24468/03

WyrokETPCz2009-02-24ECLI:CE:ECHR:2009:0224JUD002446803

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, brak dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania oraz nadmiernie długi areszt tymczasowy naruszyły odpowiednio art. 6 ust. 1, art. 6 ust. 3 lit. c oraz art. 5 ust. 3 Europejskiej Konwencji Praw Człowieka?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, uznając, że postępowanie karne, trwające około trzynastu lat i sześciu miesięcy, było nadmiernie długie, biorąc pod uwagę kryteria wynikające z utrwalonego orzecznictwa. Naruszenie art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji dotyczące braku dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania zostało stwierdzone na podstawie orzecznictwa w sprawie Salduz przeciwko Turcji. W odniesieniu do art. 5 ust. 3 Konwencji, Trybunał uznał, że areszt tymczasowy trwający około dziewięciu lat i dziesięciu miesięcy był nadmierny, powołując się na podobne sprawy przeciwko Turcji.
Stan faktyczny
Skarżący, Süleyman Gülbahar i Hüseyin Tut, zostali aresztowani w Stambule 27 lipca 1995 roku pod zarzutem nielegalnego posiadania broni w ramach operacji antyterrorystycznej. Zostali oskarżeni o działania terrorystyczne, w tym morderstwa i użycie materiałów wybuchowych, w imieniu nielegalnej organizacji. W marcu 2003 roku zostali skazani na dożywocie za atak na porządek konstytucyjny państwa, ale wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny z powodu błędu proceduralnego. Gülbahar został zwolniony ze względów zdrowotnych w 2001 roku, a Tut w 2005 roku ze względu na długość aresztu. Postępowanie nadal toczy się przed sądem krajowym.
Rozstrzygnięcie
Skarga została uznana za dopuszczalną w pozostałym zakresie. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji. Stwierdzono naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji w odniesieniu do skarżącego Hüseyina Tuta. Zasądzono na rzecz Süleymana Gülbahara 7 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Zasądzono na rzecz Hüseyina Tuta 13 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Zasądzono na rzecz skarżących łącznie 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzucono pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   GÜLBAHAR ve TUT -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:24468/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   ꢁubat 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (24468/03) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀları) sırasıyla 1973 ve 1972 doğumlu olan Süleyman Gülbahar ve Hüseyin Tut’un   (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 24 Temmuz 2003 tarihinde Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) Temel Đnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi   uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından G. Tuncer tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Temmuz 1995 tarihinde, terörle mücadele çerçevesinde yürütülen operasyonlar sırasında   baꢀvuranlar, Đstanbul polisi tarafından yasadıꢀı silah bulundurmaktan yakalanmıꢀlardır. 9   Ağustos 1995 tarihinde, Đstanbul 3 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi   baꢀvuranların tutuklanmasına karar vermiꢀtir. 21 Eylül 1995 tarihli iddianame ile Devlet   Güvenlik Mahkemesi Savcısı yasadıꢀı örgüt adına cinayet, silahlı saldırı ve patlayıcı   kullanmak gibi terör eylemlerinde bulunmaktan dört sanıkla birlikte baꢀvuranların   mahkumiyetini talep etmiꢀtir.   Devlet Güvenlik Mahkemesi, her iki baꢀvuran için üç ayda bir duruꢀmalar gerçekleꢀtirmiꢀtir.   Mahkeme, atılı suçların niteliği ve kanıtların durumunu göz önüne alarak her seferinde   baꢀvuranların tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀtir. 9 Ekim 2001 tarihinde, Đstanbul 4   No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, sağlık durumu nedeniyle Gülbahar’ın serbest   bırakılmasına karar vermiꢀtir. Gülbahar izleyen duruꢀmaların hiçbirine katılmamıꢀtır.   Hükümet, baꢀvuranların ve avukatlarının ondan fazla duruꢀmada hazır bulunmadığını ifade   etmektedir.   Mart 2003 tarihinde gerçekleꢀtirilen 41. duruꢀma sırasında Devlet Güvenlik Mahkemesi,   Devletin anayasal düzenine saldırıda bulunmaktan baꢀvuranları ömür boyu hapse mahkum   etmiꢀtir. Ancak 21 Ekim 2003 tarihinde sözkonusu karar, usul hatası nedeniyle Yargıtay   tarafından bozulmuꢀtur.   Ekim 2005 tarihinde de tutuklu bulunduğu süre göz önüne alınarak Tut serbest   bırakılmıꢀtır. 30 Haziran 2004 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasıyla   dava Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye baꢀlanmıꢀ olup halen derdesttir.   HUKUK   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6/1 maddesi kapsamında haklarında açılan dava süresinin   uzunluğundan ꢀikayetçilerdir. Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6/3 maddesine atıfta bulunarak,   gözaltında bulundukları süre esnasında avukat yardımından faydalanmamaları nedeniyle de   ꢀikayetçi olmaktadırlar. Ayrıca Tut, tutukluluk süresinin çok uzun olmasından ꢀikayetçi   olmakta ve AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet, dava halen derdest olduğundan iç hukuk yollarının tüketilmediği kanaatindedir.   Hükümet ayrıca, iç hukuk yollarının etkisiz olduğuna kanaat getirildiği takdirde, altı ay   kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır. Son olarak Hükümet, baꢀvuranların esasa   iliꢀkin itirazlarına karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, daha önce benzer ꢀikayet ve görüꢀleri incelediğini hatırlatmaktadır (bkz, örneğin,   E.K.-Türkiye, baꢀvuru no: 28496/95, 28 Kasım 2000 ve Yücel-Türkiye (no:2), baꢀvuru no:   31152/04, 8 Nisan 2008). Mevcut davada AĐHM, yukarıda sözü edilen davalarda ulaꢀtığı   sonuçlardan farklı bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir neden görememektedir. AĐHS’nin 35.   maddesinde belirtilen kabuledilemezliğe iliꢀkin hiçbir gerekçe tespit edemeyen AĐHM,   sözkonusu ꢀikayetlerin kabuledilebilir nitelikte olduğunu beyan etmektedir.   AĐHS’nin 6/1 maddesinde ileri sürülen ihlale iliꢀkin olarak ise, dikkate alınacak süre 27   Temmuz 1995 tarihinde baꢀlamaktadır. AĐHM’nin elindeki unsurlara göre ulusal mahkemeler   önünde halen derdest olan dava iki dereceli mahkemede üç kere görülerek yaklaꢀık on üç yıl   altı ay sürmüꢀtür.   AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiꢀ ve konuya iliꢀkin   yerleꢀik içtihadından çıkan kriterleri göz önüne alarak “makul süre” gerekliliğine riayet   edilmediğini tespit etmiꢀtir (bkz, diğerleri arasından, Frydlender-Fransa, baꢀvuru no:   30979/96).   Baꢀvuranlar ve avukatları tarafından yinelenen eksiklikler ile iꢀlenen suçların karmaꢀıklığını   göz önüne alarak mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir neden göremeyen   AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.   Baꢀvuranların gözaltı sırasında avukat yardımından yoksun kalmalarına iliꢀkin AĐHS’nin 6/3   c) maddesi ile ilgili olarak AĐHM, Salduz-Türkiye (baꢀvuru no: 36391/02, 27 Kasım 2008)   kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelerle sözkonusu hükmün ihlal edildiğini tespit   etmektedir.   Baꢀvuranın ꢀikayetçi olduğu tutukluluk yaklaꢀık dokuz yıl on ay sürmüꢀtür. AĐHM, benzer   davaları incelemiꢀ ve bu kadar süre tutuklu tutulmanın AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiğine   kanaat getirmiꢀtir (bkz, Dereci-Türkiye, baꢀvuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-   Türkiye, baꢀvuru no: 25324/02, 2 ꢁubat 2006). Hükümetin sözkonusu sonuçlardan farklı   sonuçlara ulaꢀtıracak hiçbir tespit ve argüman sunmamasından dolayı AĐHM, Tut açısından   AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır.   AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanmasına iliꢀkin olarak ise baꢀvuranlar maruz kaldıkları   manevi zarar için sırasıyla 25.000 ve 40.000 Euro talep etmektedirler. Hükümet, AĐHM’ye   sözkonusu talepleri reddetme çağrısında bulunmaktadır.   Baꢀvuranların belli bir manevi zarara uğramalarından dolayı AĐHM, hakkaniyete uygun   olarak Gülbahar’a 7000 Euro ve Tut’a 13.000 Euro manevi tazminat ödenmesine   hükmetmektedir.   Baꢀvuranlar, yaklaꢀık 6.500 Euro avukatlık ücretine ve 200 Euro masraflara tekabül eden   miktarı talep etmektedirler. Belgelendirilmediğini göz önüne alan AĐHM, masraflara iliꢀkin   talepleri reddetmektedir. Buna karꢀın, avukatlık ücreti ile ilgili taleplere iliꢀkin olarak, AĐHM,   baꢀvuranların avukatı tarafından iletilen çalıꢀma tablosunu göz önüne almakta ve hakkaniyete   uygun olarak baꢀvuranlara 1.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE;   1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;   4. Baꢀvuran Hüseyin Tut açısından AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından aꢀağıdaki miktarların ödenmesine:   (i)her türlü vergiden muaf tutularak Süleyman Gülbahar’a 7.000 Euro (yedi bin Euro)   manevi tazminat;   (ii)her türlü vergiden muaf tutularak Hüseyin Tut’a 13.000 Euro (on üç bin Euro)   manevi tazminat   (iii)her türlü vergiden muaf tutularak avukatlık ücreti için baꢀvuranlara ortaklaꢀa   olarak 1.000 Euro (bin Euro).   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 24 ꢁubat 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło