23453/04

WyrokETPCz2008-04-29ECLI:CE:ECHR:2008:0429JUD002345304

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania administracyjnego w Turcji oraz brak skutecznego środka odwoławczego w tej kwestii naruszyły prawo do rzetelnego procesu w rozsądnym terminie (art. 6 ust. 1) oraz prawo do skutecznego środka odwoławczego (art. 13) Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że ocena rozsądnego terminu postępowania opiera się na złożoności sprawy, zachowaniu skarżącego i władz krajowych oraz stawce sporu dla skarżącego. Stwierdził, że postępowanie trwało ponad 7 lat i 7 miesięcy w dwóch instancjach, co było nadmierne, zwłaszcza biorąc pod uwagę znaczenie sprawy dla skarżącego. W odniesieniu do art. 13, Trybunał powtórzył swoje wcześniejsze stanowisko, że brak jest skutecznego środka odwoławczego w Turcji w przypadku skarg na przewlekłość postępowania sądowego, co stanowi naruszenie tego artykułu w związku z art. 6 ust. 1.
Stan faktyczny
Skarżący, Zekeriya Koçal, urodzony w 1959 roku i mieszkający w Ankarze, był pracownikiem kontraktowym w TRT General Directorate. W 1995 roku, decyzją Rady Radiofonii i Telewizji (RTÜK), zmieniono jego status kontraktowy. Skarżący zaskarżył tę decyzję do tureckich sądów administracyjnych. Postępowanie trwało od 3 kwietnia 1996 r. do 20 listopada 2003 r., czyli ponad 7 lat i 7 miesięcy, kończąc się oddaleniem jego skargi.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji. 4. Zasądził na rzecz skarżącego 3 600 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 200 EUR tytułem kosztów postępowania. 5. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KOꢀAL - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢁvuru no: 23453/04 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2008   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 23453/04 numaralı baꢀvurunun nedeni T.C. vatandaꢀı   Zekeriya Koꢀal’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 10 Haziran 2004   tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran bir avukat aracılığıyla temsil edilmemektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1959 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran Ankara’da TRT Genel Müdürlüğü’nde sözleꢀmeli olarak çalıꢀmaktaydı.   Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) 15 Mayıs 1995 tarihinde almıꢀ olduğu ve   baꢀvurana 16 Haziran 1995 tarihinde tebliğ edilen kararı ile baꢀvuranın sözleꢀmesindeki   statüsünü değiꢀtiren bir düzenleme yapılmıꢀtır.   Belirtilmeyen bir tarihte baꢀvuran ilgili adli mercilerde bu karara itirazda bulunmuꢀtur.   Baꢀvuran 3 Nisan 1996 tarihinde bu kararın iptal edilmesi talebiyle Danıꢀtay’a baꢀvurmuꢀtur.   Danıꢀtay 27 Aralık 1999 tarihinde bu baꢀvuruyu reddetmiꢀtir.   Baꢀvuran Danıꢀtay’ın bu kararına 31 Temmuz 2000 tarihinde Danıꢀtay Đdari Davalar Genel   Kurulu’nda itiraz etmiꢀtir.   Danıꢀtay Đdari Davalar Genel Kurulu 20 Kasım 2003 tarihinde aldığı ve baꢀvurana 21 Ocak   2004’te tebliğ edilen kararı ile temyiz edilen kararı onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran yargılamanın uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»   ilkesinin ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   Dikkate alınması gereken dönem Danıꢀtay’ın davayı ele aldığı 3 Nisan 1996 tarihinde   baꢀlayıp, 20 Kasım 2003’te sona ermektedir. Dava iki dereceli yargıda 7 yıl 7 aydan fazla   sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümete göre   baꢀvuran yargılama sürecinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetini yargı süreci boyunca iç hukuktaki   mahkemeler önünde dile getirmemiꢀtir.   Baꢀvuran bu konuda görüꢀ bildirmemiꢀtir.   AĐHM bu ꢀikayetin iç hukuktaki baꢀvuru yolu ile ilgili ꢀikayetle ilintili olduğunu not   etmektedir. AĐHM bu ꢀikayeti AĐHS’nin 13. maddesi çerçevesinde inceleyecektir (Bkz.   mutatis mutandis Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye kararı, 30 Mayıs 2006).   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder.   B. Esasa dair   AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın ꢀartları ıꢀığında ve aꢀağıdaki ölçütlere   bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır: Davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuran ve ilgili   mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan baꢀvuran için neyin tehlikede olduğu (bkz. birçok   içtihat arasında, Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96).   AĐHM bundan önce de bu baꢀvurudakine benzer sorunları ortaya koyan davaların ele   alındığını ve bunların 6/1 maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir (Bkz. sözü   edilen Frylender kararı).   AĐHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarını incelemiꢀ ve Hükümetin Mahkemenin bu   davada farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını   belirlemiꢀtir. Bu yöndeki yerleꢀik içtihadını göz önüne aldığında AĐHM, bilhassa Danıꢀtay   Đdari Davalar Genel Kurulu önündeki mezkur yargı sürecinin aꢀırı olduğuna itibar etmektedir.   Özellikle davanın baꢀvuran açısından taꢀıdığı önem dikkate alındığında, bu süreç «makul   süre» koꢀulunu karꢀılamamaktadır.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran özellikle Türkiye’de yargı sürecinin uzunluğuna karꢀı herhangi bir baꢀvuru yolunun   bulunmadığından yakınmakta, bu bağlamda AĐHS’nin 13. maddesine göndermede   bulunmaktadır.   Hükümet bu duruma itiraz etmektedir.   AĐHM, yukarıda ele alınan ꢀikayet ile ilintili olduğunu hatırlatarak bu ꢀikayeti kabuledilebilir   nitelendirmektedir.   AĐHM, 13. maddenin 6. maddenin 1. paragrafında yer alan makul bir süre dahilinde davaların   görülmesi hakkının ihlal edildiği ꢀikayetine karꢀı ulusal mahkemeler önünde etkili bir baꢀvuru   hakkını güvence altına aldığını hatırlatır (Bkz. Kudla-Polonya kararı no: 30210/96). AĐHM   Hükümet tarafından öne sürülen ꢀikayet ve argümanların daha önce de reddedildiğini   hatırlatmakta ve mevcut baꢀvuruda da farklı bir sonuca varılacak gerekçenin yer almadığını   kaydetmektedir.   AĐHM bu baꢀvuruda baꢀvurana 6. maddenin 1. paragrafı gereğince davasının makul bir süre   dahilinde görülmesi hakkını iç hukukta sağlayacak baꢀvuru yolunun bulunmayıꢀı nedeniyle   AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran 50.000 Euro maddi ve 25.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi zarar arasında hiçbir illiyet bağı   olmadığından bu talebi reddetmektedir. Bunun yanı sıra, baꢀvuranın manevi bakımdan   haksızlığa uğradığını belirterek adı geçene hakkaniyete uygun 3.600 Euro ödenmesini   kararlaꢀtırmıꢀtır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran bu konuda takdiri AĐHM’ye bırakmaktadır.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve yerleꢀik içtihat   ıꢀığında bir avukat aracılığı ile temsil edilmeyen baꢀvurana bu baꢀlık altında 200 Euro   ödenmesine karar vermektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin baꢀvurana   i)   ii)   manevi tazminat olarak 3.600 (üç bin altı yüz) Euro ödemesine;   yargılama giderleri için 200 (iki yüz) Euro ödemesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 29 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło