23815/04

WyrokETPCz2009-01-20ECLI:CE:ECHR:2009:0120JUD002381504

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy odmowa wydania więźniowi kopii jego dokumentacji medycznej z badania w więzieniu stanowi naruszenie prawa do poszanowania życia prywatnego gwarantowanego przez art. 8 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że informacje medyczne dotyczące pacjenta bez wątpienia należą do jego życia prywatnego, a kwestia dostępu do tych informacji wchodzi w zakres art. 8 Konwencji. ETPCz podkreślił, że art. 8 nakłada na państwo zarówno obowiązki negatywne, jak i pozytywne, a w obu kontekstach należy zachować sprawiedliwą równowagę między sprzecznymi interesami jednostki i społeczeństwa. W niniejszej sprawie, odmowa wydania skarżącemu kopii dokumentacji medycznej z badania w więzieniu, oparta na ogólnej dyrektywie dotyczącej bezpieczeństwa, nie została uzasadniona przez rząd w sposób proporcjonalny. Trybunał stwierdził, że nie zachowano sprawiedliwej równowagi, ponieważ skarżący miał uzasadniony interes w posiadaniu tych dokumentów, aby móc świadomie decydować o swoim leczeniu.
Stan faktyczny
Skarżący, Abdülkadir Uslu, był więźniem w Turcji. Po badaniu w więziennym ambulatorium 14 stycznia 2004 r. z powodu bólu głowy, lekarz zalecił konsultację neurologiczną. Skarżący zażądał kopii dokumentacji medycznej z tego badania. Sąd wykonawczy nakazał wydanie dokumentów, ale prokurator sprzeciwił się, powołując się na dyrektywę zakazującą wydawania więźniom kopii dokumentów ze względów bezpieczeństwa. Sąd Karny przychylił się do sprzeciwu prokuratora, a dokumenty zostały skarżącemu odebrane 30 stycznia 2004 r.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga dotycząca ingerencji w prawo do życia prywatnego jest dopuszczalna, a pozostała część skargi jest niedopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 8 Konwencji. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia art. 8 stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądza 1300 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   USLU – TÜRKĐYE DAVASI (no. 2)   (Baꢀvuru no: 23815/04)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı Abdülkadir Uslu’nun (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne, 13 Mayıs 2004 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına   Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı 23815/04 sayılı   baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu   avukatlarından Ö. Uslu tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1968 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir. Baꢀvuran, olaylar   esnasında Đnebolu cezaevinde hükümlüydü.   Baꢀvuran, talebi üzerine, 14 Ocak 2004’te cezaevi revirinde muayene edilmiꢀtir.   Hükümet’in sunduğu cezaevi reviri kaydına göre, baꢀvuran cezaevi doktoru tarafından   muayene edilmiꢀ ve tansiyona bağlı baꢀ ağrısı ꢀikayeti olduğu saptanmıꢀtır. Doktor,   baꢀvuranın bir hastanenin nöroloji bölümüne sevk edilmesini uygun görmüꢀtür. Hükümet,   Đnebolu Devlet Hastanesi’nde nöroloji bölümü bulunmadığı gerekçesiyle baꢀvuranın   Kastamonu Devlet Hastanesi’ne sevk edildiğini ifade etmiꢀtir. Baꢀvuran, 25 Mart 2004   tarihinde bu hastanenin nöroloji bölümünde muayene edilmiꢀtir.   Bu arada, baꢀvuran, cezaevi yetkililerinden aldığı olumsuz cevap üzerine, 19 Ocak   tarihinde Đnebolu Đnfaz Hakimliği’ne baꢀvurarak, 14 Ocak 2004 tarihinde yapılan   muayeneye iliꢀkin doktor raporu ile cezaevi reviri kaydının ilgili sayfalarının birer kopyasının   kendisine gönderilmesini talep etmiꢀtir.   Ocak 2004’te, Đnebolu Đnfaz Hakimliği cezaevi yetkililerinin ilgili dokümanların   kopyalarını baꢀvurana vermeleri yönünde karara varmıꢀtır. Sözkonusu dokümanlar baꢀvuranın   eline geçmiꢀtir.   Ocak 2004’te, Đnebolu Cumhuriyet Savcısı, yukarıda bahsi geçen karara itiraz   etmiꢀtir. Cumhuriyet Savcısı, 5 Aralık 1990 tarihli genelgenin amacına atıfta bulunarak, diğer   hususlar meyanında, resmi cezaevi dokümanlarının orijinallerinin veya kopyalarının, asayiꢀ   ve güvenlik nedeniyle, tutuklu veya hükümlülere verilmesinin yasak olduğunu iddia etmiꢀtir.   Ocak 2004’te, Đnebolu Ağır Ceza Mahkemesi, bu gerekçelere dayanarak   Cumhuriyet Savcısı’nın itirazını kabul etmiꢀtir.   Ocak 2004’te, sözkonusu dokümanlar, cezaevi yetkilileri tarafından geri   istenmiꢀtir.   Mart 2004’te, baꢀvuran, cezaevi yetkililerinden 25 Mart 2004’te yapılan muayene   sonrasında Kastamonu Devlet Hastanesi tarafından verilen tıbbi rapor ve reçetenin birer   kopyasını kendisine vermelerini talep etmiꢀtir. Bu rapor ve reçete aynı gün baꢀvurana   verilmiꢀtir.   Baꢀvuran, Adalet Bakanlığı’na baꢀvurarak Ağır Ceza Mahkemesi kararının yazılı   emirle bozulması talebinde bulunmuꢀ, ancak bu talep 4 Mayıs 2004 tarihinde reddedilmiꢀtir.   Kasım 2004’te baꢀvuran serbest bırakılmıꢀtır.   HUKUK   I. ÖN AÇIKLAMA   AĐHM, baꢀvuranın ilk olarak 13 Mayıs 2004 tarihinde AĐHM’ye baꢀvurduğunu   gözlemlemektedir. Ancak, baꢀvuranın yukarıdaki olaylara iliꢀkin ꢀikayeti ilk defa 26 Temmuz   tarihli baꢀvuru formunda dile getirilmiꢀtir. Bu nedenle, AĐHM, baꢀvuru tarihini 26   Temmuz 2004 olarak kabul etmektedir.   II. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, muayene sonuçlarının bir kopyasının makamlar tarafından kendisine   verilmemesi sonucu özel hayata saygı gösterilmesi hakkının ihlal edildiği konusunda ꢀikayetçi   olmuꢀ ve bu ꢀikayetini AĐHS’nin 8. maddesine dayandırmıꢀtır.   A. Kabuledilebilirlik   AĐHM, her ne kadar Savunmacı Hükümet AĐHM’nin ratione personae yetkisine itiraz   etmediyse de, bu konuyu değerlendirmesi gerektiğini, çünkü, önüne gelen her davayla ilgili   yetkisinin olduğu konusunda kendisini tatmin etmesi gerektiğini belirtir. Dolayısıyla,   yargılamanın her aꢀamasında yetki sorununu incelemelidir (Odièvre / Fransa, no. 42326/98;   Blečić / Hırvatistan, no. 59532/00). AĐHM, sözkonusu davada, baꢀvuranın talep ettiği   dokümanların kopyalarını 21 Ocak 2004 tarihinde edindiğini gözlemlemektedir. Ancak, 27   Ocak 2004 tarihli mahkeme kararının ardından, bu dokümanlar 30 Ocak 2004 tarihinde   makamlar tarafından geri istenmiꢀtir. Bu nedenle, baꢀvuranın kısıtlı bir sürede sözkonusu   dokümanları inceleme fırsatı olmuꢀtur. Ancak, AĐHM’ye göre, bu durum baꢀvuranın bu   belgelerin kopyasını edinme talebinin mahkeme kararıyla geri çevrildiği gerçeğini   değiꢀtirmemektedir. Dolayısıyla, AĐHS’nin 34. maddesine göre baꢀvuranın mağdur statüsüyle   ilgili herhangi bir ꢀüphe sözkonusu değildir.   Ayrıca, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını   kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   1. Tarafların ifadeleri   Hükümet, Kastamonu Devlet Hastanesi tarafından hazırlanan 25 Mart 2004 tarihli   tıbbi rapor ile aynı gün verilen reçetenin kopyalarının baꢀvurana verilmesi nedeniyle, bilgi   edinme hakkına müdahalede bulunulmadığını ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür. Baꢀvuran, özellikle, ꢀikayetinin Kastamonu Devlet   Hastanesi tarafından verilen tıbbi raporlarla değil, 14 Ocak 2004 tarihinde cezaevi doktoru   tarafından yapılan muayeneyle ilgili olduğunu ifade etmiꢀtir. Baꢀvuran, bu bağlamda,   Kastamonu Devlet Hastanesi’nde muayene oluncaya kadar sağlık durumu hakkında bilgisi   olmadığını, bu nedenle de daha ayrıntılı bir tıbbi yardım arayıꢀına girmesinin önüne geçildiği   konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bu durum, baꢀvuranın sağlık durumunu olumsuz yönde   etkilemiꢀtir.   2. AĐHM’nin değerlendirmesi   AĐHM, bir hastayla ilgili kiꢀisel bilgilerin hiç kuꢀkusuz bu kiꢀinin özel yaꢀamıyla ilgili   olduğu ve kiꢀinin bu bilgiye eriꢀimine iliꢀkin sorunun AĐHS’nin 8. maddesi kapsamına girdiği   kanaatindedir (mutatis mutandis, I. / Finlandiya, no. 20511/03). Tarafların bu konuyla ilgili   itirazı yoktur.   AĐHM, 8. maddenin esas maksadının bireyi kamu otoritelerinin keyfi müdahalesine   karꢀı korumak olduğunu hatırlatır. Buna ek olarak, aile hayatına ve özel hayata “saygı”nın   yerine getirilmesinin özünde pozitif yükümlülükler bulunabilir. Bu madde kapsamında,   devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerinin kesin tanımları olmasa da, uygulanabilir   prensipler benzerdir. Her iki bağlamda da, bireyin ve toplumun çatıꢀan çıkarları arasında   olması gereken adil denge dikkate alınmalıdır ve her iki bağlamda da Devlet’in belirli bir   takdir yetkisinin olduğu kabul edilmektedir ( Odièvre / Fransa, yukarıda kaydedilen).   AĐHM, sözkonusu davayı pozitif mi negatif mi yükümlülük açısından incelemenin   daha uygun olacağı konusunda karar vermeye gerek olmadığı görüꢀündedir. Çünkü, AĐHM’ye   göre sözkonusu davadaki asıl sorun, bireyin ve toplumun çatıꢀan çıkarları arasında adil bir   denge olup olmadığıdır.   AĐHM, cezaevi doktoru tarafından verilen rapor ile cezaevi revirine geldiğine dair   yapılan kaydın birer kopyasını edinmenin baꢀvuranı ilgilendirdiğini, böylece sağlanacak   tedavinin seçiminde uygun bir söz hakkı olacağını kabul etmektedir.   AĐHM, baꢀvuranın –bir hükümlünün- 14 Ocak 2004 tarihinde cezaevi revirinde   yapılan muayenesinin ardından verilen doktor raporu ile revire kabul edildiğine dair yapılan   kaydın birer kopyasını edinme talebinin reddedildiğini gözlemlemektedir. Görünüꢀe göre, bu   karar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan genelgenin, asayiꢀ ve güvenlik nedeniyle resmi   cezaevi dokümanlarının kopyalarının tutuklulara verilemeyeceği hükmü uyarınca alınmıꢀtır.   AĐHM’nin bireyin ve toplumun çatıꢀan çıkarlarını incelemesi veya tutukluların/mahkumların   dokümanlara eriꢀimine getirilen kısıtlamanın orantılılığını değerlendirebilmesi için,   uygulamanın ꢀekli ve hukuki dayanağı konusunda Hükümet tarafından herhangi bir görüꢀ   sunulmamıꢀtır. Hükümet, ayrıca, böylesi bir tedbir için herhangi bir haklı gerekçe   göstermemiꢀtir.   Baꢀvuranın talep ettiği dokümanların niteliğini gözönünde bulunduran AĐHM, bu   koꢀullar altında, bireyin ve toplumun çatıꢀan çıkarları arasında adil bir denge bulunmadığı   kanaatindedir. Buna göre, AĐHS’nin 8. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ   Baꢀvuran, sağlığıyla ilgili bilgi ve belgeleri edinme talebinin reddedilmesi nedeniyle   AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiꢀtir. Baꢀvuran, ayrıca, bu dokümanların   cezaevi makamları tarafından geri alınması ve Cumhuriyet Savcısı’nın itirazı ile Ağır Ceza   Mahkemesi kararının kendisine tebliğ edilmemesi sonucu sözkonusu belgelere dayanarak   baꢀka baꢀvurularda bulunmasının engellendiği konusunda ꢀikayetçi olmuꢀ ve bu ꢀikayetini   AĐHS’nin 13. maddesine dayandırmıꢀtır.   Baꢀvuran, baꢀvuru formunun öncesinde 7 Haziran 2002, 13 Mayıs 2004 ve 11 Haziran   tarihli mektuplarında, cezai kovuꢀturmaya iliꢀkin bazı hususlar konusunda ꢀikayetçi   olmuꢀtur. Baꢀvuran, sonraki baꢀvurusunda bu ꢀikayetleri dile getirmemiꢀtir.   AĐHM, elindeki belgelere dayanarak, baꢀvuranın yukarıda yer alan iddialarının AĐHS   veya Protollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı   kanaatindedir. AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan   yoksun olduğu gerekçesiyle baꢀvurunun bu kısmının kabuledilemez nitelikte olduğuna karar   verir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 3,000 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran,   geciken tedavisi nedeniyle yapmıꢀ olduğu muayene masraflarının geri ödenmesini talep   etmiꢀtir.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, tespit edilen 8. madde ihlalinin baꢀvuranın görmüꢀ olduğu manevi zarar için   tek baꢀına yeterli adil tatmin oluꢀturduğu kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, AĐHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için 2,800 Euro talep   etmiꢀtir. Baꢀvuran, bu talebi desteklemek üzere, avukatıyla imzalamıꢀ olduğu ücret   sözleꢀmesi ile çeviri masraflarına ait faturaları sunmuꢀtur.   Hükümet, talep edilen miktara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM’nin içtihadına göre, bir baꢀvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM, sözkonusu davada, elindeki bilgiye ve   yukarıdaki ölçütlere dayanarak, AĐHM önünde yapılan yargılama masraf ve giderleri için   1,300 Euro ödenmesine karar verir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvuranın özel yaꢀam hakkına müdahale edildiği yönündeki ꢀikayetin   kabuledilebilir, baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Tespit edilen 8. madde ihlalinin baꢀvuranın görmüꢀ olduğu manevi zarar için tek   baꢀına yeterli adil tatmin oluꢀturduğuna;   4. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten   itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na   çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet   tarafından baꢀvurana yargılama masraf ve giderleri için 1,300 Euro (bin üç yüz Euro)   ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin   yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal   kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 20 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło