26170/03
WyrokETPCz2009-03-31ECLI:CE:ECHR:2009:0331JUD002617003
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość tymczasowego aresztowania i postępowania karnego naruszyła prawo skarżącego do wolności i bezpieczeństwa osobistego oraz prawo do rzetelnego procesu w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że okres tymczasowego aresztowania trwający ponad 10 lat i 5 miesięcy był nadmierny i naruszał art. 5 ust. 3 Konwencji, powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo w podobnych sprawach przeciwko Turcji. W odniesieniu do długości postępowania karnego, które trwało ponad 14 lat i 9 miesięcy, Trybunał stwierdził, że władze krajowe nie przedstawiły wystarczających dowodów na to, że skarżący w znaczący sposób przyczynił się do opóźnień, ani nie uzasadniły nadmiernej długości postępowania złożonością sprawy czy zachowaniem innych stron. W konsekwencji Trybunał uznał, że postępowanie nie zostało zakończone w rozsądnym terminie, naruszając art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Đlkay Barıꢀ, został aresztowany 13 lipca 1992 roku pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji Devrimci Sol (DEV-SOL). Był tymczasowo aresztowany przez ponad 10 lat i 5 miesięcy, do 24 grudnia 2002 roku, kiedy to Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule skazał go na dożywocie, jednocześnie zarządzając jego zwolnienie z aresztu. Postępowanie karne, w którym ostatecznie został skazany na dożywocie przez Sąd Karny w Stambule (wyrok podtrzymany przez Sąd Kasacyjny), trwało od aresztowania do ostatecznego wyroku 16 kwietnia 2007 roku, czyli ponad 14 lat i 9 miesięcy.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargę za dopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądził skarżącemu 15 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 120 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
BARIꢀ – TÜRKĐYE
(Baꢁvuru no. 26170/03)
KARAR
STRAZBURG Mart 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
T.C. vatandaꢀı Đlkay Barıꢀ (“baꢀvuran”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 18
Haziran 2003 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin
Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan
26170/03 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından H. Sağlam tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran 1967 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir. Temmuz 1992 tarihinde, baꢀvuran, Devrimci Sol (“DEV-SOL”) isimli yasadıꢀı
örgüte üyelik ꢀüphesiyle gözaltına alınmıꢀtır. Temmuz 1992 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde tek hakim
huzuruna çıkartılmıꢀ ve hakim tutuklanmasına karar vermiꢀtir. Eylül ve 14 Ekim 1992 ve 26 Mayıs 1995 tarihlerinde Đstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranı eski Ceza Kanunu’nun 146. maddesi tarafından
yasaklanan anayasal düzeni bozma giriꢀiminde bulunmakla suçlayan üç iddianame sunmuꢀtur.
Baꢀvuran hakkındaki dava baꢀka beꢀ kiꢀi hakkında açılan dava ile birleꢀtirilmiꢀtir. 28
Eylül 1992 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde görülen ilk duruꢀma usuli
iꢀlemlerle geçmiꢀtir. Aralık 2002 tarihine kadar, baꢀvuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nden,
muhtelif kereler tahliye talebinde bulunmuꢀtur. Mahkeme, suçun niteliği, delillerin durumu ve
dava dosyasının içeriğini göz önünde bulundurarak her seferinde taleplerini reddetmiꢀtir. Aralık 2002 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi baꢀvuranı iddia
makamının talebine uygun biçimde mahkum etmiꢀ ve sonradan müebbet hapis cezasına
çevrilen ölüm cezasına çarptırmıꢀtır. Devlet Güvenlik Mahkemesi, ayrıca, baꢀvuranın tutuklu
bulunduğu toplam süreyi göz önünde bulundurarak serbest kalması kararını vermiꢀtir. Nisan 2003 tarihinde, Yargıtay, 24 Aralık 2002 tarihli kararı bozmuꢀtur. Kasım 2006 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı eski Ceza
Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca mahkum etmiꢀ ve müebbet hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Nisan 2007 tarihinde, Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır.
HUKUK
I. HÜKÜMET’ĐN ÖN ĐTĐRAZLARI
Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının
tüketilmesi ꢀartına uymadığı gerekçesiyle baꢀvuruyu reddetmesi talebinde bulunmuꢀtur. Bu
bağlamda, baꢀvuranın, 5271 sayılı Kanun’un 141/1 (d) maddesi uyarınca tazminat talebinde
bulunabileceğini ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran, söz konusu hukuk yolunun geçerliliğine ve etkisine iliꢀkin itirazda
bulunmuꢀtur.
AĐHM, 466 sayılı Kanun Dıꢀı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat
Verilmesi Hakkında Kanun kapsamında geçmiꢀte benzer argümanlar incelemiꢀ ve reddetmiꢀ
olduğunu yinelemiꢀtir (bkz., Bayam – Türkiye, no. 26896/02, 31 Temmuz 2007; Yağcı ve
Sargın – Türkiye, 8 Haziran 1995). AĐHM, 5271 sayılı Kanun kapsamının, sadece kanun dıꢀı
yakalanan veya beraat eden kiꢀilerin tutukluluk durumlarına iliꢀkin Devlet’e karꢀı açılan
tazminat davasını kapsayan 466 sayılı Kanun’a nazaran daha geniꢀ olmasına rağmen, temelde
yatan düꢀüncenin aynı olduğunu ve bu düꢀüncenin tutukluluk prosedürüne iliꢀkin ihmallere
karꢀı tazminat yoluyla telafi sağlanması olduğunu kaydetmiꢀtir. Ancak, AĐHM, geçmiꢀte,
açıkça, kiꢀinin davasının makul bir süre içerisinde görülmesi hakkının veya davanın
görülmesi sırasında serbest bırakılma hakkının tutukluluk sonucu tazminat alma hakkıyla aynı
olmadığını ortaya koymuꢀtur; AĐHS’nin 5/3 maddesi ilkini kapsarken AĐHS’nin 5/5 maddesi
sonrakini kapsar (bkz., yukarıda anılan Yağcı ve Sargın). Baꢀka bir deyiꢀle, Hükümet’in
belirttiği gibi tazminat talebi AĐHS’nin 5/3 maddesi anlamı dahilinde aꢀırı süreli bir
tutukluluğa son vermeyi mümkün kılmamaktadır (bkz., Tepe – Türkiye, no. 31247/96, 22
Ocak 2002; Sincar ve Diğerleri – Türkiye, no. 46281/99, 24 Mart 2005) ve bu nedenle bu
ꢀartlarda etkili bir hukuk yolu olarak değerlendirilemeyebilir.
Yukarıda belirtilenler ıꢀığında, AĐHM, bu itirazın kabul edilemeyeceği kararını
vermiꢀtir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, yukarıda belirtilen yargılama zarfındaki tutukluluğunun AĐHS’nin 5/3
maddesinde belirtilen “makul süre” ꢀartını aꢀtığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet, baꢀvuranın tutukluluğunun süresinin makul olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Hükümet, bilhassa, suçun ciddiyetinin, firar etme veya tekrar suç iꢀleme riskinin ve davaya ait
özel koꢀulların baꢀvuranın tutukluluğunun devamını haklı çıkardığını belirtmiꢀtir.
Baꢀvuran iddialarında ısrar etmiꢀtir ve Hükümet’in iddialarına karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM, somut davada, baꢀvuranın tutukluluğunun gözaltına alındığı tarih olan 13
Temmuz 1992 tarihinde baꢀladığını ve Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararıyla
serbest bırakılığı tarih olan 24 Aralık 2002 tarihinde sona erdiğini gözlemlemiꢀtir.
Dolayısıyla, söz konusu süre on yıl beꢀ aydan fazla sürmüꢀtür.
AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz., örneğin, Dereci – Türkiye, no.
77845/01, 24 Mayıs 2005; Atıcı – Türkiye (no.1), no. 19735/02, 10 Mayıs 2007; Çarkçı –
Türkiye, no. 7940/05, 26 Haziran 2007).
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, bu davada farklı bir sonuca
varmasını sağlayacak bir delil veya iddianın Hükümet tarafından ortaya konmadığını
değerlendirmiꢀtir. AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak, baꢀvuranın yargılama
zarfındaki tutukluluk süresinin aꢀırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olduğu kararını
vermiꢀtir.
Dolayısıyla, söz konusu madde ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, hakkında açılan ceza davasının süresi hakkında ꢀikayetçi olmuꢀtur.
ꢁikayetini AĐHS’nin 6/1 maddesine dayandırmıꢀtır.
Hükümet, somut dava koꢀullarında, ceza davasının anlamsız ꢀekilde uzun veya
Devlet’e
yüklenebilir bir suç nedeniyle gereksiz
yere
uzatılmıꢀ
olarak
değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüꢀtür. Bu açıdan, Hükümet, sanıkların sayısına, davanın
karmaꢀıklığına ve delillerin toplanmasında ve tebliğ prosedüründe karꢀılaꢀılan güçlüklere
atıfta bulunmuꢀtur. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranın bazı duruꢀmalara katılmayarak davanın
uzamasına katkıda bulunduğunu belirtmiꢀtir.
Baꢀvuran iddialarında ısrar etmiꢀtir.
AĐHM, dikkate alınması gereken sürecin baꢀvuranın yakalandığı ve gözaltına alındığı
tarih olan 13 Temmuz 1992 tarihinde baꢀladığını ve Yargıtay’ın nihai karar tarihi ola 16
Nisan 2007 tarihinde sona erdiğini gözlemlemiꢀtir. Dolayısıyla, değerlendirme altındaki
süreç, iki aꢀamalı bir yargıda on dört yıl dokuz aydan fazla sürmüꢀtür.
AĐHM, dava süresinin makuliyetinin, davanın ꢀartları ıꢀığında ve davanın karmaꢀıklığı
ve baꢀvuranın ve ilgili makamların davranıꢀı kriterlerine atfen değerlendirilmesi gerektiğini
yinelemiꢀtir (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Pélissier ve Sassi – Fransa [BD], no.
25444/94).
AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz., örneğin, Ege – Türkiye, no. 47117/99, Mart 2005; Gümüꢀten – Türkiye, no. 47116/99, 30 Kasım 2004).
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, bu davada farklı bir sonuca
varmasını sağlayacak bir delil veya iddianın Hükümet tarafından ortaya konmadığını
değerlendirmiꢀtir. Özellikle, Hükümet, baꢀvuranın, davanın uzamasına nasıl önemli bir
katkıda bulunduğuna dair yeterli kanıt sunmamıꢀtır. AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadını göz
önünde tutarak, bu davada kovuꢀturma süresinin aꢀırı olduğu ve “makul süre” ꢀartına
uymadığı kararını vermiꢀtir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Çevre mühendisi olan baꢀvuran, aꢀırı bir süre ile tutuklu bulundurulması sonucu
yaꢀadığı gelir kaybına karꢀılık 157.080 Euro maddi tazminat talebinde bulunmuꢀtur.
Baꢀvuran, talebine destek olarak, Çevre Mühendisleri Odası’nın tavsiye edilen ücret tarifesini
sunmuꢀtur. Baꢀvuran, ayrıca, 30.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuꢀtur.
Hükümet, bu miktarlara spekülatif ve gerçek dıꢀı olmaları sebebiyle karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı
görmemiꢀ ve bu nedenle bu talebi reddetmiꢀtir. Ancak, baꢀvurana, 15.000 Euro manevi
tazminat ödenmesi kararını vermiꢀtir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, ayrıca, avukat masrafları karꢀılığı, Đstanbul Barosu’nun asgari ücret listesine
dayanılarak hesaplanan 6.175 Euro ve kırtasiye, çeviri ve posta masrafları gibi mahkeme
masraflarına karꢀılık 181 Euro talep etmiꢀtir. Baꢀvuran mahkeme masraflarını kanıtlamak için
muhtelif faturalar sunmuꢀ; ancak bunun dıꢀında temsilcisiyle yaptığı ücret sözleꢀmesi gibi ek
bir belge sunmamıꢀtır.
Hükümet, bu miktarlara karꢀı çıkmıꢀtır.
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Somut davada, AĐHM,
baꢀvuranın, avukat masrafları talebine iliꢀkin olarak sadece Đstanbul Barosu’nun fiyat listesini
sunduğunu ve baꢀka ek bir belge sunmadığını kaydetmiꢀtir. AĐHM, dolayısıyla, baꢀvurana,
belgelenmiꢀ mahkeme masraflarına karꢀılık olarak 120 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek üzere
Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;
(i) manevi tazminat olarak 15.000 Euro (on beꢀ bin Euro) ile bu miktara tabi
olabilecek her türlü vergi;
(ii) yargılama masraf ve giderlerine karꢀılık 120 Euro (yüz yirmi Euro) ile bu miktara
tabi olabilecek her türlü vergi;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa
Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve
3. paragrafları gereğince 31 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
Françoise Elens-Passos
Katip Yardımcısı
FrançoiseTulkens
Baꢀkan
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło