28152/02;28155/02;28156/02
WyrokETPCz2007-06-05ECLI:CE:ECHR:2007:0605JUD002815202
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długotrwałe niewykonanie prawomocnych orzeczeń sądów krajowych przez władze publiczne stanowi naruszenie prawa do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1 Konwencji) oraz prawa do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1)?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że wykonanie orzeczenia sądowego jest integralną częścią 'procesu' w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, a prawo do sądu byłoby iluzoryczne, gdyby krajowy system prawny pozwalał na to, by prawomocne i wiążące orzeczenie pozostawało nieskuteczne ze szkodą dla jednej ze stron. Brak środków finansowych nie może usprawiedliwiać niewykonania orzeczenia sądowego przez władze państwowe. W odniesieniu do art. 1 Protokołu nr 1, Trybunał stwierdził, że prawomocne orzeczenie sądu pracy, które przyznaje skarżącym roszczenie o odszkodowanie, stanowi 'mienie' w rozumieniu tego artykułu. Długotrwałe niewykonanie tego orzeczenia przez władze krajowe stanowiło ingerencję w prawo skarżących do spokojnego korzystania ze swojej własności, której nie usprawiedliwiono żadnymi przekonującymi argumentami.Stan faktyczny
Skarżący, Nezir Demirhan, Mehdi Görsav i Fırat Çelik, byli pracownikami gminy Diyarbakır Sur, zostali zwolnieni w 1999 roku bez wypłaty należnych im świadczeń. Wnieśli pozwy do Sądu Pracy w Diyarbakır, który w listopadzie 1999 roku wydał prawomocne wyroki na ich korzyść, zasądzając odszkodowania wraz z odsetkami. Pomimo wszczęcia postępowania egzekucyjnego, gmina nie wykonała wyroków. Mehdi Görsav zawarł ugodę z gminą w 2002 roku, otrzymując część należności i zrzekając się dalszych roszczeń. Nezir Demirhan i Fırat Çelik odrzucili ofertę częściowej zapłaty, która nie obejmowała odsetek i kosztów sądowych.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: połączył skargi; uznał skargi Nezir Demirhana i Fırata Çelika na podstawie art. 1 Protokołu nr 1 za dopuszczalne, a skargę Mehdiego Görsava w tej części za niedopuszczalną; uznał skargi wszystkich skarżących na podstawie art. 6 ust. 1 za dopuszczalne; stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 w odniesieniu do Nezir Demirhana i Fırata Çelika; stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 w odniesieniu do wszystkich skarżących; zasądził na rzecz Nezir Demirhana i Fırata Çelika kwoty należne z tytułu niewykonanych wyroków sądowych wraz z odsetkami ustawowymi; zasądził na rzecz Nezir Demirhana i Fırata Çelika po 4 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, a na rzecz Mehdiego Görsava 1 500 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; zasądził na rzecz każdego skarżącego po 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków; odrzucił pozostałe roszczenia skarżących o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
DEMİRHAN, GÖRSAV VE ÇELİK – TÜRKİYE
(Başvuru no. 28152/02, 28155/02 ve 28156/02)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Haziran 2007
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,
şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
__________________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Davanın nedeni, Nezir Demirhan, Mehdi Görsav ve Fırat Çelik adındaki üç Türk
vatandaşının (“başvuranlar”), İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin
Sözleşme’nin (“AİHS”) 34. Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM”) 18.06.2002 tarihinde yapmış oldukları 28152/02, 28155/02
ve 28156/02 no’lu başvurulardır.
Başvuranlar Diyarbakır Barosuna bağlı avukat Sedat Çınar tarafından temsil edilmişlerdir.
Başvuranlar, lehlerinde verilen mahkeme kararlarının uygulanmamasının, AİHS’nin 6.
Maddesi ile AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlaline neden olduğundan
şikayetçi olmuşlardır.
AİHM, 12.09.2006 tarihinde başvuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AİHS’nin 29 § 3.
Maddesi’ni uygulayarak, başvuruların esası ile kabuledilebilirliğini beraber incelemeye karar
vermiştir.
OLAYLAR
DAVANIN AYRINTILARI
Hepsi Türk vatandaşı olan başvuranlar Diyarbakır’da ikamet etmektedirler.
Başvuranlar, 04.05.1999 tarihine dek, Diyarbakır Sur Belediyesi’nde (“Belediye”) işçi
olarak çalışmaktaydılar. Bu tarihte, Belediye, başvuranlar da dahil 153 işçiyi, ulusal iş
kanununa göre hak kazandıkları maaşlarını, işten çıkarma tazminatlarını veya diğer maddi
haklarını ödemeden işten çıkarmıştır.
Başvuranlar, 02.06.1999 tarihinde, Belediye hakkında Diyarbakır İş Mahkemesi’nde ayrı
tazminat davaları açmışlardır.
11.11.1999 tarihinde mahkeme başvuranların lehinde karar vermiş, Belediye’yi,
02.06.1999 tarihinden itibaren işlemeye başlayan yasal faizleriyle beraber, Nezir Demirhan’a
743.859.795 Türk Lirası1 (TL), Mehdi Görsav’a 1.000.000.000 TL2, Fırat Çelik’e ise
774.821.795 TL3 ödemeye mahkum etmiştir. Ayrıca yargılama giderlerini de Belediye’nin
ödemesine karar vermiştir.
Karara itiraz edilmemiş, 11.11.1999 tarihinde kesinleşmiştir.
Başvuranlar, belirlenemeyen bir tarihte, Belediye hakkında icra takibatı başlatmış ancak
Belediye karara uymamış ve çabalar sonuçsuz kalmıştır.
Başvuranların avukatı, 15.02.2001 ve 21.03.2001 tarihlerinde, Diyarbakır Valiliği ve
İçişleri Bakanlığı’ndan, mahkeme kararlarının uygulanması için kendilerine yardımcı
olmalarını ve duruma müdahale etmelerini talep etmiştir.
Diyarbakır Valiliği, 09.05.2001 tarihinde, başvuranların avukatına, Belediye’ye yazı
yazarak, başvuranların şikayetlerini gidermelerini rica ettiklerini bildirmiştir. Ancak belediye
yeterli ödenek bulunmadığı için ödeme yapmamıştır.
Mehdi Görsav 20.06.2002 tarihinde Belediye ile anlaşmıştır. Yapılan anlaşma
tutanağında, başvuran, İş Mahkemesi’nin belirlediği ana tazminat miktarı ile faizler ve
masraflar da eklendiğinde 1.025.815.000 TL’ye ulaşan meblağ da dahil olmak üzere tüm
taleplerinden vazgeçtiğini belirtmiştir. Tutanakta ayrıca, başvuranın kendisine ödenecek O zamanın kuruna göre yaklaşık 1.450 Euro karşılığı. O zamanın kuruna göre yaklaşık 1.950 Euro karşılığı. O zamanın kuruna göre yaklaşık 1.500 Euro karşılığı.
meblağı beş taksitte alacağı ifade edilmiştir. Bu meblağ başvurana 27.06.2002 ile 21.11.2002
tarihleri arasında ödenmiştir.
Bu arada, Fırat Çelik, tazminatını alabilmek için icra takibatı başlatmıştır. Ancak icra
memurluğu, 19.12.2002 tarihinde, başvuranın başvurusunu takip etmemesi üzerine dosyayı
kapatmıştır.
Belediye 06.01.2005 tarihli yazısıyla, Fırat Çelik ve Nezir Demirhan’ı yedi gün içinde İş
Mahkemesi’nin ödenmesine karar verdiği ana tazminatı almaya davet etmiştir. Ancak
başvuranlar, teklif edilen meblağın İş Mahkemesi’nin ödenmesine karar verdiği faiz ve
yargılama giderlerini kapsamadığı için bu daveti reddetmişlerdir.
HUKUKA İLİŞKİN
Hukuki ve maddi olgular bakımından başvuruların benzerliği göz önünde
bulundurulduğunda, AİHM, başvuruları birleştirmenin yerinde olduğu kanısındadır.
I. BAŞVURANLARIN MAĞDUR DURUMLARI
Hükümet, başvuruların yapılmasının ardından, Belediye’nin, başvuranları, ödenmemiş
meblağları gelip almaları için davet ettiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, Mehdi Görsav,
Belediye’yle bir anlaşma yapmıştır. Diğer iki başvuranın Belediye’nin teklifini
reddetmelerine rağmen, yerel icra memurluğunun hesabından kendilerine ödenek ayrılmıştır.
Bu nedenle Hükümet, başvuruların kayıttan düşürülmelerini istemiştir.
Başvuranlar, tartışmalı tutanağın, Mehdi Görsav’ın çektiği maddi güçlük nedeniyle
tutulduğunu, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e ödenen meblağların ise yalnız kısmi olduğunu
iddia etmişlerdir.
AİHM, Belediye’nin Mehdi Görsav ile anlaşma tutanağı imzaladığını kaydeder.
Tutanakta, başvuranın, belirli bir götürü meblağın ödenmesi karşılığında, her türlü ödenmemiş
tazminat, hak ve yargılama giderleriyle avukat masraflarını da kapsayan diğer alacak
taleplerinden vazgeçtiği şartı koşulmuştur.
AİHM, taraflar arasında varılan anlaşmanın, incelenen başvuru üzerinde ciddi bir etki
taşıdığı kanısındadır. Benzer davalarda, daha önce, şikayetlerini ödeme yapılmaması sorununa
dayandıran ve böyle anlaşmalar imzalayıp, ilgili meblağları alan başvuranlar için sorunun
çözüldüğünü tespit etmiştir (Yıldırım ve Durman – Türkiye, 49507/99; Bilgin – Türkiye,
69821/01; Şahin – Türkiye, 33902/02). Mehdi Görsav ile ilgili olarak, AİHM, yerleşik
içtihadından sapmasını gerektirecek bir neden olmadığı kanısındadır. AİHM’ye göre, tutanak
imzalayıp belirli bir meblağ alan Mehdi Görsav, artık AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.
Maddesi’nin mağduru olarak değerlendirilemez.
Ancak, bu gerekçe, AİHM’nin başvuruyu kayıttan düşürmesini gerektirmemektedir.
AİHM, yukarıda bahsedilen içtihadın, yalnız Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi
kapsamındaki şikayetleri ele aldığını kaydeder. Dolayısıyla, anlaşma tutanağıyla çözülen
“sorun” “mülkten yoksun kalma” şikayetlerine ilişkin idi. Esasında, ödenmemiş meblağların
ödenmesi mülke ilişkin sorunları çözmede yeterli olsa da, diğer şikayetler, ayrı olarak
sunulmuşlarsa ve Devlet bunları çözmek için fazladan çaba harcamıyorsa, çözülmemiş olarak
kalırlar.
Bu bağlamda, AİHM, Mehdi Görsav’ın ayrıca AİHS’nin 6 § 1. Maddesi uyarınca da,
yetkili makamların iş mahkemesinin kararını uzun süre uygulamamaları nedeniyle şikayetçi
olduğunu kaydeder. Ayrıca, dava dosyasının, Hükümet’in bu mağduriyeti ayrı ayrı
giderdiğine ilişkin bir emare içermediğini kaydetmektedir. Hal böyleyken, AİHM, Mehdi
Görsav’ın mağdur durumunun yalnız AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi
kapsamında giderildiği kanısındadır. Ancak 6. Madde kapsamındaki şikayetleri, esasa ilişkin
ayrı bir inceleme gerektirmektedir (bkz. gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Guerrera ve
Fusco – İtalya, 40601/98).
Son olarak, AİHM, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik için yerel icra memurluğunun hesabına
yatırılan meblağların, İş Mahkemesi’nin kararlarına tamamen uygun olmadığını gözlemler.
Bu meblağlar mahkemenin ödenmesine karar verdiği faizler ve yargılama giderleri
olmaksızın, asıl borcu teşkil etmektedir. Aslında, bu meblağlar, iş tazminatlarının geç
ödenmesini düzenleyen ulusal mevzuat uyarınca, başvuranlara ödenecek gerçek meblağın
altında kalmıştır. Dolayısıyla, AİHM, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’in hem AİHS’nin 6.
Maddesi’nin hem de AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlalinin mağdurları
olduklarını halen öne sürebilecekleri sonucuna varmıştır.
II. AİHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ
Başvuranlar Nezir Demirhan ve Fırat Çelik, yetkili makamların mahkemece tanınan borcu
ödememelerinin, mülkiyetin çekişmesiz kullanımı haklarını ihlal ettiğinden şikayetçi
olmuşlardır. AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’ne dayanmışlardır. Bu Madde’nin
ilgili kısmına göre:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.
Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun
genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”
A. Kabuledilebilirliğine ilişkin
Hükümet, başvuranların mağdur olarak değerlendirilemeyecekleri yönündeki görüşlerine
ek olarak, kabuledilebilirliğe ilişkin izleyen itirazlarda bulunmuştur.
Öncelikle, AİHM’nin konu bakımından yargı yetkisinin bulunmadığını belirtmiştir.
Hükümet’e göre, AİHS ve Protokolleri ekonomik ve sosyal hakları korumamaktadır. AİHS’ye
Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi, kıdem tazminatı veya işten çıkarma tazminatı gibi hakları
kapsamamaktadır.
İkinci olarak, Hükümet, başvuranların tüm iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmuştur.
Başvuranların ilamlı borcu almamalarının ardından, Türk yasaları uyarınca başvurabilecekleri
pek çok yol olduğunu belirtmiştir. Belediye yetkilileri hakkında mahkeme kararlarına
uymadıkları için dava açabilirler; yürütmeyi durdurma veya gelecekte istedikleri zaman icra
takibi başlatmalarına olanak tanıyabilecek aciz vesikasına başvurma gibi geçici çözümler
aramak için yeni davalar açabilirlerdi. Ayrıca, Fırat Çelik icra memurluğundaki davasını takip
etmemiş, Nezih Demirhan ise icra takibini hiç başlatmamıştır.
Üçüncü olarak, iş mahkemesinin kararları Belediye’nin borcu ödeyememesine rağmen
geçerli kaldığından, Hükümet, AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi uyarınca yapılan
şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu savunmuştur. Buna göre, başvuranlar hiçbir
haktan yoksun kalmış olarak değerlendirilemezler.
Hükümet’in yargı yetkisine olan itirazına ilişkin olarak, AİHM, mevcut başvuruların,
AİHS uyarınca başvuranların belirli ekonomik ve sosyal hakları bulunup bulunmadığı sorusu
ile ilgisi bulunmadığını hatırlatır. Diyarbakır İş Mahkemesi bu meseleyi zaten ulusal iş
hukuku konusu olarak değerlendirmiş ve başvuranlar lehinde karar vermiştir. AİHM önündeki
tek konu, iş mahkemesi kararlarının uygulanmamasının AİHS ve Protokolleri çerçevesinde
sorun teşkil edip etmediğidir.
Bu bağlamda, AİHM, yerleşik yargı içtihadına göre, hem AİHS’ye Ek 1 No’lu
Protokol’ün 1. Maddesi’nin hem de 6. Madde’nin mahkeme kararına bağlanmış borcun
ödenmemesine uygulanabileceğini hatırlatır. Buna göre, AİHM, yetkisine yapılan itirazı
reddeder.
Hükümet’in “hukuk yollarını tüketmeme” itirazına ilişkin olarak, AİHM, başarılı bir dava
takibi sonucunda Devlet hakkında icra kararı verdirten bir kimseden, kararın uygulanması için
icra takibi gibi ek muamelelere başvurmasının talep edilemeyeceğini hatırlatır (bkz. Metaxas
– Yunanistan, 8415/02). Aynı doğrultuda, başvuranlardan geçici bir çareye veya aciz
vesikasına başvurmaları ya da AİHS’nin 35. Maddesi’nde belirtilen amaçlar doğrultusunda
cezai yargılama başlatmaları istenmemiştir. Her durumda da, Hükümet’in belirttiği başvuru
yollarından hiçbiri başvuranlara, ulusal makamları ödemeleri gereken meblağları ödenmeye
zorlayacak başarılı bir sonuç ihtimali sunamamıştır.
Sonuç olarak AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin ön itirazı reddeder.
Üçüncü ön itiraza ilişkin olarak, AİHM, İş Mahkemesi’nin kararlarının geçerli kalmasının,
kendisine sunulan şikayetlerle ilgisinin bulunmadığını gözlemler. Şikayetler, kararların
geçersiz hale gelmesi sorunuyla değil, yetkili makamların bağlayıcı kararları uygulamamaları
ile ilgilidir. Buna göre, AİHM, başvuranların haklarından mahrum edilmediği argümanını da
reddeder.
Yukarıda belirtilenler ışığında, AİHM, Belediye ile anlaşamayan Nezir Demirhan ve Fırat
Çelik’in sunduğu başvuruların, esaslara ilişkin incelenmesi gerektiği ve bu başvuruların başka
bir gerekçe altında kabuledilmez olarak ilan edilemeyecekleri sonucuna varır.
B. Esaslar
AİHM, “tazminat talebinin”, icraya verilebilir olduğu yeterince kabul edilmişse, AİHS’ye
Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi çerçevesinde “malik olma”yı teşkil edebileceğini yineler
(bkz. Stran Greek Refineries and Stratis Andreadis - Yunanistan).
Diyarbakır İş Mahkemesi’nin Kasım 1999 tarihli kararı, başvuranlara, yalnız Devlet’ten
yardım almak gibi genel bir hak değil, icraya verilebilir tazminat talebinde bulunmalarını
sağlamıştır. Kararlar, itirazda bulunulmadığı için kesinleşmiş, icra takibi başlatılmıştır.
Belediye ile anlaşmaya varamamış başvuranlar için kararların lehlerine uygulanmasının
olanaksızlığının, AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ilk paragrafının ilk
cümlesinde belirtildiği üzere, mülkiyetin çekişmesiz kullanımı haklarına müdahale teşkil
ettiği anlatılmıştır.
Ulusal makamlar, İş Mahkemesi’nin kararına uymayarak, başvuranların hakları olan
parayı almalarını engellemişlerdir. Hükümet, bu müdahale için hiçbir gerekçe göstermemiştir.
AİHM, ödenek olmamasının böyle bir ihmali haklı çıkaramayacağı kanısındadır (bkz. gerekli
değişiklikler yapıldıktan sonra, Ambruosi – İtalya, 312227/96).
Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e ilişkin olarak AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.
Maddesi’nin ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
III. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, yetkili makamların iş mahkemesinin kararlarını uzun süre uygulamamasının,
AİHS’nin 6 § 1. Maddesi çerçevesinde korunan haklarını ihlal ettiğinden şikayetçi
olmuşlardır. Bu Maddeye göre:
“Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar ... konusunda karar verecek olan … bir
mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun … olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…”
A. Kabuledilebilirliğine ilişkin
AİHM, şikayetin, AİHS’nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeder. Ayrıca başvurunun başka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak
değerlendirilemeyeceğine işaret eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek
durumundadır.
B. Esaslar
AİHM, AİHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin, herkese, mahkemeye taşınmış medeni hak ve
yükümlülüklere ilişkin sorunlarla ilgili olarak her türlü tazminat hakkı verdiğini yineler.
Böylelikle, bir yönünün, erişim hakkını, başka bir deyişle hukuki sorunlarla ilgili mahkemede
dava açma hakkını, teşkil ettiği “davanın mahkeme tarafından görülme hakkı” da kapsanmış
olur. Öte yandan, Sözleşmeye Taraf Devlet’in ulusal hukuk sistemi, kesin, bağlayıcı bir
kararın taraflardan birinin zararının karşılanmasında etkisiz kalmasına izin veriyorsa, bu hak
göz boyayıcı niteliktedir. 6§ 1. Madde’nin, davacı tarafa verilen usule ilişkin teminatları –
adil, açık ve süratli yargılama- hakim kararlarının uygulanmasını korumadan ayrıntılı olarak
tanımlaması düşünülemezdir; 6. Madde’nin mahkemeye erişim ile ilişkilendirilerek
yorumlanması ve davanın görülmesi, Sözleşmeye Taraf Devletler’in AİHS’yi kabul
ettiklerinde riayet etmeyi üstlendikleri hukukun üstünlüğü ilkesiyle uyuşmayan sonuçlara yol
açardı. Bu nedenle herhangi bir mahkemenin verdiği kararın uygulanması, 6. Madde’de
belirtilen
amaçlar
doğrultusunda
“yargılamanın”
bütünleyici
parçası
olarak
değerlendirilmelidir (bkz. Hornsby - Yunanistan).
Devlet makamları, ödenek yokluğunu, mahkeme ilamına bağlanmış borcu ödememek için
mazeret olarak gösteremezler. Kararın uygulanmasında yaşanan bir gecikme özel durumlarda
mazur görülebilirken, bu durum 6 § 1. Madde çerçevesinde korunan hakkın özünü zedelediği
takdirde, durum kabul edilemezdir (bkz. Immobiliare Saffi – İtalya [BD], 22774/93). Bu
davada, başvuranların, Diyarbakır Sur Belediyesi’nin sahip olduğu iddia edilen mali güçlükler
nedeniyle yargılamanın lehlerinde sonuçlanmasından yararlanmaları engellenmemeliydi.
AİHM, Diyarbakır İş Mahkemesi’nin Kasım 1999 tarihli kararının, en azından Mehdi
Görsav ile anlaşma tutanağı imzalanana kadar tamamen ya da kısmen uygulanmadığını ve
Nezir Demirhan ve Fırat Çelik için halen uygulanmadığını kaydeder.
Yukarıda belirtilenler ışığında, AİHM, bu davada nihai mahkeme kararını uygulamak için
gerekli tedbirleri yıllar boyu almayarak, yetkili makamların, 6. Madde’nin hükümlerini tüm
faydalı etkilerinden yoksun bıraktıkları kanısındadır.
Dolayısıyla tüm başvuranlarla ilgili olarak AİHS’nin 6 § 1. Maddesi ihlal edilmiştir.
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. Maddesi’ne göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuranlar, aşağıda belirtildiği gibi maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır:
-
-
-
Nezir Demirhan, 9.600 Euro (EUR);
Mehdi Görsav, 12.337 Euro;
Fırat Çelik, 11.618 Euro.
Başvuranlara göre, bu meblağlar, hemen ödenmiş ve bir tasarruf hesabında
değerlendirilmiş olsalar idi, mahkeme ilamına bağlanmış borcun erişeceği rakama eşdeğerdir.
Ayrıca, başvuranların her biri manevi tazminat olarak 3.000 Euro talep etmişlerdir.
Hükümet hayali rakamlara dayandığını öne sürerek bu meblağlara itiraz etmiştir. Ayrıca
AİHM’nin bu davada ihlal tespit etmesi durumunda, bunun, başvuranların maruz kaldıklarını
iddia ettikleri manevi zarar için yeterli tazminat teşkil edeceğini belirtmiştir.
AİHM, AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edildiğinin tespit etmesiyle
uyumlu olarak, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e maddi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna
varmıştır. Başvuranların şikayetlerinin mahkeme ilamına bağlanmış borcun ödenmemesine
ilişkin olduğunu göz önünde bulundurarak, AİHM, Hükümet’in, ödenmemiş bu meblağları,
geç ödeme iddiaları için uygulanabilecek ulusal hukuk çerçevesinde meydana gelen her türlü
faizle beraber ödemesinin, başvuranların maddi tazminat taleplerini yerine getireceği
kanısındadır.
Mehdi Görsav’ın mağdur durumu ile ilgili AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi
kapsamında yaptığı şikayet hakkında vardığı sonuç ışığında, AİHM, maddi tazminat talebini
reddeder.
Mahkeme kararının uygulanmaması sırasında geçen uzun zaman nedeniyle AİHS’nin 6 §
1. Maddesi’nin ihlal edildiğinin tespit edildiği göz önünde bulundurulduğunda, AİHM,
başvuranların uğradıkları zararın yalnızca ihlalin tespit edilmesiyle yeterince telafi
edilemeyeceği kanısındadır. Davanın ayrıntılarını dikkate aldığında ve içtihadını göz önünde
tutarak, AİHM, tarafsızlık esasıyla, manevi tazminat olarak, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e
4.000’er Euro, Mehdi Görsav’a ise 1.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama Giderleri
Başvuranlar, ulusal makamlar ve AİHM’de meydana gelen yargılama giderleri için
1.101’er Euro talep etmişlerdir.
Hükümet başvuranların taleplerinin hiçbirinin belgelenmediğini öne sürmüştür.
AİHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı
ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, sahip olduğu
bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ışığında, AİHM, başvuranların her birine ait yargılama
giderleri için 500 Euro tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı
marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiştir.
BU NEDENLERLE AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruları birleştirmeye;
2. AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi kapsamında yapılan şikayetlerin Nezir
Demirhan ve Fırat Çelik ile ilgili kısmının kabuledilebilir, Mehdi Görsav ile ilgili kısmının ise
kabuledilmez olduğuna;
3. AİHS’nin 6 § 1. Maddesi kapsamında yapılan şikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;
4. Nezir Demirhan ve Fırat Çelik ile ilgili olarak AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.
Maddesi’nin ihlal edildiğine;
5. Tüm başvuranlar ile ilgili olarak AİHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;
6. (a) Sorumlu Devlet’in, mahkeme ilamına bağlanmış ve halen ödenmemiş olan borç
tutarındaki meblağları, nihai kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ulusal hukuk
çerçevesinde uygulanabilecek yasal faizle beraber Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e
ödemesine;
(b) Sorumlu Devlet’in ayrıca, başvuranların herbirine, aşağıdaki meblağları, ödeme
tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevirerek ödemesine:
(i)
Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e 4.000’er Euro (dört biner euro), Mehdi
Görsav’a ise 1.500 Euro (bin beş yüz euro) manevi tazminat;
yargılama giderleri için 500 Euro (beş yüz euro);
(ii)
(iii) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek tüm vergiler;
(c) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre
için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.
7. Başvuranların adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve
3. fıkraları uyarınca 05.06.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
S. DOLLÉ
F. TULKENS
Zabıt Katibi
Başkan
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło