28299/02;28300/02;28301/02
WyrokETPCz2008-06-24ECLI:CE:ECHR:2008:0624JUD002829902
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy zatrzymanie skarżących przez około osiem dni bez natychmiastowego postawienia przed sędzią stanowiło naruszenie prawa do wolności i bezpieczeństwa osobistego, gwarantowanego w art. 5 ust. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zatrzymanie skarżących, które trwało około ośmiu dni (od 1 do 9 listopada 2001 r.) bez postawienia ich przed sędzią lub innym urzędnikiem sądowym uprawnionym przez prawo, przekroczyło dopuszczalne ramy czasowe wynikające z art. 5 ust. 3 Konwencji. Trybunał powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo, w którym okres zatrzymania wynoszący cztery dni i sześć godzin bez kontroli sądowej został uznany za zbyt długi. Ponadto, Trybunał odrzucił zarzut rządu dotyczący niewyczerpania krajowych środków odwoławczych, wskazując, że krajowe środki zaskarżenia dotyczące legalności zatrzymania nie zapewniały automatycznej kontroli sądowej w rozumieniu art. 5 ust. 3, ponieważ decyzje były podejmowane na podstawie akt, bez wysłuchania zatrzymanego.Stan faktyczny
Skarżący, Bülent Atmaca, Nadir Çamdeviren i Önder Yazır, urodzeni odpowiednio w 1974, 1977 i 1979 roku, zostali zatrzymani 1 listopada 2001 roku przez oddział antyterrorystyczny policji w Tunceli pod zarzutem wspierania nielegalnej organizacji terrorystycznej PKK. Byli przetrzymywani w areszcie przez około osiem dni, a 9 listopada 2001 roku zostali doprowadzeni przed prokuratora, a następnie przed sędziego Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM), który zarządził ich aresztowanie. 7 grudnia 2001 roku prokurator DGM wniósł akt oskarżenia, a 10 września 2002 roku DGM skazał ich na szesnaście lat i trzy miesiące pozbawienia wolności.Rozstrzygnięcie
Trybunał, jednomyślnie:
1. Postanowił połączyć skargi.
2. Stwierdził, że skarga dotycząca art. 5 ust. 3 Konwencji jest dopuszczalna, a pozostała skarga jest niedopuszczalna.
3. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ATMACA VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 28299/02, 28300/02 ve 28301/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Haziran 2008
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 28299/02, 28300/02 ve 28301/02 numaralı baꢀvurunun
nedeni T.C. vatandaꢀları Bülent Atmaca, Nadir Çamdeviren ve Önder Yazır’ın (baꢀvuranlar) ꢁubat 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa
Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Tunceli barosu
avukatlarından H. Aygün ve Ö. U. Kaplan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuranlar sırasıyla 1974, 1977 ve 1979 doğumlu olup Tunceli’de ikamet etmektedirler.
Baꢀvuranlar hakkında hazırlanan iddianameye göre adı geçenler Tunceli Emniyet Müdürlüğü
Terörle Mücadele ꢁubesi tarafından yürütülen operasyon kapsamında 1 Kasım 2001 tarihinde
yakalanarak gözaltına alınmıꢀlardır. Öte yandan, Nadir Çamdeviren ve Önder Yazır
hakkındaki yakalama tutanaklarında gözaltına alınma tarihi 3 Kasım 2001’dir. Baꢀvuranların
hepsinin yasadıꢀı terör örgütü PKK’ya yardım ve yataklık etme suçunu iꢀlediklerinden
ꢀüphelenilmekteydi.
Baꢀvuranlar 9 Kasım 2001 tarihinde Tunceli Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet
Savcısına ifade vermiꢀ, aynı gün DGM nöbetçi hakimi önüne çıkarılmıꢀlardır. Hakim adı
geçenlerin tutuklanmalarına karar vermiꢀtir.
DGM Cumhuriyet Savcısı 7 Aralık 2001 tarihli bir iddianame ile baꢀvuranları PKK’ya yardım
ve yataklık etmekle suçlamıꢀ ve TCK’nın 168/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun
5. maddesi uyarınca ceza davası açmıꢀtır.
DGM 10 Eylül 2002 tarihinde almıꢀ olduğu kararla baꢀvuranları haklarında yapılan suçlardan
suçlu bulmuꢀ ve on altı yıl üç ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar yakalanmalarının ardından hemen bir hakim önüne çıkarılmadıklarından ve
gözaltındayken avukat bulundurma hakkından yararlanamadıklarından ꢀikayetçi olmakta,
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. CMUK’un 128/4
maddesine atıfta bulunan Hükümet ilk derece mahkemesi önündeki yargılama ile ilgili gözaltı
süresinin yasallığına ve/veya savcılığın bu sürenin uzatılması kararına karꢀı itiraz
edilebileceğini hatırlatır. Bu baꢀvuru yolunun etkililiğine iliꢀkin ise 2001 ve 2006 tarihleri
arasında ilk derece mahkemelerince alınan ve kırk sekiz saati aꢀan gözaltı süresinin
uzatılmasının iptal edildiği kararları örnek olarak saymaktadır.
AĐHM daha önce buna benzer bir sorunu incelediğini ve Hükümetin itirazını reddettiğini
hatırlatır (Bkz. örneğin, Öcalan-Türkiye kararı, no: 46221/99). Hiç kuꢀkusuz Hükümet sözü
edilen bu baꢀvuru yolunun etkili olduğunu gösterebilmek amacıyla birtakım hukuki karar
örneklerini sunmuꢀtur. Bununla birlikte, AĐHM bu kararların incelenmesinden ulusal hakimin
yapılan baꢀvuru hakkında yalnızca dosya üzerinden karar verdiğini ve gözaltında bulunan
sanığın dinlenmediğini tespit etmektedir (Bkz. Keklik vd.-Türkiye kararı, no: 77388/01, 3
Ekim 2006). Ayrıca bu baꢀvuru AĐHS’nin 5/3 maddesi anlamındaki yasal denetimi otomatik
olarak beraberinde getirmemektedir (Bkz. Aquilina-Malta kararı, no: 25642/94; Mckay-
Birleꢀik Krallık no: 543/03; Samoila ve Cionca-Romanya kararı no: 33065/03, 4 Mart 2008).
AĐHM mevcut baꢀvuruda daha önce almıꢀ olduğu bu kararından ayrılmasını gerektirecek bir
neden görememekte ve Hükümetin ön itirazını reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
AĐHM öncelikle dosyada yer alan belgelerden iki baꢀvuran Nadir Çamdeviren ve Önder
Yazır’ın yakalanma tarihlerine dair bir tutarsızlığın olduğunu not etmektedir. Buna karꢀılık
cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen ilk iddianamede üç baꢀvuranın da gözaltına alınma
tarihi aynı yani 1 Kasım 2001 olarak belirtilmiꢀtir. AĐHM nezdinde bu iddianame
baꢀvuranların yakalanma tarihi olarak muteber sayılmaktadır.
Buna göre baꢀvuranların gözaltına alınmaları 1 Kasım 2001 tarihinde baꢀlayıp cumhuriyet
savcısı karꢀısına çıkarıldıkları 9 Kasım 2001 tarihinde sona ermektedir. Sözü edilen dönem
yaklaꢀık sekiz gündür. AĐHM daha önceki kararlarda adli denetim olmaksızın dört gün altı
saat süren gözaltı süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesi bağlamındaki zaman kısıtlamalarının
dıꢀına çıktığı sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Brogan vd. kararı ve Sar
vd.-Türkiye kararı, no: 74347/01, 5 Aralık 2006).
Mevcut baꢀvuruda baꢀvuranlar «hemen» bir hakim veya yasayla yetkilendirilmiꢀ adli bir
makam önüne çıkarılmamıꢀlardır.
Bu nedenle AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar avukatlarının cezaevine giriꢀinde üzerinin aranması nedeniyle AĐHS’nin 8.
maddesinin ihlal edildiğinden ꢀikayetçi olmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranların AĐHS ile güvence altına alınan haklarının ne ꢀekilde ihlal edilmiꢀ
olabileceği konusuna bir açıklık getirmediklerini tespit etmektedir. Sözkonusu ꢀikayetin
gerekçelendirilmemiꢀ olması karꢀısında, AĐHM, sözkonusu hükmün görünür bir ihlalini tespit
edememekte ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı gereğince ꢀikayeti dayanaktan yoksun
bulmaktadır. Bu ꢀikayet AĐHS’nin 35/4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
AĐHM, Đç tüzüğün 60. maddesine uygun olarak adil tatmine yönelik görüꢀlerini sunmaları için Haziran 2007 tarihli mektubu ile baꢀvuranları bilgilendirmesine karꢀın, baꢀvuranlar
herhangi bir tazminat talebinde bulunmamıꢀlardır. AĐHM bu nedenle bu doğrultuda bir
tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. Willekens-Belçika kararı, no: 50859/99, 24
Nisan 2003 ve Roobaert-Belçika kararı no: 52231/99, 29 Temmuz 2004).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine;
2. AĐHS’nin 5/3 maddesi hakkındaki ꢀikayetin kabuledilebilir, diğer ꢀikayetin kabuledilemez
olduğuna;
3. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 24 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 21.07.2026. · Źródło