25506/03
WyrokETPCz2009-10-20ECLI:CE:ECHR:2009:1020JUD002550603
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy nieprzekazanie skarżącemu pisemnej opinii Prokuratora Generalnego w postępowaniu kasacyjnym naruszyło jego prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ skarżącemu nie doręczono pisemnej opinii Prokuratora Generalnego przed Sądem Kasacyjnym. Trybunał powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, w szczególności sprawę Göç przeciwko Turcji, w której uznał, że brak możliwości zapoznania się z opinią prokuratora i ustosunkowania się do niej narusza zasadę kontradyktoryjności, będącą elementem prawa do rzetelnego procesu. Trybunał nie znalazł w niniejszej sprawie żadnych szczególnych okoliczności, które uzasadniałyby odstąpienie od tej ugruntowanej linii orzeczniczej.Stan faktyczny
Skarżący, Fuat Çalışkan, był uczestnikiem wypadku drogowego, który miał miejsce 4 lutego 2000 roku, w którym zginął pasażer, a on sam został ciężko ranny. Został oskarżony o spowodowanie śmierci i obrażeń ciała z powodu niedbalstwa. Sąd pierwszej instancji skazał go na 2 lata więzienia i grzywnę. Skarżący odwołał się do Sądu Kasacyjnego, który podtrzymał wyrok. W trakcie postępowania kasacyjnego skarżącemu nie doręczono pisemnej opinii Prokuratora Generalnego.Rozstrzygnięcie
1. Stwierdza, że skarga dotycząca niedoręczenia pisemnej opinii Prokuratora Generalnego na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji jest dopuszczalna, a pozostała część skargi jest niedopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
OF EUROPE
KONSEYĐ
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ D A ĐRE
FUAT ÇALIꢀKAN – TÜRKĐYE DAVASI
(B a ꢀvuru no. 25506/03)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
FUAT ÇALIꢀKAN – TÜRKĐYE KARARI
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 25506/03 no’lu davanın nedeni Fuat Çalıꢁkan adlı
T.C. vatandaꢁının (“baꢁvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 27 Mayıs tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢁkin Sözleꢁme’nin
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢁ olduğu baꢁvurudur.
Baꢁvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Gönül Sözeri tarafından temsil
edilmiꢁtir.
OLAYLAR
DAVA KOꢀULLARI
Baꢁvuran 1961 doğumludur ve Đstanbul’da yaꢁamaktadır. 4 ꢀubat 2000 tarihinde
meydana gelen bir trafik kazasında baꢁvuran yönetimindeki otomobil ile E.K. yönetimindeki
kamyon çarpıꢁmıꢁ, baꢁvuranın taꢁıdığı yolcu olay yerinde ölmüꢁ, baꢁvuran ise ağır
yaralanmıꢁtır.
Aynı tarihte, kazaya karıꢁan kamyonda bulunan iki yolcu jandarma tarafından
sorgulanmıꢁ, yolcular yolun kaygan olduğunu ve baꢁvuranın otomobilinin kayarak
kamyonlarına çarptığını ifade etmiꢁlerdir.
Kamyon sürücüsü E.K. yakalanmıꢁ ancak ertesi gün serbest bırakılmıꢁtır. ꢀubat 2000 tarihinde Gerede Asliye Ceza Mahkemesi savcısı baꢁvuran ve E.K.’yi
tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeniyle ölüm ve yaralanmaya sebebiyet vermekle suçlayan bir
iddianame sunmuꢁtur. Đddianameden kamyondaki yolculardan birinin de kazada yaralandığı
anlaꢁılmaktadır.
Đlk duruꢁma 11 Nisan 2000 tarihinde yapılmıꢁ, 20 Temmuz 2000 tarihinde mahkeme
kazanın meydana geldiği yol kesiminde keꢁif yapmıꢁtır. Bir trafik polisinin hazırladığı 28
Temmuz 2000 tarihli ve Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı 17 Ocak 2001 tarihli iki raporda
baꢁvuranın kazada tam kusurlu olduğu belirtilmiꢁtir. Baꢁvuranın avukatının bir üniversiteye
inceleme yaptırılması talebi mahkemece cevapsız bırakılmıꢁtır. Ekim 2001 tarihinde ilk derece mahkemesi baꢁvuranı suçlu bulmuꢁ ve 2 yıl hapse ek
olarak para cezasına çarptırmıꢁtır.
Baꢁvuran 31 Ekim 2001 tarihinde kararı temyize götürmüꢁ, Yargıtay Baꢁsavcısı
baꢁvuranın mahkûmiyetinin bozulması yönünde yazılı mütalaa sunmuꢁ ancak bu görüꢁ
baꢁvurana tebliğ edilmemiꢁtir.
Yargıtay, bir duruꢁma yapmaksızın verdiği 23 Eylül 2002 tarihli kararında baꢁvuranın
itirazını reddetmiꢁ ve mahkûmiyet kararını onamıꢁtır.
Yargıtay kararı, ilk derece mahkemesine 25 Ekim 2002 tarihinde gönderilmiꢁ, baꢁvuran
karardan 2 Aralık 2002 tarihinde haberdar olduğunu iddia etmiꢁtir. 16 Aralık 2002 tarihinde
baꢁvuran kararın düzeltilmesi talebinde bulunmuꢁtur.
FUAT ÇALIꢀKAN – TÜRKĐYE KARARI
Para cezasının ödeme emri ve cezaevine teslim olması gerektiğini belirten davetname
baꢁvurana 25 Aralık 2002 tarihinde tebliğ edilmiꢁtir. Aralık 2002 tarihinde baꢁvuran hapis cezasının ertelenmesi talebiyle savcılığa
baꢁvurmuꢁ, baꢁvuranın talebi 30 Aralık 2002 tarihinde kabul edilmiꢁ ve cezanın infazı 25
Nisan 2003 tarihine kadar ertelenmiꢁtir.
Baꢁvuranın kararın düzeltilmesi talebi 24 ꢀubat 2003 tarihinde Yargıtay savcısı
tarafından reddedilmiꢁtir. Mart 2003 tarihinde baꢁvuran, yeniden yargılanma talebinde bulunmuꢁ, talep aynı
gün reddedilmiꢁtir. Baꢁvuran, 26 Mayıs 2003 tarihinde hapis cezasını çekmeye baꢁlamıꢁtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢁvuran, Yargıtay Baꢁsavcısı’nın yazılı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesinin
AĐHS'nin 6/1 maddesinde öngörülen adil yargılama hakkını ihlal ettiğini öne sürmüꢁ,
Hükümet sözkonusu iddiaya itiraz etmiꢁtir.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, baꢁvuranın AĐHS'nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralına uymadığını
savunmuꢁtur. Yargıtay Ceza Dairelerince verilen kararların sanıklara tebliğ edilmeyip ilk
derece mahkemelerine gönderilmesi nedeniyle altı ayın, kararın mahkemeye gönderildiği
tarihten baꢁlaması gerektiğini ifade etmiꢁtir. Yargıtay’ın 23 Eylül 2002 tarihli kararı ilk derece
mahkemesine 25 Ekim 2002 tarihinde gönderilmiꢁ ancak baꢁvuru 27 Mayıs 2003 tarihinde,
altı aylık sürenin dolmasından sonra yapılmıꢁtır.
Baꢁvuran Hükümetin bu görüꢁüne cevap sunmamıꢁ, dolayısıyla Hükümetin baꢁvurunun
kabuledilebilirliğine itirazına karꢁı çıkmamıꢁtır.
AĐHM, bir baꢁvuranın iç hukuktaki nihai kararın yazılı bir nüshasını almaya otomatik
olarak hakkı olduğu hallerde AĐHS'nin 35/1 maddesinin amaç ve hedefinin en iyi ꢁekilde, altı
ayın yazılı kararın tebliğ tarihinden baꢁlatılarak yerine getirilebileceğini hatırlatır (bkz. Worm
– Avusturya, Karar Raporları 1997-V). Somut davada olduğu gibi, iç hukukun tebliğ imkanı
sağlamadığı birtakım davalarda AĐHM, altı aylık sürenin ulusal yargıdaki nihai kararın ilk
derece mahkemesine gönderildiği ve dolayısıyla tarafların kararın içeriğini kesinlikle
öğrenebileceği tarihten baꢁlatılmasını uygun bulmuꢁtur (Aydın ꢁengül – Türkiye, no. 75845/01
ve kararda adı geçen diğer davalar).
Ne var ki bu davada olduğu gibi, Yargıtay kararının ilk derece mahkemesine
gönderilmesinden sonra yetkililerin nihai kararın infazı için harekete geçtiği hallerde altı aylık
süre baꢁvurana infaz sürecinin tebliğ edilmesiyle baꢁlar (bkz. Özer – Türkiye, no. 35721/04 ve
3832/05).
Mevcut davada ödeme ve cezaevine teslim olma emri baꢁvurana 25 Aralık 2002
tarihinde tebliğ edilmiꢁtir. Dolayısıyla AĐHM’ye 27 Mayıs 2003 tarihinde baꢁvuru yapan
FUAT ÇALIꢀKAN – TÜRKĐYE KARARI
baꢁvuran, altı ay kuralına uymuꢁtur. Bu nedenle AĐHM, Hükümetin kabuledilebilirliğe dair
itirazını reddeder.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢁvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, baꢁvurunun baꢁka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢁvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Baꢁvuran, Baꢁsavcı’nın Yargıtay’a sunduğu yazılı mütalaasının kendisine tebliğ
edilmemesinden ꢁikâyetçi olmuꢁ, bu durumun itiraz gerekçelerinde savcının görüꢁlerine yanıt
vermesini engellediğini savunmuꢁtur.
Hükümet iddiaları reddetmiꢁ, Yargıtay’da görülmekte olan tüm dava dosyalarının
taraflara açık olması nedeniyle baꢁvuranın savcının yazılı görüꢁlerini öğrenebileceğini ifade
etmiꢁtir.
AĐHM, sözkonusu mağduriyeti daha önce incelediğini ve Göç – Türkiye ([BD], no.
36590/97) kararında AĐHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini kaydeder.
AĐHM baꢁvuranın mevcut davada yaptığı ꢁikâyeti incelemiꢁ ve yukarıda anılan
davadaki bulgularından ayrılmasını gerektiren özel koꢁul tespit etmemiꢁtir.
Bu nedenle savcının mütalaasının baꢁvurana tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS'nin 6/1
maddesi ihlal edilmiꢁtir.
II. AĐHS’NĐN 5, 6 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢁvuran yine AĐHS'nin 6. maddesine dayanarak aꢁağıdaki hususlardan ꢁikâyetçi
olmuꢁtur:
(i) ilk derece mahkemesi kendisinin ifadesine baꢁvurmamıꢁtır;
(ii) sadece bir duruꢁma yapılmıꢁ (11 Nisan 2002 tarihinde kazanın tüm görgü
tanıklarının katıldığı duruꢁma), ancak baꢁvuran, ꢁuuru duruꢁmadan önce açılmadığı için
avukatına bilgi verememiꢁ, bu nedenle avukatı duruꢁmada tanıklara soru yöneltememiꢁtir;
(iii) ilk derece mahkemesinin baꢁvuranın sorgusunun bir an önce tamamlanmasında
ısrar etmesi nedeniyle tam olarak iyileꢁmeden Đstanbul’da ifade vermek zorunda kalmıꢁ,
ayrıca baꢁka bir ꢁehirde görev yapan avukatı sorgu sırasında hazır bulunamamıꢁ, dolayısıyla
savunmanın hazırlanması için yeterli zaman ve kolaylık sağlanmamıꢁtır;
(iv) ilk derece mahkemesi kararı yeterince gerekçelendirilmemiꢁtir. Örneğin mahkeme,
baꢁvuranın ifadesini almamasına rağmen kiꢁiliğini gerekçe göstererek cezada indirim
yapılmasını uygun görmemiꢁtir;
(v) ilk derece mahkemesi yolun buzlu ve kaygan olduğu hususunu göz önünde
bulundurmamıꢁtır.
Baꢁvuran, AĐHS'nin 5. maddesine dayanarak ilk derece mahkemesinin hapis cezasında
indirime gitmemesinin özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiğini öne sürmüꢁtür.
Baꢁvuran son olarak, suçsuzluğunu kanıtlama potansiyeline sahip görüꢁlerinin, kararın
düzeltilmesi talebini reddeden savcı ve yargılamanın yeniden yapılması talebini reddeden ilk
FUAT ÇALIꢀKAN – TÜRKĐYE KARARI
derece mahkemesi tarafından yeterince dikkate alınmaması nedeniyle AĐHS'nin 13. maddesi
bağlamında etkili bir hukuk yolunun bulunmadığını öne sürmüꢁtür.
AĐHM, sözkonusu ꢁikâyetleri incelemiꢁ ve elinde bulunan deliller ıꢁığında ve ꢁikâyet
konusu hususların kendi yetki alanında bulunduğu kadarıyla bunların AĐHS ve
Protokollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin ihlalini ortaya
çıkardığını tespit etmemiꢁtir. Dolayısıyla bu ꢁikâyetlerin AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4.
paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle reddedilmeleri
gerekmektedir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢁmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
Baꢁvuran, adil tatmine iliꢁkin bir talepte bulunmamıꢁtır. Dolayısıyla kendisine bu
bağlamda herhangi bir ödeme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Yargıtay Cumhuriyet Baꢁsavcısı’nın yazılı mütalaasının baꢁvurana tebliğ edilmemesine
iliꢁkin olarak AĐHS'nin 6/1 maddesine dayalı ꢁikâyetin kabuledilebilir, baꢁvurunun kalan
kısmının ise kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢁ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları uyarınca 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło