24209/94
WyrokETPCz2003-07-22ECLI:CE:ECHR:2003:0722JUD002420994
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przymusowe badanie ginekologiczne przeprowadzone na zatrzymanej kobiecie bez jej zgody i bez podstawy prawnej stanowi naruszenie prawa do poszanowania życia prywatnego z art. 8 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że przymusowe badanie ginekologiczne stanowi ingerencję w prawo do poszanowania życia prywatnego, które obejmuje integralność fizyczną i psychiczną osoby. Stwierdził, że taka ingerencja musi być "przewidziana przez prawo" (lawful) i "konieczna w demokratycznym społeczeństwie". W niniejszej sprawie Trybunał ustalił, że prawo tureckie nie przewidywało możliwości przeprowadzenia takiego badania bez zgody osoby lub bez nakazu prokuratora, a w tym przypadku zgody nie było, a prokurator nie wydał nakazu. Brak podstawy prawnej dla ingerencji był wystarczający do stwierdzenia naruszenia art. 8, bez konieczności badania, czy ingerencja służyła uzasadnionemu celowi lub była konieczna w demokratycznym społeczeństwie.Stan faktyczny
Skarżący Y.F. i jego żona N.F. zostali zatrzymani w październiku 1993 roku pod zarzutem pomocy organizacji terrorystycznej PKK. Żona skarżącego była przetrzymywana z zawiązanymi oczami, bita i grożono jej gwałtem. Po zatrzymaniu, bez jej zgody, została poddana przymusowemu badaniu ginekologicznemu na żądanie policji, aby ustalić, czy doszło do stosunku płciowego. Lekarz stwierdził brak śladów stosunku. Żona skarżącego złożyła skargę na przymusowe badanie, ale prokurator nie zarejestrował jej skargi. Oboje zostali uniewinnieni od zarzutów terroryzmu.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdza naruszenie art. 8 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego (dla jego żony) 4 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 3 000 EUR (pomniejszone o 625 EUR otrzymane z pomocy prawnej) tytułem kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia. Nakazuje zapłatę odsetek za zwłokę w wysokości równej trzem punktom procentowym powyżej stopy procentowej Europejskiego Banku Centralnego.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
Y.F. / TÜRKĐYE DAVASI
İ çtihat Metni
Y.F. / TÜRKİ YE DAVASI
(24209/94)
Strasbourg Temmuz 2003
USULĐ Đ ꢀ LEMLER
1. Davanın nedeni, Türk vatandaꢁı olan Y.F'nin ("baꢁvuran"), 13 Mayıs 1994 tarihinde,
Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleꢁme'nin ("Sözleꢁme") eski 25. mad-
desi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı
baꢁvurudur (baꢁvuru no. 24209/94).
2. Yasal yardım alan baꢁvuran, Diyarbakır'da görev yapan Sezgin Tanrıkulu tarafından temsil
edilmiꢁtir. Türk Hükümeti ( Hükümet), Mahkeme huzurundaki dava için Ajan tayin
etmemiꢁtir. Davaya bakmak için oluꢁturulan Dairenin Baꢁkanı, baꢁvuranın isminin açıklan-
maması talebini kabul etmiꢁtir. ( Đç Tüzüğün 47. maddesinin 3. paragrafı).
3. Baꢁvuran, eꢁinin zorla jinekolojik muayeneden geçirilmesinin özel hayatın korunması
hakkındaki Sözleꢁmenin 8. maddesinin ihlal edilmesine neden olduğunu iddia etmiꢁtir.
4. Baꢁvuru, 11 No'lu Protokolün yürürlüğe girdiği 1 Kasım 1998 tarihinde Mahkeme'ye
gönderilmiꢁtir. (11 no'lu Protokol'ün 5. maddesinin 2. paragrafı).
5. Baꢁvuru, Mahkeme'nin Dördüncü Kısmına havale edilmiꢁtir (Đçtüzük m. 52/1). Bu Kısım
içinde davayı inceleyecek olan Daire, (Sözleꢁme m.27/1), Đçtüzüğün 26/1 hükmü uyarınca
oluꢁturulmuꢁtur. Türkiye adına seçilen Yargıç Sn. R. Türmen, davaya bakacak olan heyetten
çekilmiꢁtir (madde 28). Yerine ad hoc yargıç olarak Sn. Feyyaz Gölcüklü atanmıꢁtır
(Sözleꢁme m.27/2 ve Đ çtüzük m.29/1).
6. 29 ꢀubat 2000 tarihli bir kararla Mahkeme, baꢁvuru ile ilgili olarak kısmi kabuledilebilirlik
kararı vermiꢁtir.
7. Baꢁvuran ve Hükümet esaslar hakkında görüꢁlerini sunmuꢁlardır. (Đç Tüzük m. 59/1). Daire
tarafların görüꢁlerini aldıktan sonra, esaslar hakkında duruꢁma yapılmasının gerekli
olmadığına karar vermiꢁtir. (Đç Tüzük m. 59/2).
8. 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme Bölümlerin oluꢁumunu değiꢁtirmiꢁtir (Đç Tüzük m.
25/1). Bu dava yeni oluꢁturulan Dördüncü Bölüme havale edilmiꢁtir.
DAVA ĐLE ĐLGĐLĐ O LA Y LA R
I- D av a ya T em el T e ꢁkil Eden Olaylar
_________________________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2003. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür
Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması
ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
9. Baꢁvuran 1951 doğumlu olup Bingöl'de yaꢁamaktadır.
10. 15 Ekim 1993 tarihinde baꢁvuran ve iki gün sonra da eꢁi N.F. Bingöl'de yasadıꢁı terör
örgütü PKK'ya yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınmıꢁlardır.
11. Baꢁvuranın eꢁi dört gün süre ile gözleri bağlı ꢁekilde gözaltında tutulmuꢁtur. Đddiaya göre,
polis memurları baꢁvuranın eꢁini coplamıꢁlar, sözle hakaret etmiꢁler ve tecavüz etmekle tehdit
etmiꢁlerdir.
12. 20 Ekim 1993 tarihinde gözaltına alınmasının ardından baꢁvuranın eꢁini muayene eden bir
doktor vücudunda herhangi bir darp izi bulunmadığını rapor etmiꢁtir. Aynı gün tekrar
muayene edilmek için jinekoloğa götürülmüꢁtür. Polis, gözaltındayken vajinal veya anal
iliꢁkinin tespit edilip rapora dahil edilmesi talebinde bulunmuꢁtur. Tüm itirazlarına rağmen,
jinekolojik muayene yapılmıꢁtır. Baꢁvuranın eꢁi perdenin arkasında muayene edilirken polis
memurları dıꢁarda beklemiꢁlerdir. Doktor baꢁvuranın eꢁinin muayeneden önce cinsel bir iliꢁki
yaꢁamadığını raporunda belirtmiꢁtir.
13. Aynı gün, baꢁvuranın eꢁi götürüldüğü Bingöl Savcılığı'nda zorla jinekolojik muayene
yapılmasından ꢁikayetçi olmuꢁtur. Savcı sözkonusu ꢁikayeti kayıtlara geçirmemiꢁ ve
salıverilmesini istemiꢁtir.
14. 28 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır DGM Savcısı baꢁvuran ve eꢁi aleyhinde PKK'ya
yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle iddianame hazırlamıꢁtır.
15. 23 Mart 1994 tarihinde Diyarbakır DGM baꢁvuranı ve eꢁini yeterli kanıt olmadığı için
beraat ettirmiꢁtir.
16. 9 ꢀubat 1995 tarihinde baꢁvuran ve eꢁi Bingöl Savcılığı'nda gözaltında iken kötü
muameleye maruz kaldıkları iddiasıyla ꢁikayette bulunmuꢁlardır. Ayrıca, baꢁvuranın eꢁinin
kendi onayı olmaksızın yapılan jinekolojik muayeneden ꢁikayetçi olmuꢁlardır.
17. Polis memurları Bingöl Savcılığı'nda verdikleri ifadelerde iddiaları reddetmiꢁlerdir.
Gözaltındayken cinsel bir saldırı yaꢁadığının tespit edilebilmesi için muayene edilmesinin
gerekli olduğunu belirtmiꢁlerdir. Dahası, muayenenin ilgilinin onayı alındıktan sonra
yapıldığını ileri sürmüꢁlerdir.
18. Bingöl Savcısı kanıt olmadığı gerekçesiyle polis memurları hakkında men-i muhakeme
kararı vermiꢁtir. Baꢁvuran ve eꢁi temyiz baꢁvurusunda bulunmuꢁlardır.
19. 29 Kasım 1995 tarihinde Muꢁ Ağır Ceza Mahkemesi soruꢁturma dosyasındaki kanıtların
yetersiz olduğu gerekçesiyle sözkonusu kararı bozmuꢁtur.
20. Bingöl Savcısı 19 Aralık 1995 tarihli iddianamesinde, baꢁvuranın eꢁinin zorla muayene
edilmesinin özel hayata saygı ilkesini ihlal ettiğini ileri sürerek üç polis memurunu suçlamıꢁtır.
21. 16 Mayıs 1996 tarihinde Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi, ꢁikayetçilerin iddiaları
destekleyecek kanıt sunmadıkları gerekçesiyle polis memurlarını beraat ettirmiꢁtir. Mahkeme
polis memurlarının niyetinin baꢁvuranın eꢁini aꢁağılamak olmadığı ve sadece tecavüzle
suçlanma tehlikesine karꢁı kendilerini korumak istedikleri sonucuna varmıꢁtır. Baꢁvuran ve
eꢁi temyiz baꢁvurusunda bulunmuꢁtur.
22. 7 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını onamıꢁtır.
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMASI
23. Vücut bütünlüğü hakkı Anayasa ile koruma altına alınmıꢁtır. 17. maddenin 2. paragrafı
aꢁağıda sunulmuꢁtur:
' Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dıꢁında, kiꢁinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz;
rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz'.
24. CMUK'un 66. maddesi bu kurala bir istisna getirmiꢁtir:
'(.....)
Hazırlık soruꢁturması esnasında savcının talimatı üzerine tıbbi inceleme yapılabilir'.
25. Tutuklama, gözaltı ve ꢁüphelilerin sorgulanması hakkındaki 1 Ekim 1998 tarihli tüzüğün 8.
maddesini değiꢁtiren 13 Ağustos 1999 tarihli tüzüğün 1. maddesi gereğince yakalanan
kimselerin gözaltına alınmadan önce üstleri aranır. Bayanların üstü ise bayan polis memuru ya
da bu iꢁle görevlendirilen bir kadın tarafından aranır.
26. 6058, 6065, 6068, 6070 ve 6090 sayılı genelgeleri iptal eden Adalet Bakanlığı tarafından
yayımlanan 20 Eylül 2000 tarihli 2000/93 sayılı genelge gereğince tıbbi personel görevini
yerine getirirken temel insan haklarına ve özgürlüklerine ve ayrıca gizlilik prensibine saygı
gösterecektir. Doktor hastayı kendisi muayene etmeli ve raporunda baꢁkasının ifadesine
dayanmamalıdır.
Muayeneler uygun ꢁartlarda ve güvenlik güçlerinin iꢁitmesinin ve görmesinin mümkün
olmadığı ortamlarda gerçekleꢁtirilmelidir. Tıbbi inceleme sadece tıbbi personelin girmesine
izin verilen binalarda yapılır ve ilgili kiꢁiye gerekli bilgi verildikten sonra muayene yapılır.
HUKUK
I. SÖZLEꢀMENĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
27. Baꢁvuran, eꢁinin zorla jinekolojik muayeneye tabi tutulmasının aꢁağıda verilen 8.
maddenin ihlalini oluꢁturduğunu iddia etmiꢁtir:
" 1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleꢁmesine saygı gösterilmesi hakkına
sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu
emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç iꢁlenmesinin önlenmesi,
sağlığın veya ahlakın veya baꢁkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir
toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüꢁ olmak koꢁuluyla sözkonusu olabilir" .
28. Hükümet, bu iddiayı reddetmiꢁtir.
A. Baꢁvuranın Eꢁinin 8. madde Đle Korunan Haklarına Müdahale Edildiği Đddiası
1. Baꢁvuran
29. Baꢁvuran, eꢁinin rızası alınmadan jinekolojik muayene yapıldığını ve bunun Sözleꢁmenin
8. maddesinin anlamı dahilinde özel hayatın korunması hakkına müdahale teꢁkil ettiğini iddia
etmiꢁtir.
2. Hükümet . Hükümet, jinekolojik muayenenin baꢁvuran ve eꢁinin rızası alındıktan sonra yapıldığını
iddia etmiꢁtir. Baꢁvuranın eꢁine muayeneden önce gerekli bilginin verildiğini ve muayeneyi
reddetme özgürlüğünün olduğunu savunmuꢁtur. Hükümete göre, baꢁvuranın eꢁi muayeneyi
reddetmediği için ve onayı alınmadan muayene yapılamayacağı düꢁünüldüğünde, sözkonusu
onayın alındığı sonucuna varılmıꢁtır.
3. Mahkeme'nin Değerlendirmesi
31. Mahkeme, Hükümetin davanın hiçbir aꢁamasında baꢁvuranın eꢁi adına ꢁikayette
bulunmasını tartıꢁmadığına dikkat çekmiꢁtir. Mağdurun yakın bir akrabası olarak eꢁinin,
özellikle bu davanın özel ꢁartlarında eꢁinin içinde bulunduğu hassas durum gözönüne
alındığında, Sözleꢁme maddelerinin ihlali hakkında baꢁvuru yapmaya hakkı olduğunu
belirtmiꢁtir. (bkz. Đlhan/Türkiye Kararı, no 22277/93, prg. 55, AĐHM 2000- VII ). Mahkeme,
bu dava ile ilgili olarak, baꢁvuranın eꢁinin 8. madde ile korunan haklarına yapılan müdahaleyi
inceleyecektir.
32. Sözkonusu davada baꢁvuranın eꢁinin gözaltına alındıktan sonra, jinekolojik muayene
yapıldığı taraflar arasında tartıꢁma konusu değildir. Ancak, muayenenin onay alındıktan sonra
yapılması hakkında, Mahkemeye, çeliꢁkili ifadeler sunulmuꢁtur.
33. Mahkeme, 8. maddenin sözkonusu ꢁikayetlerle ilgili olduğunu ve bir kimsenin fiziksel ve
psikolojik bütünlüğü konusunu da kapsayan "özel hayat" kavramını içerdiğini gözlemlemiꢁtir.
(26 Mart 1985 tarihli X ve Y/Hollanda Kararı, Dizi A, no 91, s.11, prg. 22). Bu bağlamda bir
kimsenin vücudu özel hayatın en önemli unsurudur. Bu nedenle zorunlu bir tıbbi muayene bu
hakka yapılan bir müdahaledir. (X/Avusturya Kararı, no 8278/78, 13 Aralık 1979 tarihli
Komisyon Kararı, Karar ve Raporlar 18, s. 155, Acmann ve Diğerleri/Belçika Kararı, no.
10435/83, 10 Aralık 1984 tarihli Komisyon Kararı, (DR) 40, s.254).
34. Mahkeme, baꢁvuranın eꢁine zorla jinekolojik muayene yapıldığı konusunda yetkililere
ꢁikayette bulunduğunu belirtmiꢁtir (bkz. prg. 16). Hükümet, zorla böyle bir muayene
yapılmasının mümkün olmadığını ve baꢁvuranın eꢁinin bunu reddetme olanağına sahip
olduğunu savunmuꢁtur. Ancak Mahkeme, gözaltı esnasında tam yetkisini kullanan Hükümet
yetkilileri karꢁısında hassas bir konumda bulunan kiꢁinin, muayeneye karꢁı koymasının
beklenmemesi gerektiği görüꢁündedir. (bkz., 27 Ağustos 1992 tarihli Tomasi/Fransa Kararı,
Dizi A, no 241-A, s. 40-41, prg. 113-115).
35. Bu nedenle özel hayata saygı gösterilmediği için hükümet yetkililerinin müdahalesi
sözkonusudur.
36. Böyle bir müdahale, kanunlarda öngörülmediği ve sözkonusu maddenin 2. paragrafında
belirtilen meꢁru amaçlardan birine denk olmadığı ve demokratik bir toplumda gerekli
olmadığı tespit edildiği taktirde 8. maddenin ihlaline yolaçacaktır. ( bkz. 40679/98 no'lu
Dankevich/Ukrayna Kararı, 29 Nisan 2003, 25 Mart 1993 tarihli Silver ve Diğerleri /Đngiltere
Kararı, Dizi A, no 61, s.32, prg. 84).
B. Sözleꢁmenin 8. maddesinin Đhlali
1. Baꢁvuran
37. Baꢁvuran, Türk kanunlarının gözaltına alınan bayanların jinekolojik muayeneye tabi
tutulmasını öngörmediğini, sözkonusu muamelenin güvenlik güçleri tarafından baꢁlatılan bir
uygulama olduğunu ifade etmiꢁtir. Baꢁvurana göre bu tür muayenelerin amacı - polis
memurlarının cinsel istismarı iddialarını engellemek- böyle bir muameleyi haklı göstermez.
Demokratik bir toplumda, iç hukukta izin verilen gözaltı süresinin kısaltılması ve avukata
baꢁvurmaya izin verilmesi bu tür suçlamaların önüne geçebilir. Alternatif olarak, gerekli
durumlarda bu tür bir muayene hakimin veya savcının emri üzerine yapılabilir.
2. Hükümet
38. Hükümet, güvenlik güçleri aleyhindeki cinsel istismar iddialarını engellemek için
kadınlara jinekolojik muayene yapılmasının gerekli olduğunu savunmuꢁtur. Bu amaçla bu tür
muayeneler sonucunda hazırlanan raporlar cinsel istismar iddialarını çürütmek için
kullanılabilir. Bu konu ile ilgili olarak, Hükümet, Đꢁkencenin Önlenmesi Komitesinin "CPT", ꢀubat-3 Mart 1999 tarihleri arasında gerçekleꢁtirdikleri ziyaret sonrasında hazırlanan
raporda belirtilen tavsiyelere iꢁaret etmiꢁtir. CPT hazırladığı raporda, gözaltındakilerin bir
doktor tarafından muayene edilmesinin cinsel istismara karꢁı iyi bir önlem olacağını
belirtmiꢁtir. Bu nedenle CPT, ulusal yetkililerin, gözaltındakilerin cinsel istismara karꢁı
korunmalarını sağlamak için tıbbi rapor hazırlamak dahil gerekli tedbirleri almasının önemli
olduğunu ifade etmiꢁtir. Bu bağlamda ve cinsel istismar iddiaları karꢁısında yapılanlar dahil
olmak üzere tıbbi muayeneler için benimsenen yeni resmi prosedürler vasıtasıyla iç hukuk ve
uygulamasında reform yapılmıꢁtır.
39. Mahkeme'nin içtihatlarıyla ilgili olarak Hükümet, müdahalenin demokratik bir toplumda
gerekli olup olmadığına karar verirken takdir yetkisinin Sözleꢁmeci Devletlere bırakıldığını
savunmuꢁtur. (bkz. 24 Mart 1988 tarihli Olsson Đsviçre Kararı, Dizi A, no 130, s. 32, prg. 67
ve 8 Temmuz 1987 tarihli W/ Đngiltere Kararı, Dizi A, no 121, s. 27. prg. 60).
40. Hükümet, baꢁvuranın eꢁinin özel hayata saygı gösterilmesi hakkına müdahale edilmesinin
Devletin takdir yetkisi dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmiꢁtir.
3. Mahkeme'nin Değerlendirmesi
41. Mahkeme, öncelikle müdahalenin "kanunlarla uyumlu" olup olmadığını
değerlendirmelidir. Bu ifade öncelikle, sözkonusu tedbirin iç hukukta bir temele sahip
olmasını gerektirmektedir. (bkz. 24 Nisan 1990 tarihli Kruslin/ Fransa Kararı Dizi A, no 176
A, s. 20, prg. 27 ve Huvig/Fransa Kararı , Dizi A, no 176-B, s. 52, prg. 26 ).
42. Mahkeme, Hükümet'in ꢁikayet konusu müdahalenin hukuka uygunluğunu tartıꢁmadığını
belirtmiꢁtir. Görüꢁlerinde, sözkonusu olaydan sonra yayınlanan tüzük ve genelgelere
gönderme yapmıꢁlardır. (bkz yukarıdaki prg. 25 ve 26). Ayrıca, Türk kanunları uyarınca bir
kimsenin fiziksel bütünlüğüne müdahale etmek tıbbi gereklilikler ve kanunla öngörülen haller
dıꢁında yasaklanmıꢁtır. Dahası, hazırlık soruꢁturması sırasında sadece savcının emri üzerine
muayene edilebilir. ( bkz. prg 24).
43. Ancak bu davada Hükümet, tıbbi muayenenin gerekliliğini ve kanunla öngörülen hallerin
mevcudiyetini ispatlamamıꢁtır. Ayrıca, savcı tarafından da böyle bir talimat verilmemiꢁtir.
Son olarak Mahkeme, gözaltındakilerin muayene edilmesinin cinsel istismar veya kötü
muamele karꢁısında bir güvence olduğunu kabul etmektedir; ancak, bir kimsenin fiziksel
bütünlüğüne yapılan müdahalenin kanunla öngörülmesi ve sözkonusu kiꢁinin onayını
gerektirdiğini düꢁünmektedir. Aksi halde, gözaltındaki bir kimse, keyfi fiillere karꢁı yasal
garantilerden mahrum kalacaktır. Mahkeme, sözkonusu müdahalenin kanunda
öngörülmediğini tespit etmiꢁtir.
44. Sözkonusu tespit Mahkemenin 8. maddenin ihlal edildiğine karar vermesi için yeterlidir.
Bu nedenle sözkonusu müdahalenin "yasal bir amaca" hizmet ettiğini veya demokratik bir
toplumda gerekli olduğunu incelemeye gerek yoktur. ( M.M./ Hollanda, no 39339/98, prg. 46, Nisan 2003)
II. SÖZLEꢀMENĐN 41. MADDESĐNĐN ĐNCELENMESĐ
45. Sözleꢁmenin 41. maddesi aꢁağıda sunulmuꢁtur.
"Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢁmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder".
A. Zararlar
46. Baꢁvuran, manevi zarar için 25, 000 Dolar talep etmiꢁtir.
47. Hükümet, talep edilen meblağın abartılı olduğunu ve haksız maddi kazanca yol açacağını
ileri sürmüꢁtür.
48. Mahkeme, baꢁvuranın eꢁi açısından zorla muayene edilmesinin sıkıntı ve gerilim yarattığı
görüꢁündedir. Mahkeme hakkaniyete uygun bir karar vermek suretiyle baꢁvurana eꢁine
verilmek için 4.000 Euro ödeme yapmayı uygun görmüꢁtür.
B. Mahkeme Masrafları
49. Baꢁvuran, mahkeme masrafları için 5,500 Dolar talep etmiꢁtir. Bu meblağa avukat Sezgin
Tanrıkulu'nun yaptığı idari harcamalar ( 55 saatlik hukuki çalıꢁma için 5.500 Dolar ) ve çeviri,
telefon görüꢁmeleri, posta, fotokopi ve kırtasiye giderleri için yapılan 281,000,000 TL
dahildir.
50. Hükümet, masraf ve harcama taleplerinin temelden yoksun olduğu görüꢁündedir.
51. Mahkeme, hakkaniyete uygun bir surette ve baꢁvuranın talepleri doğrultusunda karar
vererek, Avrupa Konseyi'nden yasal yardım yoluyla alınan 4,100 Fransız Frangının (625
Euro ), 3.000 Eurodan çıkartılarak ödenebilecek her türlü katma değer vergisi ile birlikte,
ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek, eꢁi adına baꢁvuranın Türkiye'deki
hesabına yatırılmasına hükmetmiꢁtir.
C. Gecikme Faizi
52. Mahkeme, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına
eꢁit oranda basit faiz ödenmesini uygun görmektedir. (bkz Christine Goodwin/Đngiltere Kararı,
no. 28957/95, prg. 124, 11 Temmuz 2002).
YUKARIDAKĐ NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Sözleꢁmenin 8. maddesinin ihlal edildiğine;
2. a) Sözleꢁmenin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince, Sorumlu Devletin baꢁvurana
davanın nihai halini almasından itibaren üç ay içinde sözkonusu meblağları ödemesine;
b) Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, sözkonusu sürenin bittiği
tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o
dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢁit oranda basit faiz ödemesine;
3. Baꢁvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar verilmiꢁtir.
Karar, Đngilizce olarak çıkmıꢁ olup Mahkeme Đç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3.
maddeleri gereğince 22 Temmuz 2003 tarihinde yazılı olarak tefhim edilmiꢁtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło