23522/05

WyrokETPCz2010-04-20ECLI:CE:ECHR:2010:0420JUD002352205

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy odmowa udzielenia pomocy prawnej i konieczność uiszczenia wysokiej opłaty sądowej, prowadzące do umorzenia sprawy, naruszyły prawo do dostępu do sądu gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że odmowa udzielenia pomocy prawnej skarżącemu, który wykazał swoją trudną sytuację ekonomiczną (mimo jednorazowej zapomogi i niewielkiej renty), oraz konieczność uiszczenia opłaty sądowej w wysokości około 650 EUR, która była wysoka w stosunku do jego dochodów, stanowiły nieproporcjonalne ograniczenie prawa do dostępu do sądu. ETPCz podkreślił, że turecki system pomocy prawnej nie zapewniał wystarczających gwarancji proceduralnych, ponieważ decyzja o odmowie pomocy prawnej była ostateczna i nie podlegała zaskarżeniu, a strony nie były wysłuchiwane w tej kwestii. W konsekwencji, skarżący został całkowicie pozbawiony możliwości rozpatrzenia jego sprawy przez sąd, co przekroczyło margines oceny państwa w regulowaniu dostępu do sądu.
Stan faktyczny
Skarżący, Mahir Bek (ur. 1982, Ankara), jako marynarz podczas służby wojskowej doznał urazu lewego nadgarstka w bójce, co spowodowało częściową utratę sprawności i zwolnienie ze służby. Wniósł pozew o odszkodowanie do Wojskowego Sądu Administracyjnego w Ankarze, jednocześnie ubiegając się o pomoc prawną z powodu trudnej sytuacji finansowej. Mimo otrzymania jednorazowej zapomogi (ok. 2000 EUR) i renty (ok. 180-230 EUR miesięcznie) od fundacji, jego wniosek o pomoc prawną został dwukrotnie odrzucony. Sprawa została umorzona z powodu nieopłacenia opłaty sądowej w wysokości około 650 EUR.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga w zakresie prawa do dostępu do sądu, poszanowania własności i skutecznego środka odwoławczego jest dopuszczalna, a w pozostałym zakresie niedopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skarg na podstawie art. 13 Konwencji i art. 1 Protokołu nr 1. Zasądza na rzecz skarżącego 3000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 2000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   BEK -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:23522/05)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (23522/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı   Mahir Bek’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 16 Haziran 2005 tarihinde   Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Ankara Barosu avukatlarından M. Bayat tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1982 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran, denizci olarak askerlik görevini yaparken bir kavga sırasında sol el bilek sinirlerine   darbe almıꢀtır. Baꢀvuran, bir kısım hareket yeteneğini kaybetmiꢀtir.   Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin 3 Kasım 2003 tarihli raporuna göre, baꢀvuran askerliğe   elveriꢀli durumda bulunmamaktaydı. Dolayısıyla baꢀvuran askerlik hizmetinden muaf   tutulmuꢀtur.   Belirtilmeyen bir tarihte, baꢀvuran, ekonomik durumu nedeniyle adli yardım talebinde   bulunarak Ankara Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nde tazminat davası açmıꢀtır.   Bu süre zarfında, 27 ꢁubat 2004 tarihinde, Mehmetçik Vakfı, dördüncü derece sakatlık için   baꢀvurana, olayların meydana geldiği dönemde yaklaꢀık 2.000 Euro’ya tekabül eden   3.441.690.000 TL tutarında maddi yardımda bulunmuꢀtur. Ayrıca Vakıf tarafından baꢀvurana   üç aylık 300 TL (yaklaꢀık 180 Euro) maaꢀ bağlanmıꢀtır. Sözkonusu miktar günümüzde 500   TL’ye (yaklaꢀık 230 Euro) yükseltilmiꢀtir.   Ekim 2004 tarihli bir kararla, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, yasa ile öngörülen   koꢀulların bir araya gelmediği gerekçesi ile adli yardımda bulunmaya gerek olmadığına karar   vermiꢀtir. Ayrıca mahkeme, baꢀvuranın otuz günlük süre içerisinde mahkeme harcını   ödemesine karar vermiꢀtir.   Kasım 2004 tarihinde, baꢀvuran, baꢀvuranın hiçbir geliri olmadığını ve yoksul durumda   yaꢀadığını gösteren muhtar tarafından 17 Kasım 2004 tarihinde düzenlenmiꢀ yoksuluk   belgesine dayanarak yeniden adli yardım talebinde bulunmuꢀtur.   Aralık 2004 tarihli bir kararla, dosyayı inceleyen Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, Hukuk   Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 465. maddesinde sıralanan ödeme koꢀullarını karꢀılamadığı   gerekçesi ile sözkonusu talebi reddetmiꢀtir. Ayrıca mahkeme, otuz günlük süre içerisinde   mahkeme harcının yani 1.125.000.000 TL’nin (yaklaꢀık 650 Euro) ödenmemesi durumunda   davanın açılmamıꢀ sayılacağını belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran sözkonusu miktarı ödeyemediğinden, 26 Ocak 2005 tarihli bir kararla Askeri   Yüksek Đdare Mahkemesi davanın kayıttan düꢀürülmesine karar vermiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, Ankara Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin adli yardım talebini reddetmesinin,   AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen mahkemeye eriꢀim hakkını ihlal ettiğini iddia   etmektedir.   Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde   baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan   bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   Esas ile ilgili olarak, Hükümet, dosyada bulunan unsurların incelenmesinin ardından karara   bağlanan adli yardım verilmesine iliꢀkin bir zorunluluğun bulunmadığını belirtmektedir.   Hükümet’e göre, mahkeme harcını ödemek için yeterli geliri olan baꢀvuranın yoksulluğunu   kanıtlaması gerekmekteydi.   Baꢀvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.   Mahkemeye eriꢀim hakkı çerçevesinde mahkeme harcı ile ilgili olarak genel ilkeler   kapsamında AĐHM, Bakan kararına atıfta bulunmaktadır.   Mevcut davada, AĐHM, mahkeme harcının ödenmemesinin, Askeri Yüksek Đdare   Mahkemesi’nin davanın açılmamıꢀ sayılacağına neden olacağını belirtmektedir. Dolayısıyla   yargılamanın ilk safhasında ilk derece mahkemesi önünde bir kısıtlama meydana gelmiꢀtir.   AĐHM, talep edilen mahkeme harcı miktarının yaklaꢀık 650 Euro olduğunu kaydetmektedir.   AĐHM, üç ayda bir sadece 180 Euro yani aylık 60 Euro geliri olan baꢀvuran açısından   sözkonusu miktarın yüksek olduğu görüꢀündedir. Mehmetçik Vakfı tarafından 2.000 Euro   almıꢀ olsa dahi, AĐHM, ödenen maaꢀ dıꢀında hiçbir geliri olmayan baꢀvuranın genel   ekonomik durumunun, olayların meydana geldiği dönemde iki asgari maaꢀtan fazlasına   tekabül eden mahkeme harcını ödeme imkanı sağlamadığına ikna olmuꢀtur.   AĐHM, devletin kamu kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım   yapmak istemesini meꢀru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Oysa mevcut davada,   Hükümet’in savunduğunun aksine, muhtar tarafından düzenlenen 17 Kasım 2004 tarihli belge   ile baꢀvuranın yoksulluğunu gösterdiği sonucuna ulaꢀılmaktadır. Buna karꢀın ilgili ulusal   mahkeme, adli yardım verilmesinin reddini hiçbir ꢀekilde gerekçelendirmemiꢀ ve baꢀvuranın   sağlık durumunu göz önüne almamıꢀtır. Bununla birlikte AĐHM, Türk yasama erki tarafından   yürürlüğe konan adli yardım sisteminin yargılamaya iliꢀkin gerekli tüm güvenceleri   sunmadığını gözlemektedir; bu görevin adli makamlara, daha açık olarak adli yardım   talebinin yapıldığı mahkemeye tevdi edildiği doğruysa da Türk hukuku, talebin yerindeliği   hususunda mahkemelerin takdirine itiraz imkanı sunmamaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri   Kanunu’nun 469. maddesinin hükümlerine göre, adli yardım talebine iliꢀkin karar nihaidir ve   baꢀka hiçbir baꢀvurunun konusu yapılamaz. Bu nedenle, adli yardım talebi taraflarca   mahkemeye sunulan yazılı belgeler temelinde yapılan tek bir incelemenin konusu olmaktadır.   Sözkonusu taraflar, bir duruꢀma boyunca gerektiği ꢀekilde dinlenmemiꢀ ve itirazlarını sunma   imkanı bulamamıꢀlardır (Ciğerhun Öner-Türkiye, baꢀvuru no: 33612/03, 20 Mayıs 2008).   Mevcut davada, AĐHM, adli yardım talebinin reddinin, baꢀvuranı, davasının bir mahkeme   tarafından görülmesi imkanından tamamen yoksun bıraktığını tespit etmektedir (bkz, Sabri   Aslan ve diğerleri – Türkiye, baꢀvuru no: 37952/04, 15 Aralık 2009).   Dava koꢀullarının tamamı göz önüne alındığında, AĐHM, baꢀvuranın, Ankara Askeri Yüksek   Đdare Mahkemesi önünde, somut ve etkili bir ꢀekilde eriꢀim hakkından yararlanamadığını   tespit etmektedir. Bu durumda Devlet, AĐHS’nin 6/1. maddesinin gereklerine uygun olarak   mahkemeye eriꢀim hakkını düzenleme yükümlülüklerini yerine getirmemiꢀtir ve bu alanda   kendisine tanınan takdir payını aꢀmıꢀtır (sözü edilen Tunç).   Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ve 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN   ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesi kapsamındaki ꢀikayetini ileri sürmek için iç hukukta   baꢀvuru yolunun bulunmamasından ve baꢀvurusunun esasına iliꢀkin inceleme yaptırma   imkanının bulunmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlalinden ꢀikayetçi olmaktadır.   Baꢀvuran, bu hususlarla ilgili olarak AĐHS’nin 13. maddesine (AĐHS’nin 6. maddesi ile   birlikte) ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetlerin yukarıda incelenen ꢀikayetlerle bağlantılı olduğu ve   dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiği kanaatindedir.   Bununla birlikte, AĐHS’nin 6/1 maddesine iliꢀkin tespit göz önüne alındığında, AĐHM,   mevcut davada ihlal edilmiꢀ olsalar dahi sözkonusu hükümleri ayrıca incelemeye gerek   olmadığı kanaatindedir (bkz, sözü edilen Tunç; Mehmet ve Suna Yiğit – Türkiye, baꢀvuru no:   52658/99, 17 Temmuz 2007; Serin-Türkiye, baꢀvuru no: 18404/04, 18 Kasım 2008).   III. ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER ĐHLALLER HAKKINDA   Baꢀvuran, son olarak, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi hakimlerinin bağımsız ve tarafsız   olmamalarından ꢀikayetçidir. Bu bağlamda baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta   bulunmaktadır.   Yavuz-Türkiye (baꢀvuru no: 29870/96, 25 Mayıs 2000) kararına atıfta bulunan AĐHM,   sözkonusu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.   paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaꢀmaktadır.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   AĐHS’nin 41. maddesi ile ilgili olarak, baꢀvuran, 70.000 Euro maddi ve 20.000 Euro manevi   tazminat talep etmektedir.   Hükümet sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, maddi tazminat ile ilgili, AĐHS’nin 6/1 maddesine aykırı olarak, adli yardım talebinin   reddedilmesi nedeniyle bir baꢀvuranın, mahkemeye eriꢀim hakkından yararlanamadığı   sonucuna ulaꢀtığında, tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için prensip olarak en uygun yolun,   ilgilinin isteği üzerine, davanın yenilenmesi ya da dosyanın yeniden açılması olacağı   kanaatindedir (sözü edilen Tunç; Mehmet ve Suna Yiğit; Ciğerhun Öner-Türkiye; Sabri Aslan   ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 37952/04, 15 Aralık 2009).   Manevi tazminat ile ilgili olarak, AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, baꢀvurana 3.000 Euro   ödenmesine hükmetmektedir.   Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 4.945 Euro talep   etmektedir. Baꢀvuran, belge olarak, avukatı tarafından hazırlanan çalıꢀma makbuzunu, Ankara   Barosu avukatlık ücret tarifesini ve çeviri masraflarına bir belgeyi sunmaktadır.   Sahip olduğu unsurları ve içtihadında sözü edilen kriterleri göz önüne alan AĐHM, baꢀvurana   2.000 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesine hükmetmektedir.   AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun mahkemeye eriꢀim hakkı, mülkiyete saygı ve etkili baꢀvuru yolu kapsamında   yapılan ꢀikayetlere iliꢀkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez   olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 13. maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında yapılan   ꢀikayetleri ayrıca incelemeye gerek olmadığına;   4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;   i) her türlü vergiden muaf tutularak 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat;   ii) her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) yargılama masraf ve gideri;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 20 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło