulunmaktadır.
Bu ifadeler özellikle evde meydana gelen hasarın derecesi konusunda farklılıklar
göstermektedir. 28 Temmuz 1993 tarihli ilk ifadesinde baꢀvuran, hem evinin hem de
ekinlerinin yandığını iddia etmiꢀ fakat evinde bulunan eꢀyalara hiçbir ꢀey olmadığını
söylemiꢀtir. 27 Haziran 2001 tarihli ifadesinde baꢀvuran yine evinin ateꢀe verildiğini ve
yakıldığını belirtmiꢀtir. Hükümet iddialarına cevaben 22 Haziran 2000 tarihinde sunduğu
ifadede ise evinin durduğunu, 23 Temmuz 1993 tarihli saldırıdan sonra evinin açılan ateꢀ
sonucu zarar gördüğünü ama hala barınılabilir durumda olduğunu belirmiꢀtir. Bu sefer de
baꢀvuran, oğlu Burhan'ın kendisini Bayrampaꢀa Jandarma Karakolundan çıkarabilmek için
olaydan bir yıl sonra evi yaktığını iddi etmiꢀtir.
126. Bu ifadelerin, evin ve zirai aletlerin açılan ateꢀ sonucu zarar gördüğü ve ürünün yakıldığı
konusunda tutarlı oldukları doğrudur. Bununla birlikte Mahkeme, yakın zamana kadar bu
iddiaların bağımsız olarak ortaya konmadığını gözlemlemiꢀtir. Đç hukuktaki yargılama
sırasında sunulan ifadelerin hiçbirinde baꢀvuranın evinin zarar gördüğünden bahsedilmediği
için, Ormandıꢀı'ndaki olaylarla ilgili olduğu sürece, bu yorum ꢀaꢀırtıcı değildir. Baꢀvuran,
Strazburg'a yaptığı baꢀvurunun akabinde savcı tarafından sorgulanmıꢀ ve savcıya evinin,
bahçesinin ve tarlalarının korucular tarafından yakılmadığını ifade etmiꢀtir. Silvan
Cumhuriyet Savcısına verdiği 2 Temmuz 1996 tarihli ifadede de baꢀvuran evinin olay
esnasında yakılmadığını ifade etmiꢀ, herhangi bir baskı altında olmadığını iddia ederek daha
önceki zarar iddialarını reddetmiꢀtir. Baꢀvuran Mahkeme huzurunda ise savcıya verdiği bu
ifadelerin gerçek olmadığını, korku ve baskı nedeniyle önceki iddialarını reddettiğini ileri
sürmüꢀtür. Mahkeme bu iddiaları aꢀağıda inceleyecektir.
127. Haziran-Temmuz 2001'de baꢀvuran, korucuların Basog'da ailesinin yaꢀadığı eve
saldırmalarına tanık olduklarını iddia eden aile üyelerinin ifadelerini ilk kez sunmuꢀtur.
Mahkeme, baꢀvuranın karısına ve kızına ait olan ifadelerin kelimesi kelimesine birbirinin aynı
olduğunu gözlemlemiꢀ ve verilen bir kalıpla yazıldığı izlenimini edinmiꢀtir. Bu ifadeleri,
baꢀvuranın, olayın hemen akabinde kendi ifadesinde dile getirdiği evin içindeki hiçbir eꢀyaya
zarar gelmediği yönündeki iddiayla bağdaꢀtırmak çok zor görünmektedir. Baꢀvuranın karısı
ve kızı sözkonusu ifadelerinde evde kullanılmaz hale gelmiꢀ eꢀyaların ayrıntılı bir dökümünü
yapmaktadırlar. Mahkeme, baꢀvuranın oğlu Burhan'ın, baꢀvuranın 28 Ekim 1998 tarihli
ifadesinde belirttiği gibi, jandarmaların tehdidiyle olaydan sonra evlerini yaktığına hiç
değinmediğine de dikkat çeker. Halime Eruncak'ın 2 Temmuz 2001 tarihli ifadesinde
korucuların Basog'a giderek baꢀvuranın evine ateꢀ ettiklerinden bahsedilse de, iddia ettiğine
göre bu köylü olay sırasında Ormandıꢀı köyünde, yani Basog’tan iki km. uzakta
bulunmaktadır. Yani adıgeçenin ifadesi görgü tanıklığı sayılamaz.
128. Mahkeme, korucuların ya da jandarmaların, baꢀvuranın evine ve eꢀyalarına zarar
verdikleri sonucuna varmasını sağlayacak yeterli, tutarlı ya da güvenilir kanıt bulunmadığını
düꢀünmektedir.
4.Müteakip Olaylar
129. Mahkeme, baꢀvuran tarafından sunduğu çeꢀitli ifadelerden baꢀvuranın Basog'daki evinde
yaꢀamaya devam edip etmediğini, yaꢀıyorsa bile ne kadar süredir yaꢀadığını belirlemenin
imkansız olduğunu düꢀünmektedir. Bazı iddialara göre, ise baꢀvuran Basog'da jandarmanın
baskısına maruz kalana kadar altı ay ya da bir yıl yaꢀamıꢀ ve sonra da Ormandıꢀı'ndaki
oğlunun yanına taꢀınmıꢀtır. Baꢀvuranın karısına göre ise Silvan'a taꢀınmıꢀlardır.
130. Baꢀvuranın korucularla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısına baꢀvurmadığı hususu
tartıꢀılmamaktadır. Baꢀvuran, ĐHD aracılığıyla Strazburg'a baꢀvuruda bulunduktan sonra,
Bayrambaꢀı Karakoluna çağrılarak, yaptığı baꢀvuru nedeniyle jandarmalar tarafından tehdit
edildiğini iddia etmektedir. Komisyon baꢀvuruyu Hükümet'e 12 Temmuz 1994 tarihinde
bildirmiꢀtir. Baꢀvuranın evinin ve ürününün korucular tarafından yakıldığı iddiasını reddettiği,
jandarmalar tarafından yazılan 29 Eylül 1994 tarihli tutanakta belirtildiği üzere, baꢀvurunun
Hükümete bildirilmesinden sonra baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin bir soruꢀturma açılmıꢀtır.
Ertesi gün baꢀvuran Silvan Cumhuriyet Savcısına ifade vermiꢀ ve Komisyon'a yaptığı
baꢀvuruyu ve korucuların herhangi bir yasadıꢀı fiili olduğunu reddetmiꢀtir. Bu red ve
baꢀvuranla birlikte ꢀikayette bulunan Mehmet Safi Arancak'ın ölümü karꢀısında Cumhuriyet
Savcısı kanıt yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı vermiꢀtir.
131. Baꢀvuran, oğlunu evini yakmaya zorlamak için jandarmalar tarafından olaydan bir yıl
sonra gözaltına alındığını da iddia etmiꢀtir (bkz. 31-32. paragraflardaki 28 Ekim 1998 tarihli
ifade). Mahkeme, baꢀvuranın oğlunun ifadesinde bu olaydan bahsedilmediğine daha önce
dikkat çekmiꢀtir. Baꢀvuran, 27 Haziran 2001 tarihli en son ifadesinde 14 gün gözaltında
tutulduğu iddiasını sürdürerek iꢀkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığını eklemiꢀtir.
Hiçbir ayrıntı verilmemiꢀtir. Savcıya herhangi bir iꢀkence ꢀikayetinde bulunulmadığı da
anlaꢀılmaktadır.
132. 11 Eylül 1996 günü ya da o civarlarda, baꢀvuranın evinin dıꢀında fotoğrafları çekilmiꢀ ve
bu fotoğraflar 1998 yılında Hükümet tarafından Komisyon'a sunulmuꢀtur. Baꢀvuran,
jandarma komutanı sağlam bir evin fotoğrafını istediği için, oğlunun Ormandıꢀı'ndaki evinin
önünde fotoğrafının çekildiğini iddia etmiꢀtir. Baꢀvuran Mahkemeye, kendi evi olduğunu ve
jandarmaların tehdidiyle oğlu tarafından yakıldığını iddia ettiği harabeye dönmüꢀ bir evin
fotoğraflarını göndermiꢀtir.
133. Baꢀvuran 2 Temmuz 1996 tarihinde de savcı tarafından sorgulanmıꢀ, savcı ayrıca köy
muhtarının ifadesini de almıꢀtır. Bu ifadelerde de köy korucularına karꢀı iddiaları teyit eder
nitelikte hiçbir ꢀeye rastlanmamıꢀtır. Baꢀvuran, savcının huzuruna çıkmadan önce kendisinin
ve muhtarın jandarmalar tarafından tehdit edildiğini, bu nedenle evinin yakıldığını söylemeye
cesaret edemediğini iddia etmiꢀtir. Bu iddiayı destekleyici nitelikte bağımsız bir kanıt
bulunmamaktadır.
5. Halime Eruncak tarafından yapılan ꢀikayetler
134. Mehmet Safi Eruncak'ın dul karısı Halime Eruncak (Arancak) 2 Temmuz 2001 tarihli
ifadesinde kocasının Ormandıꢀı'ndaki evleri ve ürünleriyle ilgili olarak 24 Temmuz 1994
tarihinde yaptığı ꢀikayeti sürdürmek ve ayrıca onun ölümüyle ilgili olarak da ꢀikayette
bulunmak istediğini belirtmektedir (bkz. para.39).
135. Mahkeme, adıgeçenin kocası tarafından yapılan ꢀikayetlerin Komisyon'un 13 Mayıs tarihli kabuledilebilirlik kararıyla listeden çıkarıldığını hatırlatır. Baꢀvuranın bu
davadaki temsilcileri, adıgeçen tarafından imzalanmıꢀ bir yazı sunamadıkları gibi,
Mahkeme'ye Halime Eruncak’ın ꢀikayetlerinin esasıyla ya da bu ꢀikayetlerin Sözleꢀme'nin 35.
maddesindeki kabuledilebilirlik kriterlerine, özellikle de altı ay kuralına uygunluğuyla ilgili
görüꢀ de belirtmemiꢀlerdir. Sözkonusu olayların üzerinden geçen sürenin uzunluğunu göz
önünde bulunduran Mahkeme, 13 Mayıs 1996 tarihinde listeden çıkarılan ꢀikayetleri ele
almayacağı gibi,bu baꢀvuru bağlamında yapılan yeni ꢀikayetleri de incelemeyecektir.
II. SÖZLEꢀMENĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
136. Sözleꢀme'nin 3. maddesi aꢀağıdaki gibidir.
“Hiç kimse iꢀkenceye, insanlık dıꢀı ya da onur kırıcı ceza veya iꢀlemlere tabi tutulamaz."
137. Baꢀvuran, korucular ve jandarma tarafından kendisine, ailesine, evine karꢀı yapılan
silahlı saldırının ve canlarını kurtarmak için kaçmak zorunda kalmalarının, Sözleꢀme'nin 3.
maddesi anlamında insanlık dıꢀı ve küçük düꢀürücü muamele ya da cezaya tekabül ettiğini
belirtmektedir. Baꢀvuran maruz kaldığı ꢀiddetin kasti, cezalandırıcı ve yaꢀamı tehdit edici
niteliğine de iꢀaret etmektedir. Sözleꢀme'nin 3. maddesinin ihlalinin, Devlet'in korucu
sistemini gerektiği gibi düzenleyememesinden ya da ciddi kötü muamele iddialarını
araꢀtırmamasından kaynaklandığını da iddia etmektedir.
138. Hükümet, olayların baꢀvuranın iddia ettiği ꢀekilde vuku bulduğunu redderek, köyde
meydana gelen herhangi bir zarar ya da hasarın, teröristlerin kaçarken Ormandıꢀı'ndan
geçmeleri ve bu esnada da etrafa ateꢀ açmaları sonucu oluꢀtuğunu ifade etmektedir.
139. Mahkeme baꢀvuranın evine ve ailesine iddia edildiği türde bir saldırıda bulunulduğunun
gerektiği gibi (makul ꢀüphenin ötesinde) kanıtlanmadığı sonucuna varmıꢀtır.
140. Bundan dolayı, Mahkeme'ye göre, Sözleꢀme'nin 3. maddesi ihlal edilmemiꢀtir.
III. SÖZLEꢀMENĐN 8. MADDESĐYLE 1 NO'LU PROTOKOLÜN 1. MADDESĐNĐN
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
141. Sözleꢀme'nin 8. maddesi aꢀağıdaki gibidir:
“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleꢀmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti,
ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç iꢀlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya
ahlakın veya baꢀkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu
olan ölçüde ve yasayla öngörülmüꢀ olmak koꢀuluyla söz konusu olabilir.”
142. 1 No'lu Protokolün 1. maddesinin 1. fıkrası aꢀağıdaki gibidir:
“Her gerçek ve tüzel kiꢀi, maliki olduğu ꢀeyleri barıꢀçıl bir biçimde kullanma hakkına sahiptir. Kamu
yararı gerektirmedikçe ve uluslararası hukukun genel ilkeleri ile hukukun aradığı koꢀullara
uyulmadıkça, hiç kimse mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.
143. Baꢀvuran ailesiyle birlikte oturduğu eve kasten saldırılmasının, köyünden ayrılmak
zorunda bırakılmasının, mallarının, ürününü ve diğer malzemelerinin yok edilmesinin açıkça
her iki hükmün de ihlalini teꢀkil ettiğini düꢀünmektedir. Baꢀvurana göre yetkililer tarafından
köylerin sistematik olarak yok edilmesi uygulaması olduğunu gösteren yeterli kanıtlar da
mevcuttur.
144. Hükümet, olayların baꢀvuranın iddia ettiği ꢀekilde vuku bulduğunu redderek, köyde
meydana gelen herhangi bir zarar ya da hasarın teröristlerin kaçarken Ormandıꢀı'ndan
geçmeleri ve bu esnada da etrafa ateꢀ açmaları sonucu oluꢀtuğunu ifade etmektedir.
145. Mahkeme, eldeki kanıtlarla baꢀvuranın evinin ne zaman ve kim tarafından yakıldığı ya
da orada yaꢀamayı ne zaman ve hangi koꢀullarda bıraktığı konusunda herhangi bir bulguya
ulaꢀmanın mümkün olmadığını hatırlatır. Sonuç olarak, baꢀvuranın evine ve mülküne verilen
zararla ilgili olarak Devlet'in sorumluluğu konusundaki ꢀikayetleri kanıtlanamamıꢀtır.
Dolayısıyla üstteki hükümlerin ihlaliyle ilgili bir saptamaya ulaꢀılamamıꢀtır.
IV. SÖZLEꢀMENĐN 14 VE 18. MADDELERĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI
146. Sözleꢀme'nin 14. maddesi aꢀağıdaki gibidir:
“Bu Sözleꢀme'de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal yada
baꢀka görüꢀler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensup olma, servet, doğuꢀ veya herhangi
baꢀka bir durum bakımından hiçbir ayrım gözetilmeksizin sağlanır.”
147. Sözleꢀme'nin 18. maddesi aꢀağıdaki gibidir:
“Bu Sözleꢀme'nin hükümleri gereğince, sözü edilen hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamalar ancak
öngörülen amaçlar için uygulanabilir.”
148. Mahkeme, bu davada saptanan olgular ıꢀığında, bu iki hükmün ihlal edilmediği sonucuna
varmıꢀtır.
V. SÖZLEꢀMENĐN 6 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
149. Baꢀvuran, Sözleꢀme uyarınca dile getirdiği ꢀikayetlerle ilgili olarak, Türkiye'nin
güneydoğusunda, Sözleꢀme'nin 13. maddesinin gerekli kıldığı etkili iç hukuk yollarının
mevcut olmadığından yakınmıꢀtır. Ayrıca, medeni haklarının ihlal edilmesinden dolayı
tazminat alabilmek için iç hukuk mahkemesine de baꢀvuramadığını iddia ederek Sözleꢀme'nin
6. maddesini de öne sürmüꢀtür.
150. Sözleꢀme'nin 6/1. hükmü aꢀağıdaki gibidir:
"Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen
suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuꢀ bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından davasının makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir."
Sözleꢀme'nin 13. maddesi aꢀağıdaki gibidir:
“Bu sözleꢀmede tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev ifa eden
kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, durumun düzeltilmesi için ulusal bir
makama baꢀvurma hakkına sahiptir.”
151. Baꢀvuran, saldırı güvenlik güçleri tarafından baꢀlatılıp yürütüldüğü için kendisinin
baꢀvurabileceği etkili iç hukuk yolları olmadığını, köylülerin tehdit sonucu olaylara iliꢀkin
gerçekleri yansıtmayan ifadeler vermek zorunda kaldıklarını; olağanüstü hal uygulamasının
hüküm sürdüğü ve güvenlik güçlerinin denetimindeki bir bölgede iddialarını dinletmenin ya
da herhangi bir yetkiliyi harekete geçirmenin kendisi açısından olanaksız olduğunu dile
getirmiꢀtir. Baꢀvuranın ꢀikayetleriyle ilgili olarak yürütülen soruꢀturmalar tamamıyla yetersiz
ve eksiktir.
152. Hükümet baꢀvuranın yetkililere ꢀikayette bulunmadığını ve savcı tarafından
sorgulanırken mallarına zarar verildiğini iddia etmediğini öne sürmüꢀtür. Baꢀvuranın
iddialarının konusunu oluꢀturan olay köylülerin ve korucuların ifadelerini alan Silvan
Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıꢀtır. Soruꢀturma ve yargılamanın sonunda,
korucular, kendileriyle ilgili kanıtlar yetersiz olduğu için serbest bırakılmıꢀtır.
153. Mahkeme, korucuların ya da jandarmaların baꢀvuranın mallarına iddia edildiği ꢀekilde
zarar verdiklerini sabit görmemektedir. Bu ꢀartlar altında Mahkeme, Sözleꢀme'nin 6.
maddesine aykırı olarak medeni haklarının belirlenmesi için baꢀvuranın mahkemeye
baꢀvurma hakkının engellendiği sonucuna ulaꢀmamıꢀtır.
154. Baꢀvuranın dile getirdiği Sözleꢀme'nin 13. maddesiyle ilgili olarak Mahkeme, kendi
içtihatları uyarınca, anılan hükmün yalnızca bir bireyin, Sözleꢀmeyle güvence altına alınan bir
hakkın ihlali nedeniyle mağdur olduğu yolunda "tartıꢀılabilir bir iddia" sunduğu durumlarda
uygulandığını hatırlatır (bkz.27 Nisan 1988 tarihli Boyle ve Rice-Đngiltere, Seri A no. 131 §
52). Baꢀvuranın iddialarının kanıttan yoksun olduğu düꢀünüldüğünde, kendisi "tartıꢀılabilir
bir iddia" sahibi olarak görülemez. Bu nedenle 13. maddenin bu davada uygulanması
sözkonusu olmayıp herhangi bir ihlal görülmemiꢀtir.
VI. SÖZLEꢀMENĐN ESKĐ 25. MADDESĐNĐN ĐHLALĐ ĐDDĐASI
155. Eski 25. madde (ꢀimdiki 34. madde) aꢀağıdaki gibidir:
“Bu Sözleꢀmede tanınan hakların Yüksek Akit Taraflardan birince ihlalinden zarar gördüğü iddiasında
bulunan her gerçek kiꢀi, devlet dıꢀı her kuruluꢀ veya özel kiꢀilerden oluꢀan her topluluk, hakkında
ꢀikayet vaki olan Yüksek Akit Tarafın bu konuda Komisyon'un yetkisini tanıdığını bildirmiꢀ olması
halinde, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne sunulacak bir dilekçe ile Komisyon'a baꢀvuruda
bulunabilir. Yüksek Akit Taraflardan böyle bir bildirimde bulunmuꢀ olanlar, bu hakkın etkin bir
biçimde kullanılmasına hiçbir suretle engel olmamayı taahhüt ederler...”
156. Baꢀvuran Komisyon ve Mahkeme'ye yaptığı baꢀvuruyla ilgili olarak baskıya maruz
kaldığına iliꢀkin ꢀikayette bulunmuꢀtur. Baꢀvuran, jandarma tarafından birkaç kez gözaltına
alındığını, 29 Eylül 1994 tarihinde jandarmalar, 30 Eylül 1994 tarihinde de savcı tarafından
alınan ve gerçeği yansıtmayan ifadeleri imzalamaya zorlandığını, gözaltındayken müteaddit
defalar baꢀvurusuyla ilgili olarak sorgulandığını ve tehdit edildiğini öne sürmüꢀtür. Baꢀvuran
ayrıca, jandarmaların, kendisinin olamayan sağlam bir evin önünde fotoğraflarını çektiklerini
ve bu fotoğraflarla Komisyonun aldatılmaya çalıꢀıldığını da eklemiꢀtir.
157. Hükümet, bizzat baꢀvuranın olayla ilgili olarak ulusal makamlara bir ꢀikayetinin
olmadığını ve baꢀvurusunun gerçekliğinin ꢀüpheli olduğunu ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuran
herhangi bir ꢀikayette bulunmaksızın Silvan Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıꢀtır.
Hükümet, baꢀvuranın Komisyon ya da Mahkeme'ye yaptığı baꢀvuruyla ilgili olarak tehdit
edildiğini ya da baskı altına alındığını reddetmiꢀtir.
158. Mahkeme, Sözleꢀme’nin eski 25. maddesi (ꢀimdiki 34. madde) uyarınca oluꢀturulan
bireysel baꢀvuru sisteminin etkili bir ꢀekilde iꢀleyebilmesi için, baꢀvuranlara ya da potansiyel
baꢀvuruculara Sözleꢀme Organlarına serbestçe baꢀvurabilme hakkının tanınmasının ve
yetkililer tarafından kendilerine ꢀikayetlerini geri almaları ya da değiꢀtirmeleri yönünde
herhangi bir baskı yapılmamasının büyük önem taꢀıdığını hatırlatır. Bu bağlamda, “baskı”
kavramı, sadece doğrudan ve açık olarak yapılan baskıları değil aynı zamanda baꢀvuranı
Sözleꢀme organlarına baꢀvurmaktan caydırmaya yönelik dolaylı eylem ve temasları da
içermektedir.
Fakat, yetkililer ve baꢀvuran arasında cereyan eden temasların Sözleꢀme’nin eski 25/1
maddesine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi davanın özel koꢀullarının ıꢀığında
yapılmalıdır. Baꢀvuranların, bir iç soruꢀturma yürüten yetkililer tarafından Sözleꢀme uyarınca
yaptıkları baꢀvurularla ilgili olarak sorgulanmaları ise, kullanılan usullerin, bireysel baꢀvuru
hakkınının uygulanmasını engelleyici nitelikte görülebilecek, yasadıꢀı ve kabuledilemez bir
baskı oluꢀturup oluꢀturmadığı bakımından değerlendirilmelidir.(Salman-Türkiye [GC],
21986/93, § 130).
159. Mahkeme, baꢀvuranın gözaltı ve kötü muameleyle ilgili iddialarını kanıtlayamadığı
sonucuna varmıꢀtır. Mahkeme, baꢀvuranın 29 Eylül 1994 tarihinde jandarmalar tarafından,
Komisyona yaptığı baꢀvurunun konusunu teꢀkil eden olaylarla ilgili olarak sorgulandığını
saptamıꢀtır (par.130). Bununla birlikte Mahkeme, elindeki kanıtların, Devlet makamlarının,
baꢀvuranın baꢀvurusunu çekeceği ya da ꢀikayetini değiꢀtireceği hesabıyla baꢀvurana baskı
yaptığı veya bireysel baꢀvuru hakkını engellediği sonucuna varmak için yeterli olmadığı
görüꢀündedir.
160. Dolayısıyla Mahkeme davalı Devlet'in Sözleꢀme'nin eski 25/1 maddesi uyarınca
üstlendiği yükümlülüklere aykırı davrandığı sonucuna varmamıꢀtır.
BU NEDENLERLE MAHKEME,
1.Oybirliğiyle Sözleꢀme'nin 3. maddesinin ihlal edilmediğine;
2.Oybirliğiyle Sözleꢀme'nin 8. maddesiyle 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal
edilmediğine;
3. Oybirliğiyle Sözleꢀme'nin 14. ve 18. maddelerinin ihlal edilmediğine;
4.Oybirliğiyle Sözleꢀme'nin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edilmediğine;
5. Dörde karꢀı üç oyla davalı Devlet'in Sözleꢀme'nin eski 25/1 maddesi uyarınca üstlendiği
yükümlülüklere uyduğuna karar vermiꢀtir.
Đngilizce verilen iꢀbu karar, 16 Kasım 2000 tarihinde Đçtüzüğün 77/2 ve 77/3 hükümleri
uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Vincent Berger
Sekreter
Lucius Caflish
Baꢀkan
Sözleꢀme'nin 45/2 ve Mahkeme içtüzüğünün 74/2 hükümleri uyarınca, Sn. Hedigan'ın
muhalefet ꢀerhi bu karara eklenmiꢀtir.
YARGIÇ
HEDĐGAN'IN YARGIÇ KURIS'ĐN DE ĐꢀTĐRAK ETTĐĞĐ KISMĐ
MUHALEFET ꢀERHĐ
Davalı Devlet'in Sözleꢀme'nin eski 25/1 maddesi uyarınca üstlendiği yükümlülüklere uyduğu
yönündeki tespit hariç Mahkeme'nin kararıyla hemfikirim. Bu bakımdan üzüntüyle
belirtmeliyim ki çoğunluğun görüꢀüne karꢀıyım.
Eski 25. madde (ꢀimdiki 34. madde) bireysel baꢀvuru sisteminin kalbidir. Baꢀvuranlar,
misilleme korkusu olmaksızın ve bu tür bir missilleme korkusunu doğurabilecek baskıyla ya
da baꢀvurularının sonucunda gelecekte herhangi bir önyargıyla karꢀılaꢀmaksızın ꢀikayetlerini
Mahkeme huzuruna getirebilmelidirler. Gizli amaçlı zorlama niteliği taꢀıyan baskılar da
olmamalıdır. Bu tür bir baskı çeꢀitli türlerde olabilir; baꢀvuranların, yetkililer tarafından
inandırıcı bir açıklama getirilmeksizin Mahkeme'ye yaptıkları baꢀvuru hakkında
sorgulanmaları benim kanaatimce bu tür bir sorgulamanın bir tür yasadıꢀı baskı olduğu
varsayımını ortaya çıkarmaktadır.
Her davanın yasadıꢀı baskı unsuru taꢀıyıp taꢀımadığı hususunun kendi olgularıyla
değerlendirilmesi gerektiğine katılıyorum. Yine de, benim görüꢀüme göre, genel kural olarak,
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi önünde dava konusu olan yetkililer, baꢀvuranı bu
baꢀvuruyla ilgili olarak sorguluyorsa, bu sorgulamanın baꢀvuranı yargılama sürecinden
caydırma eğilimi taꢀıdığına iliꢀkin bir varsayım ortaya çıkmaktadır.
Bu davada, Mahkeme, baꢀvuranın jandarmalar tarafından Komisyon'a yaptığı baꢀvurunun
konusuyla ilgili olarak 29 Eylül 1994 günü sorgulandığını tespit etmiꢀtir (bkz. 130. paragraf).
Ayrıca baꢀvuran ertesi gün Silvan cumhuriyet savcısıyla görüꢀmek üzere çağrılmıꢀtır.
Baꢀvuranın ertesi gün savcıyla görüꢀmesinden önce jandarmaların niçin bu tür bir görüꢀmeye
ihtiyaç duyduklarına iliꢀkin hiçbir gerekçe öne sürülmemiꢀtir.
Kanaatimce bu koꢀullarda üstte öne sürdüğüm varsayım çürütülememiꢀtir. Bundan dolayı
bana göre Hükümet, Sözleꢀme uyarınca üstlendiği etkili baꢀvuru hakkını hiçbir biçimde
engellememe yükümlülüğünü yerine getirmemiꢀtir (bkz. 16 Kasım 2000 tarihli Bilgin-
Türkiye kararı (Bölüm 2), §134).
Üstte dikkat çektiğim türde bir varsayımın ortaya çıkmadığına inanmıꢀ olsaydım bile,
yetkililerin hiçbir açıklama yapmaksızın baꢀvuranla yaptıkları görüꢀmelerin çakıꢀmasının,
davalı Devlet'in baꢀvuranı baꢀvurusu hakkında sorgulayarak onu gerçekten baskı altına almayı
amaçladığı çıkarımına yol açacak olgusal dayanağı sağladığı sonucuna varırdım.
30
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło