28174/02

WyrokETPCz2005-07-15ECLI:CE:ECHR:2005:0715JUD002817402

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, w kontekście wysokiej inflacji, naruszyło prawo skarżącego do poszanowania mienia zgodnie z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji? Czy długość postępowania krajowego naruszyła prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, które zostało ustalone przez sądy krajowe, było przypisywalne administracji i spowodowało utratę dochodów dla skarżącego. W warunkach wysokiej inflacji, takie opóźnienie podważyło skuteczność procesu wywłaszczeniowego i nałożyło na właściciela nieproporcjonalne obciążenie, naruszając tym samym jego prawo do poszanowania mienia. Trybunał powołał się na swoje ugruntowane orzecznictwo w podobnych sprawach dotyczących Turcji.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Kurucu, mieszkaniec Şanlıurfy, miał swoją ziemię wywłaszczoną w marcu 1999 r. na potrzeby budowy tamy Birecik. Początkowe odszkodowanie zostało uznane za niewystarczające, co doprowadziło do postępowania sądowego. Sąd Cywilny w Birecik nakazał wypłatę dodatkowego odszkodowania w czerwcu 1999 r., co zostało potwierdzone przez Sąd Kasacyjny w listopadzie 1999 r. Dodatkowe odszkodowanie zostało wypłacone skarżącemu dopiero w grudniu 2001 r., co skarżący uznał za niewystarczające z powodu wysokiej inflacji.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. uznał skargę za dopuszczalną; 2. stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji; 3. uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji; 4. orzekł, że stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową; 5. zasądził na rzecz skarżącego 7 360 euro tytułem szkody majątkowej oraz 500 euro tytułem kosztów i wydatków; 6. oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   KURUCU - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 28174/02)   Kararın Özet Çevirisi   STRASBOURG   Temmuz 2005   İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup   şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (28174/02) başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşı Mehmet Kurucu’nun (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 27   Mayıs 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence   altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları   Mahkemesi (AİHM) önünde Şanlıurfa barosu avukatlarından Y.Karataş tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   Başvuran 1944 doğumludur ve Şanlıurfa Birecik’te ikamet etmektedir.   Mart 1999 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (İdare) Birecik Barajı’nın yapımı   için başvuranın arazisini istimlak etmiştir.   İdarenin bilirkişi heyeti sözkonusu arazinin bedelini 16.928.540.000 T.L. olarak belirlemiş ve   bu miktar başvurana istimlak sırasında ödenmiştir.   Başvuran kamulaştırma bedelinin yetersiz olduğu gerekçesiyle 5 Nisan 1999 tarihinde Birecik   Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmuştur.   Asliye Hukuk Mahkemesi 30 Haziran 1999 tarihli kararı ile, 29 Nisan 1999 tarihinden   itibaren yasal faiziyle birlikte idarenin ek bedel olarak 22.897.097.998 T.L. ödemesini   kararlaştırmıştır.   Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını 22 Kasım 1999 tarihinde onamıştır.   Aralık 2001 tarihinde İdare tarafından başvurana 56.377.595.398 T.L. ek istimlak bedeli   ödenmiştir.   HUKUKA DAİR   I. EK 1 NO’LU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE DAİR   Başvuran, ödenen ek istimlak bedelinin Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında   yetersiz kalması nedeniyle gelir kaybına uğradığından şikayetçi olmakta ve Ek 1 no’lu   Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   A. Kabuledilebilirliğe ilişkin   Hükümete göre başvuran tarafından icra takibi başlatılmadığı için AİHS’nin 35. maddesinde   öngörüldüğü gibi iç hukuk yolları tüketilmemiştir.   AİHM, adli bir süreç sonunda Devlet karşısında alacaklı konuma gelen bir kimsenin tazminat   alabilmesi için icra takibi başlatmasının şart koşulmasının, Mahkeme içtihatlarınca uygun   bulunmadığını hatırlatır (Metaxas-Yunanistan, no: 8415/02, § 19, 27 Mayıs 2004, ve   Karahalios-Yunanistan, no: 62503/00, § 23,11 Aralık 2003). Sonuç olarak Hükümet’in bu   itirazı kabuledilemez bulunmuştur.   AİHM, yerleşik içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adı geçen   karar) ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan   incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi   ile karşılaşılmadığını tespit etmiştir.   B. Esasa Dair   AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no’lu   Protokolün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuş   kararı, s. 1317, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir   tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak   bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye   yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme sözkonusu sürecin etkinliğini daha da   artırmıştır ki bu durumda Mahkeme, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının   korunması bakımından başvuranın özel bir görev üstlendiği görüşündedir.   Sonuç olarak Ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA   Başvuran yürütülen yargı sürecinin uzunluğunun AİHS’nin 6 § 1 maddesini ihlal ettiğinden   şikayetçi olmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe ilişkin   AİHM sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3 maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun ilan   edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır.   B. Esas Hakkında   Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate alındığında, AİHM   şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına karar   vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI   A. Maddi ve manevi tazminat   Başvuran 50.515 Euro’ya denk düşen maddi zarara uğradığını ileri sürmekte, rakam telaffuz   etmeksizin uğradığı manevi zararın tazmin edilmesini talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.   AİHM, Akkuş kararında (sözü edilen, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) belirlenen ilgili ekonomik   hesaplama yönteminin uygulanacağına itibar ederek başvurana maddi tazminat olarak 7.360   Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.   Manevi zarara gelince AİHM, olayların mevcut koşulları gözönünde bulundurulduğunda ihlal   kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağına karar vermiştir.   B. Masraf ve harcamalar   Başvuran, AİHM önünde yapmış oldukları masraf ve harcamalara ilişkin 2.000 Euro talep   etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.   Mahkemeye sunulan unsurlar ve bu yöndeki içtihadı doğrultusunda AİHM, başvurana masraf   ve harcamalara ilişkin toplam 500 Euro ödenmesine karar vermiştir.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3   puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AİHS’nin Ek 1 no’lu Protokolünün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6 § 1 maddesine yönelik yapılan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek   olmadığına;   4. Mevcut kararın manevi zarar için tek başına adil bir tazmini oluşturduğuna;   5. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olarak, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana;   i.   maddi zarar için 7.360 (yedi bin üç yüz altmış) Euro;   ii.   masraf ve harcamalara ilişkin 500 (beş yüz ) Euro ödemesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez   Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin   uygulanmasına;   6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddelerine   uygun olarak 15 Temmuz 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło