27577/04

WyrokETPCz2009-11-24ECLI:CE:ECHR:2009:1124JUD002757704

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak rozprawy w krajowym postępowaniu o odszkodowanie za niesłuszne pozbawienie wolności naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak rozprawy w postępowaniu o odszkodowanie za niesłuszne pozbawienie wolności stanowi naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo. W kwestii wysokości odszkodowania i odsetek, Trybunał podkreślił, że nie jest sądem czwartej instancji i nie znalazł podstaw do stwierdzenia arbitralności lub nieracjonalności w decyzjach sądów krajowych, które zastosowały odsetki, choć nie zostały one pierwotnie zasądzone. Trybunał uznał, że w danych okolicznościach skarżący nie poniósł nadmiernej szkody.
Stan faktyczny
Skarżący, Hasan Şentürk, został aresztowany w 1996 roku pod zarzutem morderstwa i rozboju, a następnie tymczasowo aresztowany. W 2001 roku został uniewinniony, a wyrok uprawomocnił się w 2002 roku. Skarżący złożył wniosek o odszkodowanie za niesłuszne pozbawienie wolności, które zostało mu przyznane przez sądy krajowe w 2003 roku, jednak bez odsetek. Po odwołaniach i interwencji Skarbu Państwa, ostatecznie wypłacono mu odszkodowanie wraz z odsetkami, które były naliczane według różnych stawek w zależności od okresu.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: uznał skargę dotyczącą braku rozprawy za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną; stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; uznał, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe; odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ D A ĐRE   ꢀENTÜRK – TÜRKĐYE DAVASI   (B a ꢀvuru no. 27577/04)   KARAR   STRAZBURG   Kasım 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   ꢀENTÜRK – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 27577/04 no’lu davanın nedeni Hasan ꢀentürk adlı   T.C. vatandaꢁının (“baꢁvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 2 Temmuz   tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢁkin Sözleꢁme’nin   (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢁ olduğu baꢁvurudur.   Baꢁvuran, AĐHM önünde Bursa Barosu avukatlarından N. Bener tarafından temsil   edilmiꢁtir.   OLAYLAR   DAVA OLAYLARI   Baꢁvuran 1958 doğumludur ve Karacabey’de yaꢁamaktadır. Adam öldürme ve silahlı   gasp suçlarını iꢁlediği ꢁüphesiyle 17 Ekim 1996 tarihinde gözaltına alınmıꢁ, 27 Ekim 1996   tarihinde tutuklanmıꢁtır. 4 Kasım 1996 tarihinde savcı, baꢁvuran hakkında Bursa Ağır Ceza   Mahkemesi’nde dava açmıꢁtır. Baꢁvuran, 27 Kasım 1997 tarihinde tutuksuz yargılanmak   üzere tahliye edilmiꢁ, 29 Haziran 2001 tarihinde Bursa Ağır Ceza Mahkemesi baꢁvuranın,   hakkında yapılan suçlamalardan beraatine karar vermiꢁtir. Sözkonusu karar, 19 Mart 2002   tarihinde Yargıtay tarafından onanmıꢁtır.   Ağustos 2002 tarihinde baꢁvuran Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’ne baꢁvurarak, kanun   dıꢁı yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat verilmesine iliꢁkin 466 sayılı yasa uyarınca   maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuꢁtur.   Ocak 2003 tarihinde Bursa Ağır Ceza Mahkemesi baꢁvurana 358,071,000 TL maddi,   3,000,000,000 TL manevi tazminat1 ödenmesine karar vermiꢁtir. Mahkeme ayrıca gecikme   faizi uygulanmamasına karar vermiꢁtir.   Mart 2004 tarihinde Yargıtay, sözkonusu kararı onamıꢁtır.   Nisan 2004 tarihinde baꢁvuran Bursa Đcra Dairesi’ne baꢁvurarak karar tarihinden   itibaren iꢁleyen faiz dahil olmak üzere 6,022,015,000 TL ödenmesini talep etmiꢁtir. 10   Ağustos 2004 tarihinde Hazine, faiz oranına itiraz etmiꢁ, ancak ihtilaflı olmayan   5,727,000,000 TL’lik miktarı ödemiꢁtir. Hazine’nin itirazını takiben, Hazine tarafından   ödenmesi gereken kesin miktar ve faiz oranının belirlenmesi için Bursa Đcra Mahkemesi’nde   dava açılmıꢁtır. 26 Ekim 2004 tarihinde Bursa Đcra Mahkemesi, Hazine’nin itirazını   reddetmiꢁ, karar 25 ꢀubat 2005 tarihinde, faiz oranının Bütçe Kanunu’nda belirlenen esaslar   temelinde hesaplanması gerektiği gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuꢁtur. Dava dosyası   icra mahkemesine geri gönderilmiꢁtir. Mahkeme, 10 Haziran 2005 tarihinde, yeniden yapılan   inceleme sonucunda, bilirkiꢁi raporuna dayanarak baꢁvurana 479,450,000 TL ek ödeme   yapılmasına karar vermiꢁtir. Sözkonusu miktar Ağustos 2005’te ödenmiꢁtir. Sonuç olarak   ulusal makamlar 23 Ocak 2003 – 1 Ocak 2004 tarihleri arasındaki süre için % 50 oranında, 1   Ocak 2004 tarihinden ödemeye kadar olan süre için ise % 15 oranında faiz uygulamıꢁtır.   3,358,071,000 TL, 31 Mart 2004 tarihinde 2,100 Euro’ya tekabül etmekteydi.   ꢀENTÜRK – TÜRKĐYE KARARI   HUKUK   I. AĐHS’nin 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢁvuran AĐHS'nin 6/1 maddesine dayanarak tazminat talebinin belirlenmesi amacıyla   Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruꢁma yapmamıꢁ olmasından ꢁikâyetçi olmuꢁ, aynı hükme   dayanarak kendisine ödenen tazminat bedelinin çok düꢁük olduğunu öne sürmüꢁtür.   A. Ulusal yargılamada duruꢁma yapılmamıꢁ olması   1. Kabuledilebilirlik   Hükümet, baꢁvuruların ivedi bir ꢁekilde ele alınabilmesi amacıyla 466 sayılı yasanın   tazminat davalarında duruꢁma yapılmasını öngörmediğini ifade etmiꢁtir. Sonuç olarak   Hükümet, ulusal yargılamada yasal bir temsilcisi bulunan baꢁvuranın duruꢁma   yapılmayacağını en azından 23 Ocak 2003 tarihi itibariyle biliyor olması gerektiğini   savunmuꢁ, 2 Temmuz 2004 tarihinde yapılmıꢁ olması nedeniyle baꢁvurunun AĐHS'nin 35/1   maddesi uyarınca altı ay kuralına uymadığı gerekçesiyle reddinin gerektiğini belirtmiꢁtir.   AĐHM, tazminat miktarına iliꢁkin nihai kararın Yargıtay tarafından 31 Mart 2004   tarihinde verildiğini ve AĐHM'ye baꢁvurunun 2 Temmuz 2004 tarihinde yapıldığını   gözlemler. Dolayısıyla baꢁvuru süresinde yapılmıꢁtır ve Hükümetin itirazı reddedilmelidir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu ꢁikâyetin açıkça   dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ꢁikâyetin baꢁka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢁımadığını tespit eder. Bu nedenle ꢁikâyet kabuledilebilir   niteliktedir.   2. Esas   AĐHM mevcut davayı incelemiꢁ ve konuyla ilgili yerleꢁmiꢁ içtihadından ayrılmasını   gerektiren özel koꢁul tespit etmemiꢁtir (bkz. Göç – Türkiye [BD], no. 36590/97 ve ꢁahin   Karakoç – Türkiye, no. 19462/04).   Dolayısıyla baꢁvuranın duruꢁma yapılmamıꢁ olmasına iliꢁkin ꢁikâyeti bakımından   AĐHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢁtir.   B. Adil yargılama   Baꢁvuran, kendisine ödenen tazminat miktarının yeterli olmadığını öne sürmüꢁtür.   AĐHM, ulusal mahkeme kararlarının bir temyiz makamı ya da bazen ifade edildiği   ꢁekliyle bir dördüncü derece mahkemesi olarak hareket etmek gibi bir görevi olmadığını   hatırlatır. AĐHM içtihadına göre tanıkların inandırıcılığının ve dava olaylarına iliꢁkin delillerin   davayla ilgisinin değerlendirilmesi, en iyi ꢁekilde ulusal mahkemeler tarafından yerine   getirilebilir (bkz. diğer birçok içtihadın yanı sıra Vidal – Belçika, A Serisi no. 235-B ve   Edwards – Đngiltere, A Serisi no. 247-B).   Somut davada AĐHM, ulusal mahkeme kararlarının iç hukuka ve davanın özel   koꢁullarına dayandığını gözlemler. AĐHM, ulusal mahkemelerin değerlendirmelerinde keyfi   ya da makul olmayan bir ꢁekilde hareket ettiği sonucuna varmasını sağlayabilecek herhangi   ꢀENTÜRK – TÜRKĐYE KARARI   bir unsur tespit etmemiꢁtir. Dolayısıyla bu bakımdan AĐHS'nin 6/1 maddesinin ihlali   sözkonusu değildir.   Yukarıda belirtilenler ıꢁığında AĐHM, sözkonusu ꢁikâyetin açıkça dayanaktan yoksun   olması nedeniyle AĐHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi   gerektiğini tespit etmiꢁtir.   II. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOLÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢁvuran, AĐHS’ye ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesine dayanarak, ulusal makamlarca   uygulanan faiz oranının, ulusal para biriminin değer kaybının yol açtığı maddi zararı telafi   etmediğini öne sürmüꢁtür. Ayrıca faizin yakalanma tarihinden itibaren iꢁletilmesi gerektiğini   savunmuꢁtur.   Hükümet, Hazine’nin baꢁvurana olan borcunu yasal faiziyle birlikte ödemiꢁ olması   nedeniyle baꢁvuranın artık mağdur statüsünde olmadığını savunmuꢁtur.   AĐHM, sözkonusu ꢁikâyet aꢁağıdaki belirtilen gerekçelerle kabuledilemez   bulunduğundan baꢁvuranın halen mağdur statüsünde olup olmadığına karar vermenin gerekli   olmadığı kanaatindedir.   AĐHM, mahkemelerin hükmettiği tazminatların ödenmesinde yaꢁanan anormal derecede   uzun gecikmelerin, özellikle sözkonusu ülkenin para biriminde önemli bir değer kaybı olması   durumunda, ilgili ꢁahıs açısından daha fazla maddi zarar ve belirsizliğe yol açabileceğini   hatırlatır (bkz Akkuꢀ – Türkiye, Karar Raporları 1997-IV). Bu bağlamda AĐHM, somut   davada tazminatın büyük bir kısmının 10 Ağustos 2004 tarihinde, yani ulusal mahkemelerin   kararının kesinleꢁme tarihinden dört ay sonra baꢁvurana ödendiğini gözlemler. AĐHM ayrıca   geçmiꢁte Türkiye aleyhine açılan ve yetkililerin 466 sayılı yasa hükümleri uyarınca faizsiz   geç ödeme yaptığı davalar incelediğini hatırlatır (bkz. Ertuğrul Kılıç – Türkiye, no. 38667/02   ve Göktaꢀ – Türkiye, no. 66446/01). Bu davalarda AĐHM baꢁvuranların, kamu yararının   gerekleri ile bireyin mal ve mülk dokunulmazlığının korunması arasında sağlanması gereken   adil dengeyi bozan, bireysel ve aꢁırı bir zarara katlanmak zorunda kaldıklarını tespit etmiꢁtir.   Ne var ki mevcut dava olayları yukarıda belirtilen davalardan ayrılmaktadır. AĐHM,   ulusal mahkemelerin baꢁvurana ödenecek tazminata belli bir oranda faiz uygulanması   yönünde bir talimat vermemiꢁ olmasına karꢁın, yetkili makamların uygulamada 23 Ocak 2003   – 1 Ocak 2004 tarihleri arasındaki süre için yıllık % 50, 1 Ocak 2004 tarihinden ödeme   gününe kadar olan süre için ise yıllık % 15 yasal faiz uyguladığını gözlemler. Buna göre,   ulusal mahkemelerin 2,100 Euro’ya eꢁdeğer miktarda tazminat ödenmesine hükmetmelerine   karꢁın baꢁvurana tazminat ve faiz dahil olmak üzere 3,900 Euro’ya eꢁdeğer bir miktar   ödenmiꢁtir.   AĐHM, ulusal makamların bir takdir payı bulunduğunu ve devletin ödeyeceği borçlarda   uygulanabilecek faiz miktarını kısıtlamalarının ekonomik olarak zorunlu olabileceğini kabul   etmektedir. Ancak AĐHM, kamu yararının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması   arasındaki “adil denge”nin korunup korunmadığını tetkik etmekten imtina edemez. Bu amaca   yönelik olarak, kullanılan yöntemlerle ulaꢁılması amaçlanan hedef arasında makul bir   orantılılık iliꢁkisinin sağlandığını ve mal veya mülkünden mahrum bırakılan ꢁahsa orantısız   bir külfet yüklenmediğini kesinleꢁtirmelidir (bkz. Aka – Türkiye, Raporlar 1998-VI).   ꢀENTÜRK – TÜRKĐYE KARARI   Yukarıda açıklandığı üzere, somut davanın özel koꢁullarında ve yukarıda anılan Akkuꢀ   kararında benimsenen hesaplama yöntemine göre, AĐHM, baꢁvuranın uygulanan faiz oranları   ve ödemenin gecikmesi nedeniyle aꢁırı bir zarara uğradığı sonucuna varmamaktadır.   Bu nedenle AĐHM, baꢁvurunun bu kısmının AĐHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4.   paragrafları uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğine   karar vermiꢁtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   A. Tazminat   Baꢁvuran 6,000 Euro maddi, 900,000 TL (yaklaꢁık 417,000 Euro) manevi tazminat   talebinde bulunmuꢁtur.   AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ayrıca ihlal tespitinin baꢁvuranın uğradığı   manevi zararlar için tek baꢁına yeterli adil tatmin sağladığı kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢁvuran ayrıca 841 Euro mahkeme masrafları ve 5,200 Euro avukatlık ücreti   ödenmesini talep etmiꢁtir. Taleplerini destekleyen herhangi bir belge ibraz etmemiꢁtir.   AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢁvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için   yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıꢁ ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.   Sözkonusu davada baꢁvuran, talep ettiği masrafları gerçekten yaptığını kanıtlamamıꢁtır.   Dolayısıyla AĐHM bu baꢁlık altında ödeme yapılmamasını uygun bulmaktadır.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Duruꢁma yapılmamasına iliꢁkin ꢁikâyetin kabuledilebilir, baꢁvurunun kalan kısmının ise   kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. Đhlal tespitinin baꢁvuranın uğradığı manevi zararlar için tek baꢁına yeterli adil tatmin   sağladığına;   4. Adil tatmine iliꢁkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢁ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları uyarınca 24 Kasım 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło