27597/06

WyrokETPCz2009-09-22ECLI:CE:ECHR:2009:0922JUD002759706

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego dotyczącego podziału majątku po rozwodzie naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu przewlekłości postępowania, które trwało ponad sześć lat i cztery miesiące. Kluczowym czynnikiem opóźnienia były spory jurysdykcyjne między sądami krajowymi, które trwały ponad pięć lat na etapie pierwszej instancji. Trybunał uznał, że nawet jeśli skarżący przyczynił się do pewnych opóźnień, nie usprawiedliwia to ogólnej długości postępowania. W kwestii rzetelności postępowania, Trybunał nie znalazł podstaw do stwierdzenia, że sądy krajowe działały arbitralnie lub nierozsądnie w interpretacji prawa krajowego lub ustalaniu faktów.
Stan faktyczny
Skarżący, Ahmet Sürgit, i jego była żona nabyli mieszkanie w 1998 roku. Po rozwodzie w 2000 roku, skarżący wniósł w 1999 roku pozew o odszkodowanie w wysokości połowy wartości mieszkania. Postępowanie krajowe charakteryzowało się długotrwałymi sporami jurysdykcyjnymi między Sądem Cywilnym Pierwszej Instancji w Izmirze a Sądem Rodzinnym w Izmirze. Ostatecznie, Sąd Cywilny oddalił powództwo w 2005 roku, uznając, że skarżący nie przyczynił się do zakupu mieszkania. Odwołania skarżącego zostały oddalone przez Sąd Kasacyjny w 2005 i 2006 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargę dotyczącą długości postępowania za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu przewlekłości postępowania. Zasądził skarżącemu 3000 euro z tytułu szkody niemajątkowej. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   SÜRGĐT – TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 27597/06)   KARAR   STRAZBURG   Eylül 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı Ahmet Sürgit’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne, 19 Haziran 2006 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin   Korunmasına Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı   27597/06 sayılı baꢀvurudur.   OLAYLAR   Baꢀvuran, 1964 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir.   Baꢀvuran ile eꢀi, 1998 yılında bir daire satın almıꢀlardır. Baꢀvuranın eꢀi, 1999 yılında   baꢀvuran hakkında boꢀanma davası açmıꢀ ve 2000 yılında boꢀanma gerçekleꢀmiꢀtir.   Bu arada, baꢀvuran, 24 Kasım 1999’da, 1998 yılında eski eꢀiyle birlikte almıꢀ   oldukları dairenin değerinin yarısına eꢀit miktarda tazminat istemiyle Đzmir Asliye Hukuk   Mahkemesi’ne dava açmıꢀtır. Mahkeme, 17 Eylül 2003 tarihinde ratione materiae yetkisi   olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dava dosyasını Đzmir Aile Mahkemesi’ne   göndermiꢀtir. Ancak, Đzmir Aile Mahkemesi de 21 Ekim 2004 tarihinde ratione materiae   yetkisi olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Đzmir Asliye Hukuk   Mahkemesi’ne iade etmiꢀtir.   Son olarak, 16 Haziran 2005 tarihinde, dairenin alımı sırasında tarafların ne kadar   katkıda bulunduklarını değerlendirmek üzere her iki tarafın tanık ifadeleri ile bilirkiꢀi   raporunu gözönünde bulunduran Đzmir Asliye Hukuk Mahkemesi, önceki boꢀanma davasının   olaylarını da dikkate alarak davanın reddine karar vermiꢀtir. Mahkeme, baꢀvuran ile eski   eꢀinin sözkonusu daire satın alındığında ayrı evlerde yaꢀamakta olduklarını belirtmiꢀtir.   Ayrıca, baꢀvuran o sırada iꢀsiz olup eꢀine temel düzeyde bile maddi destek sağlayamayacak   durumdaydı. Baꢀvuranın, maddi durumu gözönünde bulundurularak, sözkonusu dairenin   alımına hak iddia edecek kadar katkıda bulunmadığı sonucuna varılmıꢀtır. Mahkeme, ayrıca,   satın alım sırasında, eꢀler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğunu ve daire tapusunun   baꢀvuranın eꢀinin adına kaydedildiğini belirtmiꢀtir.   Yargıtay, sırasıyla 29 Aralık 2005 ve 14 Nisan 2006 tarihlerinde, baꢀvuranın temyiz ve   karar düzeltme taleplerini reddetmiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuran, adil bir ꢀekilde yargılanmadığı ve yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1   maddesinde öngörülen “makul süre” ꢀartıyla bağdaꢀmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.   Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın yargılama süresine iliꢀkin   ꢀikayetini yerel mahkemeler önünde dile getirmemesi nedeniyle iç hukuk yollarının   tüketilmediğini, dolayısıyla sözkonusu ꢀikayetin reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, sözkonusu baꢀvurudakine benzer sorunlar içeren önceki davalarda, Hükümet’in ön   itirazını inceleyip reddettiğini hatırlatır (Karakullukçu / Türkiye, no. 49275/99; Nalbant /   Türkiye, no. 61914/00). AĐHM, sözkonusu davada içtihadından ayrılmasını gerektirecek   herhangi bir özel koꢀul bulunmadığı kanaatindedir. Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in ön   itirazını reddeder.   Baꢀvuranın yargılamanın adilliğine iliꢀkin ꢀikayetiyle ilgili olarak, AĐHM, yerel   mahkeme kararlarının iç hukuka ve davanın özel koꢀullarına dayanılarak verildiğini   gözlemlemektedir. AĐHM, yerel mahkemelerin dava konusu olayları saptarken veya iç   hukuku yorumlarken keyfi ya da makul olmayan bir ꢀekilde hareket ettikleri sonucuna varmak   için herhangi bir gerekçe görmemektedir. Bu bakımdan, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlali   sözkonusu değildir. AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca,   sözkonusu ꢀikayetin dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine karar   verir.   AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca yargılamanın uzun sürdüğüne iliꢀkin ꢀikayetin   dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir   niteliktedir.   Sözkonusu davada gözönünde bulundurulması gereken süre, 24 Kasım 1999 tarihinde   baꢀlayıp 14 Nisan 2006 tarihinde sona ermiꢀtir. Bu nedenle yargılama, iki aꢀamalı yargıda altı   yıl dört ay sürmüꢀtür.   Hükümet, yargılamanın makul süreyi aꢀmadığını ileri sürmüꢀtür. Hükümet, baꢀvuranın   avukatının birkaç kez süre uzatma talebinde bulunması ve altı duruꢀmaya katılmamasının da   yargılamanın uzun sürmesine yol açtığını iddia etmiꢀtir. AĐHM, yargılama süresinin makul   olup olmadığı konusunun davanın koꢀulları ıꢀığında ve davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuran ile   ilgili makamların tutumu ve tartıꢀmada baꢀvuran için neyin tehlikede olduğu gibi ölçütlere   atfen değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Frydlender / Fransa, no. 30979/96). AĐHM,   sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren davalarda sıklıkla AĐHS’nin 6/1 maddesinin   ihlalini tespit etmiꢀtir (Frydlender, yukarıda kaydedilen).   AĐHM, sözkonusu davada, Đzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevsizlik kararı   vermesinin üç yıl dokuz ay sürdüğünü gözlemlemektedir. Bunun ardından, dosyanın   gönderildiği Đzmir Aile Mahkemesi on üç ay sonra görevsizlik kararı vermiꢀtir. Bunun   sonucunda, davanın esasına iliꢀkin ilk karar beꢀ buçuk yıl sonra verilebilmiꢀtir. AĐHM’ye   göre, baꢀvuranın avukatının bazı duruꢀmalara katılmaması yargılamanın uzamasını haklı   çıkaramaz. Temyiz aꢀamasında önemli bir gecikme olmamasına rağmen, AĐHM,   yargılamanın ilk aꢀamasında geçen beꢀ yıl altı aylık süreyi çok uzun bulmuꢀtur. Konuyla ilgili   içtihadını gözönünde bulunduran AĐHM, sözkonusu davada toplam yargılama süresinin   (özellikle ilk derece mahkemesi önünde geçen sürenin) çok uzun olduğu ve “makul süre”   ꢀartını yerine getirmediği kanaatindedir. Buna göre, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   Adil tatmin hususunda, baꢀvuran maddi tazminat olarak 10,000 Türk Lirası (yaklaꢀık   4,600 Euro), manevi tazminat olarak 10,000 Türk Lirası talep etmiꢀtir. Hükümet, bu taleplere   itiraz etmiꢀtir. Tespit edilen ihlalle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı   bulunmadığını kaydeden AĐHM, sözkonusu talebi reddeder. Ancak, AĐHM, baꢀvuranın   manevi zarar görmüꢀ olabileceği kanaatindedir. Dolayısıyla, sözkonusu dava koꢀularını göz   önünde bulunduran AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, baꢀvurana 3,000 Euro manevi tazminat   ödenmesine karar vermiꢀtir. .   Baꢀvuran, ayrıca, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama   masraf ve giderleri için 10,000 TL talep etmiꢀ, ancak iddiasını destekleyici herhangi bir belge   sunmamıꢀtır. AĐHM’nin içtihadına göre, bir baꢀvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı   makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Sözkonusu davada, baꢀvuran iddia ettiği   yargı giderlerinin gerçekliğini kanıtlamamıꢀtır. Dolayısıyla, AĐHM, bu baꢀlık altında herhangi   bir ödeme yapılmamasına karar vermiꢀtir. .   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Yargılamanın uzun sürdüğüne iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir olduğuna, baꢀvurunun   geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten   itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na   çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet   tarafından baꢀvurana manevi tazminat olarak 3,000 Euro (üç bin Euro) ödenmesine;   (b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin   yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal   kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragrafları gereğince 1 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło