28485/03
WyrokETPCz2008-09-23ECLI:CE:ECHR:2008:0923JUD002848503
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość tymczasowego aresztowania, brak skutecznego środka odwoławczego w celu zakwestionowania legalności aresztowania oraz przewlekłość postępowania karnego naruszyły odpowiednio art. 5 ust. 3, art. 5 ust. 4 i art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że tymczasowe aresztowanie skarżącego, trwające ponad 12 lat i 3 miesiące, było nadmiernie długie, a rząd nie przedstawił wystarczających argumentów uzasadniających tak długi okres. Stwierdzono również, że brak możliwości zapewnienia obecności skarżącego na rozprawach przez ponad 3,5 roku uniemożliwił mu skuteczne kwestionowanie legalności aresztowania. Ponadto, Trybunał uznał, że postępowanie karne, trwające ponad 13 lat, było przewlekłe, wskazując na zaniedbania władz krajowych, w tym niemożność zlokalizowania skarżącego przez sąd przez ponad 3,5 roku, co przyczyniło się do opóźnień.Stan faktyczny
Skarżący, Habip Çiftçi, urodzony w 1973 r., został aresztowany w Stambule 4 września 1995 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji. Był przetrzymywany w areszcie śledczym przez ponad 12 lat. Jego sprawa była wielokrotnie łączona i przenoszona między różnymi sądami, w tym sądami bezpieczeństwa państwa. Przez ponad 3,5 roku sąd pierwszej instancji prowadził rozprawy pod jego nieobecność, ponieważ nie był w stanie ustalić miejsca jego pobytu. 17 grudnia 2007 r. został skazany na dożywocie, a jego apelacja była w toku przed Sądem Kasacyjnym.Rozstrzygnięcie
ETPCz jednogłośnie:
1. Uznaje skargę za dopuszczalną.
2. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji.
3. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji.
4. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji.
5. Zasądza na rzecz skarżącego 15 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 2 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, płatne w lirach tureckich po kursie wymiany w dniu płatności, wraz z odsetkami ustawowymi.
6. Oddala pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
HABĐP ÇĐFTÇĐ – TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 28485/03)
KARAR
STRAZBURG Eylül 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 28485/03 no’lu davanın nedeni, T.C.
vatandaꢀı Habip Çiftçi’nin (baꢀvuran), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 21 Temmuz tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan
Hakları Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde, Đstanbul Barosu
avukatlarından Hacer Çekiç tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran, 1973 doğumludur ve Đstanbul Ümraniye Cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
Baꢀvuran, 4 Eylül 1995’te, yasadıꢀı bir örgüte üye olduğu ꢀüphesiyle Đstanbul’da
yakalanmıꢀtır. Đstanbul Emniyet Amirliği Terörle Mücadele ꢁubesi’nde gözaltına alınmıꢀtır.
Baꢀvuran, 13 Eylül 1995’te polis memurları tarafından sorgulanmıꢀ ve 17 Ekim 1995
tarihinde Batman’daki polis memurlarına teslim edilerek orada gözaltına alınmıꢀtır. 30 Ekim
1995’te, Batman Emniyet Amirliği’ne bağlı polis memurları baꢀvuranı sorgulamıꢀtır.
Baꢀvuran, vermiꢀ olduğu ifadede, Đstanbul’a gönderilmeden önce PKK kamplarında
eğitildiğini belirtmiꢀtir.
Baꢀvuran, 2 Ekim 1995’te, sorgulanmak üzere Batman Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın
huzuruna çıkartılmıꢀtır. Aynı gün, baꢀvuran Batman Sulh Ceza Mahkemesi hakimi tarafından
da sorgulanmıꢀtır. Hakim, baꢀvuranın tutuklanmasına ve aleyhindeki cezai kovuꢀturma
baꢀlayıncaya kadar Batman Hapishanesi’ne konmasına karar vermiꢀtir. Ekim 1995’te, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, aynı
mahkemeye ithamname vermiꢀ ve baꢀvuranı yasadıꢀı bir örgüte üye olmakla suçlamıꢀtır.
Baꢀvuranın Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki yargılaması 17 Ekim 1995
tarihinde baꢀlamıꢀtır.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, 11 Aralık 1996 tarihinde yapılan dokuzuncu
duruꢀma sırasında, 23 Temmuz 1996 tarihinde verilen bir ithamname nedeniyle 31 Temmuz tarihinde baꢀvuran aleyhinde bir diğer cezai kovuꢀturmanın baꢀladığını ve bu
kovuꢀturmanın Đstanbul 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde devam etmekte olduğunu
kaydetmiꢀtir. Bu kovuꢀturma sırasında, baꢀvuran, Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde
tanımlanan ve tek cezası idam olan ülke topraklarının bir kısmını ayırmaya yönelik
eylemlerde bulunma suçundan gıyabında yargılanmıꢀtır. Diyarbakır Devlet Güvenlik
Mahkemesi, iki davanın benzer olmasından dolayı, bu davaları Đstanbul 3 No.lu Devlet
Güvenlik Mahkemesi önünde birleꢀtirmeye karar vermiꢀtir. Hakim, ayrıca, baꢀvuranın
Đstanbul’daki bir cezaevine gönderilmesine karar vermiꢀtir. Ocak 1997’de, Đstanbul 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde baꢀvuranın
gıyabında duruꢀma yapılmıꢀtır.
Đstanbul 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, 7 Mart 1997’de yapılan altıncı duruꢀma
sırasında, bir köy korucusunun öldürülmesiyle ilgili olarak Đstanbul 1 No.lu Devlet Güvenlik
Mahkemesi önünde Đ.K. adlı bir ꢀahıs aleyhinde cezai kovuꢀturma yapıldığını belirtmiꢀtir.
Mahkeme, baꢀvuranın da bu öldürme olayına karıꢀtığını kanıtlaması muhtemel kanıtlara
dayanarak, davaların birleꢀtirilmesine karara vermiꢀtir. Đstanbul 1 No.lu Devlet Güvenlik
Mahkemesi davayı devralmıꢀtır.
Đstanbul 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (buradan itibaren “ilk derece
mahkemesi”), üç davayı birleꢀtirdikten sonra, 10 Nisan 1997 tarihinde ilk duruꢀmasını
yapmıꢀtır. Baꢀvuran bu duruꢀmaya katılmamıꢀtır.
Đlk derece mahkemesi, baꢀvuranın tutuklu bulunduğu cezaevini tespit edemediği için, Nisan 1997 ile 31 Ekim 2000 tarihleri arasında (üç buçuk yılı aꢀkın bir süre),
duruꢀmalarını baꢀvuranın gıyabında yapmıꢀtır.
Makamlar baꢀvuranın alıkonduğu cezaevini belirledikten sonra, ilk derece mahkemesi,
baꢀvuranın hazır bulunduğu ilk duruꢀmasını 31 Ekim 2000 tarihinde yapmıꢀtır. Baꢀvuran, bu
duruꢀma sırasında, Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca 23 Temmuz 1996 tarihinde
aleyhine yöneltilen diğer suçlamalardan ve Đ.K.’nın davası ile kendi davasının
birleꢀtirilmesinden haberdar olmuꢀtur. Baꢀvuran, suçlamaları reddetmiꢀ ve suçların iꢀlendiği
tarihte cezaevinde olduğunu ileri sürmüꢀtür. Mahkeme, “sözkonusu suçlar ile dava
dosyasındaki kanıtların niteliğini, baꢀvuranın yakalanma ve tutuklanma tarihlerini ve
yargılamanın o günkü aꢀamasını” gözönünde bulundurarak, baꢀvuranın serbest bırakılma
talebini reddetmiꢀtir. Haziran 2003 tarihinde yapılan duruꢀmada, baꢀvuranın serbest bırakılma talebi,
“sözkonusu suç ile dava dosyasındaki kanıtların niteliği” dikkate alınarak ilk derece
mahkemesi tarafından reddedilmiꢀtir. Haziran 2003’te, baꢀvuranın avukatı, ilk derece mahkemesinin kararını temyiz
etmiꢀ ve müvekkilinin AĐHS’nin 5. maddesi kapsamındaki haklarını mahkemeye
hatırlatmıꢀtır. Bu temyiz, Đstanbul 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından incelenmiꢀ
ve 19 Haziran 2003 tarihinde reddedilmiꢀtir.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasından sonra, dava dosyası Đstanbul 9.
Ağır Ceza Mahkemesi’ne (buradan itibaren “ilk derece mahkemesi”) gönderilmiꢀtir. Đlk
duruꢀma, 20 Temmuz 2004 tarihinde yapılmıꢀtır. Ekim 2004 tarihinde yapılan duruꢀmada, baꢀvuran bir kez daha AĐHS’nin 5. maddesi
tarafından güvence altına alınan haklarını hatırlatmıꢀ ve serbest bırakılmasını talep etmiꢀtir.
Bu talep, bir önceki mahkemenin ileri sürdüğü aynı gerekçelerle reddedilmiꢀtir.
Baꢀvuran, 11 Nisan 2006 tarihinde yapılan duruꢀmada, serbest bırakılma talebini
yinelemiꢀtir. Bu talep, “baꢀvuranın suçlu bulunması halinde verilecek olan ceza” dikkate
alınarak mahkeme tarafından reddedilmiꢀtir. Baꢀvuranın bu karara temyizi, Đstanbul 10. Ağır
Ceza Mahkemesi tarafından incelenmiꢀ ve “sözkonusu suçun niteliği ve baꢀvuranın
sözkonusu suçu iꢀlediğine dair kuvvetli bir ꢀüphe bulunması” nedeniyle reddedilmiꢀtir.
Baꢀvuranın serbest bırakılma talepleri, 15 Mayıs 2007 ile 15 Kasım 2007 tarihleri
arasında yapılan üç duruꢀmada da reddedilmiꢀtir.
Đlk derece mahkemesi, 17 Aralık 2007 tarihinde yapılan duruꢀmada baꢀvuranı suçlu
bulmuꢀ ve müebbet hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Mahkeme, ayrıca, baꢀvuranın kesinlikle
serbest bırakılmaması gerektiğine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranın bu karara karꢀı yaptığı temyiz halen Yargıtay önünde beklemededir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5/3 ve 5/4 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, tutuklu yargılanma süresinin çok uzun olduğu konusunda ꢀikayetçi olmuꢀ
ve bu ꢀikayetini AĐHS’nin 5/3 maddesine dayandırmıꢀtır. Baꢀvuran, ayrıca, 11 Aralık 1996 ile Ekim 2000 tarihlerinde, ilk derece mahkemesinin kendisinin duruꢀmalarda hazır
bulunmasını sağlamadığını ve bu durumun tutukluluğunun meꢀru olup olmadığının
belirlenmesi için baꢀvurmasını engellediği konusunda ꢀikayetçi olmuꢀ ve bu ꢀikayetini
AĐHS’nin 5/4 maddesine dayandırmıꢀtır.
Hükümet, bu iddialara itiraz etmiꢀtir.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ꢀikayetlerin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, baꢀvuranın serbest bırakılma hakkına iliꢀkin AĐHS’nin 5/3 maddesi
uyarınca yapılan ꢀikayetle ilgili olarak, baꢀvuranın tutuklu yargılanmasının, kamu
güvenliğinin sağlanması ve yeniden suç iꢀleme veya aleyhindeki kanıtları yok etme riskleri
açısından gerekli olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Hükümet, görüꢀlerinde AĐHS’nin 5/4 maddesi uyarınca yapılan ꢀikayete yer
vermemiꢀtir.
Baꢀvuran iddialarını sürdürmüꢀtür.
1. AĐHS’nin 5/3 maddesi
AĐHM, baꢀvuranın gözaltına alındığı 4 Eylül 1995 tarihinde tutukluluğunun
baꢀladığını gözlemlemektedir. Baꢀvuranın tutuklu yargılanma süreci, aleyhindeki suçlamanın
ilk derece mahkemesi tarafından karara bağlandığı 27 Aralık 2007 tarihinde sona ermiꢀtir
(bkz, Wemhoff / Almanya, 27 Haziran 1968 tarihli karar, A Serisi no.7). Dolayısıyla, baꢀvuran
on iki yıl üç ayı aꢀkın bir süre boyunca tutuklu yargılanmıꢀtır.
AĐHM, sözkonusu baꢀvurudakine benzer sorunlar içeren birçok davada, sıklıkla 5/3
maddesinin ihlalini saptamıꢀtır (bkz, Münire Demirel / Türkiye, no. 5346/03).
AĐHM, elindeki bütün belgeleri inceledikten sonra, Hükümet’in, daha önceki
saptamalarından ayrılmasını gerektirecek herhangi bir kanıt ya da iddia ortaya atmadığı
sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM, yukarıdaki bilgiler ıꢀığında, baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresinin çok uzun
olduğuna karar vermiꢀtir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. AĐHS’nin 5/4 maddesi
AĐHM, yukarıda bahsedilen dört yıl boyunca, makamların baꢀvuranın duruꢀmalara
katılmasını sağlamamasının, baꢀvuranın tutukluluğunun meꢀru olup olmadığının
belirlemesine engel olup olmadığı konusunu incelemeyi gerekli görmemektedir. AĐHM, her
halukarda, baꢀvuranın tutukluluğunun meꢀruluğunu sorgulamak için mevcut olan hukuk
yolunun uygulamada baꢀarı olasılığının çok düꢀük olduğunu ve sanık açısından gerçek
anlamda çekiꢀmeli bir usul sağlamadığını kaydetmektedir (bkz, Koꢀti ve Diğerleri / Türkiye,
no. 74321/01; Bağrıyanık / Türkiye, no. 43256/04 ve Doğan Yalçın / Türkiye, no. 15041/03).
AĐHM, sözkonusu davada, önceki saptamalarından ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel
koꢀul bulunmadığı görüꢀündedir.
AĐHM, yukarıdaki bilgiler ıꢀığında, AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna
varmıꢀtır.
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, aleyhindeki cezai kovuꢀturmanın, AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen
makul süre ꢀartına uymadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀ ve kovuꢀturmanın karmaꢀık olduğunu ve baꢀvuranın
yazılı ifadelerini vermesinde yaꢀanan gecikmelerin yargılamanın uzun sürmesinde etkisi
olduğunu iddia etmiꢀtir. Hükümet’e göre, ilk derece mahkemesi davayı titizlikle incelemiꢀ ve
düzenli aralıklarla duruꢀmalar yapmıꢀtır.
AĐHM, cezai kovuꢀturmanın baꢀvuranın yakalandığı 4 Eylül 1995 tarihinde
baꢀladığını ve dava dosyasındaki bilgiye göre, bu kararın kabul edildiği tarihte halen Yargıtay
önünde beklemede olduğunu gözlemlemektedir. Dolayısıyla, iki aꢀamalı bir yargı süreci on üç
yıldır devam etmektedir.
C. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ꢀikayetlerin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
D. Esas
AĐHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koꢀulları ıꢀığında
değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili
makamların tutumu özellikle gözönünde bulundurulmalıdır (bkz, Pélissier ve Sassi / Fransa,
no. 25444/94).
AĐHM, baꢀvuran ile diğer sanıklara yöneltilen çok sayıda iddianın karara bağlanmasını
gerektirmesi nedeniyle, dava konusunun karmaꢀık olduğuna dair Hükümet’in görüꢀüne
katılmaktadır. Ancak, AĐHM, makamların tutumunu dikkate aldığında, sözkonusu
yargılamanın makul bir süre içerisinde yapıldığı konusunda ikna olmamıꢀtır.
Đlk derece mahkemesinin, baꢀvuranın tutuklu bulunduğu cezaevini belirleyemediği
için, üç buçuk yıldan fazla bir süre boyunca baꢀvuranın gıyabında duruꢀmalar yapmıꢀ olması
özellikle gözönünde bulundurulmalıdır. Davalı Hükümet tarafından bu süre için herhangi bir
açıklama yapılmamıꢀtır. AĐHM’ye göre, ilk derece mahkemesinin bu süre boyunca
baꢀvuranın duruꢀmalara katılmasını sağlamamasının yargılama süresinin uzamasında etkisi
vardır.
AĐHM, ayrıca, ilk derece mahkemesi önündeki yargılama süresinin –on üç yıl-, iddia
edildiği gibi baꢀvuranın savunmasını vermesinde yaꢀanan gecikmelerle açıklanamayacağı
kanaatindedir.
AĐHM, yukarıdaki bilgiler ıꢀığında, AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul
süre” koꢀulunun yerine getirilmediğine karar vermiꢀtir. Sonuç olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesi
ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran, maddi tazminat olarak 11,500 Euro, manevi tazminat olarak 17,000 Euro
talep etmiꢀtir.
Hükümet, bu miktarların çok aꢀırı olduğunu ve belgelerle kanıtlanmadığını ileri
sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın maddi tazminat talebini desteklemek üzere herhangi bir belge
sunmadığını gözlemlemektedir. Ancak, AĐHM, baꢀvuranın tespit edilen ihlalin kendi baꢀına
yeterli tatmin oluꢀturamayacağı türden manevi zarar görmüꢀ olabileceğini kabul etmektedir.
AĐHM, benzer davaları dikkate alarak ve hakkaniyete dayalı temellere dayanarak, baꢀvurana
bu baꢀlık altında 15,000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran, ayrıca, AĐHM’yi davalı Hükümet’e baꢀvuranı serbest bırakması önerisinde
bulunmaya çağırmaktadır.
AĐHM, Yakıꢀan / Türkiye davasında (no. 11339/03), çok uzun bir süre boyunca tutuklu
yargılanmıꢀ olan bir baꢀvuranın durumuna son vermenin en uygun yolunun, iyi bir adalet
yönetiminin gereklerini dikkate alarak, davanın mümkün olan en kısa sürede görülmesi veya
yargılama sırasında baꢀvuranın serbest bırakılması olacağına karar verdiğini hatırlatmaktadır.
Ancak, AĐHM bu kararı verdiğinde, Yakıꢀan, aleyhindeki cezai kovuꢀturma sonlanıncaya
kadar yeniden yargılanmak üzere tutuklu kalmıꢀtır. Ancak, sözkonusu davada, baꢀvuran 27
Aralık 2007 tarihinde, ilk derece mahkemesi tarafından suçlu bulunmuꢀ ve hüküm giymiꢀtir.
Bir baꢀka deyiꢀle, baꢀvuran artık tutuklu yargılanmak üzere cezaevinde bulunmamaktadır.
AĐHS’nin 5/1 (a) maddesine dayanılarak tutuklu bulunmaktadır (bkz, mutatis mutandis,
Wemhoff, yukarıda kaydedilen). Bu nedenle, AĐHM, baꢀvuranın talebini yerine
getirememektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, ayrıca, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için
2,500 Euro talep etmiꢀtir. Bu miktarın 2,000 Euro’su avukatlık ücretini, 500 Euro’su ise
baꢀvuranın faturasını sunmuꢀ olduğu çeviri giderlerini kapsamaktadır.
Hükümet, baꢀvuranın taleplerine itiraz etmiꢀtir.
AĐHM’nin içtihadına göre, bir baꢀvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM, sözkonusu davada, elindeki bilgiye ve
yukarıdaki ölçütlere dayanarak, yapılan bütün yargılama masraf ve giderleri için toplam 2,000
Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
A. Gecikme Faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz
oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;
4. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
5. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na
çevrilmek üzere, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ile birlikte, Savunmacı
Hükümet tarafından baꢀvurana, manevi tazminat olarak 15,000 Euro (on beꢀ bin
Euro), yargılama masraf ve giderleri için 2,000 Euro (iki bin Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 23 Eylül 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
8
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło