27150/02
WyrokETPCz2007-07-31ECLI:CE:ECHR:2007:0731JUD002715002
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość w wykonaniu prawomocnych orzeczeń sądowych dotyczących odszkodowania za wywłaszczenie naruszyła prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy utrata wartości odszkodowania z powodu inflacji i niewystarczających odsetek ustawowych naruszyła prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1?Ratio decidendi
Trybunał podkreślił, że wykonanie prawomocnego orzeczenia sądowego jest integralną częścią "procesu" w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, a prawo dostępu do sądu staje się iluzoryczne, jeśli orzeczenia nie są skutecznie wykonywane. Stwierdził, że władze państwowe nie mogą powoływać się na brak środków jako usprawiedliwienie niewykonania orzeczenia. Uznał, że opóźnienie wynoszące rok, sześć miesięcy i czternaście dni w wypłacie odszkodowania po uprawomocnieniu się wyroku było nieuzasadnione. W kwestii art. 1 Protokołu nr 1, Trybunał zastosował swoją metodologię uwzględniającą inflację i stwierdził, że wypłacona kwota, wraz z odsetkami, stanowiła pełne odszkodowanie, co oznaczało brak rzeczywistej szkody majątkowej.Stan faktyczny
Skarżący, Barıꢀ Özgür Ak, był współwłaścicielem gruntów wywłaszczonych przez tureckie Ministerstwo Energii i Zasobów Naturalnych pod budowę tamy. Nie zgadzając się z wysokością odszkodowania, skarżący i inni współwłaściciele złożyli pozwy o zwiększenie kwoty odszkodowania. Sądy krajowe, w tym Sąd Kasacyjny, przyznały dodatkowe odszkodowanie wraz z odsetkami. Władze wypłaciły należne kwoty z opóźnieniem, od roku i sześciu miesięcy do ponad dwóch lat po uprawomocnieniu się wyroków.Rozstrzygnięcie
1. Skarga dotycząca art. 6 ust. 1 Konwencji uznana za dopuszczalną, a pozostała skarga za niedopuszczalną.
2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
3. Zasądza na rzecz skarżącego 750 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków.
4. Odrzuca pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.
5. Ustala odsetki za zwłokę.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
AK - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no:27150/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Temmuz 2007
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecek olup bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmıꢀ olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiꢀ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koꢀulu ile Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa
Konseyi ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla
alıntılanabilir.
T.C. vatandaꢀı Barıꢀ Özgür Ak’ın (“baꢀvuran”) Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 30 Nisan 2002
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne ( AĐHM) Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin
( “ Sözleꢀme”) Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca
yapmıꢀ olduğu (27150/02) numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Baꢀvuran, AĐHM önünde Gaziantep Barosu avukatlarından M. Türkmen tarafından temsil
edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢀULLARI doğumlu olan baꢀvuran Đskenderun’da ikamet etmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (‘idare’) bir baraj inꢀası çerçevesinde baꢀvuranın da
ortakları arasında bulunduğu bazı arazileri kamulaꢀtırma bedeli ödemek suretiyle istimlak
etme yoluna gitmiꢀtir.
Ödenen istimlak bedeli konusunda idareyle anlaꢀmazlığa düꢀen ortakların her biri, kendi
hisselerine iliꢀkin olarak kamulaꢀtırma bedelinin artırımı talebiyle Nizip Asliye Hukuk
Mahkemesi önünde bir dava açmıꢀtır.
Mahkeme, konuyla ilgili olarak düzenlenen bilirkiꢀi raporu uyarınca ortakları kısmen haklı
bularak, hisseleri nisbetinde ek kamulaꢀtırma tazminatı ödenmesine hükmetmiꢀtir.
Hükmedilen tutarlara mülkiyet devrinin gerçekleꢀtiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere
yasal gecikme faizi eklenmiꢀtir.
Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.
Đdare, sözkonusu ek kamulaꢀtırma bedellerini Aralık 2001 ila Mayıs 2003 tarihlerinde
ödemiꢀtir.
Her bir parsele iliꢀkin iç hukuk sürecinin ayrıntıları aꢀağıda sunulan tablodaki gibidir:
PARSEL NO
EK
GECĐKME
FAĐZĐNĐN
YARGITAY
KARARI TARĐHĐ
ÖDEME
TARĐHĐ
ÖDEME
TUTARI
KAMULAꢀTIRMA
BEDELĐ
TUTARI HESAPLANMAYA
(Türk
Lirası BAꢀLANDIĞI
cinsinden (TL))
TARĐHĐ
No: 102-1356
No: 102-205
No: 104-435
No: 104-436
No: 104-1033
3.694.765.750
11.3.1999
15.5.2000
11.6.2001
28.5.2001
18.6.2001
18.6.2001
10.12.2001
25.12.2002
25.12.2002
2.5.2003
9.499.090.903
37.456.919.063
54.525.629.701
25.493.322.810
4.498.309.880
13.605.913.550
19.221.985.960
8.677.371.950
1.551.642.991
29.6.2000
10.5.2000
10.5.2000
10.5.2000
25.4.2003
HUKUK
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
HAKKINDA
Baꢀvuran, gecikme faizi oranlarının Türkiye’deki yüksek enflasyon karꢀısında yetersiz
kalması nedeniyle ek kamulaꢀtırma tazminatının değerini yitirmesinden ꢀikayetçi olmaktadır.
Baꢀvuran bu hususta 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Akkuꢀ – Türkiye davasında benimsediği hesap yöntemini esas alan AĐHM, uğranılan maddi
zararın tespiti için, baꢀvurana gerçekte ödenen tutar ile gecikme dönemi zarfında paranın
yitirdiği değer arasındaki farkın dikkate alınması gerektiğini hatırlatmaktadır.
AĐHM, Devlet Đstatistik Enstitüsü tarafından yayınlanan perakende fiyat endeksinde belirtilen
enflasyonun Türkiye’deki etkilerini hesaba kattığı hususunun altının çizilmesine de ayrıca
önem atfetmektedir.
Bu hesap yöntemini göz önünde bulunduran AĐHM, baꢀvuranın hiçbir gerçek kaybının
olmadığını tespit etmektedir. Baꢀvurana ödenen ek kamulaꢀtırma tazminatı tutarı toplamı tam
tazminata tekabül etmekte olup Akkuꢀ – Türkiye davasında varılan içtihada uygundur.
Dolayısıyla içhukuk kararlarının kesinleꢀmesiyle ek kamulaꢀtırma tazminatının ödenmesi
arasında geçen süre, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi anlamında, sözkonusu tazminatın
enflasyonun etkisiyle değerini yitirmesine matuf bir gecikme olarak mütalaa edilemez.
Dolayısıyla bu ꢀikayet açıkça dayanaktan yoksun olup AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.
paragrafları açısından reddedilmelidir.
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Uzun tazminat yargılaması süresinden yakınan baꢀvuran, idarenin, kendi lehinde verilen
mahkeme kararlarını uzun bir süre boyunca uygulamamasından ꢀikayetçi olmaktadır. Bu
hususta AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafına atıfta bulunan baꢀvuran, ulusal hukukta bu
ihtilaflı duruma son verecek mekanizmaların bulunmamasından ꢀikayetçi olmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin
Đçtihadından çıkan ölçütleri ve elinde bulunan unsurların tamamını göz önünde bulunduran
AĐHM, bu ꢀikayetin esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmaktadır. AĐHM ayrıca bu
ꢀikayetin baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit
etmektedir.
B. Esasa iliꢁkin
Hükümet baꢀvuranın savına itiraz etmektedir. Hükümet, baꢀvuranın davasının ulusal
mahkemeler tarafından ‘makul bir süre’ içinde görüldüğünü savunmaktadır.
Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
AĐHM, hangi mahkeme tarafından verilmiꢀ olursa olsun bir mahkeme kararının
uygulanmasının, AĐHS’nin 6/1 maddesi anlamında ‘dava’ nın bir parçası olarak telakki
edilmesi gerektiğini anımsatır (bkz., özellikle, Hornsby – Yunanistan, 19 Mart 1997 tarihli
karar, prg. 40 ve devamı, Metaxas – Yunanistan, no: 8415/02, prg. 25, 27 Mayıs 2004). Bir
Sözleꢀmeci Devletin ulusal hukuk düzeni tarafından verilen zorunlu ve kesinleꢀmiꢀ bir yargı
kararının taraflardan birinin zararına etkisiz kalması durumunda 6/1 maddesiyle güvence
altına alınan mahkemeye eriꢀim hakkı anlamsız hale gelmiꢀ olacaktır.
Dolayısıyla, yargılanabilirlerin etkin ꢀekilde korunması ilkesi idarenin yargı kararlarına uyma
yükümlülüğünü de kapsar. Devlet otoritesi yargı kararına dayanan bir borcu ödememek için
kaynak yetersizliğini bahane olarak öne süremez (bkz. Bourdov – Rusya, no:59498/00, prg.
35).
Öte taraftan, AĐHM’nin daha evvel müteaddit defalar tekrar ettiği üzere bir yargı süreci
sonucunda Devlet’e karꢀı alacaklı konumuna geçen bir kimseden alacağının ödenmesi için
daha sonra yeniden bir cebri icra davası açmasının talep edilmesi yerinde olmayacaktır. Bu
nedenle baꢀvurana ödenmesi gereken tutarın cebri icra yoluyla gecikmeli olarak ödenmesi,
ulusal makamların yargı kararına uymayı uzun bir süre reddetmelerini ve uygun tazmin
yoluna gitmemelerini telafi etmeyecektir (Metaxas, adıgeçen, prg. 19; Karahalios –
Yunanistan, no: 62503/00, prg. 23, 11 Aralık 2003).
AĐHM, idarenin bir ödemeyi yapabilmek için belli bir süreye ihtiyaç duyacağını kabul eder;
ancak bu belli süre makul süre sınırını aꢀmamalıdır.
Mevcut davada AĐHM, idarenin baꢀvurana olan borcunu kesinleꢀmiꢀ yargı kararından bir yıl
altı ay on dört gün sonra ödediğini tespit etmektedir. AĐHM’ye göre bu süre makul olarak
kabul edilemez.
Bu itibarla AĐHM, ulusal makamların, kesinlik kazanmıꢀ yargı kararlarına makul bir süre
içinde uymamak suretiyle AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafını yararlı etkisinden kısmen
yoksun bıraktıkları kanaatine varmaktadır.
Bu nedenle AĐHS’nin sözkonusu maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran maddi tazminat olarak 1.000 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran ayrıca 1.000 Euro
olarak hesapladığı manevi zararının tazminini talep etmektedir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
Talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında bir illiyet bağı bulunmadığını
kaydeden AĐHM bu talebi reddeder.
Buna karꢀın AĐHM, baꢀvurana ödenen tazminat tutarı 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi
anlamında tam tazmine tekabül etse dahi, ödeme tarihine iliꢀkin belirsizlik dolayısıyla
baꢀvuranın belli bir manevi zarara uğradığını ve bu durumun telafisi için ihlal tespitinin
yeterli olmayacağını değerlendirmektedir. Hakkaniyete uygun bir karara varan AĐHM, bu
sıfatla baꢀvurana 750 Euro ödenmesine hükmeder.
B. Yargılama masraf ve giderleri
AĐHM içtihadına göre bir baꢀvurana, yaptığı masraf ve harcamaların geri ödemesi ancak
sözkonusu masraf ve harcamaların gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yönü ortaya
konulduğu sürece yapılmaktadır. AĐHM, baꢀvuranın ulusal mahkemeler önünde ya da AĐHS
organları önünde yaptığı yargılama masraflarına iliꢀkin herhangi bir belge sunmadığını
kaydetmektedir. Bununla birlikte AĐHM, kendi önünde bir avukat tarafından temsil edilen
baꢀvuranın zorunlu olarak birtakım harcamalar yapmıꢀ olması gerektiği kanaatindedir. Dava
koꢀullarını göz önünde bulunduran AĐHM, talep edilen 500 Euro’nun baꢀvurana ödenmesinin
makul olacağına hükmeder.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç
puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı yönünden yapılan ꢀikayetin kabuledilebilir, diğer
ꢀikayetin ise kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet
tarafından, baꢀvurana manevi tazminat olarak 750 Euro (yedi yüz elli Euro) ve yargılama
masraf ve giderleri için miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 500
Euro (beꢀ yüz Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 31 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 12.07.2026. · Źródło