28353/02
WyrokETPCz2008-12-02ECLI:CE:ECHR:2008:1202JUD002835302
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy postępowanie cywilne o odszkodowanie, trwające około siedmiu lat i dziewięciu miesięcy, naruszyło prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że długość postępowania cywilnego, trwającego siedem lat i dziewięć miesięcy, była nadmierna i nie spełniała wymogu 'rozsądnego terminu' z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał oparł się na swojej ugruntowanej praktyce, oceniając sprawę w kontekście jej złożoności, zachowania skarżącego i władz krajowych oraz znaczenia sprawy dla skarżącego. Rząd nie przedstawił przekonujących argumentów, które uzasadniałyby tak długi czas trwania postępowania.Stan faktyczny
Skarżący, Aziz Aydın Arslan, był pracownikiem banku, przeciwko któremu bank złożył pozew o odszkodowanie w 1994 roku w związku z nieprawidłowościami. Sprawa była początkowo rozpatrywana przez sąd handlowy, który po pięciu latach uznał się za niewłaściwy rzeczowo, a decyzja ta została podtrzymana przez Sąd Kasacyjny. Ostatecznie, w 2001 roku, sąd pracy oddalił powództwo przeciwko skarżącemu, uznając za odpowiedzialnego innego pracownika. Całe postępowanie trwało około siedmiu lat i dziewięciu miesięcy.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 6 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 600 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
AZİZ AYDIN ARSLAN – TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 28353/02)
KARAR
STRAZBURG Aralık 2008
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Davanın nedeni, T.C. vatandaşı Aziz Aydın Arslan’ın (başvuran) Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi’ne, 23 Mayıs 2002 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunmasına Dair Sözleşme’nin (“AİHS”) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı
28353/02 sayılı başvurudur.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1957 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir.
Başvuran, 1988 yılında Türkiye Emlak Bankası A.Ş. (“banka”) tarafından işe
alınmıştır. 1991’de kredi kartlarından sorumlu müdür yardımcısı görevine getirilmiştir.
Belirsiz bir tarihte, bankanın Topkapı şubesinde usulsüz işlemler nedeniyle bir teftiş
yapılmıştır.
1. Başvuran aleyhindeki tazminat davası
Banka, 27 Ocak 1994’te, başvuran ile diğer yedi çalışan aleyhinde, yaptıkları usûlsüz
işlemler nedeniyle bankaya verdikleri zararın tazmini için İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi’nde
dava açmıştır.
Banka, Haziran 1995’te, İstanbul 4. Ticaret Mahkemesi’nde bir başka dava açarak
daha fazla tazminat talebinde bulunmuştur.
Belirsiz bir tarihte, bu iki dava İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi’nde birleştirilmiştir. Kasım 1999’da, İstanbul 9. Ticaret Mahkemesi, ratione materiae yetkisi olmadığını
belirterek, davanın işverenle çalışanlar arasındaki bir anlaşmazlıkla ilgili olması nedeniyle iş
mahkemelerinin yetkisi altına girdiğine hükmetmiştir. Bu karar Yargıtay tarafından 10 Mayıs
2000’de onanmıştır. Ekim 2001’de, İstanbul İş Mahkemesi, başvuran ile diğer altı çalışana herhangi bir
suç atfedilemeyeceğinden dolayı davanın reddine karar vermiştir. Bununla birlikte, mahkeme,
bankanın Topkapı şubesi müdürünün sözkonusu zarardan sorumlu olduğunu tespit etmiştir.
Bu nedenle, mahkeme sözkonusu şahsın bankaya belirli bir miktar tazminat ödemesine
hükmetmiştir.
2. Banka Müdürü aleyhindeki cezai kovuşturma
Bu arada, bankanın Topkapı şubesi müdürü ile diğer üç kişi aleyhinde yolsuzluk
yaptıkları gerekçesiyle cezai kovuşturma başlatılmıştır. Başvuran ile banka, bu kovuşturmaya
üçüncü taraf olarak katılmışlardır. 9 Temmuz 1999’da, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi,
görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle banka müdürünü suçlu bulmuş ve bir yıl hapis
cezasına çarptırmıştır. Ancak, mahkeme diğer sanık hakkında beraat kararı vermiştir.
Başvuran, banka müdürüne verilen cezanın hafif olduğunu ileri sürerek sözkonusu karara
itiraz etmiştir. Mayıs 2001’de, Yargıtay yukarıda bahsi geçen kararı bozmuştur. Aralık 2004’te, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, zamanaşımına uğradığı
gerekçesiyle banka müdürü aleyhindeki cezai kovuşturmayı sonlandırmıştır.
HUKUK
I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, tazminat davasının süresinin AİHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul
süre” şartına uymadığı konusunda şikayetçi olmuştur.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.
Dikkate alınması gereken süre 27 Ocak 1994 tarihinde başlayıp 23 Ekim 2001 yılında
sona ermiştir. Dolayısıyla, tek aşamalı yargılama için geçen süre yaklaşık yedi yıl dokuz
aydır.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, başvuranın şikayetinin özünü yerel mahkemeler önünde dile getirmediği
gerekçesiyle iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
Başvuran, başvurunun kabuledilebilir olduğu yönünde karar verilmesi gerektiğini ileri
sürmüştür.
AİHM, daha önceki davalarda, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasıyla ilgili
olarak Hükümet’in benzer itirazlarını inceleyip reddettiğini hatırlatmaktadır (Karakullukçu /
Türkiye, no. 49275/99). AİHM, bu başvuruda, yukarıda adı geçen davada vermiş olduğu
karardan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koşul bulunmadığı kanaatindedir.
Dolayısıyla, iç hukuk yollarının tüketilmediği konusuyla ilgili olarak Hükümet’in yapmış
olduğu itirazı reddeder.
AİHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koşulları ışığında ve
davanın karmaşıklığı, başvuran ile ilgili makamların tutumu ve sözkonusu anlaşmazlıkta
başvuran için neyin tehlikede olduğu gibi ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi
gerektiğini hatırlatır (Frydlender / Fransa, no. 30979/96).
AİHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada, sıklıkla
AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (Frydlender, yukarıda kaydedilen).
Elindeki belgelerin tamamını inceleyen AİHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca
varması için Hükümet’in ikna edici herhangi bir kanıt veya iddia ortaya koymadığı
kanaatindedir. AİHM, konuyla ilgili içtihadını gözönünde bulundurarak, sözkonusu davadaki
yargılama süresinin aşırı olduğuna ve “makul süre” şartına uymadığına karar vermiştir.
Dolayısıyla, AİHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 50,000 Euro talep etmiştir. Başvuran,
ayrıca, yerel mahkemeler önündeki yargılama sırasında uğradığı maddi zarar için 2,000 Yeni
Türk Lirası talep etmiştir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.
Tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını
kaydeden AİHM bu talebi reddeder. Bununla birlikte, AİHM, başvuranın manevi zarar
görmüş olabileceği kanaatindedir. AİHM, adil temellere dayanarak, başvurana bu başlık
altında 6,000 Euro ödenmesine karar verir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, AİHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için 750 Euro talep etmiştir.
Hükümet, talep edilen miktarın dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
AİHM’nin içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM, sözkonusu davada, elindeki bilgiye ve
yukarıdaki ölçütlere dayanarak, AİHM önünde yapılan yargılama masraf ve giderleri için 600
Euro ödenmesine karar verir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a)AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet
tarafından başvurana manevi tazminat olarak 6000 Euro (altı bin Euro), yargılama
masraf ve giderleri için 600 Euro (altı yüz Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 2 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło