23574/04

WyrokETPCz2009-10-13ECLI:CE:ECHR:2009:1013JUD002357404

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego trwającego ponad 16 lat, wciąż będącego w toku, naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okres postępowania, który rozpoczął się 17 września 1993 r. i nadal trwał w momencie wydania wyroku (ponad 16 lat i 9 dni), był nadmierny i nie spełniał wymogu „rozsądnego terminu” z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał odrzucił zarzut rządu dotyczący niewyczerpania krajowych środków odwoławczych, powołując się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym prawo tureckie nie przewidywało skutecznego środka odwoławczego w sprawach dotyczących przewlekłości postępowania. Trybunał podkreślił, że rząd nie przedstawił żadnych przekonujących dowodów ani ustaleń, które mogłyby doprowadzić do odmiennego wniosku.
Stan faktyczny
Skarżący, Harun Kartal, urodzony w 1958 r., został aresztowany 17 września 1993 r. i oskarżony o udział w nielegalnej lewicowej organizacji terrorystycznej. Postępowanie karne rozpoczęło się w Państwowym Sądzie Bezpieczeństwa, a następnie, po jego likwidacji, zostało przeniesione do Sądu Karnego dla Poważnych Przestępstw w Stambule. Sprawa skarżącego była wielokrotnie łączona i rozłączana z innymi sprawami, a w momencie wydania wyroku ETPCz, po ponad 16 latach i 9 dniach, nadal była w toku przed sądem krajowym.
Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednogłośnie: 1. Stwierdza dopuszczalność pozostałej części skargi. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącego 15 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia. 5. Nakazuje naliczenie odsetek ustawowych od zasądzonych kwot.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEY Đ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   HARUN KARTAL - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 23574/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2009   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (23574/04) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaꢀı Harun Kartal’ın (baꢀvuran) 2 Haziran 2004 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu   baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından   F. A. Tamer tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1958 doğumlu olup Düzce’de ikamet etmektedir. 17 Eylül 1993 tarihinde yasadıꢀı   sol örgüt Türkiye Halk Kurtuluꢀ Partisi Cephesi’ne (THKP/C-Devrimci Sol) (Örgüt) yönelik   düzenlenen operasyon kapsamında baꢀvuran yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır.   Baꢀvuran 1 Ekim 1993 tarihinde tutuklanmıꢀ, 31 Aralık 1993 tarihinde diğer yirmi iki kiꢀiyle   birlikte terörist eylemlere katılmakla suçlanmıꢀtır.   Mart 1994 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) 1993/593 dosya numaralı   davanın duruꢀmalarının açık yapılmasını kararlaꢀtırmıꢀtır.   Baꢀvuran serbest bırakıldığı 3 Temmuz 2000 tarihine dek yapılan duruꢀmaların birçoğuna   katılmıꢀtır.   DGM 17 Aralık 2003 tarihinde baꢀvuranın ve sanıklardan birinin davasının ayrı görülmesini   kararlaꢀtırmıꢀ ve 1993/593 numaralı davanın esası hakkında kararını vermiꢀtir. Böylece yeni   dava ayrı olarak 2003/342 dosya numarası ile kaydedilmiꢀtir.   Haziran 2004 tarih ve 5190 sayılı Kanun ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin   feshedilmesinin ardından baꢀvuranın davası Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçmiꢀtir.   Temmuz 2005 tarihli duruꢀmada Ağır Ceza Mahkemesi ilk kaydedilen 1993/593 numaralı   dava ile baꢀvuranın davası arasındaki hukuki bağlar nedeniyle davaların birleꢀtirilmelerine   karar vermiꢀtir. Böylece bu iki dava 2005/125 numaralı dosyaya kaydedilmiꢀtir.   Ağır Ceza Mahkemesi 16 Kasım 2007 tarihinde 2005/125 numaralı davanın 2006/221   numaralı baꢀka bir ceza davası ile ilintili olması nedeniyle davaların birleꢀtirilmelerine karar   vermiꢀtir.   Dava dosyasında yer alan unsurlara göre yargılama Ağır Ceza Mahkemesi’nde halen   sürmektedir.   HUKUK   Baꢀvuran yargılama sürecinin uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde yer alan «makul süre»   ilkesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedir.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM’ye göre göz önünde bulundurulması gereken dönem baꢀvuranın yakalandığı 17 Eylül   tarihinde baꢀlamıꢀ ve henüz sona ermemiꢀtir. Yargı süreci halen derdesttir ve Devlet   Güvenlik Mahkemesi’nin yerini alan Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama on altı yıl dokuz   gün sürmüꢀtür.   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabuledilemezlik itirazında   bulunmakta, baꢀvurunun AĐHM’ye yapıldığı sırada davanın halen iç hukuktaki mahkemelerde   devam ettiğini belirtmektedir.   Baꢀvuran bu noktada görüꢀ bildirmemiꢀtir.   AĐHM, daha önce de Türk hukukunun AĐHS’nin 13. maddesine uygun olarak yargılamanın   uzunluğu ꢀikayetine karꢀı etkili bir baꢀvuru yolu sunmadığı tespitinde bulunduğunu hatırlatır   (Bkz. Daneshpayeh-Türkiye kararı, no: 21086/04, 16 Temmuz 2009). Bu durumda   Hükümetin ön itirazı reddedilmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   AĐHM daha önce de müteaddit kereler mevcut baꢀvurudakine benzer sorunların dile   getirildiğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini belirtmektedir (Bkz. birçokları   arasında Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).   AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca   ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir.   Mahkemenin bu konudaki yerleꢀik içtihadını dikkate alan AĐHM, sözkonusu yargı sürecinin   uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve «makul süre» koꢀulunu karꢀılamadığına itibar etmektedir. Bu   nedenle, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   AĐHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlara uygun olarak baꢀvuran 25.000 Euro manevi   tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran yargılama giderleri için ayrıca 2.855 Euro talep etmekte,   bu bağlamda avukatlık ücretinin bir makbuzunu sunmaktadır. Hükümet bu meblağlara karꢀı   çıkmaktadır.   AĐHM baꢀvuranın belirli bir ölçüde manevi zarara uğradığına itibar etmektedir. Bu nedenle   hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 15.000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun   görmektedir. Yargılama giderleri ile ilgili olarak mahkemeye sunulan delillerden hareketle   baꢀvurana iç hukukta ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama giderleri için 1.500 Euro   ödenmesine karar vermektedir.   Bununla birlikte AĐHM, taraflardan edinilen bilgiler ıꢀığında iç hukuktaki mahkemelerde on   altı yıl dokuz günlük sürenin ardından davanın halen devam ettiğini not etmektedir. AĐHM,   AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca adaletin tecelli etmesi için gerekli yükümlülükleri yerine   getirmek bakımından davanın bir an evvel sonuçlanmasının sağlanarak ihlale son verilmesinin   uygun bir yöntemi oluꢀturacağı kanısındadır.   AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini kaydetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından:   i.baꢀvurana 15.000 (on beꢀ bin) Euro manevi tazminat ödenmesine;   ii. yargılama masraf ve harcamaları için baꢀvurana 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro   ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło