27080/08;40982/08
WyrokETPCz2010-06-15ECLI:CE:ECHR:2010:0615JUD002708008
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak doręczenia pisemnych opinii prokuratora oraz nadmierna długość postępowania administracyjnego naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał potwierdził swoje wcześniejsze orzecznictwo, zgodnie z którym brak doręczenia stronom pisemnych opinii prokuratora w postępowaniu administracyjnym narusza zasadę równości broni, będącą elementem prawa do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji. W kwestii długości postępowania, Trybunał uznał, że postępowania administracyjne trwające ponad pięć lat były nadmierne, a okres rozpatrywania wniosków o sprostowanie decyzji przez Radę Stanu powinien być wliczany do ogólnego czasu trwania postępowania, ponieważ stanowi on skuteczny środek prawny.Stan faktyczny
Skarżący Metin Köksal został zwolniony ze służby publicznej w październiku 2001 r. po wyroku sądu wojskowego. Jego odwołanie administracyjne zostało odrzucone przez sąd administracyjny w Samsun w 2002 r., a decyzja ta została podtrzymana przez Radę Stanu w 2005 r. Wniosek o sprostowanie decyzji został odrzucony w 2007 r. Skarżący Servet Durdu został zwolniony ze służby publicznej w styczniu 2002 r. w wyniku postępowania dyscyplinarnego. Jego odwołanie administracyjne zostało odrzucone przez sąd administracyjny w Ankarze w 2003 r., a decyzja ta została podtrzymana przez Radę Stanu w 2005 r. Wniosek o sprostowanie decyzji został odrzucony w 2008 r. W obu sprawach pisemne opinie prokuratora i sędziego sprawozdawcy Rady Stanu nie zostały doręczone skarżącym.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: łączy skargi; uznaje za dopuszczalne skargi dotyczące braku doręczenia pisemnych opinii prokuratora oraz długości postępowania administracyjnego na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji, a pozostałą część skarg za niedopuszczalną; stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w związku z brakiem doręczenia pisemnych opinii prokuratora oraz długością postępowania administracyjnego; zasądza na rzecz każdego ze skarżących 3 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; zasądza na rzecz drugiego skarżącego, Serveta Durdu, 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków; oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
OF EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
KÖKSAL VE DURDU – TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no. 27080/08 ve 40982/08)
KARAR
STRAZBURG Haziran 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
KÖKSAL VE DURDU – TÜRKĐYE KARARI
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 27080/08 ve 40982/08 no’lu davaların nedeni
Metin Köksal ve Servet Durdu adlı iki T.C. vatandaꢀının (“baꢀvuranlar”) Avrupa Đnsan
Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) sırasıyla 29 Mayıs ve 15 Ağustos 2008 tarihlerinde, Đnsan
Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢀkin Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi
uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurulardır.
Birinci baꢀvuran, AĐHM önünde Samsun Barosu avukatlarından H. Çakıroğlu, ikinci
baꢀvuran ise Ankara Barosu avukatlarından M. Bayat tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
Baꢀvuranlar sırasıyla 1973 ve 1965 doğumlu olup sırasıyla Samsun ve Ankara’da
yaꢀamaktadır.
A. 27080/08 no’lu baꢀvuru
Baꢀvuran daha önce bir askeri mahkemenin verdiği ve Askeri Yargıtay’ın 11 Kasım tarihinde onadığı mahkûmiyet kararını takiben 17 Ekim 2001 tarihinde memuriyetten
çıkarılmıꢀtır.
Baꢀvuran, memuriyetten çıkarma kararının iptali talebiyle 4 Ocak 2002 tarihinde
Samsun Đdare Mahkemesi’nde bir dava açmıꢀ, mahkeme baꢀvuranın talebini 5 Haziran 2002
tarihinde reddetmiꢀtir.
Danıꢀtay, Samsun Đdare Mahkemesi kararını 7 ꢁubat 2005 tarihinde onamıꢀtır. Danıꢀtay
savcısı ve tetkik hakiminin baꢀvuranın temyiz talebine iliꢀkin yazılı görüꢀleri baꢀvurana tebliğ
edilmemiꢀtir.
Baꢀvuranın karar düzeltme talebi, 31 Aralık 2007 tarihinde Danıꢀtay tarafından
reddedilmiꢀtir.
B. 40982/08 no’lu baꢀvuru
Hakkında yürütülen bir disiplin soruꢀturması sonucunda 11 Ocak 2002 tarihinde
baꢀvuranın memuriyetine son verilmiꢀtir. Baꢀvuran hakkında ayrıca, memuriyetten
çıkarılmasına yol açan gerekçelerle ceza davası açılmıꢀtır.
Baꢀvuran, memuriyetten çıkarma kararının iptali talebiyle 15 Mart 2002 tarihinde
Ankara Đdare Mahkemesi’nde bir dava açmıꢀ, mahkeme baꢀvuranın müsnet suçlardan
beraatine karar vermiꢀtir. Yargıtay, kararı 22 Mart 2004 tarihinde onamıꢀtır.
Bu arada, Ankara Đdare Mahkemesi 31 Mart 2003 tarihli kararında, baꢀvuranın
memuriyetten çıkarma kararının iptali talebini reddetmiꢀ, mahkeme 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 131. maddesine dayanarak baꢀvuranın cezai suçlamalardan beraat
etmesinin disiplin cezasına engel olmayacağını belirtmiꢀtir.
KÖKSAL VE DURDU – TÜRKĐYE KARARI
Danıꢀtay, Ankara Đdare Mahkemesi kararını 26 Nisan 2005 tarihinde onamıꢀtır.
Danıꢀtay savcısı ve tetkik hakiminin baꢀvuranın temyiz talebine iliꢀkin yazılı görüꢀleri
baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir.
Baꢀvuranın karar düzeltme talebi, 23 Ocak 2008 tarihinde Danıꢀtay tarafından
reddedilmiꢀtir. Nihai karar baꢀvurana 4 Mart 2008 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.
HUKUK
AĐHM, olaylar ve hukuk açısından benzer nitelikte olmaları nedeniyle baꢀvuruların
birleꢀtirilmesini uygun bulmaktadır.
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Her iki baꢀvuran, kendilerini cevap verme imkânından mahrum bıraktığı ve dolayısıyla
silahların eꢀitliği ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle, Danıꢀtay savcılarının temyiz taleplerine
iliꢀkin yazılı görüꢀlerinin kendilerine tebliğ edilmemesinin AĐHS'nin 6/1. maddesine aykırı
olduğunu ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuranlar ayrıca aynı maddeye dayanarak davalarının makul bir
süre içerisinde görülmediğini iddia etmiꢀtir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu ꢀikâyetlerin dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ꢀikâyetlerin baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikâyetler kabuledilebilir
niteliktedir.
A. Savcının yazılı görüꢀlerinin tebliğ edilmemesi
Hükümet, ceza yargılamasının aksine, idari yargılamada savcının davaya taraf
olmadığını ve görüꢀlerinin idare mahkemesinin kararına etkisi bulunmadığını savunmuꢀtur.
Hükümet ayrıca baꢀvuranların mahkemenin karar vermesinden önce dava dosyasını ve
dolayısıyla savcıların yazılı görüꢀlerini inceleme imkanı bulunduğundan silahların eꢀitliği
ilkesinin ihlal edilmediğini savunmuꢀtur.
AĐHM, daha önce görülen davalarda Hükümetin ön itirazını inceleyip reddettiğini ve
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini gözlemler (bkz. Meral – Türkiye, no.
33446/02; Miran – Türkiye, no. 43980/04). AĐHM, mevcut baꢀvurularda farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı
kanaatindedir.
Dolayısıyla, savcıların yazılı görüꢀlerinin baꢀvuranlara tebliğ edilmemesi nedeniyle
AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. Đdari yargılama süresi
AĐHM, 27080/08 no’lu baꢀvuruya konu yargılamanın 4 Ocak 2002 tarihinde baꢀlayıp 31
Ocak 2007 tarihine kadar sürdüğünü belirtir. Dolayısıyla yargılama, dosyanın üç defa
incelendiği iki yargı aꢀamasında 5 yıl 11 aydan fazla sürmüꢀtür. 40982/08 no’lu baꢀvurudaki
yargılama ise 15 Mart 2002 tarihinde baꢀlayıp 23 Ocak 2008 tarihinde sona ermiꢀtir.
Dolayısıyla süre, dosyanın üç defa incelendiği iki yargı aꢀamasında 5 yıl 10 aydan fazladır.
KÖKSAL VE DURDU – TÜRKĐYE KARARI
Hükümet, baꢀvuranların karar düzeltme taleplerinin Danıꢀtay tarafından incelendiği
sürecin, karar düzeltme iꢀleminin idari yargılamanın bir parçası olmayıp olağandıꢀı bir hukuk
yolu olması nedeniyle yargılama süresinin hesaplanmasında dikkate alınamayacağını
savunmuꢀtur. Hükümet ayrıca her iki yargılamada makamlara yüklenebilecek bir gecikme
olmadığını savunmuꢀtur.
AĐHM, somut davaların hukuk davalarına iliꢀkin olduğunu ve Türkiye’deki karar
düzeltme yolunun bu bağlamda genel kabul görmüꢀ uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde
etkili bir iç hukuk yolu teꢀkil ettiğini hatırlatır (bkz. Molin Đnꢀaat – Türkiye, no. 23762/94, 7
Eylül 1995 tarihli Komisyon kararı; Latif Fuat Öztürk – Türkiye, no. 54673/00). Dolayısıyla
AĐHM Hükümetin, mevcut davalarda yararlandığı karar düzeltme usulünün sözkonusu idari
yargılamanın bir parçası olmadığı savını kabul edemez.
AĐHM, somut baꢀvurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. örneğin, ꢁenol Uluslararası
Nakliyat, Đhracat ve Ticaret Limited ꢁirketi – Türkiye, no. 75834/01). Tarafına sunulan tüm
delilleri inceleyen AĐHM, mevcut ꢀartlar altında farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna
edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. AĐHM özellikle
her iki baꢀvuruda davaların Danıꢀtay’da neredeyse beꢀ yıl devam ettiğini ve bu gecikmenin
yargılamanın tamamının süresinin artıꢀına önemli bir katkısı olduğunu belirtir.
Konu ile ilgili içtihadını dikkate alan AĐHM, her iki davada yargılama süresinin aꢀırı
olduğu ve “makul süre” ꢀartına uymadığı görüꢀündedir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi, her iki idari yargılama sürecine iliꢀkin olarak ihlal
edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
A. AĐHS’nin 6/1 ve 1 no’lu Protokolün 1. maddelerinin ihlal edildiği iddiası
Baꢀvuranlar AĐHS'nin 6/1 maddesine dayalı olarak tetkik hakimlerinin Danıꢀtay’a
sunduğu yazılı görüꢀlerin kendilerine tebliğ edilmediğini savunmuꢀtur. Ayrıca 1 no’lu
Protokolün 1. maddesine dayanarak kamu hizmetinden haksız olarak çıkarılmaları nedeniyle
gelecekteki kazanç ve diğer maddi haklardan mahrum bırakıldıklarını iddia etmiꢀtir.
AĐHM, tetkik hakiminin yazılı görüꢀlerinin tebliğ edilmemesine iliꢀkin olarak bu
ꢀikâyeti daha önce Meral (yukarıda anılan) davasında inceleyip reddettiğini kaydeder. AĐHM,
somut davalarda Meral davasındaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek özel koꢀullar tespit
etmemiꢀtir.
Dolayısıyla baꢀvuruların bu kısmı AĐHS'nin 35/3 ve 35/4 maddeleri uyarınca açıkça
dayanaktan yoksun olduğundan reddedilmelidir. no’lu Protokolün 1. maddesine dayalı ꢀikâyete iliꢀkin olarak AĐHM, baꢀvuranların
talep ettikleri gibi gelecekteki gelirlere iliꢀkin “meꢀru beklenti” içinde olamayacağı
kanaatindedir (bkz. Ouzounis vd. – Yunanistan, no. 49144/99). Bu nedenle sözkonusu
hükümle korunması gereken bir mülkiyet hakları bulunduğunu kanıtlayamamıꢀlardır.
KÖKSAL VE DURDU – TÜRKĐYE KARARI
Dolayısıyla baꢀvuruların bu kısmı AĐHS'nin 35/3 ve 35/4 maddeleri uyarınca açıkça
dayanaktan yoksun olduğundan reddedilmelidir.
B. AĐHS’nin 6/1 ve 13. maddelerinin ihlal edildiği iddiası
Birinci baꢀvuran, AĐHS'nin 6/1 maddesine dayanarak askeri mahkemenin verdiği
mahkûmiyet kararının hatalı ve adaletsiz olduğunu öne sürmüꢀtür. Ayrıca 13. maddeye
dayanarak, daha fazla kanıt göstermeksizin iç hukukta etkili bir hukuk yolu olmadığını
savunmuꢀtur.
6/1 maddesine dayalı ꢀikâyete iliꢀkin olarak AĐHM, askeri mahkeme tarafından verilen
mahkûmiyet kararının 11 Kasım 1997 tarafında Askeri Yargıtay tarafından onandığını
kaydeder. Ancak baꢀvuran, AĐHM'ye 29 Mayıs 2008 tarihinde, yani altı aydan fazla bir süre
sonra baꢀvurmuꢀtur.
Bu nedenle sözkonusu ꢀikâyet zamanında yapılmamıꢀtır ve AĐHS'nin 35/1 ve 35/4
maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
AĐHS'nin 13. maddesine iliꢀkin olarak ise AĐHM, bu savunulamaz ꢀikâyetin, tarafına
sunulan tüm deliller ıꢀığında ve ꢀikâyet konusu olayların yetki alanında bulunanları dahilinde,
AĐHS ya da Protokollerinde tanımlı hak ve hürriyetlere dair bir ihlali ortaya çıkarmadığını
tespit etmiꢀtir.
27080/08 no’lu baꢀvurunun bu kısmı, AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları
uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.
C. AĐHS’nin 6/2 ve 7. maddelerinin ihlal edildiği iddiası
Đkinci baꢀvuran, olaylara iliꢀkin suçlamalardan ceza mahkemelerinin verdiği kararlar ile
beraat etmesine karꢀın idare mahkemelerinin, aldığı disiplin cezasını iptal etmemesinin
AĐHS'nin 6/2 ve 7. maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvurana idare mahkemelerinde AĐHS'nin 6/2 maddesi bağlamında “ceza
gerektiren suç” isnat edilmediğini ve memuriyetten çıkarılmasının AĐHS'nin 7. maddesi
bağlamında “ceza” teꢀkil etmeyen bir disiplin cezasından kaynaklandığını kaydeder (bkz.
mutatis mutandis, Korkmaz vd. – Türkiye, no. 44058/04, 19807/05 ve 26384/05).
40982/08 no’lu baꢀvuruda yer alan bu ꢀikâyetler, AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4.
paragrafları uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle reddedilmelidir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
KÖKSAL VE DURDU – TÜRKĐYE KARARI
A. Tazminat
Birinci baꢀvuran 23,000 Euro maddi, 20,000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir. Đkinci
baꢀvuran ise 50,000 Euro maddi, 200,000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.
Hükümet taleplere karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM, tespit edilen ihlaller ile talep edilen maddi tazminatlar arasında illiyet bağı
kuramamaktadır; bu nedenle talepleri reddeder. Ancak hakkaniyete uygun bir
değerlendirmeyle baꢀvuranların her birine 3,000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun
bulmaktadır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Birinci baꢀvuran AĐHM önündeki masraf ve giderlere iliꢀkin olarak 2,975 Euro
ödenmesini talep etmiꢀ, ancak talebini desteklemek üzere belge ibraz etmemiꢀtir. Đkinci
baꢀvuran ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde tahakkuk eden masraflar için 2,000 Euro ve
AĐHM önündeki avukatlık masrafları için 2,500 Euro ödenmesini talep etmiꢀtir. Baꢀvuran,
masraf ve giderlere dair herhangi bir makbuz ya da belge ibraz etmemiꢀ, sadece avukatının
baꢀvuru üzerinde çalıꢀtığı süreyi belirten bir belge ibraz etmiꢀtir.
Hükümet taleplere itiraz etmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢀ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.
Somut davada AĐHM, belgelendirilmemiꢀ olması nedeniyle birinci baꢀvuranın bu baꢀlık
altındaki taleplerini reddeder. Ancak, elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde
bulundurarak ikinci baꢀvurana yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro ödenmesini
uygun bulmaktadır.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine
uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiꢀtir.
KÖKSAL VE DURDU – TÜRKĐYE KARARI
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine;
2. Savcıların yazılı görüꢀlerinin baꢀvuranlara tebliğ edilmemesi ve idari yargılama süresinin
uzunluğuna iliꢀkin, AĐHS'nin 6/1 maddesine dayalı ꢀikâyetlerin kabuledilebilir,
baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. Savcıların yazılı görüꢀlerinin baꢀvuranlara tebliğ edilmemesi ve idari yargılama süresinin
uzunluğuna iliꢀkin olarak AĐHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a) Savunmacı devletin, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek
ve uygulanabilecek tüm vergilerden muaf tutulmak üzere:
(i) Baꢀvuranların her birine 3,000 (üç bin) Euro manevi tazminat;
(ii) Đkinci baꢀvuran Servet Durdu’ya 1,000 (bin) Euro yargılama masraf ve giderleri;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları uyarınca 15 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło