28167/02

WyrokETPCz2005-07-15ECLI:CE:ECHR:2005:0715JUD002816702

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy niewystarczająca rekompensata za wywłaszczoną ziemię, wynikająca z opóźnionej płatności i wysokiej inflacji, narusza prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźniona wypłata dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, przypisywalna władzom krajowym, spowodowała utratę dochodów dla skarżących. Stwierdził, że to opóźnienie zwiększyło nieskuteczność procesu, nakładając na skarżących nadmierny ciężar w kontekście równowagi między interesem publicznym a ochroną praw własności. W konsekwencji, Trybunał uznał, że doszło do naruszenia prawa do poszanowania mienia, zgodnie z utrwalonym orzecznictwem w podobnych sprawach dotyczących niewystarczającej rekompensaty w warunkach wysokiej inflacji.
Stan faktyczny
Skarżący, Bekir Yılmaz i Emine Gümüş, urodzeni w 1932 i 1933 roku, mieszkający w Birecik, Turcja, byli właścicielami ziemi. 20 maja 1999 roku ich ziemia została wywłaszczona przez Ministerstwo Energii i Zasobów Naturalnych na potrzeby budowy Tamy Birecik. Otrzymali początkową rekompensatę w wysokości 3 719 140 000 T.L. Skarżący uznali tę kwotę za niewystarczającą i 4 czerwca 1999 roku wnieśli sprawę do Sądu Cywilnego Pierwszej Instancji w Birecik. Sąd ten 31 sierpnia 1999 roku orzekł dodatkowe odszkodowanie w wysokości 4 526 527 000 T.L. wraz z odsetkami, co zostało potwierdzone przez Sąd Kasacyjny 27 marca 2000 roku. Dodatkowa kwota w wysokości 10 819 112 613 T.L. została wypłacona skarżącym przez administrację 13 grudnia 2001 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi dotyczącej art. 6 § 1 Konwencji. 4. Stwierdził, że niniejsze orzeczenie stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zobowiązał Rząd pozwanego państwa do zapłaty skarżącym, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, kwoty 1 745 (tysiąc siedemset czterdzieści pięć) euro tytułem szkody majątkowej oraz kwoty 500 (pięćset) euro tytułem kosztów i wydatków, powiększonych o odsetki proste równe stopie procentowej Europejskiego Banku Centralnego dla podstawowych operacji refinansujących plus trzy punkty procentowe. 6. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   YILMAZ VE GÜMÜŞ - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 28167/02)   Kararın Özet Çevirisi   STRASBOURG   Temmuz 2005   İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (28167/02) başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşları Bekir Yılmaz ve Emine Gümüş’ün (Başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesine 27 Mayıs 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan   Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar,   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Şanlıurfa barosu avukatlarından Y.Karataş   tarafından temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Başvuranlar sırasıyla 1932 ve 1933 doğumludurlar ve Birecik, Şanlıurfa’da ikamet   etmektedirler.   Mayıs 1999 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (İdare) Birecik Barajı’nın   yapımı için başvuranların arazisini istimlak etmiştir.   İdarenin bilirkişi heyeti sözkonusu arazinin bedelini 3.719.140.000 T.L. olarak belirlemiş ve   bu miktar başvuranlara istimlak sırasında ödenmiştir.   Başvuranlar kamulaştırma bedelinin yetersiz olduğu gerekçesiyle 4 Haziran 1999 tarihinde   Birecik Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmuşlardır.   Asliye Hukuk Mahkemesi 31 Ağustos 1999 tarihli kararı ile, 21 Haziran 1999 tarihinden   itibaren yasal faiziyle birlikte idarenin ek bedel olarak 4.526.527.000 T.L. ödemesini   kararlaştırmıştır.   Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını 27 Mart 2000 tarihinde onamıştır.   Aralık 2001 tarihinde İdare tarafından başvuranlara 10.819.112.613. T.L. ek istimlak   bedeli ödenmiştir.   HUKUKA DAİR   I. EK 1 NO’LU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE DAİR   Başvuranlar, ödenen ek istimlak bedelinin Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında   yetersiz kalması nedeniyle gelir kaybına uğradıklarından şikayetçi olmakta ve Ek 1 no’lu   Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.   A. Kabuledilebilirliğe ilişkin   Hükümete göre başvuranlar tarafından icra takibi başlatılmadığı için AİHS’nin 35.   maddesinde öngörüldüğü gibi iç hukuk yolları tüketilmemiştir.   AİHM, adli bir süreç sonunda Devlet karşısında alacaklı konuma gelen bir kimsenin tazminat   alabilmesi için icra takibi başlatmasının şart koşulmasının, Mahkeme içtihatlarınca uygun   bulunmadığını hatırlatır (Metaxas-Yunanistan, no: 8415/02, § 19, 27 Mayıs 2004, ve   Karahalios-Yunanistan, no: 62503/00, § 23,11 Aralık 2003). Sonuç olarak Hükümet’in bu   itirazı kabuledilemez bulunmuştur.   AİHM, yerleşik içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adı geçen   karar) ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan   incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi   ile karşılaşılmadığını tespit etmiştir.   B. Esasa Dair   AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no’lu   Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuş   kararı, s. 1317, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak   bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye   yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme sözkonusu sürecin etkinliğini daha da   artırmıştır ki bu durumda Mahkeme, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının   korunması bakımından başvuranların özel bir görev üstlendiği görüşündedir.   Sonuç olarak Ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA   Başvuranlar yürütülen yargı sürecinin uzunluğunun AİHS’nin 6 § 1 maddesini ihlal ettiğinden   şikayetçi olmaktadırlar.   A. Kabuledilebilirliğe ilişkin   AİHM sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3 maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun ilan   edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır.   B. Esas Hakkında   No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate alındığında, AİHM   şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına karar   vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   A. Maddi ve manevi tazminat   Başvuranlar 8.555 Euro’ya denk düşen maddi zarara uğradıklarını ileri sürmektedirler. Ayrıca   rakam telaffuz etmeksizin uğradıkları manevi zararın tazmin edilmesini talep etmektedirler.   Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.   AİHM, Akkuş kararında (sözü edilen, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) belirlenen ilgili ekonomik   hesaplama yönteminin uygulanacağına itibar ederek başvuranlara maddi tazminat olarak   toplam 1.745 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.   Manevi zarara gelince AİHM, olayların mevcut koşulları gözönünde bulundurulduğunda ihlal   kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağına karar vermiştir.   B. Masraf ve harcamalar   Başvuranlar, AİHM önünde yapmış oldukları masraf ve harcamalara ilişkin 2.000 Euro talep   etmektedirler.   Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.   Mahkemeye sunulan unsurlar ve bu yöndeki içtihadı doğrultusunda AİHM, başvuranlara   masraf ve harcamalara ilişkin toplam 500 Euro ödenmesine karar vermiştir.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AİHS’nin Ek 1 no’lu Protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6 § 1 maddesine yönelik yapılan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek   olmadığına;   4. Mevcut kararın manevi zarar için tek başına adil bir tazmini oluşturduğuna;   5. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olarak, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara;   i.   maddi zarar için 1.745 (bin yedi yüz kırk beş) Euro;   ii.   masraf ve harcamalara ilişkin 500 (beş yüz ) Euro ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddelerine   uygun olarak 15 Temmuz 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło