28069/07

WyrokETPCz2010-01-05ECLI:CE:ECHR:2010:0105JUD002806907

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długość tymczasowego aresztowania skarżącego naruszyła jego prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie lub zwolnienia na czas postępowania, zgodnie z art. 5 ust. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że tymczasowe aresztowanie skarżącego, trwające ponad dziewięć lat i dziesięć miesięcy, było nadmierne i naruszało art. 5 ust. 3 Konwencji. Trybunał odrzucił argumenty rządu dotyczące złożoności sprawy i ryzyka ucieczki, powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo, które wymaga od władz krajowych szczególnej staranności w uzasadnianiu długotrwałego pozbawienia wolności. Trybunał podkreślił, że środki odwoławcze w postaci wniosków o zwolnienie były nieskuteczne, a roszczenie odszkodowawcze z art. 5 ust. 5 nie stanowiło skutecznego środka w przypadku skargi z art. 5 ust. 3.
Stan faktyczny
Skarżący, Abdulkerim Kaya, został aresztowany 1 lutego 2000 r. w ramach operacji przeciwko nielegalnej organizacji zbrojnej Hizbullah i formalnie aresztowany 10 lutego 2000 r. pod zarzutem próby obalenia tureckiego porządku konstytucyjnego. W chwili wydania wyroku, po ponad dziewięciu latach i dziesięciu miesiącach, skarżący nadal przebywał w areszcie tymczasowym, a jego sprawa wciąż toczyła się przed sądem pierwszej instancji. Wnioski o zwolnienie były regularnie odrzucane przez sądy krajowe.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 8 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, wraz z odsetkami. 4. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ABDULKERĐM KAYA -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:28069/07)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ocak 2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   _____________________________________________________________________________________________   © T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel   Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak   belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi   ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (28069/07) no’lu davanın nedeni, (T.C.   vatandaꢀı) Abdulkerim Kaya’nın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 28 Haziran   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin   (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, AĐHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Özbekli tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1974 doğumludur ve Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktadır. 1 ꢁubat 2000   tarihinde, yasadıꢀı silahlı örgüt olan Hizbullah’a karꢀı yürütülen operasyonlar çerçevesinde   baꢀvuran, yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. 10 ꢁubat 2000 tarihinde baꢀvuran   tutuklanmıꢀtır. Türk Anayasal düzenini cebren yıkmaya teꢀebbüs etmekten baꢀvuran hakkında   kamu davası açılmıꢀtır. Tutukluluk sürecinin baꢀlangıcından itibaren, “atılı suçların niteliği”,   “kanıtların durumu” ve “dosyanın içeriği” gibi nerdeyse her zaman benzer gerekçeleri temel   alan adli makamlar, baꢀvuranın serbest bırakılmasına iliꢀkin yinelenen taleplerini her   seferinde reddetmiꢀ ve baꢀvuranın tutukluluk halinin devamına hükmetmiꢀtir. Dosya   unsurlarına göre, baꢀvuran halen tutuklu bulunmaktadır ve iꢀbu baꢀvurunun kabul edildiği   tarihte dava halen ilk derece mahkemesi önünde derdesttir.   HUKUK   AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran tutukluluk süresinin uzunluğundan   ꢀikayetçi olmaktadır.   Hükümet, baꢀvuranın, ulusal mahkemeler önünde tutukluluk süresi hakkındaki ꢀikayetlerini   hiçbir zaman sunmadığını belirterek, iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır.   Hükümet’e göre, ilgili hükümleri, Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. ve izleyen   maddelerinde yeniden ele alınan ve kanuna aykırı olarak yakalanan ve haksız yere tutulan   kiꢀilere tazminat ödenmesini öngören 466 sayılı yasa uyarınca baꢀvuran, ulusal mahkemeler   önünde tazminat davası açabilirdi.   Baꢀvuran, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir ve her duruꢀmanın bitiminde esas   hakimlerinden serbest bırakılmasını talep ettiğine ancak ilk derece mahkemesinin düzenli   olarak bu konudaki talebini reddettiğine dikkat çekmektedir.   Đlk derece mahkemesinin itirazı ile ilgili olarak, AĐHM, daha önce benzer bir dava   incelediğini ve sözkonusu talebi reddettiğini hatırlatmaktadır (bkz. Koꢀti ve diğerleri-Türkiye,   baꢀvuru no: 74321/01, 3 Mayıs 2007). Tazminat davası açılmaması kapsamında yapılan   ꢀikayet ile ilgili olarak, AĐHM, Hükümet tarafından ileri sürülen itirazın, AĐHS’nin 5/5   maddesi ile ilgili kanuna aykırı olarak tutuklu kalma durumunda tazminat elde etme hakkını   kapsarken mevcut davada, incelenen ꢀikayetin AĐHS’nin 5/3 maddesi kapsamında olduğunu   gözlemlemektedir (bkz. Barıꢀ-Türkiye, baꢀvuru no: 26170/03, 31 Mart 2009). Dolayısıyla   mevcut davada, sözkonusu tazminat davası baꢀvuranın ꢀikayeti için etkili bir yol değildir.   Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.   Ayrıca AĐHM, baꢀvurunun hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediğini tespit etmektedir.   Baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Esas ile ilgili olarak, Hükümet, özelikle, atılı suçların niteliği, uygulanan cezaların ağırlığı ve   organize suçları kapsayan yargılamalara iliꢀkin güçlükler göz önüne alındığında, baꢀvuranın   maruz kaldığı tutukluluk süresinin uzun olmadığını savunmaktadır. Ayrıca, Hükümet, firar ve   suçun tekrarı riskinin, adalete engel olma tehlikesinin, kamu düzeninin korunması ve halkın   ve mağdurların kızgınlığına karꢀı baꢀvuranın korunması gerekliliğinin, baꢀvuranın   tutukluluğunun devamını haklı kılmak için yeterli unsurları oluꢀturduğunu belirtmektedir.   Baꢀvuran, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.   AĐHM, 1 ꢁubat 2000 tarihinden itibaren, baꢀvuran tutuklu bulunduğunu ve iꢀbu kararın kabul   edildiği tarihte, halihazırda dokuz yıl on aydan fazla bir süre geçtiğini tespit etmektedir.   AĐHM, benzer davaları incelediğini ve müteaddit defalar AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal   edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (Dereci-Türkiye, baꢀvuru no: 77845/01, 24   Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye, baꢀvuru no: 25324/02, 2 ꢁubat 2006). Sözkonusu davada   makamların karꢀılaꢀtıkları güçlükleri kabul eden AĐHM, yine de, yerleꢀik içtihadı ıꢀığında,   mevcut davada aynı sonuca ulaꢀmıꢀtır. Dolayısıyla, AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususu ile ilgili olarak, baꢀvuran, maruz kaldığına   kanaat getirdiği manevi zararın tazmini için 35.000 Euro talep etmektedir. Ayrıca, miktar   belirtmeksizin, baꢀvuran, ziyaret amacıyla ailesinin yapmıꢀ olduğu yol masrafları ve   tutukluluk süresince cezaevinde yapmıꢀ olduğu masrafları kapsayan maddi zararının da   tazmin edilmesini talep etmektedir. Yine miktar belirtmeksizin ve belge sunmaksızın,   baꢀvuran, yargılama masraf ve giderleri için tazminat talep etmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır ve AĐHM’yi, sözkonusu talepleri reddetmeye   davet etmektedir.   Maddi tazminat ve yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuranın   taleplerini, Đç Tüzüğün 60. maddesine uygun olarak düzenlemediği gerekçesi ile tazminat   ödemeye gerek olmadığını gözlemlemektedir. Buna karꢀın, AĐHM, hakkaniyete uygun olarak,   Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek   belirlenen gecikme faizi ile birlikte baꢀvurana 8.000 Euro (sekiz bin Euro) manevi tazminat   ödenmesine hükmetmektedir.   Ayrıca, baꢀvuranın dokuz yıl on aydan fazla bir süredir tutuklu bulunmasından dolayı AĐHM,   tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, adaletin tecelli etmesi gerekliliğini göz   önüne alarak mümkün olduğunca ivedi bir ꢀekilde davanın sonlandırılması veya AĐHS’nin 5/3   maddesinin öngördüğü ꢀekli ile yargılama sırasında baꢀvuranın serbest bırakılması olacağı   kanaatindedir (Yakıꢀan-Türkiye, baꢀvuru no: 11339/03, 6 Mart 2007).   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden   muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 8.000 Euro (sekiz bin Euro) manevi   tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 05 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło