25580/03

WyrokETPCz2009-01-08ECLI:CE:ECHR:2009:0108JUD002558003

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania administracyjnego o odszkodowanie za śmierć bliskiej osoby naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie administracyjne o odszkodowanie, trwające 11 lat i 1 miesiąc na trzech szczeblach jurysdykcji, było nadmiernie długie i nie zostało przeprowadzone z należytą starannością. Stwierdził, że opóźnienia, zwłaszcza te po stronie Rady Stanu, nie zostały uzasadnione przez rząd. W konsekwencji, Trybunał orzekł, że wymóg "rozsądnego terminu" z art. 6 ust. 1 Konwencji został naruszony.
Stan faktyczny
Skarżący, rodzina Nilgün Hasefe, która zginęła w ataku zbrojnym w 1996 roku, domagali się odszkodowania od Ministerstwa Spraw Wewnętrznych Turcji. Po odrzuceniu ich wniosku przez ministerstwo, wnieśli sprawę do sądu administracyjnego w Stambule w 1997 roku. Postępowanie to, obejmujące wielokrotne odwołania i uchylenia orzeczeń przez Radę Stanu, trwało ponad 11 lat, zanim skarżący otrzymali wypłatę odszkodowania w grudniu 2007 roku.
Rozstrzygnięcie
Skarga dotycząca długości postępowania uznana za dopuszczalną, pozostała część skargi za niedopuszczalną. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądzono 6 000 EUR dla każdego skarżącego tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe. Zasądzono łącznie 500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. Oddalono pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   HASEFE/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 25580/03)   KARAR   STRAZBURG   Ocak 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 25580/03 no’lu davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Fatma Süeda Hasefe, Ayꢀe Hülya Hasefe ve Haldun Hasefe’nin (“baꢀvuranlar”),   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 11 Haziran 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve   Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları   baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Đzmir Barosu avukatlarından Güney Dinç tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar, sırasıyla 1923, 1948 ve 1952 doğumludur ve Đstanbul’da yaꢀamaktadır.   Birinci baꢀvuran, Đstanbul’daki Sabancı Holding’de çalıꢀan Nilgün Hasefe’nin annesi   ve diğer iki baꢀvuran, kız ve erkek kardeꢀleridir. 9 Ocak 1996’da bir grup silahlı kiꢀi, Holding   binasına baskın yaparak Nilgün Hasefe’yi ve diğer iki kiꢀiyi öldürmüꢀtür.   Kasım 1996’da baꢀvuranlar, Đçiꢀleri Bakanlığı’na (“Bakanlık”) yazılı baꢀvuruda   bulunarak Anayasa’nın 125. maddesine dayanarak, devletin Nilgün Hasefe’nin yaꢀam hakkını   korumadığı gerekçesiyle, tazminat talep etmiꢀtir. Bakanlık, 9 Aralık 1996’da talebi   reddetmiꢀtir.   ꢁubat 1997’de baꢀvuranlar, Đstanbul Đdare Mahkemesi’nde Bakanlık aleyhinde   tazminat davası açmıꢀtır (bundan böyle “Đstanbul mahkemesi” olarak anılacaktır).   Ekim 1999’da Đstanbul mahkemesi, tazminat taleplerine kısmen kabul etmiꢀ ve   Đçiꢀleri Bakanlığı’nın, baꢀvuranlara maddi ve manevi tazminat olarak belirli bir meblağ   ödemesine hükmetmiꢀtir.   Mart 2000’de baꢀvuranlar, Bakanlık’tan Đstanbul mahkemesinin kendilerine   ödenmesine karar verdiği tazminat meblağlarını ödemesini istemiꢀtir.   Bakanlık, 22 Mart 2000’de kararı temyiz etmiꢀ ve Đstanbul mahkemesinin kararının   yürütülmesinin durdurulmasını istemiꢀtir. Danıꢀtay Savcısı, yazılı görüꢀlerinde Bakanlığa hak   vermiꢀ, yürütmenin durdurulmasını ve Đstanbul mahkemesinin kararının iptalini istemiꢀtir.   Savcı’nın yazılı görüꢀleri, baꢀvuranlara bildirilmemiꢀtir.   Mayıs 2000’de Danıꢀtay, yürütmeyi durdurma kararı almıꢀ ve 6 Mart 2002’de,   Đstanbul mahkemesinin 14 Ekim 1999 tarihli kararını bozmuꢀtur.   Đstanbul mahkemesi, 31 Ocak 2003 tarihinde verdiği kararla 14 Ekim 1999 tarihli   kararında ısrar etmiꢀtir. Mahkeme, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın önceki kararında hükmettiği   tazminat meblağlarını ödemesine karar vermiꢀtir. Bakanlık, kararı temyiz etmiꢀtir.   Baꢀvuranlar da Đstanbul mahkemesince hükmedilen tazminat meblağlarının, düꢀük faiz   oranları nedeniyle artık yeterli olmadığını ileri sürerek temyiz etmiꢀlerdir.   Nisan 2005’te Danıꢀtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın   itirazını reddetmiꢀ ve baꢀvuranların, manevi tazminata uygulanacak faiz oranlarının   yükseltilmesi taleplerini kabul etmiꢀtir.   Đçiꢀleri Bakanlığı’nın, Đstanbul mahkemesinin 31 Ocak 2003 tarihli kararının   düzeltilmesine iliꢀkin talebi, 16 Mart 2006’da reddedilmiꢀtir.   Ekim 2006’da Đstanbul mahkemesi, manevi tazminata uygulanacak faiz oranlarına   iliꢀkin olarak Danıꢀtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun kararına uygun bir karar   vermiꢀ ve baꢀvuranlara tazminat ödenmesini öngörmüꢀtür. 2 Mart 2007’de Bakanlık, kararı   temyiz etmiꢀtir. Hükümet’in verdiği bilgiye göre, dava temyizde derdesstir.   Aralık 2007’de Bakanlık, baꢀvuranlara Đstanbul mahkemesinin, 14 Ekim 1999’da   ödenmesine karar verdiği meblağları ve 31 Ekim 2006’da ödenmesine karar verdiği faizi   ödemiꢀtir. Baꢀvuranlara ödenen toplam meblağ, 63,080 yeni Türk Lirası’dır (YTL –   sözkonusu tarihte yaklaꢀık 37,000 Euro).   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐALARI   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6. maddesine dayanarak, idari yargılamanın makul bir süre   içerisinde tamamlanmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Aynı madde bağlamında, Danıꢀtay   Baꢀsavcısının yazılı görüꢀlerinin kendilerine bildirilmediğinden de ꢀikayetçi olmuꢀlardır.   ꢁikayetlerini, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayandırmıꢀlardır.   Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmiꢀtir.   A. Kabuledilebilirlik   1. Savcı’nın görüꢀlerinin bildirilmemesine iliꢀkin ꢀikayet   AĐHM, davanın halen Danıꢀtay önünde devam etmekte olduğunu gözlemler. Bu   nedenle, ꢀikayet zamanından önce yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.   paragrafları uyarınca iç hukuk yolları tüketilmemiꢀ olduğu için reddedilmelidir.   2. Dava iꢀlemlerinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayet   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru, kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Baꢀvuranlar, dava iꢀlemlerinin Đçiꢀleri Bakanlığı’na baꢀvuruda bulundukları 11 Kasım   1996’da baꢀladığı ve kendilerine tazminat ödenen 10 Aralık 2007’de sona erdiği kanısındadır.   Hükümet, davanın karmaꢀıklığı göz önüne alındığında dava iꢀlemlerinin uzunluğunun   haklı görülebileceği kanaatindedir.   AĐHM, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, idari bir iꢀlem sonucu   zarar uğrayan kiꢀinin, sözkonusu zarar için idari mahkemelerde tazminat davası açmadan   önce ilgili idari makama baꢀvurması ve uğradığı zarar için tazminat talep etmesi gerektiğini   kaydeder. Diğer bir deyiꢀle, idari dava açmak için zorunlu ön koꢀul, direkt olarak idareden   tazminat talep etmektir. Mevcut davada baꢀvuranlar, 11 Kasım 1996’da bu gereğe uymuꢀtur.   Sonuç olarak, makul süreye iliꢀkin ꢀikayet hususundaki yargılama, 11 Kasım 1996’da   baꢀlamıꢀtır.   Dava, Danıꢀtay önünde devam etmekte olduğu halde, baꢀvuranlar tazminatın ödendiği   Aralık 2007 tarihinden sonrası için bir ꢀikayette bulunmamıꢀtır. Sonuç olarak, AĐHM   tarafından incelemeye tabi tutulan süreç, üç aꢀamalı yargılamada 11 yıl bir ay sürmüꢀtür.   AĐHM, yargılamanın uzunluğunun makul olup olmamasının, dava koꢀulları ıꢀığında   değerlendirilmesi gerektiğini yineler. Davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili makamların   tutumları göz önüne alınmalıdır (bkz., diğer hususlar meyanında, Pélissier ve Sassi/Fransa   [BD], no. 25444/94, 67. paragraf, AĐHM 1999-II).   Mevcut davadaki iꢀlemlerin karmaꢀık olduğu kabul edilse dahi, AĐHM davanın   titizlikle görüldüğüne ikna olmamıꢀtır. AĐHM, bu bağlamda, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın ilk temyiz   baꢀvurusunda Danıꢀtay’ın karar vermek için yaklaꢀık iki yıl harcadınığı gözlemler. Tarafların   itirazlarını karara bağlamak, Danıꢀtay Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun iki yıldan fazla   zamanını almıꢀtır. Hükümet’ten bir açıklama gelmediği için gecikmelerin, Danıꢀtay’ın temyiz   iꢀlemlerini değerlendirmesinden kaynaklandığı kabul edilmelidir.   AĐHM, yukarıda kaydedilenler ıꢀığında, AĐHS’nin 6/1 maddesinin “makul süre”   gereğinin, yerine getirilmediği sonucuna varmıꢀtır. Sonuç olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal   edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   AĐHS’nin 13. maddesini dayanak olarak alan baꢀvuranlar, Đçiꢀleri Bakanlığı’nın   kendilerine Đstanbul mahkemesinin, 14 Ekim 1999 ve 31 Ocak 2003 tarihlerinde ödenmesine   karar verdiği tazminat meblağlarını ödememesine itiraz edebilecekleri iç hukuk yollarının   mevcut olmadığını ileri sürmüꢀtür.   Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmiꢀ ve tazminat meblağlarının, baꢀvuranlara   ödendiğini kaydetmiꢀtir.   AĐHM, bu ꢀikayeti yalnızca AĐHS’nin 6/1 maddesi açısından incelemenin uygun   olduğu kanısındadır. Nihai ve bağlayıcı bir ulusal mahkeme kararının uygulanması   sözkonusu maddenin bütünleyici bir parçasıdır (bkz. Hornsby/Yunanistan, 19 Mart 1997, 40.   paragraf, Hüküm ve Karar Raporları 1997-II).   AĐHM, Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi bağlamında, karar halen   temyizen incelenmekte olduğu ve henüz kesinleꢀmediği halde, Bakanlığın Đstanbul   mahkemesinin kararına uymakla yükümlü olduğunu kaydeder. Bu nedenle Bakanlık,   baꢀvuranlara Đstanbul mahkemesinin ödenmesine karar verdiği meblağları ödemiꢀtir.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre (bkz., özellikle, Hornsby, 40. paragraf), Sözleꢀmeci   Devletler’in ulusal mahkemelerin kararlarını uygulama yükümlülüğü, yalnızca “nihai ve   bağlayıcı” olanları kapsar. Mevcut davada, yukarıda kaydedildiği gibi, temyiz iꢀlemleri halen   devam etmektedir ve baꢀvuranlara tazminat ödenmesine iliꢀkin karar halen kesinleꢀmemiꢀtir.   Sonuç olarak, sorumlu Hükümet AĐHS’nin 6. maddesi bağlamındaki yükümlülüğünü yerine   getirmiꢀtir.   Bu nedenle sözkonusu ꢀikayet dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3.   ve 4. paragrafları bağlamında reddedilmelidir.   III. 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, son olarak, Đstanbul mahkemesinin 31 Ocak 2003 tarihli kararında   ödenmesine karar verilen tazminat meblağlarına faiz uygulamadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur.   ꢁikayetlerini, AĐHS’ye ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine dayandırmıꢀlardır.   Öncelikle baꢀvuranların, bu ꢀikayeti 11 Haziran 2003’te AĐHM’ye sunulan baꢀvuru   formlarında yaptığı gözlemlenmelidir. Bir diğer deyiꢀle, 31 Ocak 2003 tarihli karar, Danıꢀtay   Đdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından14 Nisan 2005’te iptal edilmeden önce ꢀikayette   bulunmuꢀlardır. Baꢀvuranlar, AĐHM’ye sundukları müteakip görüꢀlerinde ꢀikayetlerini   yinelememiꢀtir.   Her halükarda, Đstanbul mahkemesinin 31 Ekim 2006 tarihli kararında baꢀvuranların   talepte bulunmalarına izin verdiği ve baꢀvuranlara ödenecek tazminat meblağlarına faiz   uygulanmasına karar verdiği kaydedilmelidir. Baꢀvuranlara 10 Aralık 2007’de ödenen   meblağlara faiz dahil edilmiꢀtir.   Sonuç olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları bağlamında dayanaktan   yoksun olduğu için baꢀvurunun sözkonusu kısmı reddedilmelidir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranlar, maddi tazminat olarak 53,826.88 Đngiliz Sterlini (yaklaꢀık 69,000 Euro)   ve manevi tazminat olarak da 40,000 Đngiliz Sterlini (yaklaꢀık 51,000 Euro) talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı tespit   etmemiꢀtir. Bu nedenle, sözkonusu talebi reddeder. Diğer yandan, baꢀvuranların her birine   manevi tazminat olarak 6,000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yaptıkları harcamalar için 9,140   YTL (yaklaꢀık 4,500 Euro) talep etmiꢀtir.   Bu meblağa, avukatlık ücreti olan 4,140 YTL de dahildir. Avukatlık ücretini   desteklemek için Türkiye Barolar Birliği’nin ücret tarifesine atıfta bulunmuꢀlardır.   Kalan 5,000 YTL’lik meblağ, ulusal mahkeme ve posta masrafları için talep   edilmiꢀtir. Buna rağmen baꢀvuranlar, bu masrafların yalnızca bir kısmını yazılı delillerle   destekleyebilmiꢀtir. Bu nedenle, 389 YTL’nin (yaklaꢀık 190 Euro) ulusal mahkeme ve posta   masrafı olarak harcandığını gösteren faturalar sunmuꢀlardır.   Hükümet, taleplerin yeterli delillerle desteklenmediği kanısına varmıꢀ ve AĐHM’yi   sözkonusu talepleri reddetmeye davet etmiꢀtir.   AĐHM içtihadına göre, baꢀvuran ancak gerçekten ve gerektiği için yapıldığını ve   miktarın makul olduğunu kanıtlaması durumunda masraflarının tazmin edilmesine hak   kazanır. Mevcut davada baꢀvuranlar, ileri sürdükleri masrafları gerçekten yaptıklarını   ispatlamamıꢀtır. Özellikle avukatlık ücreti için yaptıkları talep hususunda anlaꢀma, ücret   sözleꢀmesi veya avukatlarının dava üzerinde çalıꢀırken harcadığı saatleri gösteren bir belge   gibi yazılı deliller sunmamıꢀlardır. Dolayısıyla AĐHM, avukatlık ücreti hususunda tazminat   ödenmemesine karar vermiꢀtir.   Diğer masraf ve harcamalara iliꢀkin talepler hususunda AĐHM, baꢀvuranlara toplam   olarak 500 Euro ödenmesini makul görmektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM   1. Yargılama süresinin uzun oluꢀuna iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir ve baꢀvurunun kalan   kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere   Sorumlu Devlet tarafından baꢀvurana aꢀağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;   (i) Manevi tazminat olarak 6,000 EUR (altı bin Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;   (ii)Yargılama masraf ve giderleri için toplam 500 EUR (beꢀ yüz Euro) ve bunlara   uygulanabilecek her tür vergi;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 8 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło