27526/95
WyrokETPCz2005-10-13ECLI:CE:ECHR:2005:1013JUD002752695
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy użycie siły przez policję podczas zatrzymania, skutkujące obrażeniami, naruszyło art. 3 Konwencji? Czy skład Państwowego Sądu Bezpieczeństwa z udziałem sędziego wojskowego naruszył prawo do niezależnego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 3 Konwencji, uznając, że obrażenia skarżącego Vedata Günaydına, powstałe podczas zatrzymania przez siły bezpieczeństwa, świadczą o nieproporcjonalnym użyciu siły. Podkreślono, że w takich okolicznościach na władzach spoczywa ciężar przedstawienia wiarygodnego wyjaśnienia. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał potwierdził swoje wcześniejsze stanowisko, że obecność sędziego wojskowego w składzie Państwowego Sądu Bezpieczeństwa narusza zasadę niezależności i bezstronności sądu, pozbawiając skarżących prawa do rzetelnego procesu.Stan faktyczny
Skarżący, Vedat Günaydın i Şahin Günaydın, zostali zatrzymani 18 lipca 1992 r. podczas interwencji sił bezpieczeństwa na weselu w Diyarbakır, które przerodziło się w nielegalną demonstrację. Policja twierdziła, że skarżący podżegali do pro-PKK sloganów i przemocy. Vedat Günaydın został zbadany medycznie 19 lipca 1992 r., a raport wykazał u niego zadrapania i siniaki. Skarżący zostali skazani przez Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Diyarbakır za propagandę separatystyczną i opór wobec funkcjonariuszy, a następnie zwolnieni po zmianie prawa.Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie, stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji w odniesieniu do Vedata Günaydına. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do skarżących w związku z niezależnością i bezstronnością Państwowego Sądu Bezpieczeństwa w Diyarbakır. Nie uznaje za konieczne odrębne rozpatrywanie skargi dotyczącej art. 6 ust. 3 lit. d) Konwencji. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji jest wystarczającą rekompensatą za szkody niemajątkowe skarżących. Zasądza na rzecz Vedata Günaydına 10 000 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz na rzecz skarżących łącznie 2 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzuca pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
GÜNAYDIN - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 27526 / 95)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2005
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek
olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (27526/95) baꢀ vuru no’lu davanın nedeni
bu ülke vatandaꢀları Vedat ꢁahin ve ꢁahin Günaydın’ın (baꢀvuranlar) 3 Nisan 1995 tarihinde
Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin eski 25. maddesi
uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM)
önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Çınar tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
Baꢀvuranlar Vedat ve ꢁahin Günaydın sırasıyla 1965 ve 1968 doğumludurlar ve
Diyarbakır’da ikamet etmektedirler.
Güvenlik güçleri 18 Temmuz 1992 tarihinde gece yarısına doğru, Diyarbakır’da yapılan bir
düğüne yasadıꢀı bir gösteriye dönüꢀtüğü gerekçesiyle müdahale etmiꢀlerdir.
Ertesi gün saat bir sularında hazırlanan tutanakta, davetlilerin baꢀvuranların kıꢀkırtmasıyla PKK
yanlısı sloganlar attıklarına, havaya ateꢀ açarak Devlet aleyhine ve terör örgütünü destekleyen
pankartlar açtıklarına yer verilmiꢀtir. Yapılan uyarılara rağmen elleri sopalı kalabalık grup, taꢀ
lar atarak saldırmaya baꢀlamıꢀ, polis ꢀefini tartaklayarak üniformasını yırtmıꢀ ve telsiz antenini
parçalamıꢀtır. Olay yerine gelen elli üç polis memuru aralarında baꢀvuranların da yer aldığı on
kiꢀiyi tutuklamıꢀtır.
Aynı gün saat 4.20’de baꢀvuranlar adli tıp doktoru tarafından muayene edilmiꢀ, hazırlanan
raporda baꢀvuran Vedat Günaydın’ın vücudunda çeꢀitli ebat ve çaplarda çizik ve eziklerin bu-
lunduğu ifade edilmiꢀtir.
Polisler tarafından 19 Temmuz 1992 tarihinde alınan ifadelerinde baꢀ vuranlar suçsuz
olduklarını ve polislere saldıran kiꢀileri tanımadıklarını ileri sürmüꢀlerdir. Vedat Günaydın bu
arbede sırasında baꢀından yaralandığını eklemiꢀtir.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı, 20 Temmuz 1992 tari-
hinde baꢀvuranların ifadelerini almıꢀ, adı geçenler güvenlik güçlerine karꢀı ꢀiddet kullanımını
hiçbir zaman desteklemediklerini yinelemiꢀ lerdir. Vedat Günaydın bu olaylar sırasında polisler
tarafından dövüldüğünü iddia etmiꢀtir.
Baꢀvuranlar, aynı gün Diyarbakır DGM yetkili hakimi karꢀısında vermiꢀ oldukları ifadel-
erini tekrarlamıꢀlardır. Mahkeme, baꢀvuranların tutuklu olarak yargılanmalarına karar vermiꢀ
tir.
Cumhuriyet Savcısı, 30 Temmuz 1992 tarihli iddianamesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanunu’nun 8 § 1. maddesi uyarınca bölücülük propagandası yapma, TCK’nın 258. ve 516.
maddelerine dayalı olarak memura aktif mukavemet ve mala zarar verme suçları ile baꢀvuran-
lar ve yirmi altı sanık hakkında kamu davası açmıꢀtır.
Baꢀvuranlar 30 Eylül 1992 tarihli duruꢀmada serbest bırakılmıꢀlardır. Bu süreç boyunca
polisler hakkında sekiz kapalı duruꢀma gerçekleꢀtirilmiꢀtir.
Diyarbakır DGM, 21 ꢁubat 1994 tarihli kararı ile yapılan ithamlardan baꢀvuranları suçlu
bulmuꢀ ve bir yıl sekiz ay hapis ve para cezasına çarptırmıꢀtır.
Yargıtay, 14 Eylül 1994 tarihli karar ile Đlk derece mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır. Bu
kararın gerekçesi 7 Ekim 1994 tarihinde DGM’deki dava dosyasına eklenmiꢀ ve tarafların
bilgisine sunulmuꢀtur. Karar baꢀvuranlara tebliğ edilmemiꢀ, baꢀvuranlar karardan 21 Kasım tarihinde haberdar olmuꢀlardır.
Baꢀvuranlar 12 Haziran 1995 tarihinde cezaevine gönderilmiꢀtir.
Diyarbakır DGM 16 Kasım 1995 tarihinde, 27 Ekim 1995 tarihinde 3713 sayılı Kanun’un 8.
maddesinde gerçekleꢀtirilen yasal değiꢀikliğe uygun olarak dava dosyasını yeniden incelemiꢀ
ve baꢀvuranların hapis cezasının on aya indirilerek ertelenmesine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranlar 26 Kasım 1995 tarihinde tahliye edilmiꢀlerdir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran Vedat Günaydın, tutuklandığı sırada dövüldüğünü ve gözaltında polislerin kötü
muamelesine maruz kaldığını ileri sürmektedir.
AĐHS’nin 3. maddesinin uygulanması bakımından belirli bir ciddiyet derecesi bulunan, 19
Temmuz 1995 tarihinde yapılan tıbbi muayene esnasında baꢀvuran Vedat Günaydın’ın
vücudundaki yara izlerine itiraz edilmemektedir (Bkz.Labita-Đtalya kararı, no: 26772/95, §
120, AĐHM 2000-IV).
Bununla birlikte, AĐHM baꢀvuran Vedat Günaydın’ın Türk hukuk mercileri karꢀısında düğün
sırasında meydana gelen atıꢀmalarda polisler tarafından ꢀiddetli bir biçimde dövüldüğünden
ꢀikayetçi olduğu tespitini yapmaktadır. Baꢀvuran yargı önünde hiçbir zaman gözaltında kötü
muameleye maruz kaldığından söz etmemiꢀ, bu ꢀikayetini ilk kez AĐHM önünde dile
getirmiꢀtir. Baꢀvuran bununla, ulusal mahkemelere davanın esası bakımından incelemeye
elveriꢀli bir durum sağlamamıꢀtır. Sonuç olarak, AĐHM ꢀikayetin bu kısmını dikkate
almamaktadır, üstelik dava dosyasında yer alan unsurlardan hiçbiri Vedat Günaydın’ın
gözaltında kötü muameleye maruz kaldığını ortaya koyamamaktadır.
Bu ꢀikayetin ilk bölümü ile ilgili olarak Hükümet, baꢀvuranların tutuklanmaları sırasında
oluꢀan arbedeye göndermede bulunmakta ve hazırlanan tutanağa dayalı olarak AĐHM’nin
yerleꢀik içtihadı doğrultusunda, baꢀvuran Vedat Günaydın’ın sergilediği tutum nedeniyle
fiziksel güç kullanımın zorunluluk arz ettiğini savunmaktadır.
Baꢀvuranlar 18 Temmuz 1992 tarihli düğün töreninin bazı davetlilerin havaya ateꢀ açıp, PKK
lehine slogan attıkları bir gösteriye dönüꢀtürdüklerine karꢀı çıkmamakta, kalabalık grup ile bu
gruba müdahale etmek isteyen güvenlik güçleri arasında tartıꢀma çıktığını kabul
etmektedirler. Vedat Günaydın, polislerin gözü dönmüꢀçesine ꢀahsına yaptıkları muamelenin
haklı gösterilemeyeceğini ve sonucu itibariyle hayatının tehlikeye girdiğini ileri sürmektedir.
AĐHM’nin geçmiꢀte de birçok defa dile getirdiği üzere, bir kimse güvenlik güçlerinin kontrolü
altında bulunduğu halde yaralandığında, ilke olarak bu dönemde meydana gelen her türlü
yaralanma olayının güçlü karinelere dayanması gerekir (Bkz. Salman-Türkiye kararı, no:
21986/93, § 100, AĐHM 2000-VII).
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre, sözkonusu dönem yalnızca gözaltı süresini değil, aynı
zamanda tutukluluk halini de kapsamaktadır (Bkz. örneğin Klaas-Almanya kararı, 22 Eylül
1993, seri:A no: 269, §§ 23 ve 24; Hulki Güneꢀ-Türkiye kararı, no: 28490/95, § 71, AĐHM
2003-VII, ve Rehbock-Slovenya kararı, no: 29462/95, §§ 68-78, AĐHM 2000-XII).
Benzer bu durumda, yetkililere kanıt zorunluluğu getirilmekte ve Hükümete tutukluluk
dönemini de içeren, mağdurun öne sürdüğü ve özellikle tıbbi dayanağı bulunan iddialar
karꢀısında delil teꢀkil eden unsurları da dikkate alarak gözaltı süresinde oluꢀan yaralanmaların
kaynağına makul bir açıklık getirme sorumluluğu yüklenmektedir. (Bkz. diğerleri arasında,
Tekin-Türkiye kararı 9 Haziran 1998, 1998-IV, s. 1517-1518, §§ 52 ve 53; Altay-Türkiye
kararı, no: 22279/93, § 50, 22 Mayıs 2001, ve Esen-Türkiye kararı, no: 29484/95, § 25, 22
Temmuz 2003).
Bununla birlikte, Hükümetin ifade ettiği gibi güç kullanımının mutlak surette gerekli olduğu
hallerde bu kullanımın orantılı olup olmadığını belirlemek gerekir (Bkz. sözü edilen Altay §
54, ve Hulki Güneꢀ kararı § 70).
Bunun yanı sıra, AĐHM yerleꢀik içtihadı uyarınca baꢀvuran polisin gözetiminde
bulunduğundan ve kalabalık kitleye güç kullanımı zorunlu olduğundan, Vedat Günaydın’a
uygulanan gücün orantılılığı sorununa değinmek gerekir.
AĐHM, polisin hazırlıksız yakalandığı ve öngörülemeyen bir müdahale sırasında baꢀvuranın
yaralandığı hususunu göz ardı etmemektedir (Bkz. a contrario, sözü edilen Rehbock kararı,
§§ 71-72). Bu anlamda, çağdaꢀ toplumlarda polisin üstlendiği görevin zorluğu ve
insanoğlunun öngörülemeyen tutumu dikkate alındığında, iç hukuk yetkililerine yüklenen
sorumluluğun ağırlığı tahammül edilemez bir boyutu oluꢀturmamalıdır (Bkz. mutatis
mutandis, Makaratzis-Yunanistan kararı, no: 50385/99, § 69, AĐHM 2004-...).
Baꢀvuran Vedat Günaydın’ın sözkonusu arbede sırasındaki tutumunun güç kullanımını
gerektirdiği farz edilse dahi, AĐHM, olayların koꢀulları göz önünde bulundurulduğunda adı
geçenin gözaltına alınması esnasında sergilenen gücün orantısız olduğuna itibar etmektedir.
Bununla birlikte, mevcut olayda yaꢀanan atıꢀmaya taraf olan çok sayıda kiꢀinin olduğu net ve
bunlardan yirmi sekiz kiꢀinin Devlet Güvenlik Mahkemesi karꢀısına çıkarılarak itham edildiği
gerçek olsa dahi – olay yerine gelerek müdahalede bulunan elli üç güvenlik görevlisi – bu
kimseler karꢀısında azımsanamayacak sayıdadır.
Ayrıca, baꢀvuranın kalabalık grubu güvenlik güçlerine karꢀı ꢀiddete tahrik ettiği düꢀünülse
bile baꢀvuranda tespit edilen yaralanmalar güvenlik güçlerinin aꢀırı güç kullandığını teyit
etmektedir. Baꢀvuran hayati organları olan baꢀından ve ensesinden yaralanmıꢀtır. Adli tıp
doktoruna göre ortaya çıkan lezyonların sayısı ve ciddiyet derecesi hayati bir tehlikeyi
oluꢀturmaktaydı.
Son olarak, baꢀvuran Vedat Günaydın’da görülen lezyonların meydana geliꢀi ve yoğunluğu
bu kiꢀinin tutumu nedeniyle zor kullanımın orantılılığını karꢀılamamaktadır. (Bkz. Selmouni-
Fransa no: 25803/94, § 99, AĐHM 1999-V; sözü edilen Rehbock kararı, no: 44568/98, §§ 72,
73, 19 Mayıs 2004 ve Zülcihan ꢁahin ve diğerleri-Türkiye, no: 53147/99, § 51-54, 3 ꢁubat
2005).
Mahkemeye sunulan unsurların tamamının incelenmesi ıꢀığında, AĐHM, baꢀvuran Vedat
Günaydın’da tespit edilen yaralanmalar nedeniyle yapılan açıklamaların 3. madde bakımından
Hükümetin sorumluluğunu gidermediğine itibar etmektedir.
AĐHS’nin bu hükmü baꢀvuran açısından ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar iki açıdan AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Bir
yandan kendilerini yargılayıp mahkum eden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
yapısında mevcut bulunan askeri hakimin varlığı nedeniyle hakkaniyete uygun olarak
yargılanmadıklarını, diğer yandan kendilerinin bulunmadığı bir duruꢀmada polislerin
tanıklıklarına dayalı olarak haklarında mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma
haklarının ihlal edildiğinden ꢀikayetçi olmaktadırlar.
Baꢀvuranlar bu yönde AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3 d) maddelerini ileri sürmektedirler.
AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin bağımsızlıklarına ve tarafsızlıklarına iliꢀkin daha
önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AĐHS’nin 6 §
1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını ifade etmektedir. (Bkz. Özel-Türkiye kararı, no:
42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002, ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, § 35-36, 6
ꢁubat 2003).
Mahkeme, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını incelemekte, bunun yanı sıra baꢀvuranların aralarında askeri bir
hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin TCK’ya dayalı yapmıꢀ olduğu
yargılama konusunda endiꢀe duymasının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.
Üstelik bu durum, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin davanın gerekçesine yabancı gerekçeler
ıꢀığında baꢀvuranlar hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı ꢀüphesine varmalarına neden
olmaktadır. Bu nedenle baꢀvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı
yönündeki ꢀüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (sözü edilen Incal kararı s. 1573, §
72).
AĐHM, baꢀvuranı yargılayıp mahkum eden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna
varmıꢀtır.
Bu nedenle AĐHS’nin bu hükmü baꢀvuranlar açısından ihlal edilmiꢀtir.
Görgü tanıklarının sorgulanmasında savunma haklarına riayet edilmemesi ile ilgili olarak
AĐHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan
yoksun bir mahkemenin verdiği kararlara tabi olan kiꢀilere her halükârda adil bir yargılamayı
garanti edemeyeceği hükmüne varmaktadır. Bu ihlal tespiti ıꢀığında, AĐHM savunma
haklarının ihlal edildiği yönündeki ꢀikayetleri ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir (Bkz.
diğerleri arasında, Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45; sözü
edilen Özdemir kararı, §§ 40-41, ve Okutan-Türkiye kararı, no: 43995/98, §§ 30-31, 29
Temmuz 2004).
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UGULANMASI
A. Tazminat
Baꢀvuranlar 8.000 Euro maddi, kanıtlayıcı belge sunmaksızın 50.000 Euro manevi zarara
uğradıklarını ileri sürmektedirler.
Đddia edilen maddi zararla ilgili hiçbir kanıt bulunmadığından, AĐHM baꢀvuranlara bu yönde
bir tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir. (Findlay-Đngiltere kararı, 25 ꢁubat 1997,
1997-I, s.284, § 85).
AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği tespiti ıꢀığında, AĐHM baꢀvuran Vedat Günaydın’a
manevi zarar olarak 10.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
Manevi tazminatla ilgili olarak AĐHM, olayların mevcut koꢀulları dikkate alındığında ihlal
kararının tespitinin adil tazmin için baꢀlı baꢀına yeterli olduğuna karar vermiꢀtir. (Sözü edilen
Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).
B. Masraf ve harcamalar
Baꢀvuranlar, iç hukuktaki yargılamalar için 2.000, iletiꢀim giderleri ve diğer masraflar için olmak üzere toplam 3.100 Euro talep etmektedirler. Baꢀvuranlar kanıtlayıcı belge
niteliğinde hiçbir belge sunmamıꢀlardır.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre, 41. maddeye uygun olarak yapılan masraf ve
harcamaların tutarı makul, gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ölçüde bir ödeme yapılmakta,
ayrıca yalnızca ihlal kararının tespitini kapsamaktadır (Bkz. Beyeler-Đtalya (dostane çözüm)
kararı, no: 33202/96, 27, 28 Mayıs 2002).
Baꢀvuran taraftan sunulan kanıtlayıcı belge olmadığından, AĐHM, bu yönde hakkaniyete
uygun olarak 2.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.
C. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3
puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. AĐHS’nin 3. maddesinin Vedat Günaydın açısından ihlal edildiğine;
2. Baꢀvuranların Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tarafsız ve bağımsızlığına
iliꢀkin ꢀikayetleri ile ilgili olarak AĐHS’nin 6 §1. maddesinin baꢀvuranlar açısından ihlal
edildiğine;
3. AĐHS’nin 6 § 3 d) maddesine yönelik ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesinin gerekli
olmadığına;
4. Baꢀvuranların maruz kaldıkları manevi zararın tazmini için AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin
ihlalinin baꢀlı baꢀına yeterli olduğuna;
5. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı
Hükümetin;
i.
ii.
iii.
manevi tazminat olarak baꢀvuran Vedat Günaydın’a 10.000 (on bin) Euro;
masraf ve harcamalar için baꢀvuranlara toplam 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;
ödenecek miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına ;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faizin
uygulanmasına;
6. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 13 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło