2723/07

WyrokETPCz2009-04-21ECLI:CE:ECHR:2009:0421JUD000272307

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania trwającego ponad osiem lat i dziewięć miesięcy naruszyła prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego, w szczególności prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie lub zwolnienia z aresztu, zgodnie z art. 5 ust. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji, ponieważ skarżący był pozbawiony wolności przez ponad osiem lat i dziewięć miesięcy w oczekiwaniu na proces, a władze krajowe nie przedstawiły wystarczających powodów uzasadniających tak długi okres tymczasowego aresztowania. Trybunał odwołał się do swojego ugruntowanego orzecznictwa w podobnych sprawach przeciwko Turcji, w których wielokrotnie stwierdzał naruszenia art. 5 ust. 3 z powodu nadmiernej długości aresztu. Brak przedstawienia przez rząd argumentów pozwalających na odmienną konkluzję potwierdził to stanowisko.
Stan faktyczny
Skarżący, Abdullah Yalçın, urodzony w 1973 roku, został zatrzymany 9 czerwca 2000 roku i formalnie aresztowany 19 czerwca 2000 roku w związku z operacjami przeciwko nielegalnej organizacji Hezbollah. Postawiono mu zarzut próby obalenia porządku konstytucyjnego siłą. Od początku aresztowania sądy krajowe konsekwentnie przedłużały jego tymczasowe aresztowanie, odrzucając jego odwołania. W chwili wydania wyroku ETPCz, skarżący był aresztowany przez ponad osiem lat i dziewięć miesięcy, a jego sprawa nadal toczyła się przed sądem krajowym.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga w części dotyczącej długości tymczasowego aresztowania jest dopuszczalna, a w pozostałym zakresie niedopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 7 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, powiększone o odsetki. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ABDULLAH YALÇIN -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:2723/07)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (2723/07) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaꢀı)   Abdullah Yalçın’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 4 Ocak 2007 tarihinde   Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuran avukat tarafından temsil edilmemektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1973 doğumludur ve Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktadır. 9 Haziran   tarihinde, yasadıꢀı bir örgüt olan Hizbullah’a karꢀı yürütülen operasyonlar çerçevesinde   yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀ, 19 Haziran 2000 tarihinde tutuklanmıꢀtır. Güç kullanarak   Anayasal düzeni yıkmaya teꢀebbüsten baꢀvuran hakkında kamu davası açılmıꢀtır. Tutukluluk   süresinin baꢀından itibaren, mahkeme, baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına karar   vermiꢀler ve baꢀvuranın yapmıꢀ olduğu itirazları reddetmiꢀtir. Son olarak, Diyarbakır Ağır   Ceza Mahkemesi, 7 Ağustos 2008 tarihli duruꢀmanın sonunda bir kez daha baꢀvuranın   tutukluluk halinin devamına karar vermiꢀtir. Dosya unsurlarından baꢀvuranın halen tutuklu   bulunduğu ve iꢀbu kararın kabul edildiği tarihte davasının sözkonusu mahkemede derdest   olduğu sonucuna ulaꢀılmaktadır.   HUKUK   I. TUTUKLULUK SÜRESĐNE ĐLĐꢁKĐN OLARAK AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN   ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, uzun olan yargılama süresinin AĐHS’nin   5/3 maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir. Hükümet, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Esasa iliꢀkin olarak, AĐHM, 9 Haziran 2000 tarihinden beri baꢀvuranın tutuklu bulunduğunu   ve iꢀbu kararın kabul edildiği tarihte, sekiz yıl dokuz aydan fazla bir sürenin geçmiꢀ olduğunu   tespit etmektedir. AĐHM, mevcut davadakine benzer davalar incelediği ve çoğu kez AĐHS’nin   5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (Bkz, diğer birçokları   arasından, Dereci-Türkiye, baꢀvuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye,   baꢀvuru no: 25324/02, 2 ꢁubat 2006). Hükümet’in sözkonusu sonuçlardan baꢀka sonuçlara   ulaꢀma imkanı sağlayan hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle AĐHM, sözkonusu   ꢀikayete iliꢀkin olarak AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır.   II. ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER ĐHLALLERE ĐLĐꢁKĐN   Ağustos 2008 tarihli ek görüꢀlerinde, baꢀvuran, gözaltı süresi ve koꢀulları ile ön   soruꢀturma sırasında haksız yargılama ve avukat yardımı almamasından ꢀikayetçidir. Bu   bağlamda baꢀvuran, AĐHS’nin 5/2, 5/3 ve 6/1 ve 6/3 c) maddelerine atıfta bulunmaktadır.   Gözaltı süresi ve koꢀulları hakkında yapılan ꢀikayete iliꢀkin olarak AĐHM, yeterli iç hukuk   yolunun bulunmadığı durumda altı ay süresinin baꢀvurudaki dava konusu eylemle baꢀladığını   hatırlatmaktadır (bkz, özellikle, Sakık ve diğerleri-Türkiye, 26 Kasım 1997). Mevcut davada   gözaltı süresi, baꢀvuranın tutuklandığı tarih olan 19 Haziran 2000 tarihinde sona ermiꢀtir.   Sözkonusu ꢀikayetlerin AĐHM’ye sunulduğu tarih yani 25 Ağustos 2008 tarihi göz önüne   alındığında, baꢀvurunun bu kısmının gecikmeli olarak yapıldığı ve AĐHS’nin 35. maddesinin   1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği tespitinde bulunmak uygun olacaktır.   AĐHS’nin 6/1 ve 6/3 c) maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetlere iliꢀkin olarak AĐHM, ihtilaf   konusu ceza davasının ulusal mahkemelerde halen derdest olduğunu gözlemlemektedir.   AĐHM, baꢀvuranın davasının tamamını incelemeye gerek olmadığı ve kendisinin ulusal   mahkemelerin alacakları karar üzerinde yorum yapamayacağı kanaatindedir. Ulusal   mahkemeler önünde yargılamanın halihazırdaki safhasında sözkonusu ꢀikayetlerin vaktinden   önce sunulduğu sonucuna ulaꢀılmaktadır (Dikme-Türkiye, baꢀvuru no: 20869/92). AĐHS’nin   35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden baꢀvurunun   sözkonusu kısmının reddedilmesi gerekmektedir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuran, 17.000 Euro maddi ve 100.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.   Baꢀvuran, yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin talepte bulunmamaktadır.   Hükümet, sözkonusu taleplerin reddedilmesi için AĐHM’ye çağrıda bulunmaktadır.   AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını   tespit etmekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın, AĐHM, Avrupa Merkez   Bankası’nın marjinal kredi kolaylarına uygulanan üç puanlık gecikme faizi ile birlikte   baꢀvurana, 7.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   Ayrıca AHM, sekiz yıl dokuz aydan fazla bir süreden sonra, ulusal mahkemeler önünde halen   derdest olan ve baꢀvuranın hala tutuklu bulunduğu mevcut davada, tespit edilen ihlali   gidermek için en uygun yolun, AĐHS’nin 5/3 maddesinin öngördüğü ꢀekli ile adaletin tecelli   etmesi veya yargılama sırasında baꢀvuranın serbest bırakılması gerekliliğini göz önüne alarak,   mümkün olduğunca ivedi bir ꢀekilde davanın sonlandırılması olduğu kanaatindedir (Yakıꢀan-   Türkiye, baꢀvuru no: 11339/03, 6 Mart 2007).   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun uzun tutukluluk kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkin kısmının   kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü   vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 7.000 Euro (yedi bin   Euro) manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 21 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło