25099/04
WyrokETPCz2009-10-06ECLI:CE:ECHR:2009:1006JUD002509904
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak publicznej rozprawy i nadmierna długość postępowania odszkodowawczego za niesłuszne pozbawienie wolności naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak publicznej rozprawy przed sądem krajowym w sprawie o odszkodowanie za niesłuszne pozbawienie wolności pozbawił skarżącego możliwości publicznego rozpatrzenia jego sprawy, co stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Ponadto, Trybunał stwierdził, że postępowanie odszkodowawcze, trwające około czterech lat i dziewięciu miesięcy, było nadmiernie długie, zwłaszcza biorąc pod uwagę brak złożoności sprawy i konieczność szczególnej staranności w sprawach dotyczących odszkodowań za pozbawienie wolności. Długie opóźnienia w działaniach sędziego sprawozdawcy przyczyniły się do naruszenia zasady rozsądnego terminu.Stan faktyczny
Skarżący, Metin Bozoğlu, urodzony w 1962 roku, był tymczasowo aresztowany w Turcji w latach 1994-1997, a następnie uniewinniony. W 1999 roku wniósł do Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi (Sądu Karnego o Ciężkich Przestępstwach) pozew o odszkodowanie za niesłuszne pozbawienie wolności na podstawie ustawy nr 466. Postępowanie krajowe trwało około czterech lat i dziewięciu miesięcy, w trakcie którego sąd wyznaczył sędziego sprawozdawcę, który z opóźnieniem zbierał informacje i powoływał biegłych. Ostatecznie sąd krajowy zasądził skarżącemu odszkodowanie materialne i niematerialne, ale bez odsetek ustawowych. Wyrok ten został zatwierdzony przez Yargıtay (Sąd Kasacyjny).Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie:
1. Stwierdził, że skargi dotyczące art. 6 ust. 1 Konwencji są dopuszczalne, a pozostałe skargi są niedopuszczalne.
2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku publicznej rozprawy w postępowaniu krajowym oraz z powodu nadmiernej długości tego postępowania.
3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi dotyczącej braku doręczenia opinii prokuratora.
4. Zasądził na rzecz skarżącego 3 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 2 000 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami ustawowymi w przypadku opóźnienia.
5. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
BOZOĞLU - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 25099/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (25099/04) no’lu davanın nedeni (T.C.
vatandaꢀı) Metin Bozoğlu’nun (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 10 Mayıs tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin
(Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından
M. A. Kırdök tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Baꢀvuran 1962 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir. Baꢀvuran hakkında açılan bir
ceza davası kapsamında beraat etmiꢀtir. Baꢀvuran 7 Haziran 1994 ve 26 Haziran 1997
tarihleri arasında tutuklu kalmıꢀtır.
Baꢀvuran 12 ꢁubat 1999 tarihinde özgürlüğünden yoksun bırakılarak zarara uğratıldığı
iddiasıyla 466 sayılı Kanun uyarınca Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde tazminat davası
açmıꢀtır. Mart 1999 tarihinde üç hakimden oluꢀan Ağır ceza mahkemesi, üyelerinden birini (bundan
böyle hakim) davayı tetkik etmek ve rapor hazırlamakla görevlendirmiꢀtir. Hakim 7 Temmuz ve 12 Ekim 2000 tarihleri arasında baꢀvuranın ꢀahsi, ekonomik ve sosyal durumu
hakkında bilgi derlemiꢀtir. Bu son tarihte hakim baꢀvuranı dinlemiꢀ ve bölge çalıꢀma
müdürlüğünden baꢀvuranın tutukluluk döneminde geçerli bulunan asgari ücret tarifesinin
gönderilmesini istemiꢀ ve 4 Nisan 2001 tarihinde bu bilgiyi edinmiꢀtir. Hakim aynı gün
Đstanbul Đl Tarım Müdürlüğünden baꢀvuranın olayların meydana geldiği dönemde yaptığı
küçükbaꢀ hayvan yetiꢀtiriciliği iꢀine ödenen asgari ücret tarifesinin öğrenilmesini talep
etmiꢀtir. 14 Eylül 2001’de adı geçenin ikamet adresi tam olarak tespit edilemediğinden Đl
Tarım Müdürlüğünden tatmin edici bir yanıt alınamadığı ifade edilmiꢀtir. Bu konuda baꢀka bir
idari makamdan görüꢀ istenmiꢀtir. Mart 2002 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi davanın tetkiki ve rapor düzenlenmesi için
baꢀka bir hakim atamıꢀtır. 27 Mart 2002 tarihinde yeni hakim bölge çalıꢀma müdürlüğünden
gelen yazıda tarım alanında çalıꢀanların asgari ücret tarifesine iliꢀkin bilgilerin yer aldığını
hatırlatmıꢀtır. Hakim bu durumda maddi zararın belirlenmesi için bir bilirkiꢀi atamıꢀtır. 15
Temmuz 2002 tarihinde önceki bilirkiꢀinin bu alanda uzmanlığı olmaması nedeniyle yeni bir
bilirkiꢀi atamıꢀtır.
Bilirkiꢀi 4 Ekim 2002 tarihinde raporunu hazırlamıꢀtır. Hakim kendi raporunu Ağır Ceza
Mahkemesi’ne 22 Ekim 2002’de sunmuꢀtur. Bu tarihte Ağır Ceza Mahkemesi dava
dosyasında yer alan unsurlar ıꢀığında baꢀvurana 227.270.934 TL (yaklaꢀık 145 Euro) maddi
tazminat ve 4.000.000.000 TL (yaklaꢀık 2.515 Euro) manevi tazminat ödenmesine
hükmetmiꢀtir. Bu meblağlara gecikme faizi uygulanmamıꢀtır. Mahkeme, kararında Hakim
tarafından düzenlenen raporu ve Cumhuriyet Savcısı’nın baꢀvurana tebliğ edilmeyen
mütalaasını dikkate almıꢀtır.
Yargıtay 12 Kasım 2003 tarihinde bu kararı onamıꢀtır.
Temmuz 2004 tarihinde baꢀvuran yasal faiz oranı ile birlikte toplam 6.615.450.000 TL
tazminat almıꢀtır.
HUKUK
Baꢀvuran iç hukuktaki mahkemelerde görülen yargılamanın hakkaniyete uygun
gerçekleꢀmediğinden yakınmaktadır. Baꢀvuran duruꢀma yapılmamasının ve Ağır Ceza
Mahkemesi nezdindeki Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesinin tebliğ edilmemesinin
çekiꢀmeli yargı ilkesine aykırı olduğunu öne sürmekte, bu bağlamda AĐHS’nin 6. maddesini
öne sürmektedir.
Hükümet baꢀvuranın Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tayin edilen bir hakim tarafından
dinlendiği saptamasını yapmaktadır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetlerin dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle yapılan ꢀikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM Ağır Ceza Mahkemesi önünde bir duruꢀma yapılmamasına dair benzer bir ꢀikayeti daha
önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır
(Bkz. Göç-Türkiye no: 36590/97). AĐHM iki kiꢀilik mahkeme heyetinin yokluğunda tek bir
hakim ile duruꢀma düzenlenmesinin baꢀvuranı «iç hukuktaki mahkemelerde davasının
görülmesi ve kamu denetimine açık olması» olanağından yoksun bıraktığına itibar etmektedir
(Bkz. aynı anlamda, ꢁahin Karakoç-Türkiye kararı no: 19462/04, 29 Nisan 2008). AĐHM,
Hükümetin sözü edilen bu ꢀikayet karꢀısında davanın farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak
ikna edici hiçbir tespit ve argümanı sunmadığını kaydetmektedir.
AĐHM iç hukuktaki mahkemelerde baꢀvuranın davasının halka açık dinlenilmemesi nedeniyle
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AĐHM yukarıda bahsekonu tespit ıꢀığında, Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’nın
tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle bu hükmün ihlal edilip edilmediğini ayrıca
incelemeye gerek duymamaktadır.
Baꢀvuran ayrıca tazminat davasının uzunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM göz önünde bulundurulması gereken dönemin 12 ꢁubat 1999 tarihinde Ağır Ceza
Mahkemesi’ne baꢀvurulması ile baꢀlayıp Yargıtay’ın 12 Kasım 2003 tarihli kararı ile sona
erdiğini saptamaktadır. Đki dereceli mahkemede görülen bu dava yaklaꢀık dört yıl dokuz ay
sürmüꢀtür.
Davanın özel bir karmaꢀık yapısının olmayıꢀı ve baꢀvuranın tutumu bu sürenin uzamasına etki
etmemiꢀtir. Yetkililerin tutumuna gelince, AĐHM davanın naip hakim tarafından incelenmesi
sırasında boꢀluklar oluꢀtuğunu, hakimin maddi tazminat tutarının belirlenmesi için dosyayı
bilirkiꢀiye göndermesine kadar üç yılın geçtiğini gözlemlemektedir. AĐHM’ye göre
özgürlükten yoksun bırakma nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için açılan bir tazminat
davasına özel bir ihtimam göstermek gerekir (Bkz. aynı anlamda, Bayhan-Türkiye kararı no:
75942/01, 26 Haziran 2007).
AĐHM mahkemeye sunulan tüm unsurlar ve bu konudaki yerleꢀik içtihadından ileri gelen
kıstaslar (Bkz. diğer birçokları arasında Frydlender-Fransa kararı no: 30979/96) ıꢀığında
sözkonusu yargılamanın uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve «makul süre» ilkesini
karꢀılamadığına kanaat getirmektedir. Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
Baꢀvuran hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmaması nedeniyle Ek 1 No’lu
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğinden ꢀikayetçi olmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranın davanın kabuledilebilirliği ve davanın esası hakkındaki 8 Mayıs 2009
tarihli yazılı görüꢀlerinde Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine iliꢀkin ꢀikayetini sürdürmek
istemediğini belirttiğini hatırlatır.
Baꢀvuran son olarak AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir. Baꢀvuran
Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatlara yasal faiz
uygulanmaması nedeniyle 466 sayılı Kanun’da öngörülen tazmin yolunun etkili bir baꢀvuru
olarak nitelendirilemeyeceğini iddia etmektedir. Baꢀvuran ayrıca maddi tazminat baꢀlığı
altında verilen miktarın uğranılan gelir kaybı ile sınırlı kaldığını, hakimlerin manevi
tazminatın belirlenmesinde kiꢀisel durumunu gerektiği gibi dikkate almadıklarını öne
sürmektedir.
AĐHM baꢀvuran tarafından ortaya konulan bu ꢀikayeti incelemiꢀtir. AĐHM mahkemeye
sunulan bütün delil unsurları ıꢀığında Sözleꢀme ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere
karꢀı herhangi bir ihlalin yapılmadığını hatırlatır; dayanaktan yoksun bulunan bu ꢀikayetin
AĐHS’nin 35/3 ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.
Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması kalmaktadır. Baꢀvuran 14.000 TL maddi
tazminat, 10.000 Euro manevi tazminat ve iç hukuktaki ve AĐHM önündeki masraflara iliꢀkin
4.915 Euro yargılama gideri talep etmektedir. Baꢀvuran kanıtlayıcı belge niteliğinde avukatlık
sözleꢀmesini, tarifesini ve giderlere iliꢀkin makbuzları sunmaktadır.
Hükümet bu taleplere karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı
kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.
Buna karꢀın AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi
kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek baꢀvurana 3.000 Euro manevi
tazminat ve yargılama masraf ve giderleri için 2.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 6/1 maddesine yönelik ꢀikayetlerin kabuledilebilir, bunun dıꢀında kalanların
kabuledilemez olduğuna;
2. Đç hukuktaki yargılama çerçevesinde duruꢀma yapılmaması ve yargılamanın uzunluğunun
aꢀırı olması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi
hakkındaki ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 3.000 (üç bin)
Euro manevi tazminat ve yargılama masrafları için 2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 6 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło