25321/02

WyrokETPCz2007-06-26ECLI:CE:ECHR:2007:0626JUD002532102

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy odmowa wydania skarżącemu kopii prawomocnego wyroku sądu krajowego, z powodu nieuiszczenia przez niego kosztów sądowych, które zgodnie z wyrokiem miał ponieść pozwany, naruszyła prawo do sądu (art. 6 ust. 1 Konwencji) oraz prawo do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że prawo do sądu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji, obejmuje prawo do wykonania prawomocnych orzeczeń sądowych. Ograniczenia tego prawa są dopuszczalne, ale nie mogą naruszać jego istoty ani nakładać nadmiernego ciężaru na jednostkę. W niniejszej sprawie, nałożenie na skarżącego obowiązku uiszczenia kosztów sądowych (które zgodnie z wyrokiem miał ponieść pozwany) jako warunku uzyskania kopii wyroku i rozpoczęcia egzekucji, stanowiło nadmierne obciążenie. Skarżący, będący pracownikiem budowlanym, nie był w stanie uiścić tej kwoty, co uniemożliwiło mu skuteczne wykonanie orzeczenia na jego korzyść. Trybunał stwierdził, że państwo miało pozytywny obowiązek zapewnienia skutecznego mechanizmu egzekucji, a przerzucenie pełnej odpowiedzialności za koszty na skarżącego naruszyło ten obowiązek, a także prawo do poszanowania mienia.
Stan faktyczny
Skarżący, Muharrem Ülger, pracował dla tureckiej firmy budowlanej w Rosji. Po powrocie do Turcji na urlop, firma nie wysłała go z powrotem do Rosji, nie zapewniła pracy w Turcji, nie wypłaciła wynagrodzenia ani odprawy, ani nie poinformowała o zakończeniu umowy. W 1999 roku skarżący wniósł pozew do Sądu Pracy w Ankarze, domagając się zaległego wynagrodzenia i odszkodowań. Sąd Pracy w dniu 13 marca 2001 roku wydał wyrok na korzyść skarżącego, zasądzając kwotę 9 424,50 USD. Jednakże, aby uzyskać kopię wyroku i rozpocząć egzekucję, skarżący musiałby uiścić koszty sądowe w wysokości około 598 EUR, które zgodnie z wyrokiem miał ponieść pozwany. Skarżący nie był w stanie uiścić tej kwoty, a sąd odmówił wydania wyroku bez jej opłacenia, co uniemożliwiło egzekucję.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargi dotyczące art. 6 ust. 1 i art. 13 Konwencji oraz art. 1 Protokołu nr 1 za dopuszczalne, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 4. Uznał, że nie ma potrzeby osobnego rozpatrywania skargi dotyczącej art. 13 Konwencji. 5. Zasądził na rzecz skarżącego: 10 000 EUR tytułem szkody majątkowej, 1 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę. 6. Oddalił pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF E U R O P E   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ÜLGER – TÜRKĐYE   (B a ꢀvuru no. 25321/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Haziran 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek   olup, ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Davanın nedeni, Muharrem Ülger adlı Türk vatandaꢀının (“baꢀvuran”), Đnsan Haklarının   ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. Maddesi uyarınca,   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 10.06.2002   tarihinde yapmıꢀ oldukları 25321/02 no’lu baꢀvurudur.   Baꢀvuran Ankara Barosuna bağlı avukat N. Ünal tarafından temsil edilmektedirler.   Baꢀvuran, özellikle, lehinde verilen nihai kararın uygulanmamasının, AĐHS ile uyumlu   olmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bu bakımdan, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi ile AĐHS’ye Ek 1   No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’ne atıfta bulunmuꢀtur.   AĐHM, 13.12.2005 tarihinde baꢀvuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AĐHS’nin 29 § 3.   Maddesi’ni uygulayarak, baꢀvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye   karar vermiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN AYRINTILARI   doğumlu baꢀvuran Ankara’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran, 14.10.1996 tarihinden 09.05.1998 tarihine dek, Rusya’da bir ꢀantiyede,   YAPITEK Yapı Endüstri ve Ticaret Limited ꢁirketi (bundan böyle “ꢀirket” olarak anılacaktır)   adlı Türk firması için çalıꢀmıꢀtır.   Baꢀvuran 28.06.1999 tarihinde Ankara Đꢀ Mahkemesi’ne baꢀvurarak ꢀirket aleyhine dava   açmıꢀtır. Türkiye’ye izinli geldikten sonra, izninin bitmesini müteakip Rusya’ya gönderilmek   üzere baꢀvurduğunda, ꢀirketin kendisini merkezde tutarak 4 ay beklettiğini iddia etmiꢀtir.   Baꢀvuran ne Rusya’ya gönderilmiꢀ ne de Türkiye’de kendisine iꢀ verilmiꢀtir. Bu süre içinde   kendisine maaꢀ ödenmediğini ve kontrat süresinin sona erdiğinin bildirilmediğini belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran mahkemeden, faizleriyle beraber, ödenmemiꢀ maaꢀı, kıdem tazminatı ve ihbar   tazminatının kendisine ödenmesine karar verilmesini talep etmiꢀtir.   Mahkeme 01.07.1999 tarihinde dava dosyasına iliꢀkin ilk incelemesini tamamlamıꢀ,   05.10.1999 tarihinde duruꢀma yapılmasına karar vermiꢀ ve bu tarihten önce delillerle beraber   ꢀirketin cevabını sunmasını istemiꢀtir.   Davalı çağrılmasına rağmen, 05.10.1999 ve 18.11.1999 tarihli duruꢀmalara gelmemiꢀtir.   Mahkeme 27.01.2000 tarihinde, baꢀvuranın ꢀantiyede meslektaꢀı olan iki tanığını   dinlemiꢀtir. Baꢀvuranın avukatı bir sonraki duruꢀmada üçüncü bir tanığın hazır bulunacağını   ifade etmiꢀtir.   Mahkeme 21.03.2000 tarihinde üçüncü tanığı dinlemiꢀtir. Duruꢀmanın sonunda bilirkiꢀi   raporu hazırlanmasına karar verilmiꢀ, baꢀvuranın gerekli harcı ödemesinin ardından dava   dosyası bilirkiꢀiye gönderilmiꢀtir.   12.04.2000 tarihli ilk bilirkiꢀi raporu, ꢀirketin baꢀvurana kıdem tazminatı için, kontrat   süresinin sona erdiğini bildirmediği için ve ödemediği maaꢀ için tazminat ödemekle yükümlü   olduğunu ifade etmiꢀtir. Ödenmesi gereken meblağlar hesaplanıp raporda belirtilmiꢀtir.   Baꢀvuranın avukatı 28.04.2000 tarihinde rapora itiraz etmiꢀ, belirtilen meblağların yeterli   rakamlar olmadığını ve baꢀka bir bilirkiꢀi tarafından yeniden gözden geçirilmesini talep   etmiꢀtir.   Mahkeme 04.05.2000 tarihinde, baꢀvuranın ek harcı yatırmasının ardından, aynı   bilirkiꢀinin bir rapor daha hazırlamasına karar vermiꢀtir. Buna göre aynı bilirkiꢀi ikinci bir   rapor hazırlamıꢀ ve mahkemeye sunmuꢀtur. Bu rapor, baꢀvuranın temsilcisinin kıdem   tazminatının miktarıyla ilgili talebinin yerinde olduğunu ifade etmiꢀtir. Bu meblağın 787.5   Amerikan Doları tutarında olması gerekmektedir. Baꢀvuranın avukatı bu rapora itiraz etmiꢀ   ve meblağın baꢀka bir bilirkiꢀi tarafından yeniden hesaplanmasını talep etmiꢀtir.   Baꢀvuranın avukatı 20.06.2000 tarihli duruꢀmaya katılmamıꢀtır. Mahkeme, yeniden   baꢀlaması talebinde bulunulmaması halinde, davanın düꢀmesine karar vermiꢀtir. Baꢀvuranın   avukatının talebi üzerine davanın 26.06.2000 tarihinde yeniden baꢀlamasına ve ilk   duruꢀmanın 13.07.2000 tarihinde yapılmasına karar verilmiꢀtir.   Mahkeme 13.07.2000 tarihinde, harcın baꢀvuran tarafından 3 gün içinde yatırılması   halinde, davalıya, baꢀvurana Türkiye’ye döndükten sonra beꢀ ay boyunca maaꢀ ödendiğine   dair makbuzları sunmasını isteyen bir mahkeme kararı gönderilmesine karar vermiꢀtir.   ꢁirketin, maaꢀ makbuzlarını sunmaması halinde maaꢀ ödemediğinin farz edileceği konusunda   uyarılmasına karar verilmiꢀtir. Duruꢀma 05.10.2000 tarihine ertelenmiꢀtir. Davalı ꢀirket resmi   uyarıya rağmen mahkeme kararına yanıt vermemiꢀtir.   Mahkeme 05.10.2000 tarihinde, baꢀka bir bilirkiꢀi raporunun hazırlanmasına, ücretinin   baꢀvuran tarafından karꢀılanmasına karar vermiꢀtir. Yukarıda belirtilen beꢀ aylık sürenin de   göz önünde bulundurulduğu rapor 27.11.2000 tarihinde mahkemeye sunulmuꢀtur.   Baꢀvuranın avukatı 18.01.2001 tarihinde, mahkemede görülen, aynı olaylara dayanan ve   ek tazminatın talep edildiği diğer davanın bu davayla birleꢀtirilmesini talep etmiꢀtir.   Mahkeme talep üzerine davaları birleꢀtirmiꢀ ve duruꢀmayı 13.03.2001 tarihine ertelemiꢀtir.   Ankara Đꢀ Mahkemesi 13.03.2001 tarihinde, baꢀvurana, kıdem tazminatı için, iꢀten   çıkarıldığı bildirilmediği için ve ödenmemiꢀ maaꢀı için toplam 9.424.50 ABD Doları   ödenmesine karar vermiꢀtir. Kararda, nispi mahkeme harcının 524.190.700 Türk Lirası1   olduğu ifade edilmiꢀtir. Bu harcın, içinden baꢀvuranın davanın baꢀında ödediği meblağın   çıkarılarak davalı ꢀirket tarafından ödenmesine karar verilmiꢀtir.   Mahkeme 22.05.2001 tarihinde vergi icra dairesine mahkeme harcını ꢀirketten almasını   emretmiꢀtir.   Baꢀvuranın avukatı 10.12.2001 tarihinde mahkemeye bir dilekçe sunmuꢀ, icraya koymak   üzere kararın kendisine verilmesini talep etmiꢀtir. Avukat, baꢀvuranın davayı kazandığını,   davalı ꢀirketin ise tazminat ödemesine ek olarak yargılama giderlerinden de yükümlü   olduğunu ifade etmiꢀtir. Mahkemenin karar verdiği tarihte adresi belli olan ꢀirketin, mali   sorunları nedeniyle baꢀka bir yere taꢀınarak yükümlülüklerinden kaçma giriꢀiminde bulunma   tehlikesine iꢀaret etmiꢀtir. Ayrıca baꢀvuranın kararı almak amacıyla yargılama giderlerini   ödemeye istekli olduğunu ancak bunu yapmak için kaynaklarının yetersiz olduğunu   belirtmiꢀtir.   Aynı gün mahkeme bu talebi, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 28 (a) Maddesi   çerçevesinde gerekli harç ödenmedikçe kararın ilgiliye verilemeyeceği gerekçesiyle   reddetmiꢀtir.   Bu nedenle baꢀvuran bahsi geçen kararın uygulanması için icraya koyulmasını   sağlayamamıꢀtır. Bu arada ꢀirketin taꢀındığı anlaꢀılmıꢀtır.   HUKUKA ĐLĐꢁKĐN   1. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ ĐLE AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1.   MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Sözkonusu tarihte 598 Euro (“EUR”) karꢀılığına denk gelmektedir.   Baꢀvuran, ꢀirket aleyhindeki yargılama süresinin haddinden uzun olduğundan ve ulusal   mahkemenin kendisine kararı vermemesi nedeniyle kararın uygulanmasını sağlayamadığından   ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca, kararın uygulanmamasının mülkiyetin çekiꢀmesiz kullanımı   hakkını ihlal ettiğini iddia etmiꢀtir. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi ile AĐHS’ye Ek 1 No’lu   Protokol’ün 1. Maddesi’ne dayanmıꢀtır:   Madde 6 § 1   “Herkes … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar … konusunda karar verecek olan … [bir]   mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde … görülmesini istemek hakkına sahiptir…”   Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi   “Her gerçek ve tüzel kiꢀinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.   Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koꢀullara ve uluslararası hukukun   genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.   Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek   veya vergilerin ya da baꢀka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri   yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”   A. Kabuledilebilirliğine iliꢀkin   Hükümet, baꢀvurunun, AĐHS’nin 35 § 1. Maddesi kapsamında iç hukuk yollarını tüketme   koꢀulunun yerine getirilmemesi nedeniyle reddedilmesi gerektiğini belirtmiꢀtir. Baꢀvuranın iç   hukukun sağladığı baꢀvuru yollarından yararlanmadığını iddia etmiꢀtir. Sorumlu tarafın   ödemediği meblağın baꢀvuran tarafından ödenmesi halinde iꢀlemlerin devam edeceğini öne   sürmüꢀtür. AĐHM’nin, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle baꢀvuruyu kabuledilmez   olarak beyan ettiği Poghosyan – Ermenistan davasındaki (36211/03) kararına atıfta   bulunmuꢀtur. Hükümet, bu davada, AĐHM’nin, baꢀvuranın dava açmamasının Devlet’in   ihmalinin mi yoksa baꢀvuranın kendi hatasının sonucu mu olduğunu incelediğini, baꢀvuranın   kararın uygulanması için olası ve eriꢀilebilir hiçbir önlem almadığı sonucuna vardığını   belirtmiꢀtir. Bu davada karar sonucu ortaya çıkan borcun bir Devlet kurumuna değil özel bir   limited ꢀirkete ait olduğunun dikkate alınması gerektiğini belirtmiꢀtir.   AĐHM, yukarıda belirtilen davada, ilgili ulusal makamların icra takibi baꢀlattıklarını ve   ulusal mahkemenin kararı sonucunda ortaya çıkan borcun karꢀılanması için gerekli tüm   tedbirleri aldıklarını kaydeder. Bu nedenle, ulusal makamlar esasında kararı uygulamaya   baꢀlamıꢀlardır ve bu bağlamda baꢀvuranın iç hukukla uyumlu olarak somut bir taleple, ilgili   mahkemeye baꢀvurması beklenmiꢀtir. Baꢀvuranın dava açmamasının Devlet’in ihmali mi   yoksa baꢀvuranın kendi hatası mı olduğunu belirlemek AĐHM’ye kalmıꢀtır. Ulusal   mahkemenin baꢀvuranın davasını yeterince titizlikle incelemediğini usulen kaydeden AĐHM,   yine de bu durumun, baꢀvuranı, iç hukuk gerektirdiği biçimde uygun bir biçimde hazırlanmıꢀ   bir taleple aynı merciye yeniden baꢀvurmasını engellemediğini kabul etmiꢀtir. Dolayısıyla   AĐHM, baꢀvuranın, kararın uygulanması için, olası ve eriꢀilebilir tüm tedbirleri almadığı   sonucuna varmıꢀ, AĐHS’nin 35 §§ 1. ve. Maddesi’yle uyumlu olarak baꢀvuruyu iç hukuk   yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabuledilmez olarak beyan etmiꢀtir.   Öte yandan, bu davada, AĐHM, baꢀvuranın, kararın uygulanmasını sağlamak için bir   kopyasını almak üzere, usulüne uygun olarak, ilgili makam olan Ankara Đꢀ Mahkemesi’ne   baꢀvurduğunu gözlemler. Baꢀvuranın talebi, diğer tarafın ödemesi gereken yargılama giderleri   bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiꢀtir. AĐHM, Sorumlu Devlet’in iç hukuku kapsamında,   baꢀvuranın, Ankara Đꢀ Mahkemesi’nin kararının uygulanmasını sağlamak için baꢀvurabileceği   veya baꢀvurması gereken baꢀka bir merci bulunmadığını kaydeder. Bu nedenle baꢀvuran   yalnız mevcut iç hukuk yollarından yararlanmıꢀtır. Sonuç olarak, Hükümet’in bu konuyla   ilgili itirazı reddedilmelidir.   Hükümet ayrıca, baꢀvuranın ꢀikayetinin, AĐHS’nin 35 § 1. Maddesi çerçevesinde altı ay   kuralıyla uyuꢀmaması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini belirtmiꢀtir. Bu bağlamda,   baꢀvuranın lehinde çıkan kararın 13.03.2001 tarihinde verildiğini, Harçlar Kanunu’nun 28 (a)   Maddesi kapsamında, yargılama giderlerinin bu tarihten itibaren iki ay içinde ödenmesi   gerektiğini öne sürmüꢀtür. 21.05.2001 tarihinde iyi aylık sürenin bitmesinin ardından,   mahkeme, Harçlar Kanunu’nun 37. Maddesi’ne göre, vergi icra dairesine ödenmeyen borcun   ꢀirketten tahsil edilmesini emretmiꢀtir. Davalı masrafları ödememiꢀ, bu tarihten baꢀvuranın   10.12.2001 tarihli dilekçesine verilen yanıta kadar, hiçbir iꢀlem yapılmamıꢀtır. Hükümet, bu   nedenle baꢀvuranın, 10.12.2001 tarihli dilekçesinden çok önce, gerekli borcu ödemedikçe   kararın kendisine verilmeyeceğinin farkında olduğunu savunmuꢀtur.   Baꢀvuran Hükümet’in argümanına itiraz etmiꢀ, iddialarını mahkemenin kararı nedeniyle   değil, bu kararın uygulanmaması nedeniyle ortaya koyduğunu savunmuꢀtur. Dolayısıyla   kararın tarihi altı aylık süre aꢀımı için baꢀlangıç noktası olarak alınamaz. Sözkonusu tarih,   ulusal mahkemenin baꢀvurana açıkça kararın verilemeyeceğini ifade ettiği, baꢀka bir deyiꢀle   uygulamanın durdurulduğu tarih olan 10.12.2001’dir.   AĐHM, baꢀvuru yolu bulunmuyorsa veya baꢀvuru yollarının etkisiz olduğuna karar   verilmiꢀse, altı aylık süre aꢀımının, ꢀikayet konusu uygulamanın tarihinden itibaren   baꢀladığını yineler. Đstisnai davalarda, baꢀvuranların önce bir iç hukuk yoluna baꢀvurdukları,   ancak bu baꢀvuru yolunu etkisiz kılacak koꢀulların daha sonra farkına varacakları veya   varmaları gereken özel koꢀullar bulunabilir. Böyle bir durumda, altı aylık süre, baꢀvuranın bu   koꢀulların farkına vardığı veya varması gereken tarihten itibaren hesaplanabilir (bkz. Hazar ve   Diğerleri – Türkiye, 62566/00).   AĐHM, ulusal mahkemenin 10.12.2001 tarihinde baꢀvuranın kararın kendisine verilmesi   talebini reddettiğini kaydeder. Baꢀvuran AĐHM’ye baꢀvurusunu, 10.06.2002 tarihinde,   10.12.2001 tarihinden itibaren tam altı ay içinde yapmıꢀtır. Bu nedenle AĐHM, Hükümet’in,   baꢀvurunun altı ay kuralına uymadığı itirazını reddeder.   AĐHM ayrıca, bu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeder. Ayrıca baꢀvurunun baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak   değerlendirilemeyeceğine iꢀaret eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek   durumundadır.   B. Esaslara iliꢀkin   Hükümet, bu davada, yargı sürecinin makul süreyi aꢀmadığını belirtmiꢀtir. Mahkemenin   delil topladığını, üç bilirkiꢀi raporu aldığını ve baꢀvuranın tanıklarını dinlediğini savunmuꢀtur.   Dava iki yıldan kısa bir sürede ve duraklama olmaksızın sona erdirilmiꢀtir. Hükümet, bu   koꢀullarda, yargı sürecinin haddinden uzun olduğu biçiminde değerlendirilemeyeceğini ileri   sürmüꢀtür.   Ayrıca Hükümet, baꢀlangıçta, bu davadaki meselenin yetkili makamların kararı   uygulamayı reddetmeleri olmadığını ifade etmiꢀtir. Kararın uygulanmamasının nedeni,   öncelikle gerekli harç ödenmeden kararın baꢀvurana verilmemesidir. Hükümet, bu nedenle,   kararın baꢀvurana verilmemesinin iç hukuka uygun olduğunu ve mahkemenin harcın davalı   ꢀirketten tahsil edilmesi için vergi icra dairesine emir gönderdiğini eklemiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranın yargılama giderlerini ödemesi halinde kararın uygulanmasına   baꢀlanacağını öne sürmüꢀtür. Harçlar Kanunu’nun 32. Maddesi’ne göre, ilgili harçların   ödenmemesi durumunda müteakip iꢀlemler uygulanmamaktadır, ancak taraflardan birinin   yaptığı ödeme, iꢀlemlerin sonunda dikkate alınır. Buna göre, baꢀvuran harcı ödeyip kararın   uygulanması sürecini baꢀlatabilirdi. Ardından bu meblağ borcun geri kalanıyla beraber   kendisine geri ödenirdi. Dolayısıyla Hükümet, baꢀvuranın, iç hukuk çerçevesinde kendisine   tanınan bu olanağı reddetmesi nedeniyle, lehine verilen kararın uygulanmaması   sorumluluğunu yüklenmesi gerektiğini kanısındadır.   Baꢀvuran, bu kanuna dayanarak, Devlet’e, kayıpları mahkemelerce tanınan kimselerden   harç toplanması yetkisi verildiğini, böylece zarar gören tarafın bir kez daha mağdur edildiğini   ileri sürmüꢀtür. Bu uygulama nedeniyle, haklı olan tarafların, kaybeden tarafın üstlenmesi   gereken harcı ödemediği veya ödeyemediği durumlarda, mahkemenin kendilerine ödenmesine   karar verdiği meblağları alamadıklarını eklemiꢀtir.   1. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi   AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin herkese, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili   olarak, bir mahkeme tarafından davasının görülmesini isteme hakkı verdiğini yineler; bu   yolla, hukuki konularda mahkemelerde dava açma hakkı anlamına gelen eriꢀim hakkının bir   yönünü teꢀkil ettiği “mahkemeye gitme hakkı”nı da çerçevesi içine alır. Öte yandan,   Sözleꢀmeye Taraf Devletlerden birinin iç hukuk sistemi, nihai ve bağlayıcı bir kararın,   taraflardan birinin zararına geçersiz kalmasına izin verirse, bu hak aldatıcıdır. AĐHS’nin 6 § 1.   Maddesi’nin, hakim kararlarının uygulanmasını güvence altına almadan, davacılara tanınan   usule iliꢀkin teminatları – hakkaniyete uygun, açık ve süratli davalar – ayrıntılı olarak   tanımlaması düꢀünülemez. Bu Madde’nin yalnız mahkemelere eriꢀim ve davaların idaresi ile   ilgili olduğu biçiminde yorumlanması, Sözleꢀmeye Taraf Devletlerin AĐHS’yi kabul   ettiklerinde uymayı taahhüt ettikleri hukukun üstünlüğü ilkesi ile uyuꢀmayan durumlara yol   açabilir. Bu nedenle, mahkemelerin verdiği kararların uygulanması, AĐHS’nin 6 § 1.   Maddesi’nin amaçları doğrultusunda, “yargılama”nın tamamlayıcı parçası olarak   değerlendirilmelidir (bkz. Hornsby – Yunanistan ve Burdov – Rusya, 59498/00).   AĐHM, kararların uygulanmasının yargılamanın bütünleyici parçasını teꢀkil etmesi gibi,   “medeni hak ve yükümlülüklerin” belirlenmesi için ilk derece ve temyiz mahkemelerine   eriꢀim ile beraber mahkemeye gitme hakkının da (bkz. Kreuz – Polonya, 28249/95), icra   davasına eriꢀim hakkını eꢀit derece koruduğu kanısındadır (bkz., gerekli değiꢀiklikler   yapıldıktan sonra, Manoilescu ve Dobrescu – Romanya, 60861/00).   Bu davayla ilgili olarak, AĐHM, sözkonusu kararın uygulanmasının ardından baꢀvuranın   yargılama giderlerini geri alıp alamayacağı sorusunun, baꢀvuranın AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi   kapsamında ꢀikayette bulunduğu durumla ilgisi bulunmadığı kanısındadır. Buradaki mesele,   kaybeden tarafın üstlenmesi gereken harçları peꢀinen ödeme zorunluluğunun, baꢀvuranın   lehine verilen bağlayıcı kararı almasını ve sonrasında icra takibini baꢀlatmasını   engellemesidir.   Bu bağlamda, mahkemeye eriꢀim hakkının mutlak olmadığı ancak sınırlamalara tabi   olduğu anımsatılır; eriꢀim hakkı, niteliği gereği Devlet’in düzenlemelerini gerektirdiğinden,   bu sınırlamalara üstü kapalı olarak müsaade edilmiꢀtir. Öte yandan, AĐHM, uygulanan   sınırlamaların, bireye bırakılan eriꢀimi, hakkın esasına zarar gelecek ölçüde sınırlamaması ya   da azaltmaması nedeniyle memnun olmalıdır. Ayrıca, haklı bir amaç gütmeyen ve baꢀvurulan   yollar ile ulaꢀılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık iliꢀkisi bulunmayan bir   sınırlama, 6 § 1. Madde ile uyumlu olmayacaktır (bkz. Waite ve Kennedy – Almanya [BD],   26083/94 ve Apostol – Gürcistan, 40765/02).   Hükümet, kararın uygulanmama nedeninin, iç hukuk çerçevesinde kararın, ödenmesi   gereken yargılama giderleri ödenmedikçe ilgili tarafa verilmesinin mümkün olmaması   olduğunu belirtmiꢀtir. Öte yandan, AĐHM, Harçlar Kanunu’nun 28 (a) Maddesi’ne atıfta   bulunarak, mahkemenin, baꢀvurana, mali bir sorumluluk yüklemiꢀ olduğunu, böylece karara   eriꢀimini ve kararın uygulanmasını engellediğini kaydeder.   AĐHM, bir kimsenin eriꢀim hakkından yararlanıp yararlanmadığını belirlemek için,   yargılama giderlerinin makullüğünün, baꢀvuranın bu meblağı ödeme kapasitesi, davanın özel   ayrıntıları ve bu sorumluluğun yüklendiği dava safhası ıꢀığında değerlendirilmesi gerektiğini   anımsar (bkz. Kreuz). Bu bağlamda, AĐHM, baꢀvuranın inꢀaat iꢀçisi olduğunu gözlemler.   Baꢀvuran sorumlu ꢀirkete, ödenmemiꢀ maaꢀını alabilmek için dava açmıꢀtır. Mahkeme   baꢀvuranın taleplerini kısmen kabul etmiꢀ, tazminat olarak yaklaꢀık 10.000 Euro ödenmesine   karar vermiꢀtir. Geri kalan yargılama giderleri yaklaꢀık 598 Euro’dur. Baꢀvuran, kendisine   ödenecek meblağı alabilmek için harcı ödemeye istekli olmasına rağmen, bunu yapmak için   yeterli kaynağa sahip değildir.   AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi kapsamındaki etkili hakları güvence altına alma   yükümlülüğünün yerine getirilmesinin, yalnız müdahale olmaması anlamına gelmediğini,   Devlet’in olumlu bir faaliyette bulunmasını gerektirebileceğini de yineler. Yargılama   giderlerinin karꢀılanmasında tüm sorumluluğu baꢀvurana yükleyerek, Devlet’in, kararların   uygulanması için hem hukuken hem de uygulamada etkin bir yöntem belirleme yönünde   genel ya da özel her türlü uygun tedbiri alma yükümlülüğünden (pozitif yükümlülük)   kaçındığı kanısındadır (bkz. Fuklev – Ukrayna, 71186/01). Dolayısıyla, bu davada, yargılama   giderlerinin miktarı ile bu giderlerin ödenmesi, baꢀvuranın bu meblağları ödeme kapasitesi ve   kararın bir kopyasının baꢀvurana verilmesi arasındaki makul orantılılık iliꢀkisi de göz önünde   bulundurulmalıdır.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında, AĐHM, baꢀvuranın kararın bir kopyasını alamadan   mahkeme harcını ödemekle yükümlü tutulmasının, üzerinde aꢀırı bir yük oluꢀturduğu ve   mahkemeye eriꢀim hakkını bu hakkın özünü zedeleyecek derecede kısıtladığı kanısındadır.   Dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi ihlal edilmiꢀtir.   Son olarak, AĐHM, bu davada, yargılamanın uzunluğunun, baꢀvuranın kararın   uygulanmaması ile ilgili ꢀikayetinin tamamlayıcı parçası olduğunu kaydeder. Bu nedenle,   ꢀikayetin bu kısmının ayrı olarak incelenmesine gerek olmadığı sonucuna varmıꢀtır.   2. AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi   AĐHM, bir “talebin” uygulanabilir olarak addedilecek derecede yeterince kabul görmesi   halinde, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi çerçevesinde “mülkiyet” teꢀkil   edebileceğini yineler (bkz. Burdov – Rusya ve Stran Greek Refineries and Stratis Andreadis -   Yunanistan). 13.03.2001 tarihli karar baꢀvurana icraya verilebilir tazminat sağlamıꢀtır.   Baꢀvuranın kararı uygulatamaması, AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ilk   paragrafının ilk cümlesinde ortaya konduğu üzere, mülkiyetin çekiꢀmesiz kullanımı hakkına   müdahale teꢀkil etmiꢀtir.   Bu müdahale hiçbir biçimde maruz gösterilmediğinden, AĐHM, AĐHS’ye Ek 1 No’lu   Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran ayrıca AĐHS’nin 13. Maddesi kapsamında, ulusal mahkemenin kararının, yine   ulusal mahkemenin yarattığı engel nedeniyle hükümsüz kaldığından ꢀikayetçi olmuꢀtur.   AĐHM, bu ꢀikayetin yukarıda incelenen ꢀikayetlerle bağlantılı olduğunu ve bu nedenle   kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini kaydeder. Ancak AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi   ile AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi kapsamında tespit edilen ihlallere iliꢀkin   olarak, AĐHM, baꢀvuranın bu baꢀlık altındaki iddialarının ayrı olarak incelenmesinin gerekli   olmadığı kanısındadır.   III. DĐĞER AĐHS ĐHLALĐ ĐDDĐALARI   Son olarak, baꢀvuran, hiçbir gerekçe göstermeksizin, AĐHS’nin 1. ve 17. Maddeleri’nin   ihlal edildiğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur.   AĐHM, dava dosyasında, bu maddelerin ihlal edildiklerini gösteren hiçbir emareye   rastlamamıꢀtır. Dolayısıyla baꢀvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve   AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. Maddesi’yle uyumlu olarak reddedilmesi gerektiği anlaꢀılmaktadır.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. Maddesi’ne göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, maddi tazminat olarak 15.005 Euro, manevi tazminat olarak ise 50.000 Euro   talep etmiꢀtir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranın maruz kaldığı maddi zararın, baꢀvurana tazminat ödenmesine   hükmeden kararın uygulanmamasıyla ortaya çıktığını kaydeder. Hem mahkeme kararıyla   baꢀvurana ödenmesi gereken tazminat hem de o tarihteki ekonomik koꢀullar göz önünde   bulundurularak, baꢀvurana maddi tazminat olarak 10.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   Bu tazminat, baꢀvuranın ulusal mahkemelerden talep ettiği ve ödenmemiꢀ tazminatla ilgili   nihai ödeme olarak addedilmelidir.   AĐHM ayrıca baꢀvuranın, tespit edilen ihlallerin sonucu olarak manevi zarara da uğradığı   kanısındadır. Öte yandan talep edilen meblağ haddinden fazladır. AĐHM, tarafsızlık esasıyla   hareket ederek, baꢀvurana bu baꢀlık altında 1000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Yargılama giderleri   Baꢀvuran, ulusal mahkemelerde meydana gelen yargılama giderleri için 3198 Euro,   AĐHM önünde meydana gelen mahkeme masrafları için ise 3618 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet, baꢀvuranın bu giderleri belgeleyemediği gerekçesiyle bu taleplere itiraz   etmiꢀtir.   AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı   ve makul bir meblağ olduğu takdirde baꢀvurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, sahip olduğu   bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ıꢀığında, tüm baꢀlıklar altındaki yargılama giderleri için   Euro tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıꢀtır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı   marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar   vermiꢀtir.   BU NEDENLERDEN ÖTÜRÜ AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE   1. AĐHS’nin 6 § 1 ve 13. Maddeleri ile AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’ne   iliꢀkin yapılan ꢀikayetin kabuledilebilir, baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilmez   olduğuna;   2. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 13. Maddesi kapsamındaki ꢀikayetin ayrı olarak incelenmesinin gerekli   olmadığına;   5. (a) Sorumlu Devlet’in, aꢀağıdaki meblağları, AĐHS’nin 44 § 2. Maddesi’ne göre nihai   kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden   Yeni Türk Lirası’na çevirerek baꢀvurana ödemesine:   (i)   (ii)   10.000 Euro (on bin Euro) maddi tazminat;   Euro (bin Euro) manevi tazminat;   (iii) yargılama giderleri için 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro);   (iv) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek tüm vergiler;   (b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre   için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermiꢀtir.   6. Baꢀvuranların adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve   3. fıkraları uyarınca 26.06.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   F. ELENS-PASSOS   Zabıt Katibi   F. TULKENS   Baꢀkan   8

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło